Kadastro sırasında Hazine adına tespit edilen taşınmazların, zilyetlikle imar ve ihya edildiği iddiasıyla tescili talebinin, orman vasfı ve zilyetlik şartlarının oluşmaması nedeniyle reddine dair uzun soluklu yargı süreci.
Özet: Davacı tarafından uzun yıllardır zilyetliğinde bulunduğunu ve imar-ihya ettiğini iddia ettiği taşınmazların adına tescili talep edilmişse de, yapılan yargılama ve bilirkişi incelemeleri sonucunda, dava konusu taşınmazların orman sayılan makilik vasfında, edinime elverişli olmayan devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğu, toprak muhafaza karakteri taşıdığı ve eğimlerinin kanuni sınırları aştığı tespit edilmiştir; ayrıca, taşınmazların imar-ihya yoluyla kazanılması için gerekli 20 yıllık zilyetlik süresinin de ilk dava tarihi itibarıyla dolmadığı anlaşıldığından, davanın reddine ve taşınmazların orman vasfıyla tespiti yönünde karar verilmiştir.

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2022/260 E., 2025/27 K. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. Kadastro sırasında, Muğla ili ... ilçesi ... Mahallesinde bulunan 1 22... , 141, 147, 1 61... , 41... ada 1 parsel sayılı sırasıyla 7.162,97 m², 436,36 m², 22.482,48 m², 32.604,96 m², 6.605,77 m² ve 7.570,74 m² yüzölçümündeki taşınmazlar, tarla vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir.2. Davacı ... Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde; Muğla ili ... ilçesi ... Mahallesi Kıylamanın ... mevkinde kain doğusu; çalılık - fundalık - cebel, batısı; ..., ... ve ... zeytinlikleri, kuzeyi; dere - ..., ... ve ...'a ait zeytinlik, güneyi; ... zeytinliği ile çevrili tahminen 65-70 dönüm alanlı ve yaklaşık 12.000 TL değerindeki taşınmazın 40 - 45 yılı aşkın bir süredir kendisinin zilyetliğinde bulunduğunu, iş bu taşınmazın 40 - 45 yıl kadar öncesinde fundalık ve delicelik iken kendisi tarafından imar ve ihyasının tamamlandığını ve tarım arazisi haline getirildiğini ve o günden bu yana nizasız ve fasılasız olarak yine kendisi tarafından zilyet ve tasarruf edildiğini ileri sürerek, tescil harici bırakılan işbu taşınmazın kendi adına tescilini talep etmiştir.II. CEVAPDavalılar ... vekili ve Hazine vekili ile ... vekili cevap dilekçelerinde; davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIAsliye Hukuk Mahkemesinin 08.07.2013 tarihli ve 2013/13 Esas, 2015/603 Karar sayılı kararıyla; "dava konusu taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğu" gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİAsliye Hukuk Mahkemesinin 08.07.2013 tarihli ve 2013/13 Esas, 2015/603 Karar sayılı kararına karşı davacı ... tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 03.05.2017 tarih ve 2015/15972 Esas, 2017/73920 Karar sayılı ilamıyla, "Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığı ve Milas Belediye Başkanlığının huzuruyla davanın görülmesinde yasal zorunluluk bulunduğu" gerekçesi ile karar bozulmuştur.Asliye Hukuk Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, 13.11.2017 tarihli ve 2017/665 Esas, 2017/669 Karar sayılı kararla, "dava konusu taşınmazların orman sayılan yerlerden olduğu" gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesinin 13.11.2017 tarihli ve 2017/665 Esas, 2017/669 Karar sayılı kararı, davacı ... vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 06.04.2021 tarihli ve 2020/4390 Esas, 2021/3333 Karar sayılı ilamı ile onandıktan sonra, davacı vekili tarafından karar düzeltme yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 16.12.2021 tarihli ve 2021/11685 Esas, 2021/12577 Karar sayılı ilamıyla, "İlk Derece Mahkemesince, 1 22... , 141, 147, 1 61... , 41... ada 1 sayılı parsel sayılı taşınmazlara ait kadastro tutanakları ve krokisi getirtilip, teknik bilirkişiden, koordinatlı kroki ile çakıştırılarak hazırlanmış rapor alınıp tescil davasına konu çekişmeli taşınmazların kadastro tespiti yapılan taşınmaz sınırları içerisinde kalıp kalmadığı kesin olarak belirlendikten sonra, haklarında kadastro tutanağı düzenlenmiş taşınmazlar yönünden 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 30/2. maddesi gereğince esasen malik hanelerinin açık olduğu kabul edilerek, aynı Kanun'un 27. maddesi gereğince görevli Mahkemenin Kadastro Mahkemesi olduğu nazara alınmak suretiyle, davanın görev yönünden reddine, hakkında tutanak düzenlenmemiş taşınmazlar yönünden ise davanın esasına ilişkin karar verilmesi" gereğine değinilerek bozulmuştur.Asliye Hukuk Mahkemesince, bozma ilamı doğrultusunda görevsizlik karar verilerek dava dosyası Kadastro Mahkemesine gönderilmiştirİlk Derece (Kadastro) Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, "taşınmazların zilyetliğe dayalı kazanımı için öncelikle edinilmeye elverişli, Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunmayan yerlerden olması ve KK m. 14... 'deki şartları taşıması gerektiği, somut olayda dava konusu taşınmazların denetime elverişli bilirkişi raporuna göre orman sayılan makiliklerden olduğu, toprak muhafaza karakteri taşıdığı ve eğimlerinin kanunda belirtilen %12 sınırını çokça aştığının belirlendiği, bu durumun aynı zamanda hava fotoğrafları ve krokilerle de tasdiklendiği, dolayısıyla en başta zilyetliğin ilk şartı olan edinilmeye elverişli taşınmazların bulunmadığı, kaldı ki raporlar arasındaki çelişkiler giderilerek imar ve ihya süresinin ilk dava tarihi itibarıyla 20 yılı bulmadığı, yani kanunda belirlenen zilyetlik sürelerinin dolmadığı" gerekçesiyle, davanın reddine ve dava konusu taşınmazların orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazların orman vasfında olmadığını, 50 yaşında zeytin ağaçları bulunduğunu, 60 yıl öncesinde zeytin aşılaması yapıldığını, bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli olmadığını ve taşınmazın öncesine ve imar ihyaya ilişkin yeterli araştırma yapılmadığını belirterek, hükmün bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup olmadığı ve aktarılan dava tarihi itibarıyla davacı lehine zilyetlikle kazanım koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, bozma ilamında ve İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle, Davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına,1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,15.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.