Kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil davasında, ilk derece mahkemesinin bozma kararına uymayarak usul ve gerekçe eksiklikleriyle verdiği hatalı hükmün temyizen bozulması.
Özet: Bu hukuki evrak, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil talebiyle açılan bir davayı konu almaktadır; ilk derece mahkemesinin davayı kabul eden kararı Yargıtay tarafından eksik inceleme gerekçesiyle bozulmuş, bozmaya uyularak yapılan ikinci yargılamada ise mahkeme talebi reddetmiştir. Yargıtay, son kararı değerlendirirken, karar başlığının usulüne uygun düzenlenmemesi, tarafların ve birleştirilen davaların net olarak belirtilmemesi, gerekçenin yetersiz olması, birleştirilen dosyaların eksikliği ve önceki bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmemesi gibi önemli usul eksiklikleri tespit ederek, kararın bu haliyle denetime elverişli olmadığını vurgulamıştır.
1. Hukuk Dairesi         2025/6812 E.  ,  2026/3260 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI : 2012/5 E., 2018/20 K.
Mahkeme kararı bir kısım davacılar vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiş olup davacılar vekilinin temyiz itirazları ek kararla reddedilmiş olmakla; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil isteğine ilişkindir.
... ilçesi, ...köyünde bulunan 225, 224, 2 39... parsel sayılı taşınmazlar Hazine, 25 parsel sayılı taşınmaz ... ve müşterekleri, 24 parsel sayılı taşınmaz ... ve müşterekleri, 26 parsel sayılı taşınmaz ... adına kayıtlanmıştır.
Asıl davada davacılar ... ve müşterekleri; 25... parsel sayılı taşınmazların tescillerinin hatalı olduğunu, dava konusu taşınmaza ilişkin tapu ve vergi kayıtları bulunduğunu, kendileri adına tespit edilen 26 parsel sayılı taşınmaza karşı da 28 parsel maliklerinin dava açtıklarını belirterek 25... parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile adlarına tescilini ve müdahalenin menini talep etmişlerdir.
Birleştirilen 1990/345 Esas sayılı dava dosyasında davacı ...; birleştirilen 1990/214 Esas sayılı dava dosyasında davacı ... Cerit ve müşterekleri; birleşen 1990/150 Esas sayılı dava dosyasında ... ve müşterekleri, tapu ve vergi kaydına dayanarak tapu kayıtlarının iptali ve müdahalenin meni talebiyle dava açmışlardır.
Yargılama sırasında ... ve ... 25... parsel sayılı taşnımazlar içerisinde kendilerinin de hakları bulunduğunu bildirerek davaya müdahil olmuşlardır.
Mahkemenin 18.01.1995 tarihli kararıyla; asli müdahillerin davalarının reddine, birleştirilen 1990/214 Esas sayılı davanın reddine, 1990/213 Esas sayılı davanın kabulüne, 25... parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptaline, taşınmazların ...oğlu ... adına tesciline, parsellere davalıların el atmalarının önlenmesine, birleştirilen 1990/345 Esas sayılı davanın kabulüne, 24... parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptaline, ... oğlu ... adına tesciline, parsellere davalıların el atmalarının önlenmesine, birleştirilen 1990/150 Esas sayılı davanın kabulüne, 26, 2 01... parsel sayılı taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile 2/4 payının ... oğlu ..., 1/4'er payının ... oğlu ... ve ...oğlu ... adlarına tesciline, parsellere davalıların el atmalarının önlenmesine karar verilmiş, kararın ... ve müşterekleri vekili, ... ve müşterekleri, Hazine vekili, ... terekesi mümesili ve diğerleri vekili tarafından temyizi üzerine, Dairenin 16.10.1996 tarih ve 1996/11108 Esas, 11563 Karar sayılı kararıyla; yapılan incelemenin eksik olduğu açıklanarak taraf tapu kayıtlarının uygulanması, uygulamada komşu kayıtlardan ve bu kayıtlara ilişkin olarak kesinleşen hükümlerden yararlanılması, tapu kayıtlarının kapsamlarının müşterek krokiye yansıtılması, böylece krokiler arasında ortaya çıkan çelişkinin giderilerek kayıt kapsamlarının kesin olarak belirlenmesi gereğine değinilip karar bozulmuş, Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda, yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararıyla; tapu iptali ve tescili gerektirir bir durumun ortaya çıkmadığı, dolayısıyla herhangi bir el atmanın da bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de usulüne ve denetime uygun şekilde karar başlığı düzenlenmemiş, asıl dava ile birleştirilen davalar ve taraflar denetime elverişli şekilde kararda gösterilmemiş, taraf koşulunun sağlanıp sağlanmadığı üzerinde durulmamış, oluşturulan kararın gerekçesi usulünce açıklanmamış, dava konusu taşınmazlar tam olarak belirlenmemiş, temyiz incelemesi yapılmak üzere gönderilen dosya içerisinde asıl dava dosyası ile birleştirildiği belirtilen dosyaların bulunmadığının anlaşılması üzerine Dairenin geri çevirme kararları sonrasında eksiklik tamamlanmaya çalışılmış, bozmaya uyulduğu halde gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir.
