Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, orman vasfıyla tescilli taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği iddiasıyla kadastro tespitinin iptali ve adına tescili talepli asıl ve birleşen davalarda bozma sonrası verilen kararın temyiz incelemesini yapmıştır.
Özet: Bu hukuki evrak, Aydın ilinde orman vasfıyla hazine adına kaydedilen veya kadastro dışı bırakılan büyük parsellerin belirli kısımlarının, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak kendi adlarına tescilini talep eden birden fazla davacının açtığı asıl ve birleşen davalara ilişkindir; ilk derece mahkemesinin önceki bozma kararına uyarak verdiği, davacıların kadastro tespitlerinin iptali ve taşınmazların adlarına tescili taleplerine dair kısmen kabul ve kısmen ret kararlarının temyiz incelemesini kapsamaktadır.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2015/369 E., 2023/400 K. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar asıl ve birleşen davada davacılar ..., ... tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. Orman kadastrosu sonucu, Aydın ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 2 03... parsel sayılı 8.241.473,88 m² yüzölçümündeki taşınmaz, orman vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edildikten sonra, 2006 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu (3402 sayılı Kanun) uyarınca yapılan kadastro çalışmasında 2 03... parsel sayılı taşınmaz kesinleşmiş orman parseli olduğundan 3402 sayılı Kanun'un 22/son maddesi gereğince hakkında kadastro tutanağı düzenlenmeksizin parsel numarası verilerek tapu kütüğüne aktarılmıştır. 2. Davacı ... vekili asıl ve birleşen dava dosyalarına sunduğu dava dilekçelerinde; kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, müvekkili olan davacı adına tespit gören Aydın ili ... ilçesi ... köyü 2 03... , 4 96... parsel sayılı taşınmazların devamı niteliğindeki 20 - 25 dönüm civarındaki taşınmazının 2 03... parsel sayılı taşınmaz kapsamında, 30 dönüm civarındaki taşınmazının ise 2 03... parsel sayılı taşınmaz kapsamında bırakıldığından bahisle, kadastro tespitlerinin iptali ile taşınmazların belirtilen kısımlarının davacı adına tespit ve tescillerini talep etmiştir.3. Kadastro Mahkemesinin birleşen 2007/20 Esas sayılı dosyasında davacı ... dava dilekçesinde; kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, adına tespit gören Aydın ili ... ilçesi ... köyü 2 03... parsel sayılı taşınmaza bitişik 2 03... parsel sayılı taşınmazı 20 yıldan fazla süre önce satın aldığından bahisle taşınmazın adına tescilini talep etmiştir. 4. Kadastro Mahkemesinin birleşen 2007/67 Esas sayılı dosyasında davacı ... dava dilekçesinde; miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, Aydın ili ... ilçesi ... köyü 2 03... parsel sayılı taşınmaz ile 2 03... parsel sayılı taşınmaz içerisinde duvarla çevrili 2000 m²lik arazinin babasından miras kaldığını iddia ederek, taşınmazların adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAPDavalılar cevaplarında; davanın reddini savunmuşlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIÇine (Kapatılan) Kadastro Mahkemesinin 02.01.2013 tarihli ve 2007/12 Esas, 2013/1 Karar sayılı kararı ile, davacı ...'ın 2 03... parsele ilişkin açtığı davanın kabulüne, taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile davacı ... adına tapuya tesciline, 2 03... parsel yönünden açılan davalarda; davacılar ... ve ... yönünden davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine, 03.08.2012 tarihli bilirkişi raporunda P188 nolu orman içi ziraat parseli içerisinde kalan (A) harfi ile gösterilen 2.151,28 m² yüzölçümündeki bölümün kadastro tespitinin iptali ile en son parsel numarası verilerek davacı ... adına tapuya tesciline, 03.08.2012 tarihli bilirkişi raporunda (F) harfi ile gösterilen 272,21 m² yüzölçümündeki kısım ile (G) harfi ile gösterilen 913,96 m² yüzölçümündeki kısmın 2 03... parsele eklenerek 2 03... parsel sayılı taşınmazın 3995,72 m² yüzölçümü ile davacı ... adına tapuya tesciline, 03.08.2012 tarihli bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 432,77 m² yüzölçümündeki kısım ile (B) harfi ile gösterilen 14,67 m² yüzölçümündeki kısım ile (İ) harfi ile