Reklam alım satımında sözlü mutabakata dayalı risturn ödemeleri anlaşmazlığında, davalının iddia ettiği alt ciro bareminin ispat yükümlülüğü ve istinaf kararının temyiz incelemesi.
Özet: Davacı ile davalı arasındaki reklam hizmetleri karşılığı ödenmesi gereken risturn ödemeleri uyuşmazlığında, davacının belirlenen oranlarda geri ödeme alacağı iddiasına karşılık davalı, ödemelerin sözlü anlaşma ile kararlaştırılan belirli bir alt ciro baremine bağlı olduğunu ve bu baremin aşılmadığını savunmuştur; ancak ilk derece ve istinaf mahkemeleri, davalının alt ciro baremi iddiasını ispatlayamadığına hükmederek davacı lehine karar vermiş, davalı bu kararı temyiz etmiş ve duruşma istemi reddedilerek dosya üzerinden incelemeye geçilmiştir.

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/332 E., 2025/728 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 19. Asliye Ticaret MahkemesiSAYISI : 2024/267 E., 2024/592 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyize konu edilen kararın niteliğinin duruşma istenebilecek davalardan olmadığı anlaşılmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası uyarınca duruşma isteğinin reddine, temyiz dilekçesinin kabulü ile incelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin saat markalarının pazarlanması işi ile iştigal ettiğini, davacı şirketin 2011 yılından bu yana her türlü reklam, bilboard ve benzeri nihai tüketiciye ulaşan tüm reklamların satın alınması amacıyla davalı şirket ile çalıştığını, taraflar arasında satın alınan reklamlar üzerinden davacı şirkete offline reklamlardan %2, dijital reklamlardan ise %4 oranında geri ödeme yapılması konusunda mevcut mutabakat doğrultusunda davalı tarafın 2015 yılına kadar tüm ödemeleri yerine getirdiğini, ancak daha sonraki yıllarda ödeme yapmadığını ileri sürerek 2015, 20 16... yıllarına ilişkin ödemelerin davalıdan tahsilini talep etmiştir. II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmadığını, 2014 yılında sözlü olarak yapılan mutabakat ile davacının yıl içinde offline ve dijital mecralarda toplam 6.000.000,00 TL'nin üzerinde satın alma yapması halinde kendisine ödeme yapılacağı kararlaştırılmakla risturn ödemeleri için bir alt ciro baremi belirlendiğini, davacıya 2014 yılında bu miktarın üzerinde satın alma yapması nedeniyle ödeme yapıldığını, ancak daha sonraki yıllarda yapmış olduğu satın almaların belirlenen bu miktarın altında kalması nedeniyle ödeme yapılmadığını, davacının da bu dönemlere ilişkin her hangi bir fatura kesmediğini, fatura kesilmemiş olmasının da taraflar arasındaki bu anlaşmayı doğruladığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı firmanın ürün reklamlarının online ve offline mecralarda medya planlamasının davalı firma tarafından yapılması hususunda tarafların anlaştıkları ve ayrıca davacı tarafa o yıl içinde yayınlanan reklam cirolarının offline reklamlar için %2, online reklamlar için %4 oranında ödenmesinin kararlaştırılığı, taraflar arasında yazılı bir sözleşme yapılmadığı, ancak davalının 2011 yılından beri sözlü anlaşma kapsamında hizmet verdiği, bu hususta bir uyuşmazlık olmadığı, uyuşmazlığın 2015 yılından beri yapılmadığı iddia edilen risturn ödemelerin 6 milyon liralık bir alt ciro baremine dayanıp dayanmadığına ilişkin olduğu, bu iddiayı ileri sürerek ödeme yapmayan davalının Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesine göre iddiasını ispatlaması gerektiği, dosyaya sunulan delillerin ispata yeterli olmadığı, taraflar arasında bir alt ciro baremi uygulamasının olmadığı kanaatine varıldığı davacının Offline reklamlar için 293.914,02 TL online reklamlar için 8.609,82 TL olmak üzere toplam 302.523,54 TL alacaklı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ Davalı vekili temyiz dilekçesinde; taraflar arasında 2014 yılında sözlü olarak yapılan mutabakat ile davacının yıl içinde offline ve dijital mecralarda toplam 6.000.000,00 TL'nin üzerinde satın alma yapması halinde kendisine ödeme yapılacağı kararlaştırılmakla risturn ödemeleri için bir alt ciro baremi belirlendiğini, davacıya 2014 yılında bu miktarın üzerinde satın alma yapması nedeniyle ödeme yapıldığını, ancak daha sonraki yıllarda yapmış olduğu satın almaların belirlenen bu miktarın altında kalması nedeniyle ödeme yapılmadığını, basiretli bir tacirin alacağının tahsili için fatura kesip karşı tarafa göndermemesinin ve alacağını yıl sonunda dahi talep etmemesinin, üstelik ticari ilişkisini uzun yıllar daha devam ettirmesinin ve bu hususlarda hiç ihtar göndermemesinin hayatın olağan akışına aykırı ve mümkün olmadığını, davacı şirketin 2015 yılından 2018 yılına kadar hiçbir fatura göndermediğini, talepte bulunmadığını, bu hususların başlı başına risturn ödemesi yapılabilmesi için davacının alt ciro baremi olan 