Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin hayat sigortası kaynaklı tazminat davasında, uyuşmazlığın tüketici işlemi kabul edilerek görevli mahkemenin belirlenmesine ilişkin gerekçeli karar.
Özet: Müteveffa adına düzenlenen hayat sigortası poliçelerinden kaynaklı tazminat talebiyle açılan davada, davacı tarafın sigorta bedellerinin ödenmesini, davalı sigorta şirketinin ise ödeme yükümlülüğü olmadığını savunmasına karşın, mahkeme uyuşmazlığın bir tarafı tüketici olan sigorta sözleşmesinden doğduğunu belirterek, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca davanın Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanına girmediğini ve tüketici mahkemelerinin yetkili olduğunu tespit etmiştir.

T.C. ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2026/40 Esas - 2026/268

TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ
T.C.
ANKARA
ASLİYE SEKİZİNCİ TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2026/40 Esas
KARAR NO : 2026/268
....
DAVA : Sigorta (Hayat Sigortası Kaynaklı)
DAVA TARİHİ : 16/01/2026
KARAR TARİHİ : 10/04/2026
GEREKÇELİ KARAR TARİHİ : 10/04/2026
Mahkememizde görülmekte olan Sigorta (Hayat Sigortası Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Fazlaya ilişkin alacak, dava ve sair talep haklarını saklı tutarak, müteveffa Yıldıray Koçer adına düzenlenmiş bulunan ....numaralı uzun süreli hayat sigortası poliçeleri kapsamında ödenmesi gereken sigorta bedeline ilişkin tazminat taleplerinin, davalı sigorta şirketi tarafından hukuka aykırı ve haksız biçimde reddedilmesi nedeniyle; anılan poliçelerde öngörülen teminat bedellerinden .... numaralı poliçe yönünden şimdilik 1.000,00 TL’nin, ....numaralı poliçe yönünden ise şimdilik 2.000,00 TL’nin, temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; : Şirketin hayat sigortası kapsamında ödeme yükümlülüğü bulunmadığından işbu davanın reddi ile, şirketin aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin de davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, hayat sigortası poliçesinden kaynaklı tazminat istemine ilişkin olup davacıların murisi ve davalı sigorta şirketi arasındaki uzun süreli Hayat Sigorta Sözleşmesine dayalı olarak tazminat tahsili istemine ilişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir.
Diğer taraftan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari sayılan işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Bu nedenlerle işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar asliye ticaret mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, asliye ticaret mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 sayılı HMK'nın 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemece re'sen dikkate alınır.
28/05/2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 3/k bendinde "ticari ve mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi" tüketici, 3/ı bendinde "mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dahil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına yada hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekalet, bankacılık vb. sözleşmeler de dahil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem" tüketici işlemi olarak tanımlanmıştır. Aynı kanunun 73/1 maddesinde tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiş, 83/2. maddesinde taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve 6502 sayılı kanunun görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir.
İş bu davada; dava tarihi itibariyle 6502 sayılı yasanın yürürlükte olduğu, Hayat Sigortası Poliçesinden kaynaklı tazminat istemine ilişkin bu davada davacıların murisi ve davalı sigorta şirketi arasındaki uzun süreli Hayat Sigorta Sözleşmesine dayalı olarak açılan bu davanın dayanağı Hayat Sigortası Sözleşmesi olup, uyuşmazlık kredi sözleşmesinden değil, bir tarafı tüketici olan sigorta sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, Hayat Sigorta Sözleşmelerinin niteliği gereği sigortalı tarafın mesleği ne olursa olsun (tacir, esnaf, işçi, memur vs.), gerçek kişi ve tüketici olması dışında bir seçenek yoktur. 6502 sayılı Yasanın 73/1 maddesindeki düzenlemede belirtildiği üzere muris tüketici konumunda olup, davacılarda miras ilişkisine dayanarak dava açtıklarından ve davalı sigorta şirketi ile aralarında aktedilen sigorta sözleşmesi de bir tüketici işlemi olmasından dolayı tüketici işleminden kaynaklanan bu uyuşmazlığa bakma görevi anılan Kanunun 3,73/1 ve 83/2 maddeleri uyarınca Tüketici mahkemesine ait bulunmaktadır (.....).
Somut olayda, davacıların murisleri ticari amaç gütmeyen, hayat sigorta poliçesi akdetmiş olup, halefleri olan mirasçıları da 6502 sayılı Kanun'un 3/k maddesinde belirtilen tüketici kapsamında olduğundan, dava konusu talep de aynı Yasa'nın 3/l maddesinde belirtilen tüketici işlemi niteliğinde bulunup, Yasa'nın 73/1 maddesi gereğince tüketici işleminden kaynaklanan davalarda görevli mahkeme tüketici mahkemeleridir (... ...) Bu durumda, görevli mahkemenin Ankara Tüketici Mahkemesi olduğu anlaşılmakla mahkememizin görevli olmadığı nedenle 6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri uyarınca bu hususun dava şartlarından olduğu ve davanın her aşamasında resen dikkate alınacağı da gözetilerek davanın usulden reddine, Mahkememizin görevsizliğine, 6100 sayılı HMK.nun 20/1 maddesi gereğince taraflardan birinin süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın görevli ve yetkili .... Mahkemesine gönderilmesine, 6100 sayılı HMK.nun 20/1 maddesi gereğince taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise bu tarihten, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmediği takdirde, mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin ihtarına dair karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın 6100 sayılı HMK'nun 114/1-c maddesi ve 115. maddesi gereğince dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE,
2- Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
3-6100 sayılı HMK.nun 20/1 maddesi gereğince taraflardan birinin süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde dosyanın görevli ve yetkili .... MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,
4-6100 sayılı HMK.nun 20/1 maddesi gereğince taraflardan birinin, bu karar verildiği anda kesin ise bu tarihten, süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde kararı veren mahkememize başvurarak, dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmediği takdirde, mahkememizce DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verileceğinin ihtarına, (ihtarat yapıldı)
5-6100 sayılı HMK.nun 331/2 maddesi gereğince görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi hâlinde, yargılama giderlerine o mahkemece hükmedilmesine,
6-6100 sayılı HMK.nun 331/2 maddesi gereğince görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise, talep halinde mahkememizce verilecek ek kararla dosya üzerinden bu durumun tespiti ile davacının yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilmesine,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde ..... nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 10/04/2026
....