İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi, satıcının düzenlediği paslanmaz çelik ürün faturalarının ödenmemesi üzerine açılan itirazın iptali davasında döviz kuru uyuşmazlığını inceledi.
Özet: Bu hukuki evrak, davacı şirketin davalıya paslanmaz çelik ürünleri satışından kaynaklanan ödenmemiş döviz cinsinden fatura alacaklarının tahsili amacıyla başlattığı icra takibine davalının haksız itirazının iptali davasının istinaf incelemesine dairdir; davacı, malları eksiksiz teslim etmesine rağmen davalının ödeme yapmayarak icra takibini durdurduğunu iddia ederken, davalı savunma sunmamış, ilk derece mahkemesi ise taraflar arasındaki ticari ilişkinin döviz cinsinden olup olmadığını ve faturaların kabul edilip edilmediğini ticari defter kayıtları üzerinden araştırma yoluna gitmiştir.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/922
KARAR NO : 2026/1299
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 15/12/2022
NUMARASI : 2021/839 Esas 2022/1200 Karar
DAVA : İTİRAZIN İPTALİ
BAM KARAR TARİHİ : 16/06/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 17/06/2026
Taraf vekilleri tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı şirket ile davalı tarafın paslanmaz çelik ürünlerinin alım satımı hususunda ticari iş gerçekleştirmekte olduğunu, davalının satıcı davacı şirketin alıcı konumunda olduğunu, tarafların alım satım anlaşması çerçevesinde mutabık kalmaları üzerine davacı şirketin satışı gerçekleştirilen ürünlerin faturalarını davalı adına düzenlediğini, davaya konu olayda da tarafların ilgili ürünleri alımı satımı hususunda mutabık kaldıklarını ve bu minvalde davalı şirket tarafından 12/03/2020 tarihli NSA-2018000000560 belge nolu fatura ile 25/05/2018 NSA-2018000000114 belge numaralı faturaların davalı adına düzenlendiğini, taraflar arasındaki anlaşmaya istinaden davacı şirketin davalı tarafından talep edilen tüm şartlara uygun olarak fatura içeriğindeki ürünleri davalıya eksiksiz ve ayıpsız olarak temin ve teslim ettiğini, sözleşmeye konu malların USD cinsi yönünden ödenmesinin kararlaştırıldığını ve mutabık kalınan miktar dahilinde davalı tarafa fatura düzenlendiğini, davalı tarafın ilgili faturaların tanzim tarihinden sonra da davacı şirket ile ticari ilişki gerçekleştirme saikiyle hareket ettiğinden davacı şirketten daha sonra da benzer ürünler için fiyat teklifi aldığını ve ticari ilişkinin devam ettiğini, davacı tarafından edimin yerine getirilmesine rağmen davalı tarafından fatura konusu bedelin ödenmediğini ve ilgili ödemenin gerçekleştirileceği hususunda davalı şirketi oyaladığını, davalının kötü niyetli olarak hareket ettiğinin tespit edilmesi ile davacı şirket tarafından Bakırköy 15. İcra Müdürlüğü'nün 2021/1834 Esas sayılı dosyası ile icra takibinin başlatıldığını, davalı tarafın yetki itirazında bulunulması üzerine İzmir 9. İcra Müdürlüğü'nün 2021/9120 Esas sayılı takip dosyasında takibin devam ettiğini, akabinde davalı tarafça borca faize ve tüm ferilerine itiraz ederek takibin durdurulmasına sebebiyet verdiğini, haksız ve kötü niyetli itirazın iptali ile takibin devamına davalı tarafın %20'den aşağı olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı tarafça esasa cevap süresi içerisinde cevap dilekçesi sunulmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince " Dosyanın yapılan incelemesinde; Alacaklısının dosyamız davacısı şirket olduğu, borçlusunun dosyamız davalısı gerçek kişi olduğu, 7.531,25 USD alacak toplamı üzerinden takibin başlatıldığı, davalı borçlu tarafça 14/10/2021 tarihli dilekçe ile asıl alacağa, işlemiş faize, takip çıkışına, işleyecek faiz ve ferilerine ile tümüne itiraz ettiği, 14/10/2022 tarihli karar ile takibin durdurulmasına karar verildiği görülmüştür.
