6831 sayılı Kanunun 2/b maddesi uyarınca taşınmazın orman dışına çıkarılması ve zilyetlik iddiasının, tarihi orman tahdidi ile makiye tefrik işleminin niteliği bağlamında temyiz incelemesi.
Özet: Davacıların babalarından intikalen zilyet olduklarını iddia ettikleri, tapuda hazine adına kayıtlı taşınmazın 2/b vasfında olduğunun ve zilyetliğin tespitinin istenmesi üzerine, ilk derece ve istinaf mahkemelerinin taşınmazın 2/b vasfında olduğuna karar vermelerine rağmen, Yargıtayın 1942 orman tahdidi ile kesinleşen orman vasfının, makiye tefrik çalışmalarının bir tespit niteliğinde olması nedeniyle değişmediğini ve bu nedenle taşınmazın 2/b kapsamında değerlendirilemeyeceğini belirterek önceki kararları bozduğu bir hukuki ihtilaftır.

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2024/2459 E., 2025/12 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 6. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2019/15 E., 2020/515 K.Bölge Adliye Mahkemesince bozma ilamına uyularak verilen karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA 1. Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi 281 45... parsel (eski Antalya ili ... ilçesi ... köyü 1294 parsel) sayılı taşınmazın, 2.386,21 m² yüzölçümünde betonarme ev ve bahçesi vasfında Hazine adına tapuda kayıtlı olduğu ve beyanlar hanesinde "Betonarme ev içindeki 15 yaşında 50 adet kavak ağacı, 10 adet zeytin ağacı, 3 narenciye ... oğlu . ...'a aittir." şerhinin bulunduğu anlaşılmaktadır. 2. Davacılar vekili dava dilekçesinde; Antalya ili ... ilçesi ... Mahallesi 281 45... parsel sayılı taşınmazın zilyedinin davacıların babası ...'a ait iken ölümüyle taşınmazın zilyetliğinin davacılara intikal ettiğini, dava konusu yerde yapılan kadastro tespitine karşı açılan Antalya Kadastro Mahkemesinin 1991/319 Esas ve 1994/67 Karar sayılı dosyasında taşınmazın 2/B vasfında olduğu gerekçesiyle Hazinenin davaya müdahil olduğu ve taşınmazın 2/B vasfında olduğu gerekçesiyle Hazine adına tesciline karar verilerek Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleşip tapuya tescil edildiğini, yine 381 27... parsel hakkında da 2/B olduğunun tespitine karar verildiğini ve kesinleştiğini, dava konusu taşınmazın üzerinde babadan kalma evlerin bulunduğunu, davacıların taşınmazı satın almak için başvuruda bulunmak istediklerini ancak 2/B şerhi olmadığı için kullanım tespiti yapılamadığını ileri sürerek, dava konusu taşınmazın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yer olduğunun ve davacının zilyet olduğunun tespiti ile tapu sicilinin beyanlar hanesine şerh verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı ... cevap dilekçesinde; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 28.10.2020 tarihli ve 2019/15 Esas, 2020/515 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne, 281 45... parsel sayılı taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğunun tespitine, kullanıcı şerhi taleplerinin reddine karar verilmiş karar verilmiştir.IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 28.10.2020 tarihli kararına karşı davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 31.12.2021 tarihli kararı ile vekalet ücreti ve yargılama giderlerine yönelik olarak İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle, davanın kısmen kabulüne, 281 45... parsel sayılı taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi kapsamında Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan yerlerden olduğunun tapuya şerh verilmesine, davacıların dava konusu taşınmazın zilyetliklerinde bulunduğunun tapuya şerh verilmesine yönelik istemlerinin reddine karar verilmiştir.V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 31.12.2021 tarihli kararının davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 09.09.2024 tarihli ve 2022/4446 Esas, 2024/4657 Karar sayılı ilamıyla "Bölge Adliye Mahkemesince yazılı şekilde karar verilmiş ise de, tüm dosya kapsamı, bilirkişi raporları ve aynı bölgeye ait Dairemizin