İzmir Bölge Adliye Mahkemesi, ticari satımdan kaynaklanan istirdat davasında, işçi temini hizmetlerindeki fazla ödeme iddiası ve ihtiyati tedbir taleplerine ilişkin istinaf kararını açıkladı.
Özet: Bu hukuki belge, davacı bir şirketin, işçi temini hizmetleri kapsamında davalı şirkete yapılan ödemelerde, mesai saatleri ve yevmiye hesaplamalarındaki usulsüzlükler nedeniyle fazla ödeme yapıldığı iddiasıyla başlattığı istirdat davasını ele almaktadır; davacı, 8 saati aşan çalışmaları 2 yevmiye olarak faturalandırdığını ve işçilere ödeme yapılmadığını ileri sürerek icra takibi başlatmış, davalı ise kısmi ödeme yaparak kalan borca itiraz etmiş ve iddiaları reddederken, dosya kapsamındaki bilirkişi raporunda davalının ticari defterlerinin düzenli olduğu ancak taraflar arasında sözleşme bulunmadığı ve davacının fazla ödeme için düzenlediği iade faturasının davalı tarafından reddedildiği bilgileri yer almaktadır.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/921
KARAR NO : 2026/1503
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 06/02/2023
NUMARASI : 2019/16 Esas 2023/97 Karar
DAVANIN KONUSU : İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
BAM KARAR TARİHİ : 18/06/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 18/06/2026
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketinin davalı ... ile işçi temini amacı ile anlaştığını, davalı şirketten temin edilen işçilerin müvekkili şirketin ticari ilişki içerisinde bulunduğu ... A.Ş.'ye ait ürünlerin nakliye araçlarına yine ... A.Ş.'nin deposunda ürünlerin araçlara yüklenmesi, indirilmesi işlemlerinin olması nedeni ile müvekkili şirketin iç denetimi tarafından ...A.Ş.'den yükleme yapılan deponun kayıtlarının alındığı ve bu kayıtlar doğrultusun da inceleme yapıldığı ... A.Ş. kayıtları ile davalının müvekkili şirkete belirttiği çalışma saatlerinin örtüşmediğini, davalı şirket ile 8 saat karşılığı 1 yevmiye ödenmesi konusunda anlaşıldığını, ancak davalının 8 saat çalışmayı 1 saat bile geçse 2. kez yevmiye yazdığının anlaşıldığını, tahsil edilen paralarında tedarik edilen çalışanlara ödenmediğini, müvekkili şirketin denetim müdürünce fazla alındığı tespit edilen toplam 26.878,04 TL için 30.09.2014 tarihinde verilen hizmet faturası adı altında fatura düzenlendiğini ve davalı tarafın faturayı iade ettiğini, Torbalı 2. İcra Müdürlüğü'nün 2015/1845 sayılı İcra dosyasından gönderilen ödeme emrini tebliğ alan davalı şirketin 10.000 TL ödeme yaparak, kalan borca itiraz ettiğini ve takibi durdurduğunu, alacaklarını halen tahsil edemedikleri için davalı şirketin itirazlarının iptali ile duran takibin devamına, borçlu olmadığı bir parayı icra takibine süresinde itiraz edemediği ve icra baskısı nedeni ile ödemek zorunda kalan davacı şirketin HMK 389 maddesi gereğince davalının mevcut durumunda meydana gelebilecek bir değişme halinde hakkın elde edilmesi neredeyse imkansız hale geleceğinden, takdiren teminatsız ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile davalının tespit edilecek tüm araç kayıtları üzerine sistem üzerinden ihtiyati tedbir konulmasına, yine tespit edilecek gayrimenkulleri üzerine teminatsız ihtiyati tedbir konulması için ilgili tapu müdürlüklerine yazı yazılmasına karar verilmesi ile Torbalı Belediyesi'nden olan hak ve istihkakları üzerine de ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;davacının sunmuş olduğu itiraz ve iddiaların hukuka aykırı olduğunu, davacının ihtiyati tedbir talebinin hukuki dayanağı bulunmadığını, davacının istirdat taleplerinin kabul edilebilirliği bulunmadığını, müvekkili şirketi ile davacının da kabul ettiği üzere ... A.