Dava, davacı şirket ile davalı arasında ticari ilişkiden kaynaklanan faturalara dayalı alacağın tahsil edilemediği iddiası ile İzmir 9. İcra Müdürlüğü'nün 2021/9120 Esas sayılı takip dosyası ile genel haciz yolu ile başlatılan icra takibine itirazın iptali davasıdır.
Davacı tarafça düzenlendiği belirtilen ve icra takibine konu edilen faturanın yabancı para cinsinden düzenlendiği ve alışverişin bu şekilde yapıldığı, ödemelerin ve siparişlerin yabancı para cinsinden alındığı iddiasında bulunulduğu görülmüştür.
Davalı tarafça taraflar arasında döviz cinsinden ticaretin gerçekleşmediği ve TL üzerinden ticari ilişkinin devam ettiği yönünde beyanda bulunulduğu anlaşılmıştır.
İcra takibine dayanak faturaların yapılan incelemesinde, davacı şirket tarafından 12/03/2018 tarihinde düzenlendiği, fatura bedelinin 4.615,35 USD olarak gösterildiği, döviz kurunun 3,8233 TL olarak gösterildiği ve TL cinsinden ödenecek tutarın 17.645,85 TL olarak belirlendiği anlaşılmıştır.
Davacı tarafça dava dilekçesine eklenen cari hesap ekstresinin yapılan incelemesinde, davalı şirkete ilişkin kısımda bedellerin USD ve Euro cinsinden gösterildiği anlaşılmıştır.
Taraflara, takibe konu edilen faturanın ticari defter ve kayıtlarda mevcut olup olmadığı, fatura içeriğinin davalı tarafından kabul edilip edilmediğinin, taraflar arasındaki ticari ilişkide döviz üzerinden alışverişin mevcut olup olmadığının tespit edilebilmesi için ticari defter ve kayıtları dosyaya sunulması veya bulunduğu yerin bildirilmesi konusunda süre verildiği, davalı tarafça 2016-2017-2018 dönemlerine ait cari hesap dökümünün dilekçesine ekli olarak dosyaya sunulduğu, davacı tarafça elektronik ortamda düzenlenen defterlerinin CD ortamında dosyaya sunulduğu görülmüştür.
Dava konusu edilen takibe dayanak faturanın tarafların bağlı olduğu vergi dairelerine beyan edilip edilmediğinin tespiti için yapılan yazışmaya göre, davacı şirketin söz konusu faturayı bağlı olduğu Davutpaşa Vergi Dairesi'ne BS formu düzenleyerek beyan ettiği görülmüştür. Ayrıca takibe konu faturanın davalı tarafından BA formu düzenlenmek sureti ile bağlı olduğu vergi dairesine beyan edildiği görülmüştür.
Taraflar arasında mevcut olduğu kabul edilen ticari ilişki nedeniyle davacı tarafça düzenlenen faturaların nitelikleri, taraflar arasında yabancı para cinsinden alımın gerçekleşip gerçekleşmediği, takibe konu faturaların tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olup olmadıklarının tespiti yönünden ayrıntılı rapor düzenlenmek üzere dosyanın SMMM bilirkişisine tevdi edildiği, 16/09/2022 tarihli raporun dosyaya sunulduğu görülmüştür.
