Eski şirket ortağının kefalet ilişkisinden usulünce istifa etmesine rağmen bankanın talep ettiği fahiş borç için borçlu olmadığının tespiti davası ve ticari davalarda arabuluculuk şartı incelenmiştir.
Özet: Davacı, bir şirketle olan ortaklığını sonlandırması üzerine altı yıl önce davalı banka ile müteselsil kefalet ilişkisini noter aracılığıyla sonlandırdığını bildirmesine rağmen, bankanın kendisinden fahiş miktarda eski şirket borçları için haksız ve kötü niyetli bir ödeme talebinde bulunması üzerine, kefaletinin sona erdiğinin ve borçlu olmadığının tespiti, olası icra takiplerinin durdurulması için ihtiyati tedbir ve kötü niyet tazminatı talepleriyle menfi tespit davası açmış; ancak mahkeme, 01/09/2023 tarihinden itibaren menfi tespit davalarında arabuluculuk başvurusunun dava şartı olduğunu belirtmiştir.

T.C.

İSTANBUL
8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2026/1457 Esas
KARAR NO : 2026/620
DAVA : Menfi Tespit
DAVA TARİHİ : 10/08/2026
KARAR TARİHİ : 08/09/2026
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'nın geçmiş tarihlerde ... Ltd. Şti. nezdindeki ortaklığına istinaden davalı banka ile müteselsil kefalet ilişkisi içine girdiğini, ticari kararları doğrultusunda söz konusu şirket ortaklığından ayrıldığını, bu ayrılığa bağlı olarak banka nezdindeki tüm kefalet sorumluluklarını sona erdirme iradesini ... tarihinde ... 6. Noterliği'nin ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile resmiyete döktüğünü, aradan geçen altı yıllık süre zarfında kefaletinin sona erdiği hususu bilinmesine rağmen davalı banka tarafından gönderilen 06.03.2026 tarihli ihtarname ile müvekkilden fahiş tutarlarda ödeme talep edildiğini, Türk Lirası kredilerinden kaynaklanan 17.990.518,54 TL asıl alacak, 7.000.000,00 TL gayrinakdi kredi deposu ve çek yaprakları sorumluluğu gibi kalemlerle birlikte toplamda müvekkilin malvarlığını tamamen ortadan kaldırabilecek boyutta bir meblağın tasfiyesinin istendiğini, ihtarnamenin en dikkat çekici yönünün bu devasa tutarın tebliğden itibaren yirmi dört saat içinde ödenmesi veya depo edilmesi şartının koşulması olduğunu, altı yıl önce kefalet ilişkisinden usulüne uygun şekilde istifa etmiş bir şahsa yaklaşık yirmibeş milyon Türk Lirası'nı bulan bir sorumluluk yükleyip bunu yirmi dört saat içinde talep etmenin dürüstlük kuralıyla bağdaşmadığını, bu durumun müvekkil açısından İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi anlamında menfi tespit davası açma noktasında hukuki yarar doğurduğunu, müvekkilin 27.03.2020 tarihli istifanamede şirket hissedarlığından ayrıldığı ve şirket ile hiçbir bağının kalmadığı gerekçesiyle kefillikten vazgeçtiğini ve istifa ettiğini belirterek bu tarihten sonra kullanacağı hiçbir krediden ve borçtan sorumlu olmayacağını ihtaren bildirdiğini, Türk Borçlar Kanunu'nun 599. maddesi uyarınca kefilin borç doğmadığı müddetçe belirsiz süreli kefalet sözleşmesinden dönme hakkının mevcut olduğunu, müvekkilin bu yasal hakkını kullanmış olmasına rağmen bankanın aradan geçen altı yıl sonra bu kadar yüksek bir tutarla kapısını çalmasının kötü niyetli bir yaklaşımın tezahürü olduğunu, bu ölçekteki bir borç iddiasıyla başlatılacak icra takibinin ticari itibarı geri dönülemez şekilde zedeleyeceğini, bankanın ihtarında yer alan kredi hesap özetleri incelendiğinde bu borçların müvekkilin istifa tarihinden çok sonraki dönemlere ait olduğunun veya o tarihten sonra yenilenen ya da limit artırımı yapılan krediler olduğunun görüleceğini, müvekkilin imzasının bulunmadığı bu yeni dönem borçları için fahiş bedeller talep edilmesinin ihtiyati tedbir kararının aciliyetini perçinlediğini, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389. maddesi uyarınca gecikme sebebiyle ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde ihtiyati tedbir kararı verilmesinin esas olduğunu belirterek, müvekkil aleyhine davalı banka tarafından 06.03.2026 tarihli ihtarnameye istinaden başlatılması muhtemel icra takiplerinin dava sonuna kadar durdurulmasına veya malvarlığı üzerine haciz konulmasının önlenmesi adına ivedilikle ihtiyati tedbir kararı verilmesini, davacı ...'nın, asıl borçlu ... İnş. Petrol Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şti. 