Aile hekimliği sisteminde çalışan aile sağlığı elemanının kıdem ve ihbar tazminatının aile hekimi tarafından idareden geri talep edilmesine ilişkin işverenlik sorumluluğu uyuşmazlığının kanun yararına temyiz incelenmesi.
Özet: Bir aile hekiminin, yanında çalışan aile sağlığı elemanına ödediği kıdem ve ihbar tazminatlarının davalı idarece kendisine iadesi talebiyle açtığı davada, ilk derece mahkemesinin aile hekimini işveren vekili, davalı idareyi ise asıl işveren kabul ederek tazminatların idareden tahsiline karar vermesi üzerine, Adalet Bakanlığı tarafından yapılan kanun yararına temyiz başvurusunda, davalı idarenin yönetmelik gereği cari giderler kapsamında söz konusu ödemeleri davacıya zaten yapmış olduğu ve yeniden ödeme yapılmasının davacının sebepsiz zenginleşmesine yol açacağı gerekçesiyle kararın bozulması istenmektedir.

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2021/530 E., 2022/345 K.İlk Derece Mahkemesince kesin olarak verilen kararın kanun yararına temyizen incelenmesi Adalet Bakanlığı tarafından istenilmiş olmakla; Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; davacının sorumlu olduğu aile hekimliğinde 03.02.2019 - 04.02.2020 tarihleri arasında sağlık elemanı olarak çalışan ...'e kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı bedelinin ödendiğini, Aile Hekimliği Ödeme ve Sözleşme Yönetmeliği'nin 16/1-c maddesi uyarınca cari gider kapsamında yapılan ödemenin iadesi hususunda başvuruda bulunulduğunu ancak davalı idarenin ödeme yapmadığını, yapılan ödemelerden davalının sorumlu olduğunu belirterek 2.920,00 TL kıdem ve 2.313,93 TL ihbar tazminatı ödemesinin davalıdan alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; aile hekimleri ile davalı arasında asıl işveren - üst işveren ilişkisinin bulunmadığını, aile hekimlerinin davalıya bağlı olarak çalışmadıklarını, aile sağlığı merkezlerinin her türlü iş ve işlemlerinden ilgili aile hekiminin sorumlu olduğunu, aile hekimi tarafından yapılan davaya konu ödemelerden sorumluluklarının bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile aile hekimliğine ait iş yerinde çalışan aile sağlık elemanlarının sevk ve idare yönünden aile hekimlerine bağlı olduğu, ancak çalışma koşullarının davalı idare tarafından belirlendiği, ücretlerinin sağlık müdürlerinin onayı ile devlet tarafından ödendiği, aile hekimlerinin ücret ödemedikleri, aile hekiminin işveren vekili konumunda kaldığı, işverenin ise davalı idare olduğu, dava dışı aile sağlık elemanına yapılan ödemelerden davalı idarenin sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 5.234,59 TL maddi tazminatın 05.02.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine miktar itibarıyla kesin olmak üzere karar verilmiştir.IV. KANUN YARARINA TEMYİZA. Kanun Yararına Temyiz Sebepleriİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik Adalet Bakanlığı'nın kanun yararına temyiz isteminde; dava dışı işçinin çalıştığı döneme ilişkin olarak davalı idare tarafından yönetmeliğin 18. maddesi uyarınca davacıya ödeme yapıldığı, davalı idare tarafından davacının kendisi ve boş bulunan aile hekimliği birimi için yapılan ödemelerin dava dışı işçinin kıdem ve ihbar tazminatı da dahil olmak üzere yapıldığı, davacıya davalı idare tarafından dava dışı işçinin kıdem ve ihbar tazminatı da dahil olmak üzere ödeme yapılmasına rağmen davacının sebepsiz zenginleşmesine sebebiyet verecek şekilde davalı idarenin yeniden ödeme yapmasına karar verilmesinin hatalı olduğu belirtilerek kararın kanun yararına bozulması talep edilmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, davacı tarafından dava dışı işçiye yapılan kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı bedelinin davacıya ödenmesine dair alacak istemine ilişkindir.5258 sayılı Aile Hekimliği Kanunu'nun 2. maddesinde aile hekimi "kişiye yönelik koruyucu sağlık hizmetleri ile birinci basamak teşhis, tedavi ve rehabilite edici sağlık hizmetlerini yaş, cinsiyet ve hastalık ayrımı yapmaksızın her kişiye kapsamlı ve devamlı olarak belli bir mekânda vermekle yükümlü, gerektiği ölçüde gezici sağlık hizmeti veren ve tam gün esasına göre çalışan aile hekimliği uzmanı veya Sağlık Bakanlığı'nın öngördüğü eğitimleri alan uzman tabip veya tabiptir." şeklinde, aile sağlığı çalışanı ise "aile hekimi ile birlikte hizmet veren hemşire, ebe, sağlık memuru