temyiz incelemesinden geçen diğer dosyalardaki tahdit evraklarından, dava konusu taşınmazın 3116 sayılı Orman Kanunu (3116 Sayılı Kanun) hükümlerine göre ilk kez 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman sınırları içinde bulunduğu, ... İdaresinin, ... Vakfına ait tapu kaydına dayanarak 1942 tahdidine itiraz etmesi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanlığının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarihli ve 208 sayılı iptal kararının, sadece vakfın tapulu taşınmazlarına ilişkin olduğu, bu itibarla Vakıf tapusu kapsamı dışında kalan taşınmazlar yönünden tahdidin kesinleştiği ve geçerliliğini sürdürdüğü, taşınmazın 1952 yılında makiye tefrik çalışmalarına konu edildiği, ancak makiye tefrik işleminin bir tespit niteliğinde olup orman sınırları dışına çıkarma işlemi olmadığı, bu hususa, 30.04.2010 tarihli ve 2004/1 Esas, 2010/1 Karar sayılı İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararında, “3116 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılıp orman tahdidi içinde kaldığı kesinleşen, ancak, tapuya tescil edilmeyen yerlerde 5653 sayılı Kanun ile değişik 3116 sayılı Kanun hükümlerine göre maki komisyonlarının yaptığı işlemlerin bir tespit niteliği taşıdığı, teknik ve hukuki anlamda orman kadastro (tahdit) sınırı dışına çıkarma işlemi olmadığı ” denilerek işaret edildiği, 1976 yılında Orman Kadastro Komisyonunca "Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanlığının 19.12.1947 tarihli ve 208 numaralı hakem kararı gereğince eski tahdit hattı iptal edilen Devlet ormanının tekrar kadastrosu yapılmak üzere" nitelendirilmesiyle 03.06.1976 tarihli işe başlama tutanağı ile orman kadastrosuna başlanıldığı, bu çalışma kapsamında 1942 yılında yapılan orman tahdidinin tamamen iptal edildiğinin kabul edildiği, dava konusu taşınmazın orman sınırları dışında orman sayılmayan haritada sarıya boyalı alan içerisinde bırakıldığı, söz konusu çalışmaya ilişkin tutanakların 09.12.1976 tarihinde ilan edildiği, daha sonra 1989 yılında yapılan orman kadastrosu ve 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi çalışmalarına konu edilmediği anlaşılmaktadır. Tüm bu açıklamalar ışığında; 1942 yılında yapılan orman tahdidinin, sadece Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanının hakem sıfatıyla verdiği 19.12.1947 tarihli ve 208 sayılı kararla ... İdaresinin dayandığı ... Vakfına ait tapulu taşınmazlar yönünden iptal edildiği, vakıf tapusu kapsamı dışında kalan taşınmazlar bakımından orman tahdidinin halen geçerliliğini sürdürdüğü, taşınmazların orman olarak sınırlandırılmasına ilişkin 1942 yılında yapılıp kesinleşen orman kadastrosunun, 7 numaralı Orman Kadastro Komisyonunca yok sayılıp, 1976 yılında yeniden yapılan orman kadastrosunda dava konusu parselin orman sınırları dışında (ziraat alanında) bırakılması işleminin hiçbir kanuni dayanağının bulunmadığı, 1942 yılından beri orman sınırları içinde olan bir taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 2. veya 2/B maddesi gereği orman sınırları dışına çıkarılmasının ancak idarece usulüne uygun şekilde yapılacak işlemle mümkün olduğu, idarenin yaptığı bir tasarruf olmadan Mahkemelerin orman sınırı içinde kalan bir taşınmazı orman sınırı dışına çıkarmasının mümkün olmadığı, somut olayda, 1976 yılında 7 numaralı Orman Kadastro Komisyonu, orman sınırı içerisinde olmasına rağmen taşınmazı orman sınırı dışında (ziraat alanında) bıraktığı, dolayısı ile dava konusu taşınmaz bakımından ayakta olan 6831 sayılı Kanun'un 2. madde çalışmasından söz edilemeyeceği, kesinleşen orman tahdidi içinde kalan bir taşınmazın orman sınırı dışında yani ziraat alanında bırakılmasının ise kanuni bir dayanağının olmadığı, dava konusu taşınmazın halen 1942 yılında kesinleşen orman sınırları içinde olduğu anlaşılmakta olup, davacının iddiasına dayanak yaptığı dava konusu taşınmazın hükmen tesciline ilişkin Mahkeme kararında da, dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 2. maddesi