Hemen belirtilmelidir ki; 6100 sayılı HMK'nın, "hükmün kapsamı" başlığını taşıyan 297. maddesinin (b) bendinde tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile TC kimlik numarası, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad soyadları ile adreslerinin de kararda yer alması gerektiği düzenlenmiştir. Belirtilen Yasa hükmüne göre tarafların ve davaya katılanların kimlikleri ile varsa kanuni temsilci ve vekillerinin ad ve soyadları ile adreslerinin karar başlığında gösterilmesi zorunludur. Mahkemece, bu yasal düzenlemeye aykırı düşecek ve denetime elverişli olmayan şekilde karar başlığı düzenlenmiştir.
Bunun yanında; Mahkemenin hangi gerekçe ile sonuca vardığı Mahkeme ilamından anlaşılamamaktadır. Mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerektiği 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesinde belirtilmiş olup aynı zamanda Anayasa'nın 141/3. maddesinin de amir hükmü gereğidir. Mahkeme kararları; tarafların iddia ve savunmalarının özetini, tarafların anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri mutlaka kapsamalıdır. Tarafların hükmün hangi maddi ve hukuki sebebe dayandırıldığını anlayabilmeleri ve Yargıtayca kararın usul ve yasaya uygun olup olmadığının denetlenmesi ancak kararın gerekçeli olmasıyla mümkündür.
Ne var ki; somut olayda Mahkemece hiçbir somut gerekçe gösterilmeden, bilirkişi raporuna atıf yapılmak suretiyle yukarıda açıklanan ilkelere aykırı şekilde karar verilmiş, hükmün hangi maddi ve hukuki gerekçe ve nedenlere dayandığı tartışılarak değerlendirilmemiştir.
Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için Mahkemece öncelikle, dava konusu taşınmazlar tam olarak belirlenmeli, tarafların dayanak tapu ve vergi kayıtları tesislerinden itibaren denetime elverişli şekilde tüm intikalleri ile dosya arasına alınmalı, dayanak kayıtların revizyon görüp görmedikleri belirlenmeli, çekişmeli taşınmazlara komşu tüm taşınmazların kadastro tespit tutanak ve dayanakları ile davalı olanların dava dosyaları getirtilmeli, bundan sonra, taşınmazlar başında yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve fen bilirkişisinin katılımıyla keşif yapılmalı, keşifte Dairenin önceki bozma ilamında belirtildiği şekilde dayanak kayıtlar mahallinde uygulanarak kapsamları belirlenmeli, uygulamada komşu kayıtlardan ve bu kayıtlara ilişkin olarak kesinleşen hükümlerden yararlanılmalı, tapu kayıtlarının kapsamları müşterek krokiye yansıtılmalı, böylece krokiler arasında ortaya çıkan çelişki giderilerek kayıt kapsamları kesin olarak belirlenmeli; keşfe katılacak mahalli bilirkişi ve tanıklardan çekişmeli taşınmazların evveliyatının ne olduğu, kim tarafından ne zamandan beri hangi hukuki nedene dayalı olarak kullanıldıkları hususu sorulmalı, dinlenen bilirkişi ve tanık beyanlarında çelişki doğduğu takdirde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeye çalışılmalı; uygulamada komşu parsel tutanak ve dayanalarından yararlanılmalı; fen bilirkişisinden keşfi takibe ve kayıt uygulamasını denetlemeye imkan verir tapu kayıtlarının kapsamlarının müşterek krokiye yansıtılmış şekli ile kroki ve rapor düzenlemesi istenmeli; bundan sonra tüm deliller değerlendirlerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, yukarıda değinilen hususlar gözetilmeden yanılgılı değerlendirme ve eksik inceleme ile yetinilerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru değildir.
Davalı Hazine vekilinin açıklanan nedenden ötürü yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, Temyiz eden davalı Hazine harçtan muaf bulunduğundan bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, Dosyanın ... 3. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 21.04.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.