6.000.000,00 TL tutarında online ve offline mecralarda satın alma yapması gerektiği hususunu ve tarafların bu konuda daha önce uzlaştığını ve taraflar arasında bu yönde ticari bir teamül olduğunu kanıtladığını, bilirkişi raporun da aynı görüşle davalının haklılığının ortaya konduğunu, bilirkişi raporunda 20 14... yıllarında 6.000.000,00 TL'nin üstünde satın alma yapıldığından ödeme yapıldığının tespit edildiğini, taraflar arasında ciro alt bareminin mevcudiyeti noktasında ticari bir teamül oluştuğunda şüphe bulunmadığını, davacının talebinin Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde düzenlenen dürüstlük ilkesine aykırı olduğunu, ispat yükünün davacıya ait olduğunun kabul edilmesinin ve davalının ticari defterleri incelenmeden karar verilmesinin doğru olmadığını beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, hizmet alım sözleşmesine dayalı alacak istemine ilişkindir. Taraflar arasında her türlü reklam, billboard vb. tüm reklamların satın alınması ve yayınlanması konusunda sözlü olarak 2011 yılında hizmet sözleşmesi yapıldığı ve sözleşmenin 2018 yılında sona erdiği konusu taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık konusu, satın alınan reklamlar üzerinden 2015-2016-2017 yıllarına ilişkin yıl sonunda offline mecralar için %2, online mecralar için %4 oranında risturn ödemesinin (geri ödeme) o yıl içerisinde satın almanın belli bir cironun altında kalması hâlinde ödeme yapılıp yapılmayacağı konusunda toplanmaktadır. Davalı risturn ödemesi yapılabilmesi için 6.000.000,00 TL ciro alt bareminin bulunduğunu, 2015-20 16... yıllarında davacı tarafın 6.000.000,00 TL ciro baremine ulaşmaması nedeniyle risturn ödemesini talep edemeyeceğini, davacı ise aralarında herhangi bir medya planlamasıyla ilgili yıllık bir alt ciro bareminin bulunmadığını ileri sürmüştür. Davacının 2011-2014 yıllarına ilişkin geri ödeme primini aldığı, yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda da 20 13... yıllarında cironun 6.000.000,00 TL'yi geçtiği, ancak 2015-20 16... yıllarında ciroların 6.000.000.00 TL'nin altında kaldığı, davacı tarafından davalıya uyuşmazlık konusu yıllara ilişkin herhangi bir fatura kesilmediği gibi tarafların ticari defter kayıtlarında da bu yıllara ilişkin herhangi bir borç ve alacak kaydının bulunmadığı anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinin 2018 yılında sona ermesinden sonra, davacı geri ödemenin yapılması için 26.06.2018 tarihinde davalıya ihtar çektiği ve taraflar arasında e-mail yazışmalarının bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacı 15.02.2016 tarihli e-mailin taraflar arasındaki geri prim ödemesi konusunda mutabakatın sağlandığının ispata yeterli olduğunu ileri sürmüştür. Yukarıda belirtildiği üzere 20 13... yıllarında yıllık cironun 6.000.000.00 TL'yi geçmesi nedeniyle geri ödemenin yapıldığı, davacı tarafından 2015-2016-2017 yıllarına ilişkin geri ödeme primine ilişkin herhangi bir fatura düzenlenmediği, ayrıca bu yıllara ilişkin davacı ticari defterlerinde de herhangi bir alacak kaydının bulunmadığı, davalı ticari defterlerinde de bu yıllara ilişkin geri ödeme konusunda bir borç kaydının bulunmadığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 222/5.1-3 madde hükmü dikkate alındığında tarafların ticari deflerlerinde ilgili hususta hiçbir kayıt bulunmaması nedeniyle davacı ticari defter ve kayıtlara göre de iddiasını ispat edememiştir. Her ne kadar davacı 15.02.2016 tarihli e-mail içeriğinin prim ödemesi yapılacağına dair mutabakatın bulunduğunu, alacağı ispatladığını belirtmiş ise de, davacı yanın dayandığı elektronik yazışma içeriğininde 2015-20 16... yıllarına ait risturn bedelinin ödeneceğine dair açık bir irade uyuşması olarak kabulünün mümkün olmadığı gibi, söz konusu elektronik postayı gönderen çalışanın taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle mutabakata ve davalı şirketi temsil ve ilzama yetkili kişilerden olmadığı, ayrıca e-mail yazışmalarına rağmen davacı tarafından geri ödemeyle ilgili herhangi bir fatura düzenlenmediği ve ödeme konusunda davalıya karşı da taraflar arasındaki sözleşmenin sona erdiği 2018 yılına kadar herhangi bir alacak isteminde bulunulmadığı dikkate alındığında taraflar arasında 6.000.000,00 TL ciro alt baremi konusunda teamülün oluştuğu bu durumda davacının 2015-20 16... yıllarına ilişkin herhangi bir prim alacağı isteminde bulunamayacağı kanaatine varılmış olup yukarıda belirtilen gerekçeler doğrultusunda ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece dosya içeriğindeki deliller yanılgılı olarak değerlendirilerek davalının iddiasını ispat edemediği yönünde oluşturulan gerekçeyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,26.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.