Danıştay, 375 sayılı KHK kapsamında PKK/KCK iltisakı iddiasıyla kamu görevinden çıkarılan personelin, somut delil yetersizliğiyle işleminin iptali kararını temyizen inceliyor.
Özet: Terör örgütüyle iltisak veya irtibat iddiasıyla kamu görevinden çıkarılan davacının, bu işleme karşı açtığı davada, ilk derece mahkemesi, davacının kişisel sorumluluk ilkesi gereği aile bireylerinin eylemlerinden mesul tutulamayacağını, önceki hukuki süreçlerde beraat veya hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları aldığını ve idarenin somut delillerle terör örgütüyle bağını ispatlayamadığını gerekçe göstererek görevden çıkarma kararını iptal etmiştir. Bu karar, üst mahkemece de onanmış olup, davalı bakanlık, davacının örgütle bağlantısının mevcut olduğunu iddia ederek mahkeme kararının temyizen bozulmasını talep etmektedir.
Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2023/8526 E.  ,  2025/14702 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2023/8526
Karar No : 2025/14702
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ...
VEKİLİ : I. Hukuk Müşaviri Yrd....
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35/B maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığının ... tarih ve ... sayılı işleminin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük haklarının iadesine, parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davacı hakkında düzenlenen bilgi notunda, davacının 21/04/2006 tarihinde Ağrı Eğitim Fakültesinde öğrenim gören ve PKK/KCK Terör Örgütünün Gençlik Yapılanması Yurtsever Özgür Gençlik Hareketine müdahil şahıslar tarafından organize edilen izinsiz etkinlik kapsamında 6 şahsa ceza verilmesinin protesto amacıyla düzenlenen basın açıklamasına katıldığı, konu ile ilgili olarak 23/04/2006 tarihinde ifadesinin alınmasının ardından serbest bırakıldığı, PKK/KCK Terör Örgütünün siyasi uzantısı olan parti tarafından organize edilen çok sayıda etkinliğe katıldığı, PKK/KCK Terör Örgütünün Gençlik Yapılanması BAGEH'e müdahil şahıslar tarafından 16/11/2005 tarihinde Ağrı İlinde düzenlenen etkinlikte yasa dışı slogan attığı gerekçesiyle 10/03/2006 tarihinde gözaltına alındığı, alınan ifadesi sonrasında serbest bırakıldığı, abisi E.D.'nin silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmek veya üye olmak suçundan tutuklanan PKK/KCK Terör Örgütünü ile bağlantılı olduğu iddia edilen siyasi partinin eş başkanın ikâmetinde yapılan arama sonucunda ele geçirilen dokümanlarda Iğdır İlinde faaliyet gösteren 60 iş yerine ''1,2,3'' ve ''Verdi, Verildi'' şeklinde ifadelerin yazıldığının tespit edildiği, söz konusu işyerlerinden PKK/KCK terör örgütüne finansal destek sağlandığı değerlendirilerek PKK/KCK Terör Örgütüne finans desteği sağlamak suçundan ifadesi alınarak serbest bırakılan işyeri sahiplerinden olduğu hususlarına yer verilmiş ise de; davacının abisi ile ilgili yapılan tespitin, davacının terör örgütleriyle irtibatı bulunduğu şeklinde değerlendirilemeyeceği, yukarıda sözü edilen suç ve cezaların şahsiliği ilkesi uyarınca davacının, aile üyesinin bu nitelikteki bir eyleminden sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, ayrıca davacı hakkında suçu ve suçluyu övmek suçu kapsamında açılan davada ... Sulh Ceza Mahkemesinin E:... ve...sayılı ilamıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve sonrasında davanın düşmesine karar verildiği, yine davacı hakkında kamu kurumu faaliyetini cebir veya tehdit kullanarak engellemek suçu kapsamında açılan davada ...Asliye Ceza Mahkemesinin E:... ve... sayılı ilamıyla beraat kararı verildiği, davalı idare tarafından davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğunu ispatlayıcı nitelikte, somut herhangi bilgi ve belgenin sunulamadığı, bu durumda, davacı hakkında, 375 sayılı KHK 'nın Geçici 35. maddesine istinaden terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirmesi yapılmak suretiyle tesis olunan kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uygunluk bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline, mahrum kaldığı parasal haklarının işlem tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve dilekçede ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesi uyarınca davacının terör örgütü ile iltisakı yahut örgütle irtibatının olduğunun değerlendirildiği ve hukuka ve mevzuata uygun olarak davacı hakkında işlem tesis edildiği, dosyada mevcut olan delillerin ve diğer tespitlerin davacının PKK/YPG terör örgütüyle irtibatını ortaya koyduğu, dava konusu işlemin kamu yararının bir gereği olduğu, dava konusu işlemin iptaline karar verilmesinin hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır. Olağanüstü hâl, daha sonrasında üçer aylık dönemler hâlinde Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu tarafından uzatılmış ve 18/07/2018 tarihinde kaldırılmıştır.
23/07/2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (667 sayılı KHK) 4/1-(e) maddesinde; terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen, Mahalli idareler personelinin, valinin başkanlığında toplanan ve vali tarafından belirlenen kurulun teklifi üzerine İçişleri Bakanının onayıyla kamu görevinden çıkarılmasına karar verileceği düzenlenmiştir. Anılan KHK, 18/10/2016 tarih ve 6749 sayılı Kanun'la değiştirilerek kabul edilmiş, bu Kanun ise 29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
Diğer yandan, olağanüstü halin sona erdirilmesinden sonra 31/07/2018 tarih ve 30495 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7145 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'ye geçici 35. madde eklenmiştir. Anılan maddede, ''...B) Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl süreyle; terör örgütlerine veya Millî Güvenlik Kurulunca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen (Anayasa Mahkemesinin 30/06/2022 tarih ve E:2018/137, K:2022/86 sayılı kararıyla,"...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) ;...8) Mahalli idareler personeli, valinin başkanlığında toplanan ve vali tarafından belirlenen kurulun teklifi üzerine İçişleri Bakanının onayıyla kamu görevinden çıkarılır.
