Miras, zilyetlik ve tapu kayıtlarına dayalı taşınmaz tescil taleplerinin kadastro mahkemesinde yetersiz inceleme sebebiyle Yargıtay tarafından bozulması.
Özet: Yargıtay, davacının miras yoluyla taşınmaz tescili talebiyle açtığı kadastro davasında, ilk derece mahkemesinin, dayanılan tapu kayıtlarının kapsamı ve mahalline uygulamasında, diğer hissedarlara ait belgelerin araştırılmasında, mirasçılar arasındaki harici taksim, satış veya bağış işlemlerinin tespitinde, fen bilirkişisi raporunun hazırlanmasında ve keşif sırasındaki beyanların değerlendirilmesinde eksik ve yetersiz inceleme yaparak hüküm kurduğunu belirterek, uyuşmazlığın esasını aydınlatmayan bu haliyle verilen kararı bozmuştur.

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2019/28 E., 2023/6 K. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacı ... mirasçısı ... vekili ve davalı ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. Kahramanmaraş ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında yapılan kadastro tespiti sırasında, 1 02... ve 1 20... parsel sayılı 1.645.69 m² ve 2.207,02 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına, 1 02... parsel sayılı 3.696,68 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve miras yoluyla gelen hakka dayanılarak ... mirasçıları adına, 1 02... parsel sayılı 6.973,78 m² yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve hibeye dayanılarak davalı ... adına, 1 11... parsel sayılı 3.269,13 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve hibeye dayanılarak davalı ... adına, 1 11... parsel sayılı 6.500,94 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ve hibeye dayanılarak davalılar ... ve ... adına, 1 11... , 1 20... ve 66 parsel sayılı ve sırasıyla 3.060,91 m², 8.030,78 m² ve 1.668,03 m² yüzölçümündeki taşınmazlar ise kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı ... adına tespit edilmiştir. 2. Davacı ... dava dilekçesinde; dava konusu taşınmazlarda miras yoluyla hakka sahip olduğunu ileri sürerek, dava konusu taşınmazların miras payı oranında adına tapuya tescilini talep etmiştir.II. CEVAPDavalılar, cevap dilekçesi vermemişlerdir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 01.12.2015 tarihli ve 2009/939 Esas, 2015/66 Karar sayılı kararı ile davanın reddine, dava konusu taşınmazların kadastro tespitindeki gibi aynı vasıf ve mahiyette tapuya tescillerine karar verilmiştir.IV. BOZMA VE BOZMA SONRASI YARGILAMAİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen 01.12.2015 tarihli kararının davacı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 2016/6749 Esas ve 2019/558 Karar sayılı ilamıyla "İlk Derece Mahkemesince dava konusu taşınmazların bir kısmının davalı tarafın tutunduğu tapu kayıtları ve satış senedinin kapsamında kaldığı, bir kısmı üzerinde ise davalılar lehine zilyetlikle kazanım koşullarının gerçekleştiği kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan inceleme, araştırma ve uygulama hüküm vermeye yeterli olmadığı, davacı tarafın tutunduğu 20.01.1950 tarihli ve 14-15 sayılı tapu kayıtlarına göre, dava konusu taşınmazların bir bölümü borçlanma yoluyla 1950 yılında Hazineden satın alındığı, İlk Derece Mahkemesince, tapu kayıtlarının ilk oluşumlarına ilişkin tüm belge ve haritalar dosya arasına getirtilerek revizyon durumları sorulmadığı ve tapu kayıtlarının yöntemine uygun şekilde mahalline uygulanmadığı, öte yandan, dayanılan tapu kayıtları taşınmazın yarısına ilişkin olup, davalının murisi ... 1/4 oranında pay sahibi olmasına ve tapu kayıtlarında davalıların murisi dışında başka hissedarlar da bulunmasına rağmen, İlk Derece Mahkemesince taşınmazın diğer yarısına ilişkin tapu kaydı bulunup bulunmadığı araştırılmadığı, tapu malikleri arasında haricen yapılan taksim, satış ya da bağış gibi bir hukuki işlem bulunup bulunmadığı saptanmadığı, diğer taraftan, dosyada mevcut fen bilirkişisi raporuna ekli krokide davalı tarafın tutunduğu tapu kayıtlarının ve satış senedinin sınır noktaları net olarak gösterilmediği, sınır noktaları birbirleriyle çelişkili olarak işaretlenmiş ve tapu kayıtlarının dava konusu 1 11... , 3 27... parsel sayılı taşınmazlar da