gibi sağlık elemanıdır." şeklinde tanımlanmıştır. Kanun'un 3/1. maddesine göre Sağlık Bakanlığı'nın uzman tabip, tabip ve aile sağlığı çalışanı olarak çalıştırılacak personeli 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile diğer kanunların sözleşmeli personel çalıştırılması hakkındaki hükümlerine bağlı olmaksızın, sözleşmeli olarak çalıştırmaya veya görevlendirmeye yetkili olduğu açıklanmış, 3/5. maddesinde ise sözleşme yapılan aile hekimi ve aile sağlığı çalışanlarına 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4/B maddesi kapsamında ödeme yapılacağı düzenlenmiştir. Kanun'un 5. maddesinde aile hekimliği hizmetinin esasları düzenlenmiştir.Aile Hekimliği Uygulama Yönetmeliği'nin 16. maddesinde ebe, hemşire, acil tıp teknisyeni ve sağlık memurlarının belirtilen şartları taşımaları halinde aile hekimi ile aile sağlığı çalışanı olarak sözleşme imzalayacakları düzenlenmiş, 22/3. maddesinde ise aile hekimlerinin, sağlık hizmetlerine yardımcı olmak amacıyla ebe, hemşire, sağlık memuru, tıbbi sekreter gibi ilave sağlık hizmetleri personeli ile güvenlik, temizlik, kalorifer, sekreterya ve benzeri hizmetler için ferden veya müştereken personel çalıştırabilecekleri ya da hizmet satın alabilecekleri düzenlenmiştir.Aile Hekimliği Sözleşme ve Ödeme Yönetmeliği'nin 6. maddesinde aile sağlığı çalışanları ile yönetmelik ekinde yer alan örneğe uygun olarak sözleşme imzalanacağı ve sözleşme imzalamaya yetkili kişinin vali ya da görevlendirmesi halinde il sağlık müdürü olduğu, 16. maddesinde aile hekimi ya da aile sağlığı çalışanının aynı anda en fazla kendi birimi dahil iki aile hekimliği biriminin sorumluluğunu üstlenebileceği düzenlenmiş, 18/2-c.1 maddesi ise "Sözleşmeyle çalıştırılan aile hekimine; hizmet verdiği merkezin kira, elektrik, su, yakıt, telefon, internet, bilgi - işlem, temizlik, büro malzemeleri, küçük onarım, danışmanlık, sekretarya, çalıştırdığı işçi statüsündeki personelin kıdem ve ihbar tazminatı dahil ücret, fazla mesai alacağı gibi tüm işçilik alacakları ile bu personele ilişkin iş sağlığı ve güvenliği hizmetleri ve tıbbi sarf malzemeleri gibi Bakanlıkça belirlenecek asgari fiziki ve teknik şartların devamına yönelik giderleri için her ay tavan ücretin % 50’sinin, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından yayımlanan illerin satın alma gücü paritesi puanı ile çarpımı sonucuna göre bulunacak tutarda ödeme yapılır. Aile hekimliği pozisyonunun, sözleşmeli aile hekimi bulunmaması nedeniyle boş olması durumunda, bu ödeme müdürlüğün döner sermayesine aktarılır ve birimin giderleri fatura ve benzeri belgeler ile yönetim karar defterinin ibrazı üzerine müdürlüğün döner sermayesinden karşılanır." hükmünü içermektedir.Yasal mevzuat hükümleri dikkate alındığında, aile hekimliği için öncelikle bakanlık ile aile hekimi arasında sözleşme imzalanması, sonra faaliyetin yapılacağı uygun işyerinin oluşturulması ve düzenlenmesi gerekecektir. Oluşturulan işyerinde çalıştırılacak personelin ücreti, Sağlık Bakanlığı tarafından aile hekimine yapılan ödemeler arasındadır.Ticari ve mesleki faaliyette bulunmanın amacı, gelir elde etmektir. Gelir elde etme amacını taşımadan yapılan faaliyetin ticari veya mesleki olduğu söylenemez. Aile hekimleri, çalışmaları sırasında sağlık hizmeti verdikleri kişilerden hiçbir şekilde ücret alamazlar. O nedenle, aile hekimlerinin işveren, aile hekimliğinin ise 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile 213 sayılı Vergi Usul Kanunu hükümlerine göre ayrı bir işyeri olmadığı açıktır.Açıklanan nedenlere göre, dava dışı işçinin işvereni davalı Sağlık Bakanlığı'dır. Aile hekimi ise işveren vekili konumundadır. Dava dışı işçinin alacaklarından aile hekimi şahsen sorumlu değildir. Yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular dikkate alındığında, mahkemece, davacı aile hekimi tarafından dava dışı işçiye yapılan ödemelerden davalı Sağlık Bakanlığı'nın işveren olarak sorumlu olduğunun kabulü yerinde olduğundan ve bu nedenle sebepsiz zenginleşmeye neden olacak bir hüküm bulunmadığından kanun yararına temyiz talebinin reddi gerekmiştir.V. KARARAçıklanan sebeplerle;Adalet Bakanlığı'nın hükmün kanun yararına bozulması talebinin REDDİNE,Kararın bir örneğinin ve dava dosyasının Adalet Bakanlığı'na gönderilmesine,11.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.