Raporun yapılan incelemesinde; Davacı şirketin 2019-2020-2021 yılı yasal defterleri ile davalı gerçek kişinin 2018-2019-2020-2021 yılı yasal defterlerinin dosyaya ibraz edilmemiş olması nedeni ile dava dosyası, icra dosyası ve davacı şirketin 2018 yılı yasal defterleri ve davalının sunmuş olduğu 2018 yılı muavin dökümü ile sınırlı kaldığını, davacı şirket ile davalı ... - ... arasında Paslanmaz Çelik Ürünleri Alım Satım İşi ile ilgili yazılı olmayan ticari bir ilişki kurulduğu, taraflarca sunuluna yasal defter ve muavin dökümüne göre işbu ticari ilişkiye istinaden davalının 2017 yılında devreden 18.006,59 TL'lik bir borç bakiyesi bulunduğunun kabul edilebileceği, davacı şirket tarafından 2018 yılında çeşitli tarihlerde KDV dahil 54.048,30 TL tutarında toplam 10 adet fatura düzenlendiği, işbu faturaların tamamının davalı yasal defterlerinde kayıtlı olduğunun kabul edileceği, işbu faturalara istinaden davalı tarafından 2018 yılında çeşitli tarihlerde gerek çek gerekse banka aracılığı ile 51.080,00 TL tutarında ödeme yapıldığı, işbu ödemelerin tamamının davacı şirket yasal defterlerinde kayıt altına alındığı, davalı tarafından 12/04/2018 tarih 60296 nolu 3.057,85 TL tutarında 1 adet iade faturası düzenlendiği, işbu iade faturasının davacı şirket yasal defterlerinde kayıt altına alındığı, davacı şirketin yasal defterlerine göre davalının 31/12/2018 tarihi itibari ile 17.917,04 TL tutarında borç bakiyesinin bulunduğu, davalı yasal defterlerine göre davacı şirketin 31/12/2018 tarihi itibari ile 17.915,50 TL tutarında alacak bakiyesi bulunduğu, tarafların yasal defterleri arasında davalının 2017 yılından devreden borç bakiyesi yönünden davalı aleyhine 1,54 TL tutarında fark bulunduğu, davacı şirketin 31/12/2018 tarihi itibari ile 17,917,04 TL tutarında bir alacak bakiyesi bulunduğunun kabul edilebileceği, taraflarca dava dosyasına 2018 yılı verilerinin sunulmuş olması sebebi ile tarafların yasal defterlerinden davalının iş bu davaya esas 13/09/2021 icra takip tarihli borç yada alacak bakiyesinin tespit edilemediğini, icra takibine konu faturalar üzerinde yapılan incelemeler ile tarafların yasal defterleri üzerinden 17.917,04 TL tutarındaki işbu alacak bakiyesinin döviz cinsinden karşılığının tespitinin mümkün olmadığını, davacı şirket tarafından işbu davaya esas İzmir 9 İcra Müdürlüğü'nün 201/9120 Esas sayılı dosyasında 5.126,29 USD tutarındaki bir asıl alacağın icra takibine konu edildiğini, tarafların yasal defterlerinde davalının 31/12/2018 tarihli 17.917,04 TL'lik işbu borç bakiyesinin icra takibine konu edilen 20.052,99 TL tutarındaki iki adet faturadan kaynaklandığını, işbu raporun icra takibine konu edilen faturalar üzerinden yapılan incelemeler bölümünde ayrıntılı ile belirtilen tüm bilgiler ışığında aksi kanıtlanana kadar işbu iki adet fatura muhteviyatı malın davalı yanca teslim alındığının kabul edilebileceği, ancak dava dosyası kapsamında yapılan incelemelerde taraflar arasındaki ticari ilişkinin döviz cinsinden gerçekleştiği yönünde somut bir tespit yapılmamış olması sebebi ile işbu fatura bedellerinin hangi para birimi cinsinden değerlendirilmesi gerektiği konusundaki hukuki ve nihai yorumun takdirinin Mahkememizde olduğunu, Mahkememizce tarafların 2018 yılı yasal defterleri ile muavin dökümü dikkate alınarak aralarındaki ticari ilişkinin Türk Lirası cinsinden gerçekleştiğine karar verilmesi durumunda davacı şirketin işbu davaya esas İzmir 9. İcra Müdürlüğü'nün 2021/9120 Esas sayılı dosyasında 13/09/2021 icra takip tarihi itibari ile davalıdan 17.917,04 TL tutarında asıl alacak talep edebileceğini, hukuki ve nihai yorumun takdiri Mahkememize ait olmak üzere davalının temerrüdü söz konusu olmadığından davacının 13/09/2021 icra takip tarihi itibari ile işlemiş faiz talebinin yerine olmayacağı, Mahkememizce tarafların yasal defterlerinde Türk Lirası cinsinden kayıt tutulmasına rağmen aralarındaki ticari ilişkinin Yabancı Para cinsinden gerçekleştiğine karar verilmesi durumunda, davacı şirketin işbu davaya esas İzmir 9. İcra Müdürlüğü'nün 2021/9120 Esas sayılı dosyasında 13/09/2021 icra takip tarihi itibari ile davalıdan USD olarak talep edebileceği asıl alacak tutarının işbu dava dosyası kapsamında tespitinin mümkün olmadığını, Mahkememizce gerekli görülmesi halinde taraflar arasındaki ticari ilişkiye istinaden tüm fatura ve ödemelerin ibraz edilmesi yahut döviz karşılıklarını ve bakiyelerini de gösterir bir cari hesap dökümünün sunulması halinde işbu tespitin yapılmasının mümkün olabileceği yönünde kanaatini bildirdiği görülmüştür.