dahil olmak üzere çok geniş bir alanı kapsadığı belirlenmesine rağmen, bu alanda kalan taşınmazların kadastro tespit tutanakları ve dayanakları getirtilip incelenmediği, tapu kayıtları ve satış senedinin kapsamı dışında kalan diğer dava konusu taşınmazların ise kök muris ...’den miras yoluyla intikal ettiği belirlenmesine rağmen, mirasçılar arasında haricen yapılan taksim, satış ya da bağış gibi bir hukuki işlem bulunup bulunmadığı ve varsa bu hukuki işlemlerin içerikleri hakkında ayrıntılı araştırma yapılmadığı, keşif sırasında alınan soyut ve yetersiz beyanlarla hüküm kurulduğu, eksik ve yetersiz bir incelemeye dayalı olarak karar verilemeyeceği, hal böyle olunca, doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle, davalı tarafın tutunduğu 20.01.1950 tarihli ve 14-15 sayılı tapu kayıtlarının ilk oluşumlarına ilişkin tüm belge, tutanak ve haritalar dosya arasına getirtilmeli, tapu kayıtlarının taşınmazın yarısına ilişkin olması sebebiyle taşınmazın diğer yarısıyla ilgili tapu kaydı bulunup bulunmadığı araştırılmalı, dayanılan tapu kayıtlarının kadastro sırasında revizyon görüp görmedikleri sorularak, varsa revizyon gördükleri taşınmazların kadastro tespit tutanakları ve dayanakları temin edilmeli, dayanılan tapu kayıtlarının kapsadıkları alanı dıştan çevreleyen parseller ile tapu kayıtlarının kapsadıkları alanda kalan dava dışı parsellerin kadastro tespit tutanakları ve dayanakları dosyaya eklenmeli, dosya bu şekilde keşfe hazır hale getirildikten sonra da mahallinde yaşlı, tarafsız ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu, tespit bilirkişileri ve taraf tanıkları ile fen bilirkişinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı, yapılacak keşifte, davalı Hazinenin dayandığı tapu kayıtlarının varsa haritası zemine uygulanarak kapsamı 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 20/A maddesi uyarınca öncelikle haritasına göre, haritasının bulunmaması veya uygulanabilir olmaması halinde ise tapu kayıtlarının mevki ve sınırları ayrı ayrı okunarak yerel bilirkişilerce zeminde tek tek göstertilmek suretiyle belirlenmeli; bilirkişilerin gösteremediği hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkânı sağlanmalı, sınırlar komşu parsel tutanak ve varsa dayanağı kayıt ve belgelerle denetlenmeli, teknik bilirkişiye uygulanan tapu kayıtlarının kapsadıkları alanları gösterir ve keşfi takibe imkan verir ayrıntılı kroki düzenlettirilmeli, bu yolla dayanılan tapu kayıtlarının kapsamı duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmeli, davalının tutunduğu satış senedinin kapsamı da aynı yöntemle saptanarak fen bilirkişisi tarafından kroki üzerinde gösterilmeli, yerel bilirkişi ve tanıklardan tapu kayıtlarının kapsamında kalan taşınmazlar yönünden tapu malikleri arasında haricen yapılan taksim, bağış yada satış gibi tapu dışı bir hukuki işlem bulunup bulunmadığı, varsa bu hukuki işlemin hangi tarihte kimler arasında ne şekilde yapıldığı, tüm hissedarların bu hukuki işleme katılıp katılmadıkları, tapu kapsamı dışında kalan taşınmaların ise öncesi itibarıyla kime ait oldukları, kimden kime nasıl intikal ettikleri, kim tarafından ne zamandan beri ve ne suretle kullanıldıkları, miras bırakandan kalmış iseler terekesinin tüm mirasçıların ya da yasal temsilcilerinin katılımı ile paylaşmaya tabi tutulup tutulmadığı, her bir mirasçıya miras payına karşılık taşınır ya da taşınmaz mal verilip verilmediği, dava konusu taşınmazların kimin miras payına düştüğü hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, yerel bilirkişisi ve tanık sözleri terekeye dahil dava dışı taşınmazların tespit tutanakları ve kesinleşmiş iseler kadastroca oluşan tapu kayıtları ile denetlenmeli, beyanlar arasındaki çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeli, tespite aykırı sonuca ulaşılması halinde tespit bilirkişileri dinlenilmeli, yapılacak inceleme ve değerlendirmeler sırasında mirasçılar arasında zilyetlikle iktisap hükümlerinin uygulanamayacağı göz önüne alınmalı, bundan sonra da toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmeli" gerekçesiyle davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla "6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesi uyarınca ispat yükü kanunda özel bir düzenleme olmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkartan tarafa ait olduğu, davacıların hakkını dayandırdığı olguları ispata elverişli delilleri sunmadığı" gerekçesiyle davanın reddine ve dava konusu taşınmazların tespit gibi tesciline karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri1. Davacı ... mirasçısı ... vekili temyiz dilekçesinde; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu ve keşifte dinlenen kişilerin beyanının soyut ve yersiz olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.2. Davalı ... temyiz dilekçesinde; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu ve keşifte dinlenen kişilerin beyanının soyut ve yersiz olduğunu ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, irsen intikal ile zilyetliğine dayalı olarak dava konusu taşınmazlarda davacıların hak sahibi olup olmadığı hususuna ilişkindir.İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda; davacı tarafın davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle sübut bulmayan davanın reddine karar verilmiş, verilen karar davacı ... mirasçısı ... vekili ve davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.Temyiz itirazlarının incelenmesinde; İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırma ve uygulama hüküm kurmaya yeterli bulunmamaktadır. Bozma ilamında davacı tarafın tutunduğu 20.01.1950 tarihli ve 14-15 sayılı tapu kayıtlarına göre, dava konusu taşınmazların bir bölümünün borçlanma yoluyla 1950 yılında Hazineden satın alındığı, İlk Derece Mahkemesince tapu kayıtlarının ilk oluşumlarına ilişkin tüm belge ve haritalar dosya arasına getirtilerek revizyon durumları sorulmadığı ve tapu kayıtlarının yöntemine uygun şekilde mahalline uygulanmadığı, öte yandan, dayanılan tapu kayıtları taşınmazın yarısına ilişkin olup, davalının murisi ... 1/4 oranında pay sahibi olmasına ve tapu kayıtlarında davalıların murisi dışında başka hissedarlar da bulunmasına rağmen, İlk Derece Mahkemesince taşınmazın diğer yarısına ilişkin tapu kaydı bulunup bulunmadığının araştırılmadığı, tapu malikleri arasında haricen yapılan taksim, satış ya da bağış gibi bir hukuki işlem bulunup bulunmadığı saptanmadığı, diğer taraftan, dosyada mevcut fen bilirkişisi raporuna ekli krokide davalı tarafın tutunduğu tapu kayıtlarının ve satış senedinin sınır noktaları net olarak gösterilmediği, sınır noktaları birbirleriyle çelişkili olarak işaretlendiği ve tapu kayıtlarının dava konusu 1 11... , 3 27... parsel sayılı taşınmazlar da dahil olmak üzere çok geniş bir alanı kapsadığı belirlenmesine rağmen, bu alanda kalan taşınmazların kadastro tespit tutanakları ve dayanakları getirtilip incelenmediği, tapu kayıtları ve satış senedinin kapsamı dışında kalan diğer dava konusu taşınmazların ise kök muris Bekir’den miras yoluyla intikal ettiği belirlenmesine rağmen, mirasçılar arasında haricen yapılan taksim, satış ya da bağış gibi bir hukuki işlem bulunup bulunmadığı ve varsa bu hukuki işlemlerin içerikleri hakkında ayrıntılı araştırma yapılmadığı, keşif sırasında alınan soyut ve yetersiz beyanlarla hüküm kurulduğu, eksik ve yetersiz bir incelemeye dayalı olarak karar verilemeyeceği, hal böyle olunca, doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle, davalı tarafın tutunduğu 20.01.1950 tarihli ve 14-15 sayılı tapu kayıtlarının ilk oluşumlarına ilişkin tüm belge, tutanak ve haritalar dosya arasına getirtilmeli, tapu kayıtlarının taşınmazın yarısına ilişkin olması sebebiyle taşınmazın diğer yarısıyla ilgili tapu kaydı bulunup bulunmadığı araştırılmalı, dayanılan tapu kayıtlarının kadastro sırasında revizyon görüp görmedikleri sorularak, varsa revizyon gördükleri taşınmazların kadastro tespit tutanakları ve dayanakları temin edilmeli, dayanılan tapu kayıtlarının kapsadıkları alanı dıştan çevreleyen parseller ile tapu kayıtlarının kapsadıkları alanda kalan dava dışı parsellerin kadastro tespit tutanakları ve dayanakları dosyaya eklenmeli, dosya bu şekilde keşfe hazır hale getirildikten sonra da mahallinde yaşlı, tarafsız ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu, tespit