Ş.'de çalıştırılmak üzere işçi temini hususunda anlaşma sağlandığını, bu hususta herhangi bir çelişki bulunmadığını, davacı şirketin icra takibinin dayanaksız açıldığı iddialarını kabul etmediğini, Torbalı 2. İcra Müdürlüğü'nün 2015/1845 E. Sayılı dosyasının temini ile anlaşılacağı üzere takibe dayanak olarak davacı şirkete kesilen faturaların gösterildiğini, bu nedenle takibin dayanaksız açıldığını, ispat külfetinin müvekkiline ait olduğu iddialarını kabul etmediklerini, davacı şirketin soyut iddialar ile müvekkili şirketine olan borcundan kurtulmak amacıyla açılan bu davanın hukuka aykırı olduğunu, bu sebeplerden dolayı davacının ihtiyati tedbir taleplerinin ve müvekkili şirketinin aleyhine ileri sürülen hukuka aykırı davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
MAHKEMECE: "...,Yargıtay 23.Hukuk Dairesi'nin 30/10/2018 tarih ve 2016/1009 esas, 2018/5000 karar sayılı kararı ile davaya İzmir Ağır Ceza Mahkemesi'nde kurulu müstakil Asliye Ticaret Mahkemesi'nin tarafından bakılması gerekçesiyle mahkememize tevzi edildiği anlaşılmıştır.
Dosya Mali Müşavir bilirkişiye tevdi edilmiş olup, bilirkişi raporunda özetle; davalı tarafça ibraz edilen 2014/2015 hesap dönemine ait sunulu ticari defterlerin zorunlu Noter Açılış ve Kapanış Tasdiklerinin yapılı olduğunun tespit edildiği, defter kayıtları, muhasebe fişleri ve ekli müsbit evrakın fatura ve irsaliyelerin uygun şekilde tanzim edildiği, dosya içeriğinde taraflar arasında yapılmış sözleşme bulunmadığı, davacı tarafından davalıya keşide edilen iade faturasının davalı tarafından davacıya Noter ile geri iade ettiği ve inceleme yaptığı davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, davacı vekilinin dava dilekçesinde beyan ettiği üzere davalı tarafından keşide edilen Ağustos ayına ait fatura tutarlarının yüksek geldiği gerekçesi ile iç denetçileri tarafından ... A.Ş. Den gelen kayıtlar çerçevesinde hesaplandığının ifade edildiği, ancak ... A.Ş. Ye müzekkere cevabında kapı giriş çıkışlarının tetkiki neticesinde Ocak-2014/Aralık-2014 arasında ne davacı ne de davalı şirkete ait giriş çıkış kaydı bulunmadığının tespit edildiğinin mahkemeye bildirildiği, dosya içeriğinde tarafar arasında imzalanmış sözleşme bulunmadığı gibi davalı tanık ifadelerine göre günlük 8 saat fazla çalışmaya ilaveten 1 saat bile çalışılsa 2. Tam gün yevmiyenin tam olarak hesaplandığı ifade edilmiş olup bu beyana göre davalının tüm fazla mesailerini hesaplarken çalışan sayılarının 2 katı olarak hesap yaptığı ve faturalandırıldığı görüş ve kanaatine varılmıştır.
Dosya İş Hukuku alanında uzman bilirkişiye tevdi edilmiş olup, bilirkişi raporunda özetle; taraflar arasındaki sözleşmenin taraflarca dosyaya sunulmamış olması,.... A.Ş. depo kayıtlarının da dava dosyasına sunulmamış olması dikkate alınarak, tarafın iddialarının esas alınarak, davalı tarafın savunma ve tanık beyanlarıyla belirtilen göre her bir çalışanın günlük fazla çalışma sürelerini kişi bazında tam yevmiyeye yuvarlanmasının, aralarında iş ilişkisinin gereklerine aykırı olduğunun değerlendirilmesi halinde iç denetimi tarafından yapılan tespitlere göre, fazla faturalamada bulunulduğunun kabul edilmesi halinde, davacı talebinin esas alınması suretiyle icra takibi sürecinde 14.07.2015 tarihinde ödediği, 26.996,00 TL'lik tutarın reeskont faizi ile iadesine karar verilebileceği, davalı tarafların talepleri esas alınarak günlük yevmiyeden fazla çalışma sürelerinin toplam işçiler bazında değil de, her bir işçi açısından tam yevmiyeye tamamlanmasının, taraflar arasındaki iş ilişkisinin gereklerine uygun olduğunun kabul edilmesi halinde davanın reddine karar verilebileceği görüş ve kanaatine varılmıştır.