Bilirkişi raporunun taraflara tebliğ edildiği, tarafların rapora karşı beyan dilekçelerini dosyaya sundukları görülmüştür.
Mahkememizce yapılan incelemede, davacı tarafça davalı şirkete satışı gerçekleştirilen ürünlere ilişkin olarak düzenlenen 2 adet faturada ürün bedellerinin USD cinsinden gösterildiği, vergilendirmeye esas olması yönünden de bedelin fatura tarihi itibariyle döviz kuru gösterilmek sureti ile TL karşılığının gösterildiği ve faturaların bu şekilde davalı tarafından kabul edildiği anlaşılmıştır.
Davacı tarafından davalı için düzenlenen ve cari hesapta gösterilen diğer faturaların da belirtilen yöntem ile düzenlendiği ve davalı tarafa teslim edildiği, davalı tarafça yapılan ödemelerin de tespit edilen ve faturada gösterilen bedeller üzerinden yapıldığı anlaşılmıştır.
Davacı tarafça dosyaya sunulan ve takibe konu edilmeyen bir kısım faturalarda da yine bedelin USD cinsinden gösterildiği, döviz kuru da gösterilmek sureti ile ödenecek tutarın faturada gösterildiği görülmüştür.
Davalı ile davacı arasında varlığı taraflarca da kabul edilen cari hesap ilişkisine göre, belirtilen şekilde çalışma yönteminin her iki tarafça benimsendiği, düzenlenen faturalara herhangi bir itirazın olmadığı, faturalarda gösterilen bedellerin de davalı tarafça cari hesabın devam ettiği süre içinde çeşitli yöntemlerle ödendiği, ancak takibe konu edilen iki fatura bedeli yönünden herhangi bir ödemenin tespit edilemediği anlaşılmıştır.
Düzenlenen faturalarda ürün bedelinin USD olarak gösterilmesi yanında TL karşılığının vergi mevzuatı yönünden zorunlu olduğu dikkate alındığında davacı tarafın gösterilen USD bedelinin tahsil tarihinde ki kur üzerinden bedelin tahsili hakkı durduğunun kabulü gerekmektedir.
Davalı tarafın taraflar arasında döviz üzerinden herhangi bir ticari ilişki olmadığı yönünde savunması süresinde olmamakla birlikte dosyada bulunmakta ise de, taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmamakla birlikte döviz üzerinden düzenlenen faturaların kabul edilmiş olması ve bir kısım ödemelerin buna göre ödenmiş olması nedeniyle taraflar arasında döviz üzerinden alışveriş yönünde bir teammülün var olduğu, davalı tarafın da bu hususu kabul ettiği anlaşılmıştır.