bilirkişileri ve taraf tanıkları ile fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı denilmişse de bozma gereklerinin yerine getirilmediği anlaşılmıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez.Hal böyle olunca; doğru sonuca varılabilmesi için öncelikle, davalı tarafın tutunduğu 20.01.1950 tarihli ve 14, 15 sayılı tapu kayıtlarının ilk oluşumlarına ilişkin tüm belge, tutanak ve haritalar dosya arasına getirtilmeli, tapu kayıtlarının taşınmazın yarısına ilişkin olması sebebiyle taşınmazın diğer yarısıyla ilgili tapu kaydı bulunup bulunmadığı araştırılmalı, dayanılan tapu kayıtlarının kadastro sırasında revizyon görüp görmedikleri sorularak, varsa revizyon gördükleri taşınmazların kadastro tespit tutanakları ve dayanakları temin edilmeli, dayanılan tapu kayıtlarının kapsadıkları alanı dıştan çevreleyen parseller ile tapu kayıtlarının kapsadıkları alanda kalan dava dışı parsellerin kadastro tespit tutanakları ve dayanakları dosyaya eklenmeli, dosya bu şekilde keşfe hazır hale getirildikten sonra da mahallinde yaşlı, tarafsız ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi kurulu, tespit bilirkişileri ve taraf tanıkları ile fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı, yapılacak keşifte, davalı Hazinenin dayandığı tapu kayıtlarının varsa haritası zemine uygulanarak kapsamı 3402 sayılı Kanun'un 20/A maddesi uyarınca öncelikle haritasına göre, haritasının bulunmaması veya uygulanabilir olmaması halinde ise tapu kayıtlarının mevki ve sınırları ayrı ayrı okunarak yerel bilirkişilerce zeminde tek tek göstertilmek suretiyle belirlenmeli, bilirkişilerin gösteremediği hudutların tespiti için taraflara tanık dinletme imkânı sağlanmalı, sınırlar komşu parsel tutanak ve varsa dayanağı kayıt ve belgelerle denetlenmeli, teknik bilirkişiye uygulanan tapu kayıtlarının kapsadıkları alanları gösterir ve keşfi takibe imkan verir ayrıntılı kroki düzenlettirilmeli, bu yolla dayanılan tapu kayıtlarının kapsamı duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmeli, davalının tutunduğu satış senedinin kapsamı da aynı yöntemle saptanarak fen bilirkişisi tarafından kroki üzerinde gösterilmeli, yerel bilirkişi ve tanıklardan tapu kayıtlarının kapsamında kalan taşınmazlar yönünden tapu malikleri arasında haricen yapılan taksim, bağış ya da satış gibi tapu dışı bir hukuki işlem bulunup bulunmadığı, varsa bu hukuki işlemin hangi tarihte kimler arasında ne şekilde yapıldığı, tüm hissedarların bu hukuki işleme katılıp katılmadıkları, tapu kapsamı dışında kalan taşınmaların ise öncesi itibarıyla kime ait oldukları, kimden kime nasıl intikal ettikleri, kim tarafından ne zamandan beri ve ne suretle kullanıldıkları, miras bırakandan kalmış iseler terekesinin tüm mirasçıların ya da yasal temsilcilerinin katılımı ile paylaşmaya tabi tutulup tutulmadığı, her bir mirasçıya miras payına karşılık taşınır ya da taşınmaz mal verilip verilmediği, dava konusu taşınmazların kimin miras payına düştüğü hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri terekeye dahil dava dışı taşınmazların tespit tutanakları ve kesinleşmiş iseler kadastroca oluşan tapu kayıtları ile denetlenmeli, beyanlar arasındaki çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeli, tespite aykırı sonuca ulaşılması halinde tespit bilirkişileri dinlenilmeli, yapılacak inceleme ve değerlendirmeler sırasında mirasçılar arasında zilyetlikle iktisap hükümlerinin uygulanamayacağı göz önüne alınmalı, bundan sonra da toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir.İlk Derece Mahkemesince bu hususlar gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi ve ayrıca gerekçesiz bir şekilde karar yazılması isabetsiz olup, davacı ... mirasçısı ... vekilinin ve davalı ...'in temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.VI. KARARDavacı ... mirasçısı ... vekilinin ve davalı ...'in temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,İstek halinde peşin harcın temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine,1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,15.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.