'' hükmü getirilmek suretiyle, 667 sayılı KHK'nın 4/1-(e) maddesiyle benzer düzenlemeye yer verilmiş, ayrıca aynı maddenin son fıkrasında, (A) ve (B) fıkraları uyarınca haklarında işlem tesis edilecek olanlara yedi günden az olmamak üzere ilgili kurum tarafından uygun vasıtalarla savunma hakkı verileceği belirtilmiştir. Daha sonra, 28/07/2021 tarihli ve 31551 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7333 sayılı Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 23. maddesiyle, söz konusu Geçici 35. maddenin (B) fıkrasında yer alan “üç yıl” ibaresi “dört yıl” şeklinde değiştirilmiştir.
Davalı idare bünyesinde zabıta müdür vekili olarak görev yapan davacının, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 35/B-8 maddesi uyarınca kamu görevinden çıkarılmıştır.
Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle özlük haklarının iadesi ve yoksun kaldığı parasal hakların yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle dava açılmıştır.
Diğer yandan, davacı hakkında suçu ve suçluyu övmek suçu kapsamında açılan davada ... Sulh Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:... ve K:... sayılı ilamıyla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve sonrasında davanın düşmesine karar verildiği ve kararın kesinleştiği, yine davacı hakkında kamu kurumu faaliyetine cebir ve tehdit kullanarak engellemek suçu kapsamında açılan davada ... Asliye Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:... ve K:... sayılı ilamıyla beraat kararı verildiği ve kararın kesinleştiği anlaşılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
667 sayılı KHK'nın 4. maddesi uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
Bu kapsamda, ülkenin içinde bulunduğu tehdidin ortadan kaldırılması ve bozulan kamu düzeninin ivedi şekilde yeniden tesis edilmesi amacıyla, "terör örgütleri ile milli güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilenler" hakkında; 667 sayılı KHK'nın 4. maddesiyle, olağan dönemdeki yaptırımlardan farklı olarak olağanüstü nitelikte tedbir, OHAL kalktıktan sonra 375 sayılı KHK'nın Geçici 35. maddesiyle de dört yıl süreyle uygulanmak üzere kamu görevinden çıkarma yaptırımı getirilmiştir.
AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara üyelik, mensubiyet, iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu yaptırımın uygulanmasını gerektiren hâllerdir. Yukarıda yer verilen yapılara üyelik ve mensubiyet olmasa da bu yapılara iltisaklı veya bunlarla irtibatlı bulunulması hâli de anılan yaptırımın uygulanabilmesi için yeterlidir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Dosyanın incelenmesinden; davacının Ağrı Eğitim Fakültesinde öğrenim gören ve PKK/KCK Terör Örgütünün Gençlik Yapılanması Yurtsever Özgür Gençlik Hareketine müdahil şahıslar tarafından organize edilen izinsiz etkinlik kapsamında 6 şahsa ceza verilmesinin protesto amacıyla düzenlenen basın açıklamasına katıldığı, konu ile ilgili olarak 23/04/2006 tarihinde ifadesinin alınmasının ardından serbest bırakıldığı, PKK/KCK Terör Örgütü ile ilişkili olan parti tarafından organize edilen çok sayıda etkinliğe katıldığı, PKK/KCK Terör Örgütünün Gençlik Yapılanması BAGEH'e müdahil şahıslar tarafından 16/11/2005 tarihinde Ağrı İlinde düzenlenen etkinlikte yasa dışı slogan attığı gerekçesiyle 10/03/2006 tarihinde gözaltına alındığı, alınan ifadesi sonrasında serbest bırakıldığı, abisi E.D.'nin silahlı terör örgütü kurmak ve yönetmek veya üye olmak suçundan tutuklanan PKK/KCK Terör Örgütü ile ilişkili olan partinin eş başkanının ikâmetinde yapılan arama sonucunda ele geçirilen dokümanlarda Iğdır İlinde faaliyet gösteren 60 iş yerine ''1,2,3'' ve ''Verdi, Verildi'' şeklinde ifadelerin yazıldığının tespit edildiği, söz konusu işyerlerinden PKK/KCK terör örgütüne finansal destek sağlandığı değerlendirilerek PKK/KCK Terör Örgütüne finans desteği sağlamak suçundan ifadesi alınarak serbest bırakılan işyeri sahiplerinden olduğu tespitlerinin değerlendirilmesinden, davacının PKK/KCK terör örgütü ile iltisak ve irtibatlı olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendiğinde; idari yargı mercilerince ceza yargılamasından bağımsız olarak PKK/KCK silahlı terör örgütüyle irtibat ve iltisak yönünden ayrıca değerlendirme yapılması nedeniyle, davacının terör örgütüyle bağlantılı olduğu değerlendirilen toplantı ve gösterilere katıldığı, yasa dışı sloganlar attığı, dosyada bulunan tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının PKK/KCK silahlı terör örgütüyle iltisak ve irtibatlı olduğu hususunun sübuta erdiği anlaşıldığından dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Bu durumda, dava konusu işlemin iptali ile dava konusu işlem nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının işlem tarihinden (01/10/2020) itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne,
2.Dava konusu işlemin iptaline ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA,
3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 16/12/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Bölge İdare Mahkemesince verilen karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir neden bulunmadığından, davalının temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanması gerektiği görüşüyle kararın bozulmasına ilişkin çoğunluk kararına katılmıyoruz.