Dosya Nitelikli Hesaplama alanında uzman bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi raporunda özetle; davacı tarafça sunulan çizelgelere göre davalı tarafça fatura düzenlenmesinin gerektiğinin kabulü halinde, davacı tarafın iddiasının kabul edilebileceğini, davalı tarafça, davacı şirket adına düzenlenen faturaların mevzuat hükümlerine ve tarafların anlaşmasına göre düzenlendiğinin kabulü halinde, davacı tarafça açılan davanın reddinin gerekebileceği görüş ve kanaatine varılmıştır.
Mahkememizce deliller toplanmış, .... A.Ş'ye yazılan müzekkereye cevap geldiği, Torbalı İcra Dairesi'ne yazılan müzekkereye cevap geldiği, 2015/1845 sayılı icra dosyasının UYAP sisteminden mahkememize gönderildiği anlaşımıştır.
Dava; sözleşme kapsamında düzenlenen faturanın yasaya ve sözleşmeye uygun olduğu, açılan davanın reddi gerektiği istemine yönelik davadır.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE:
Dosyada ki tüm belge ve bilgiler birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında yapıldığı iddia edilen anlaşma kapsamında verilen hizmet karşılığı düzenlenen fatura kapsamında haksız olarak ödendiği iddia edilen 26.996 TL nin 14/07/2015 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan istirdatı isteminde, davalı taraf bakımında ise taraflar arasında imzalanan işçi temini sözleşmesi kapsamında düzenlenen faturanın yasaya ve sözleşmeye uygun olup olmadığına ilişkin yapılan yargılama sonucunda taraflarca sözleşmenin dosyaya sunulmamış olması, .... A.Ş. depo kayıtlarının da dava dosyasına sunulmadığından taraflar arasındaki sözleşme içeriğinin taraflara arasında ki yevmiyeler ve fazla çalışma sürelerinin tespitinin nasıl yapıldığının, tespite refakat eden davacı yetkilerinin çalışma sahasında bulunup ücretlendirmeye esas süre tespitlerine katılımlarınında tespitine yönelik evrak ve belgelerin dosyada bulunmadığı dikkate alınarak, davalı tarafların talepleri esas alınarak günlük yevmiyeden fazla çalışma sürelerinin toplam işçiler bazında değil de, her bir işçi açısından tam yevmiyeye tamamlanmasının, taraflar arasındaki iş ilişkisinin gereklerine uygun olduğunun kabul edilmiş olup bu durumun aksinin davacı tarafça ispatlanamadığından davasının reddi şeklinde hüküm kurulmuştur," gerekçesi ile; "Davacının davasını ispatlayamadığından Reddine," şeklinde karar verilmiştir.
