Kadastro öncesi nedenlere dayalı, orman vasıflı hazine taşınmazının tapu iptali ve tescili davasında hak düşürücü süre nedeniyle reddi kararının Yargıtay tarafından onanması.
Özet: Davacı, kadastro sonucunda Hazine adına orman vasfıyla tescil edilen taşınmazların, murislerinden ve kendisinden kaynaklanan 50 yılı aşkın nizasız ve fasılasız zilyetliğe dayanarak olağanüstü zamanaşımı yoluyla tapu iptali ve tescilini talep etmiş; ancak ilk derece ve istinaf mahkemeleri, kadastro tespitinin kesinleşmesinden sonra 3402 sayılı Kanunun 12/3. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu gerekçesiyle davayı reddetmiş, temyiz incelemesinde de bu ret kararı usul ve kanuna uygun bulunarak onanmıştır.

MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/277 E., 2026/347 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Kulp 1. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2023/1424 E., 2024/355 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. Kadastro sonucunda, Diyarbakır ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan 3 31... , 17... ada 4 parsel sayılı taşınmazlar, orman vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; Diyarbakır ili ... ilçesi ... Mahallesi 3 31... ve 17 parsel içinde davalı Haine adına orman vasfıyla tescil edilen yaklaşık 53 dönüm alan ile 3 33... parsel sayılı taşınmazın müvekkili olan davacının murisleri tarafından 50 yıldan fazla süredir malik sıfatıyla ekilip biçildiğini, gerek murislerin gerekse davacının zilyetliğinin nizasız ve fasılasız devam ettiğini, taşınmazın ormanla ilgisinin bulunmadığını, davacı lehine 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu' nun 713. maddesinde belirtilen olağanüstü zamanaşımı yoluyla iktisap şartlarının oluştuğunu ileri sürerek, tapu kaydının iptali ile taşınmazların davacı adına tapuya tescilini talep etmiştir.II. CEVAPDavalılar cevap dilekçelerinde; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 12/3. maddesinde belirtilen hak düşürücü sürenin dolduğunu ve kazanım koşullarının oluşmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "kadastro tespitinin kesinleşmesinden itibaren dava tarihine kadar 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği" gerekçesiyle davacının davasının hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "dava konusu taşınmazların yapılan tesis kadastrosu tespitlerinin 28.03.20 02... .03.2002 tarihlerinde kesinleşerek tapuya tescil edildikleri, davanın ise 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesindeki 10 yıllık hak düşürücü süre gerçekleştikten sonra 18.12.2023 tarihinde açıldığı anlaşıldığından; 3402 sayılı Kanun'un 12/3. maddesindeki 10 yıllık süre, hak düşürücü süre olup bu hali ile davanın görülebilirlik şartı olması nedeniyle davanın İlk Derece Mahkemesince hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu" gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde; İlk Derece Mahkemesince itiraz ettikleri çalışmanın tesis kadastro mu ya da uygulama kadastrosu mu olduğunun araştırılmadığını, işin esasına girilmeden ilgili kurum tarafından verilen cevabi yazıya istinaden davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, itiraz ettikleri kadastro çalışmasında yüzölçüm ve parsel numaraları değiştiğinden bu çalışmanın uygulama kadastrosu olarak görülmesinin hatalı olduğunu, davacı lehine imar-ihya ve kazandırıcı zaman aşımı zilyetliğiyle mülk edinme koşullarının oluştuğunu, dava konusu taşınmazların Hazine, Orman ya da üçüncü kişilerle herhangi bir ilgisi bulunmadığını ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve GerekçeDava, kadastro öncesi nedenlere dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava tarihi itibarıyla, 3402 sayılı Kanun' un 12/3. maddesinde öngörülen hak düşürücü sürenin geçip geçmediği noktasında toplanmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,Davacı tarafından yatırılan 732,00 TL peşin harcın onama harcı olarak mahsubuna,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,10.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.