gösterilen 299,14 m²lik kısmın 2 03... parsele eklenerek 2 03... parsel sayılı taşınmazın 1601,80 m² yüzölçümü ile davacı ... adına tapuya tesciline, 03.08.2012 tarihli bilirkişi raporunda (C) harfi ile gösterilen 695,50 m² yüzölçümündeki kısmın 2 03... sayılı parsele eklenerek 2 03... parsel sayılı taşınmazın 1.385,74 m² yüzölçümü ile davacı ... adına tapuya tesciline, davacı ...'nın ... ilçesi ... köyü 2 03... parsele ilişkin davasının reddine, ... ilçesi ... köyü 2 03... sayılı parselin tespit gibi tapuya tesciline, davacı ...'nın 2 03... sayılı parsel yönünden açtığı davanın reddine, ... ilçesi ... köyü 2 03... parsel sayılı taşınmazın diğer davacılara ilişkin hükümler ayrı kalmak kaydıyla tespit gibi tapuya tesciline, davacı ...'ın davalı ... Köyü Tüzel Kişiliğine açtığı davanın husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ1. Çine (Kapatılan) Kadastro Mahkemesinin yukarıda belirtilen 02.01.2013 tarihli ve 2007/12 Esas, 2013/1 Karar sayılı kararına karşı davacılar ..., ..., davalılar Hazine vekili ve ... vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 23.02.2015 tarihli ve 2014/9974 Esas, 2015/805 Karar sayılı ilamıyla, "Mahkemece, davacı ...'ın 2 03... parsele ilişkin açtığı davanın kabulüne, dava konusu 2 03... parsel yönünden açılan davalarda, davacı ... ve ... yönünden davanın kısmen kabulüne, davacı ... yönünden davanın reddine karar verilmiş ise de, verilen bu karar usûl ve kanuna aykırıdır. Şöyle ki; kadastro mahkemesinin görevi, kadastro tutanağının tanzimi tarihinden tutanağın kesinleşmesine kadar geçecek zaman içindeki itiraz ve davalar için sözkonusudur. Başka bir anlatımla; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 26. maddesinin 4. fıkrasına göre, kadastro mahkemesinin yetkisi, kadastro tutanağının düzenlendiği günde başlar. Hakkında tutanak düzenlenmeyen veya düzenlenmiş olup kesinleşen taşınmazlarla ilgili iddiaların (davaların) genel mahkemede görülmesi gerekir. Tutanak kesinleştikten sonra kadastro mahkemesinin görevi sona erer. Mahkemelerin görevi, kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi de zorunludur. Somut olayda, davacıların dava konusu ettiği 2 03... parsel sayılı taşınmaz hakkında kadastro sırasında tutanak düzenlenmemiş, kesinleşen orman tahdidi içinde kaldığı gerekçesiyle, 3402 sayılı Kanun'un 22/son maddesi gereğince, aktarma suretiyle parsel sayısı verilmiştir. Hal böyle olunca, davacılar tarafından açılan davada görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, davanın esası hakkında karar verilmesi doğru değildir. Ayrıca; Orman İdaresinin, dava konusu 2 03... parselin de içinde olduğu 245 adet taşınmazın 2/B niteliği ile orman sınırları dışına çıkarıldığını, ancak, taşınmazların halen orman niteliğinde olduğunu ileri sürerek tespitlerin iptali ile orman niteliği ile tesciline dair açtığı davanın Çine Kadastro Mahkemesinin 2014/6 Esas sayılı dosyasında halen derdest olduğu anlaşılmaktadır. Kadastro davalarında, tutanak aslının dosyada bulundurulması ve çelişkili kararların verilmemesi ve infaz sırasında tereddüt yaratılmaması bakımından aynı parseller hakkında açılan davaların birleştirilerek görülmesi ve taşınmaz hakkında tek sicil (kayıt) oluşturulması usûl hükmü gereğidir. Bu nedenle, aynı parselin dava konusu olduğu dava dosyalarının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 166. maddesi gereğince birleştirilmesi ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir. Bu nedenle; Mahkemece, 2 03... parsele ilişkin dava terfik edilerek yeni esasa kaydedildikten sonra, bu parselin dava konusu olduğu kadastro mahkemesinin 2014/6 Esas sayılı dosyası ile arasında hukukî ve fiilî yönden irtibat bulunması nedeniyle dosyaların 6100 sayılı Kanun'un 166. maddesi gereğince birleştirilmesi ve tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu gibi hüküm kurulması usûl ve kanuna aykırıdır." gerekçesiyle Çine (Kapatılan) Kadastro Mahkemesinin kararı bozulmuştur.2. Bozma sonrası Çine Kadastro Mahkemesinin kapatılması nedeniyle dosyanın devredildiği Aydın Kadastro Mahkemesince, davacı ...'nın 2 03... parsel sayılı taşınmaza yönelik davası ile davacı ...'