Silahlı terör örgütüne üyelik suçundan Yargıtay 3. Ceza Dairesi, bir sanık hakkındaki mahkumiyeti onarken, diğer sanık hakkında savunma hakkı kısıtlaması ve derdest dosya eksikliği nedeniyle hükmü bozdu.
Özet: Yüksek mahkeme, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yargılanan sanıklardan birinin mahkumiyet hükmünü, yargılama sürecindeki usul işlemlerinin ve delillerin hukuka uygunluğu ile eylemlerin doğru nitelendirilmesi gerekçeleriyle onarken, diğer sanık hakkındaki hükmü ise, suçun sübutu açısından kritik tanıkların talimatla dinlenilmesi nedeniyle sanığın savunma hakkının kısıtlanması ve hakkında aynı suçtan derdest başka bir dava bulunmasına rağmen mükerrer yargılamanın önlenmesi ile delillerin bütün halinde değerlendirilmesi için bu dosyanın akıbetinin araştırılmamasını hukuka aykırı bularak bozmuştur.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2020/428 E., 2021/434 K.SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olmaHÜKÜM : TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5/1, TCK’nın 62, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca mahkumiyetine ilişkin istinaf başvurularının esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge adliye mahkemesince verilen hükümler temyiz edilmekle;Temyiz edenlerin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;1-Sanık ... hakkında verilen mahkumiyete ilişkin hükme yönelik temyiz talebinin incelenmesi neticesinde;Yargılama sürecindeki usûli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, yaptırımların kanuni bağlamda şahsileştirilmek suretiyle uygulandığı anlaşılmakla; sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler yerinde görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 302/1. maddesi gereğince temyiz davasının esastan reddiyle sanık ...' a ilişkin hükmün tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA,2-Sanık ... hakkında verilen mahkumiyetine ilişkin hükme yönelik temyiz talebinin incelenmesi neticesinde;1-Mahkumiyete esas alınan, suçun sübutu ve cezanın kişiselleştirilmesi bakımından belirleyici delil olan ve talimat ile dinlenen tanıkların doğrudan aleni duruşmada sanığın huzurunda veya 5271 sayılı CMK’nın 180/1-2-5 maddesi gereğince SEGBİS kullanılmak suretiyle AİHS’in 6/3-d ve Anayasanın 36. maddeleri ile teminat altına alınan “iddia/kamu tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek” hakkı tanınması gerektiği gözetilmeden; tanıkların talimat ile dinlenilmek suretiyle, sanığın tanıkları sorgulama hakkının engellenmesi suretiyle CMK'nın 180/1 ve 181/1. maddelerindeki emredici hükümlere riayet edilmeyerek savunma hakkının kısıtlanmasına yol açacak şekilde CMK’nın 181/1 ve 210. maddelerine muhalefet edilmesi, 2-Yapılan UYAP sorgulamasına göre sanık hakkında, ... 17. Ağır Ceza Mahkemesinde 2025/480 sayılı dosyasında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan derdest kovuşturmanın bulunduğunun tespit edilmesi karşısında mükerrer yargılama ve cezalandırılmanın önlenmesi, olaylar arasında hukuki veya fiili kesinti bulunup bulunmadığının tespiti ve delillerin bir bütün halinde değerlendirilmesinin sağlanması bakımından, söz konusu dosyanın akıbeti araştırılıp, getirtilip Yargıtay denetimine olanak verecek şekilde incelenmesi gerektiğinin gözetilmemesi,Hukuka aykırı, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebepten dolayı sanık ...'a ilişkin hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca ... 29. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 31.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.