Tüm bu açıklamalar dikkate alınarak, davacı tarafça icra takibine konu edilen her iki faturada gösterilen ürünlerin ve faturaların davalı tarafa teslim edildiğinin kabulü gerektiği, bu faturalarda gösterilen bedellerin davacıya ödendiğini gösterir herhangi bir kayıt veya belgenin dosya içeriğinden tespit edilemediği, davacı ile davalı arasında süregelen ticari ilişkiye göre döviz cinsinden düzenlenen fatura bedellerinin davalı tarafça ödenmesi gerektiği, TBK Md. 99/3 uyarınca borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklının bu alacağını aynen veya vade ya da fiili ödeme günündeki rayiç üzerinden ülke parası ile ödenmesini isteyebileceği, buna göre de davalı tarafın fiili ödeme gününde ki TL karşılığı üzerinden ödeme yapması gerektiği, buna göre davalının icra takibine konu edilen toplam fatura bedelleri olan 5.126,29 USD yönünden itirazında haksız olduğu, davalının takibe konu faturalar yönünden alacağın istenmesi için takip tarihine kadar temerrüde düşürüldüğünü gösterir bir kaydın dosyada bulunmadığı bu nedenle bu bedele faizin takip tarihinden itibaren işletilebileceği, faize ilişkin haklı olduğu, taraflar arasında ki ticari ilişki ve alacağın niteliği dikkate alınarak icra inkar tazminatı isteminin kabulüne karar verilmesi gerektiği anlaşılmış aşağıdaki hüküm kurulmuştur. "şeklindeki gerekçe ile "
Davanın KISMEN KABULÜNE, İzmir 9. İcra Müdürlüğü'nün 2021/9120 Esas sayılı takip doyasında davalının itirazının KISMEN İPTALİNE, Takibin 5.126,29 USD asıl alacak üzerinden devamına, Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE, İcra inkar tazminatı isteminin KABULÜNE, Hükmolunan alacak üzerinden (dava tarihi itibari ile hesaplanan 52.288,15 TL asıl alacak üzerinden) hesaplanacak %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine" karar verilmiştir.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalının temerrüde düşmüş olmasına rağmen faiz yönünden talebin reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesince taraflar arasında mevcut olan ticari ilişkinin icra takibine konu fatura alacağına ilişkin olduğunu, icra takibine konu faturaların davalı tarafından ödenmediğini ve müvekkili şirketin davalıdan halen icra takibine konu faturalar nedeni ile alacaklı olduğunun tespit edildiğini, buna rağmen ilgili mahkeme tarafından yalnızca 4.615,35 USD tutarlı fatura miktarından ve 510,94 USD tutarlı fatura miktarının toplamı kadar olan asıl alacak miktarı üzerinden davanın kabulüne karar verildiğini, icra takibine konu edilen faturalar yönünden işleyen faiz ve takip sonrası faiz miktarı mahkeme tarafından değerlendirilmediğini ve bu nedenle haklı davalarının kısmen reddine karar verildiğini, davalı tarafın icra takibine konu faturalardan kayaklı borçlu olduğuna karar vermiş olmasına ve davalının temerrüde düşmüş olduğuna karar vermiş olmasına rağmen faiz yönünden kurulmayan hükmün mahkemenin kendi kararı ile çelişmesine sebep olduğunu, ilk derece mahkemesinin icra takibinde talep etmiş oldukları faiz miktarına rağmen yalnızca faturaya konu asıl alacak miktarı yönünden hüküm kurduğundan ve TBK 99/3 uyarınca ödeme gününde ödenmeyen fatura alacağına faiz işletilmesi gerektiği sabit olduğundan kısmen reddine karar verilen yerel mahkeme kararının kaldırılarak, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Bilirkişi raporu ile taraflar arasında TL üzerinden ticari ilişki olduğunun kanıtlandığını, USD üzerinden olduğu yönündeki varsayımın hakkaniyete aykırı olduğunu, tarafların defterlerindeki tüm dökümün Türk Lirasına ait olduğunun anlaşıldığını, yasal defterlerde dönem sonu kur değerleme işlemine ait herhangi bir kayda rastlanılmadığını, bilirkişinin, müvekkilinin yapmış olduğu kısmi ödemeyi tespit etmiş ise de yerel mahkemenin anılan ödemeyi dikkate almadığını, ticari ilişkinin Türk Lirası üzerine olduğunu gösterir belgelerin müvekkili tarafından dosyaya sunulduğunu ancak yerel mahkemece dikkate alınmadığını, müvekkili ile davacı yanın defterlerinde tespit edilen alacak-borç miktarının neredeyse aynıdır ancak takibe yansıyan tutarın defterdeki tutardan fazla olduğunu, müvekkilinin çek ile ödeme yaptığı için, davacı yanın kur farkını talep etmeye hakkının kalmadığını, son derece yetersiz bir inceleme ve değerlendirme sonucu verilen kararda, bilirkişinin tespitlerinin değerlendirilmediğini, müvekkilinin beyanları ve sunmuş olduğu evrakların kararda tartışılmadığını, usule, yasaya ve hakkaniyete aykırı olarak müvekkilinin fahiş bir tutardan sorumlu tutulduğunu, adaletin tecelli etmediğini, yetersiz deliller ile dosyanın karara çıkarılmasının kabul edilebilir olmadığını belirterek, yerel mahkeme kararının bozulması gerektiğine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava; İİK 67. maddesi gereğince açılmış olan itirazın iptali davasıdır.