Mahkeme kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın konusu olan icra takibi belgesiz olarak yapıldığından ispat yükünün davalı tarafta olduğunu, davalı şirketin faturalandırmayı tam tevmiye kabulü ile yaptığını kabul etmekte, ancak çalışma şeklinin davacı müvekkili şirket hesaplamasına dayandığını iddia ettiğini, dosyaya bu yönde sunmuş olduğu bir delilinin bulunmadığını, davalı tanık ifadeleri ile de bu iddialarının ispat edilmediğini, zira, çalışan işçilerin/ tanıkların davalı ve davacı arasındaki anlaşmayı ve ödemeyi yapan kişiyi bilebilmelerinin de mümkün olmadığını, yani, kendilerine işverenleri davalı ... taşeron tarafından bu şekilde ödeme yapılması konusunun ayrı, davalı şirket tarafından bu ödemenin müvekkili davacı şirketten talep edilip edilemeyeceği hususunun apayrı bir konu olduğunu, müvekkili davacı şirketin, bu çalışma şeklini kabul ettiğine dair bir kabulü yok iken; davalı şirketin 8 saati 1 saat bile aştığında tam gün yevmiyesi verildiğini kabul etmekte ve fakat bunun davacı müvekkili şirket isteği ile olduğunu iddia ettiğini, halbuki, davacı müvekkili şirketin bu yönde bir kabulü veya beyanının bulunmadığını, kaldı ki, müvekkili şirket tarafından fazla çalışma ödemesi yapıldığını, taraflar arasındaki uyuşmazlığın hesaplama şekli olduğunu, bu hesaplama şeklinin nasıl olacağını veya taraflar arasındaki anlaşmayı, ne kadarlık kısmının müvekkili davacı tarafça kabul edileceğini vb. ticari ilişkiyi işçilerin/tanıkların bilebilmesinin mümkün olmadığını, taraflar arasında, işçi çalışma saatleri ile ilgili bir çekişme bulunmadığını, müvekkili şirketin tam yevmiye üzerinden hesaplama yapılması gerektiğine dair bir kabulünün, bilgi ve belgenin davalı tarafça sunulamadığını, çalışma saatleri üzerinden, ödenmesi gereken yevmiye ve fatura arasındaki farkların bilirkişi tarafından tespit edildiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istinaf başvuru sebebi olarak ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, icra takibi nedeniyle ödenen bedelin istirdat istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
TMK'nın 6. maddesinde ''Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.'' denmektedir. İspat yükü başlıklı HMK'nın 190. maddesi " (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir. " şeklinde düzenlenmiştir.
HMK'nın“Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi ;
“(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. Şeklinde düzenlenmiştir.
28/07/2020 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7251 sayılı Kanunun 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile HMK’nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir: “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”.
İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., 2021/1090 K. sayılı kararında da değinilmiştir.
Menfi tespit davasının düzenlendiği İİK'nın 72/7. maddesi "Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yönünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını isteyebilir." şeklindedir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır.
Eş söyleyişle kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir.
Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıdadır. Fakat, menfi tespit davasını açan davacı (borçlu), davalının (alacaklı) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkinin hiç doğmadığını iddia etmeyip, bilakis bu ilişkinin doğduğunu bildirerek başka bir nedenle hukukî ilişkinin geçersiz olduğunu veya son bulduğunu ileri sürmekte ise bu iddiayı ispat yükü TMK’nın 6. maddesi gereğince davacıdadır.
Davacı tarafça, davalı ile işçi temini amacıyla anlaştığını, davalı şirketten temin edilen işçilerin müvekkili şirketin ticari ilişki içerisinde bulunduğu dava dışı şirkette çalıştığı, müvekkili şirketin denetim müdürünce fazla alındığı tespit edilen toplam 26.878,04 TL için 30.09.2014 tarihinde verilen hizmet faturası adı altında fatura düzenlendiğini ve davalı tarafın faturayı iade ettiğini, Torbalı 2. İcra Müdürlüğünün 2015/1845 sayılı icra dosyasında icra baskısı ve tehdidi altında ödenen 26.878,04 TL'nin istirdatı talebiyle dava açılmış olup, davalı taraf cevap dilekçesinde davanın reddi gerektiğini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, davalı ticari defter kayıtlarında tespit edilen faturaların davacı tarafından benimsenerek defterine işlemiş olmasının hizmetin yapıldığına karine teşkil etmesi, karinenin aksinin davacı tarafından ispatlanmamış olmasına göre davacı vekilinin tüm istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 353/1,b.1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 06/02/2023 tarih, 2019/16 Esas ve 2023/97 Karar sayılı kararına karşı davacının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvuran davacı taraftan alınması gereken 732,00 TL istinaf harcından başlangıçta alınan 179,90 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 552,10 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına,
4-Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5-İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Kararın re'sen taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 18/06/2026