Çek nedeniyle menfi tespit davasında, arabuluculuk dava şartının usulüne uygun yerine getirilmemesi sebebiyle davanın usulden reddi ve istinaf ile temyiz aşamalarında bu kararın onanması.
Özet: Bir davacı, teslim edilmeyen römorklar karşılığında verilen çeklere ilişkin menfi tespit davası açmış; ancak ilk derece mahkemesi, ticari uyuşmazlıklarda dava şartı olan arabuluculuk sürecinin davanın açıldığı tarihte henüz tamamlanmamış olması gerekçesiyle davayı usulden reddetmiştir. Davacının istinaf başvurusu bölge adliye mahkemesince esastan reddedilmiş, temyiz üzerine dosya Yargıtaya gelmiş ve Yargıtay da, ilk derece mahkemesi ile bölge adliye mahkemesinin kararlarını usul ve yasaya uygun bularak, arabuluculuk dava şartı eksikliği nedeniyle verilen usulden red kararını onamıştır.
11. Hukuk Dairesi         2025/5472 E.  ,  2026/2051 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2025/1090 Esas, 2025/1180 Karar
HÜKÜM : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2024/361 E., 2025/117 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların, davalı tarafından üretilecek 16 adet römorkun satışı için sözlü olarak anlaşmaya vardıklarını, müvekkilinin davalıya dört adet çek keşide ederek teslim ettiğini, davalının ürettiği bir adet römorku müvekkiline fatura ederek gönderdiğini, davalı tarafından hazırlanan ve imzalanarak müvekkiline gönderilen 01.03.2024 tarihli sözleşmenin, römorkların teslim tarihlerinin belirtilmemiş olması nedeniyle müvekkili tarafından imzalanmadığını, bu eksikliğin giderilmesiyle imzalanacağının açıkça ifade edildiğini ancak davalının bu eksikliği gidermediğini, geçen zaman zarfında da yalnızca bir adet römork üreterek müvekkiline teslim edebildiğini, müvekkilinin iyiniyetli olarak çekleri davalıya en baştan teslim ettiğini, çeklerin vadesinin gelmesine karşın römorkların teslim edilmemesi sebebiyle davacının müşterilerine ürünleri teslim edemediğinden müşteri kaybına uğradığını, taraflar arasında güvensizlik oluştuğunu, imza edilmemiş sözleşmenin ölü doğduğunu, müvekkilinin römorku iade etmeye hazır olduğunu davalı tarafa bildirerek çeklerini iade etmesini istediğini ancak davalının, çeklerin müşterilerde olduğunu, çekleri aldığında iade edeceğini belirterek müvekkilini oyaladığını, ticari nitelikteki menfi tespit davalarında arabuluculuğun bir dava şartı olmadığından arabuluculuk süreci tamamlanmadan dava açıldığını ileri sürerek müvekkilinin borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğini, davanın esas yönden de reddinin gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davanın 14.05.2024 tarihinde açıldığı, davacı tarafça arabuluculuk bürosuna başvuru tarihinin 14.05.2024, ilk oturum/açılış tutanağının düzenlendiği tarihin 27.05.2024, son oturum tutanağının düzenlendiği tarihin de 27.05.2024 olduğu, dava tarihinde arabuluculuk son tutanağının imzalanmadığı, arabuluculuk sürecinin tamamlanmadığı, süresinde dava şartı olan arabuluculuğa başvurulmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, çek nedeniyle menfi tespit talebine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 15.04.2026 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.