Orman vasfı nedeniyle tapusu iptal edilen taşınmazın zararının, Türk Medenî Kanunu 1007 uyarınca devletin kusursuz sorumluluğu kapsamında tazmini.
Özet: Bu dava, tapu kaydının orman vasfıyla iptali sonucu oluşan zararın Türk Medeni Kanununun 1007. maddesi uyarınca tazmini talebiyle açılmış olup, ilk derece mahkemesi taşınmaz maliklerine hazineden tazminat ödenmesine karar vermiş; bu karara karşı taşınmazın değeri konusunda düşük kaldığını iddia eden davacılar ile davanın usulden reddi gerektiğini, orman vasfındaki taşınmazın özel mülkiyete konu olamayacağını, husumet yokluğunu ve tazminat miktarının yüksekliğini ileri süren davalı hazine vekillerinin istinaf başvuruları, bölge adliye mahkemesince devletin hatalı tapu kaydı nedeniyle kusursuz sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle esastan reddedilerek ilk derece mahkemesi hükmü onanmıştır.
5. Hukuk Dairesi         2025/5328 E.  ,  2026/960 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2024/3880 Esas, 2025/113 Karar
KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bafra 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2023/55 Esas, 2024/319 Karar
Taraflar arasındaki taşınmazın tapu kaydının mahkeme kararı ile iptalinden kaynaklanan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerine ait ............. Mahallesi 1 41... parsel sayılı taşınmazın tamamının tapu kaydının Orman Genel Müdürlüğü tarafından açılan tapu iptal ve tescil davası sonucunda iptal edilerek taşınmazın orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verildiğini, bu durumun müvekkillerinin mülkiyet hakkını ihlâl ettiğini belirterek müvekkillerinin uğradığı zararın tazminini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; süresinde açılmayan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığından bu gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davaya konu işlem Orman İdaresince gerçekleştirildiğinden, müvekkili Hazine yönünden husumet yokluğu nedeniyle ret kararı verilmesini, müvekkili Hazine ile ortaya çıkan zarar arasında illiyet bağının bulunmadığını, ormanların özel mülkiyete konu olamayacağını, bu nedenle davacılara mülkiyet hakkının hiç doğmamış olduğu açık olduğu hâlde, tapu kaydının iptal edildiğinden bahisle tazminat talep edilmesinin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca davalı Hazineden tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin düşük olduğunu, taşınmazın konumu ve nitelikleri itibarıyla kıymetli bir bölgede yer aldığını, sınırdaşı olan parsellerin imar uygulaması görmüş olduğunu, emsal karşılaştırmasının kanunun aradığı şartlara uygun olarak yapılmadığını, dava konusu taşınmaz ile emsalin emlak vergi değerleri arasında bile 1,32 kat fark mevcutken, taşınmazın emsalden 1,13 kat değerli olduğu sonucuna varılmasının gerçeği yansıtmadığını, yargılama sonucunda tespit edilecek bedele kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür.
2. Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığından bu gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, ormanların özel mülkiyete konu olmasının mümkün olmadığını, bu nedenle davacılara ait tapu kaydının yolsuz tescil niteliği taşıdığını ve hukuki değerinin bulunmadığını, davaya konu işlem Orman İdaresince gerçekleştirildiğinden, müvekkili Hazine yönünden husumet yokluğu nedeniyle ret kararı verilmesini, hükmedilen tazminat miktarının yüksek olduğunu, tapu kaydında tarla olarak kayıtlı olan ve halihazırda orman ağaçlarıyla kaplı dava konusu taşınmazın arsa vasfında değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, arazi vasfında kabul edilerek net gelir yöntemine göre değerinin tespit edilmesi gerektiğini, emsal seçimi ve karşılaştırmasının kanunun aradığı şartlara uygun olarak yapılmadığını, taşınmazın değerinden yapılacak düzenleme ortaklık payı oranı kesintisinin tespiti için ilgili belediye başkanlığından bu hususun sorularak gelecek sonuca göre taşınmazdan kesinti yapılması gerektiğini, dava dilekçesinde talep edilen miktara dava tarihinden, ıslah dilekçesiyle artırılan miktara ıslah tarihinden itibaren faiz uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacıların hissedarı olduğu taşınmazın tapu kaydının bir kısmının orman niteliğinde olduğu gerekçesiyle iptal edildiği, her ne kadar ormanların özel mülkiyete konu olması mümkün değil ise de tapu sicili hatalı olarak tutulduğundan 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi kapsamında Devletin kusursuz sorumluluğunun bulunduğu ve davacıların zararının tazmininin yerinde olduğu, bunun gibi hasım olarak Hazinenin gösterilmesinde ve asıl alacağa tapunun iptaline ilişkin mahkeme kararının kesinleştiği tarihten itibaren faiz uygulanmasında isabetsizlik olmadığı, taşınmazın niteliği dikkate alındığında, arsa olarak değerlendirilmesinde ve emsal olarak ... 1 89... parsel sayılı taşınmaz alınıp, emsal metodu uygulanmak suretiyle 01.05.2024 tarihli bilirkişi kurulu raporu nazara alınıp belirlenen ve davacılar hissesine düşen tazminat miktarının davalı Hazineden tahsiline karar verilmiş olmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, ... olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dosyada bulunan kanıt ve belgelere, kararın dayandığı gerekçelere göre; dava konusu ............ Mahallesi 1 41... parsel sayılı taşınmazın tamamının Orman Genel Müdürlüğü tarafından açılan dava sonucunda Bafra 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/183 Esas, 2022/267 Karar sayılı ilâmı ile orman tahdit sınırı içinde kaldığı gerekçesiyle tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verildiği, kararın temyiz incelemesinde geçmeksizin 10.01.2023 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın 20.03.2023 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
3. Dava konusu taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesi ve taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince davalı Hazineden tahsiline karar verilmesi yöntem itibarıyla yerindedir.
4. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
5. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazın değeri belirlenirken dava tarihine göre değerlendirme yapılması gerekirken, taşınmazın tapu kaydının iptali ile Hazine adına tesciline ilişkin kararın kesinleşme tarihi esas alınarak değer belirlenmesi doğru olmadığı gibi dava konusu taşınmazın kadastro parseli, emsal alınan taşınmazın ise imar parseli olduğu anlaşıldığından, dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede uygulanan düzenleme ortaklık payı oranı Belediye İmar Müdürlüğünden araştırılarak, tespit edilecek oranın dava konusu taşınmazın emsal karşılaştırması sonucu tespit edilen metrekare birim bedelinden düşülmesi gerektiği hâlde, emsalden yapılan kesinti oranında indirim yapılmak suretiyle hesaplama yapan bilirkişi kurulu raporu hüküm kurmaya elverişli ve inandırıcı bulunmamıştır.
6. Bu durumda; taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde resen emsal celbi yoluna gidilmesi, taşınmazın, değerlendirme tarihi itibarıyla, emsal alınacak taşınmazın ise satış tarihi itibarıyla imar ya da kadastro parselleri olup olmadığı ilgili Belediye Başkanlığı ve Tapu Müdürlüğünden sorulması, ayrıca dava konusu taşınmazın; imar planındaki konumu, emsallere ve değerini etkileyen merkezi yerlere olan uzaklığını da gösterir krokisi ve dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri ve emsal taşınmazların satış akit tablosu getirtilerek, dava konusu taşınmazın değerlendirmeye esas alınacak emsallere göre ayrı ayrı üstün ve eksik yönleri ve oranları açıklanmak suretiyle yapılacak karşılaştırma sonucu değerinin belirlenmesi bakımından yeniden oluşturulacak bilirkişi kurulu marifetiyle mahallinde keşif yapılarak alınacak rapor sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi bozmayı gerektirir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Davacılardan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.