ın 2 03... parsel sayılı taşınmaza yönelik davası hukuki ve fiili irtibat nedeniyle eldeki dosyadan tefrik edilerek aynı mahkemenin 2014/6 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmiştir. 3. Aydın Kadastro Mahkemesinin 25.06.2015 tarihli ve 2015/20 Esas, 2015/55 Karar sayılı kararı ile, "dava konusu 2 03... parsel hakkında kadastro tutanağı düzenlenmediği, kadastro tutanağı düzenlenmeyen taşınmazlar hakkında genel mahkemelerin görevli olduğu" gerekçesiyle, görevsizlik kararı verilerek dava dosyası Çine Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmiştir. 4. Çine Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "dava konusu taşınmazların kesinleşmiş orman sınırları içinde kaldıkları, eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarından evveliyatının orman sayılan alanlardan olduğu, davacılar tarafından orman vasfı taşıyan yeri açmak sureti ile zilyetlik iddiasında bulunulduğu ve Devlet Ormanı olan yerler için zilyetlik iddiasının dinlenemeyeceği" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA.Temyiz Sebepleri1. Davacı ... temyiz dilekçesinde; Yargıtay bozma ilamı sonrasında bozma gereklerinin yerine getirilmediğini, eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulduğunu, Çine Kadastro Mahkemesinin 2007/12 Esas sayılı dosyasında talebi hakkında kısmen kabulüne karar verildiğini ve bu kararın temiz incelemesinde Yargıtay tarafından esasa girilmeden yalnızca görev yönünden bozma kararı verildiğini, bozma öncesi ve sonrası teknik bilirkişi raporlarının çelişkili olduğunu ve çelişkiler giderilmeden İlk Derece Mahkemesince hüküm kurulduğunu, eksik araştırma ve incelemeye dayalı ve çelişkili bilirkişi raporu hükmü esas alınarak karar verildiğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir2. Davacı ... temyiz dilekçesinde; hükme esas alınan bilirkişi raporlarının eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olduğunu, dava konusu taşınmazın eski hava fotoğraflarındaki görüntüsünün değerlendirildiğini, halbuki dosya kapsamındaki tahrir komisyonu tutanaklarının gözardı edildiğini, bu evraklardan arazinin orman sınırları içerisinden çıkartıldığının açıkça tespit edilebileceğini, keşif esnasında da görüldüğü üzere taşınmazda var olan üzüm bağlarının yaşlı ve uzun yıllardır kullanılan asmalar olduğunu, hava görüntüsünde yeşillik olarak görülen kısımların bu asmalardan kaynaklandığını, dava konusu taşınmazı 1980 yılında dava dışı bir kişiden satın aldığını ve nizasız fasılasız kullandığını ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. 3. Davacı ... temyiz dilekçesinde; Yargıtay bozma ilamı sonrasında bozma gereklerinin yerine getirilmediğini, eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulduğunu, bilirkişi raporlarında taşınmaz üzerinde meyvecilik ve bağcılık yapıldığı belirtilmesine rağmen eski hava fotoğraflarındaki görünümünün değerlendirildiğini ve tahrir komisyonu evraklarının göz ardı edildiğini, bu evraklardan arazinin orman sınırları içerisinden çıkartıldığının açıkça tespit edilebileceğini, keşif esnasında da görüldüğü üzere taşınmazda var olan üzüm bağlarının yaşlı ve uzun yıllardır kullanılan asmalar olduğunu, hava görüntüsünde yeşillik olarak görülen kısımların bu asmalardan kaynaklandığını, dosya içerisinde yer alan ... serisi orman iç parselleri başlıklı orman tahrir komisyonu 1972 tarihli kararın 78. sayfasında yer alan parsel 188 başlıklı bölümünde dava konusu arazi için açıkça "soğanlıdere mevkiinde etrafı duvarla çevrili ve birbirine bitişik ... ile ... bağı komisyon kararı ile orman dışı bırakıldı, bu parselin yukarı köşesindeki kayaya 2384 yazıldı" demekle taşınmazın orman sınırları dışına çıkarıldığının tespit edildiğini, ancak mahkemece yapılan yargılamada ve alınan bilirkişi raporlarında söz konusu karar gözönüne alınmayarak usul ve kanuna aykırı karar tesis edildiğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştirB. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, dava konusu taşınmazın orman olup olmadığı ve davacılar lehine kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle iktisap koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar ..., ..., ...'nın temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,10.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.