'nin davalı banka nezdindeki borçları nedeniyle, ... 6. Noterliği'nin ... tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesinin tebliğ tarihi itibarıyla kefalet ilişkisinin sona erdiğinin ve buna bağlı borçlu olmadığının tespitini ve davalı bankanın yürütülen bu sürecin haksız ve kötü niyetli olması hasebiyle İcra ve İflas Kanunu'nun 72/5 maddesi uyarınca dava konusu tutarın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
DELİLLER, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren ve 03/01/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 5. maddesinden sonra gelmek üzere eklenen maddeye göre ; MADDE 5/A- (1) "Bu Kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." Yine 05/04/2023 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 31. maddesiyle 6102 Sayılı TTK'nın 5/A maddesinin birinci fıkrasında yer alan “paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında” ibaresi “para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında,” şeklinde değiştirilmiş, 7445 Sayılı Kanunun 43/1-a maddesiyle, bu Kanunun 31. maddesinin 01/09/2023 tarihinde yürürlüğe gireceği kararlaştırılmıştır. Söz konusu kanun hükümleri dikkate alındığında, 01/09/2023 tarihi itibariyle, menfi tespit davaları bakımından, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı haline getirildiği anlaşılmaktadır. Eldeki davanın açılış tarihi 10/08/2026 tarihidir.
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun “Dava şartı olarak arabuluculuk" başlıklı 18/A. maddesine göre; "(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır.
(2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir."
Söz konusu yasal düzenlemeler ve dosya kapsamı dikkate alındığında, eldeki davanın menfi tespit davası olduğu ve 10/08/2026 tarihinde açıldığı, 01/09/2023 tarihi itibariyle açılan menfi tespit davalarında artık dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğu, davacı tarafça dosyaya arabuluculuk son tutanağı sunulmadığı gibi, arabulucuya başvurulduğuna ilişkin bir beyanda da bulunulmadığı anlaşılmakla, 6325 Sayılı Kanunun 18/A-2, 6102 Sayılı Sayılı TTK'nın 28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 30. maddesiyle değişik 5/A-1 maddesi, 6100 Sayılı Kanunun 114/2, 115. maddeleri gereğince, açılan davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-6325 Sayılı Kanunun 18/A-2, 6102 Sayılı Sayılı TTK'nın 28/3/2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanunun 30. maddesiyle değişik 5/A-1 maddesi, 6100 Sayılı Kanunun 114/2, 115. maddeleri gereğince, açılan davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden REDDİNE,
2-Alınması gereken 732,00TL harcın peşin olarak yatırılan 1.024,65TL harçtan mahsubu ile fazladan yatırılan 292,65TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde davacıya İADESİNE,
3-Davacının yaptığı yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Davacı tarafından yatırılan gider ve delil avansından sarfedilmeyen kısmın karar kesinleştiğinde davacıya İADESİNE,
5-Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 67/1. maddesi gereğince taraflardan birinin talebi üzerine kararın tebliğe ÇIKARTILMASINA,
Dair; tarafların yokluğunda, HMK'nın 341/1 ve 345. maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere tensiben karar verildi.08/09/2026
Katip
e-imzalıdır
Hakim
e-imzalıdır