6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar res'en gözetilerek ve yine HMK 357/1.maddesindeki, ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunmalar istinaf incelemesi sırasında dinlenemez ve yeni delillere dayanılamaz hükmü çerçevesinde yapılmıştır.
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde" Davanın kısmen kabulüne, İzmir 9. İcra Müdürlüğü'nün 2021/9120 Esas sayılı takip doyasında davalının itirazının kısmen iptaline, takibin 5.126,29 USD asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, icra inkar tazminatı isteminin kabulüne, hükmolunan alacak üzerinden (dava tarihi itibari ile hesaplanan 52.288,15 TL asıl alacak üzerinden) hesaplanacak %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine " karar verilmiştir.
İş bu karar davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Dava konusu İzmir 9. İcra Müdürlüğü'nün 2021/9120 Esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinden; davacı alacaklı tarafından davalı borçlu hakkında 13.09.2021 tarihinde, 4.615,35 USD asıl alacak, 510.94 USD asıl alacak, 2.174,47 USD işlemiş faiz, 230,49 USD işlemiş faiz olmak üzere toplam 7.531,25 USD üzerinden üzerinden ilamsız icra takibinin başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçluya tebliği üzerine, davalı borçlunun süresi içerisinde icra takip dosyasına sunmuş olduğu itiraz dilekçesi kapsamında takibin durduğu ve davalının icra takibine vaki itirazının iptali amacıyla eldeki davanın açılmış olduğu anlaşılmıştır.
Mahkemece yapılan yapılan yargılama sırasında alınan rapora göre takibe konu her iki faturanın taraflara ait ticari defterlerde kayıtlı olduğu tespit edilmiştir. Rapora göre faturaların taraf ticari defterlerine TL karşılığının kayıtlı olduğu ve davacı şirketin yasal defterlerine göre davalının 31/12/2018 tarihi itibari ile 17.917,04 TL tutarında borç bakiyesinin bulunduğu, davalı yasal defterlerine göre davacı şirketin 31/12/2018 tarihi itibari ile 17.915,50 TL tutarında alacak bakiyesi bulunduğu, tarafların yasal defterleri arasında davalının 2017 yılından devreden borç bakiyesi yönünden davalı aleyhine 1,54 TL tutarında fark bulunduğunun tespit edildiği bildirilmiştir.
Taraflar arasındaki ihtilaf davacının takibe konu faturalar nedeni ile USD üzerinden talepte bulunup bulunamayacağı noktasında toplanmaktadır.
İcra takibine dayanak faturaların incelemesinden davacı şirket tarafından davalı adına düzenlenen 12.03.2018 tarih ve 4.615,35 USD bedelli faturada döviz kurunun 3,8233 TL olarak gösterildiği ve TL cinsinden karşılığının 17.645,85 TL olarak belirlendiği, 25.05.2018 tarih ve 510,94 USD bedelli faturada döviz kurunun 4,7112 TL olarak gösterildiği ve TL cinsinden karşılığının 2.407,14 TL olarak gösterildiği, her iki faturanın açıklama kısmında mal bedelinin USD cinsinden gösterildiği görülmüştür. Satılan mallara ilişkin faturalarda da satış bedeli “USD” olarak belirtildikten sonra Vergi Usul Kanunu gereğince “TL” karşılığı gösterilmiştir. Bu durumda davacının USD cinsinden talepte bulunabileceğinin kabulü gerekir. (Yargıtay 19.Hukuk Daire'sinin 2012/18130 Esas, 2013/15770 Karar ve 10.10.2013 tarihli kararı da bu yöndedir.)
Sonuç olarak; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına göre davacı ve davalı vekillerinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilerek, aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 15/12/2022 tarih ve 2021/839 Esas 2022/1200 Karar sayılı kararına karşı davacının ve davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 732,00 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 179,90 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 552,10 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 3.571,80 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 893,00 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 2.678,80 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-Davacı ve Davalı tarafından yapılan istinaf masraflarının üzerlerinde bırakılmasına,
5-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıranlara iadesine,
6-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirme, harç ikmali ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince oy birliği ile kesin olmak üzere karar verildi. 16/06/2026