ya da 2/B maddesi kapsamında alanda olduğu yönünde herhangi bir belirlemenin bulunmadığı saptanmıştır. Hal böyle olunca; temyiz talebinin, dava konusu taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi kapsamında olduğuna dair şerhi verilmesine yönelik olduğuna ve taşınmazın anılan Kanun'un 2. maddesi kapsamında veya 2/B maddesi kapsamındaki alanda kalmadığı anlaşıldığına göre Bölge Adliye Mahkemesince, bu hususlar dikkate alınarak taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca orman sınırları dışına çıkartılan yerlerden olduğuna ilişkin şerh verilmesi yönündeki davanın da reddine karar verilmesi gerekirken, yerinde olmayan gerekçelerle yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir." gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin karar başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyularak, dava konusu taşınmazın halen orman niteliğinde olduğu ve hükmen tescile ilişkin Mahkeme kararının kesin hüküm niteliğinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.VI. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacılar vekili temyiz dilekçesinde; eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğini, delillerin takdirinde isabetsiz davranıldığını, Bölge Adliye Mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, dava konusu 281 45... parsel numaralı taşınmazın 1942 yılında yapılmış olan orman tahdidinde orman sınırları içerisinde kalmaktayken, 1976 yılında yapılmış olan orman kadastrosu ve 6831 sayılı Kanun'un 1744 sayılı Kanunla değişik 2. madde uygulaması çalışmalarında orman sınırları dışarısında sarı renkli kadastro parseli içerisinde kaldığını, 1988 yılında 6831 sayılı Kanun'un 3302 sayılı Kanunla değişik 2/B madde uygulaması çalışmalarında ise tamamının orman sınırları dışarısında sarı renkli kadastro parseli içerisinde kaldığını, dava konusu taşınmaza yakın parsellerin bir kısmının 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi gereği Hazine adına orman sınırlarının dışına çıkarılmış olup, yine taşınmaza yakın 281 27... parsele ilişkin görülen davanın temyiz incelemesini yapan Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 01.02.2016 tarihli ve 2015/17356 Esas, 2016/475 Karar sayılı ilamında taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi gereği orman sınırları dışına çıkarılan yer olduğunun tespit edildiğini, dava konusu taşınmaz ve eldeki davanın taraflarının da yer aldığı kesinleşmiş Antalya Kadastro Mahkemesinin 1991/319 Esas ve 1994/67 Karar sayılı kararının gerekçesine göre dava konusu parselin 1942 yılında kesinleşen orman tahdit çalışmalarında Devlet ormanı kapsamına alındığını ve 1976 yılında yapılan 2/B maddesi uygulaması ve aplikasyon çalışmalarında ise orman dışına çıkarıldığının saptandığını ve dolayısıyla kesinleşen bu kararda da dava konusu taşınmazın 2/B kapsamında bulunduğunun belirtildiğini, tapu kayıtlarının beyanlar hanesinde orman sınırı dışına çıkarıldığına dair şerh bulunmayan benzer taşınmazlar yönünden açılan davalarda, bu hususun şerh verilmesine ilişkin hükümlerin Yargıtay tarafından da onanması nedeniyle Yargısal içtihatlara da uygun olduğunu, dilekçesinde yer alan ve resen dikkate alınacak diğer nedenlerle kararın Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve GerekçeDosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılan alanda kalıp kalmadığına ilişkindir.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, yapılan yargılama ve uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirmesine, uyulan bozma ilâmı doğrultusunda hüküm verildiğine ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, uyulan bozma ilamı ile Bölge Adliye Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VII. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararın ONANMASINA,615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz edenden alınmasına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,10.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.