Danıştay 5. Dairenin KHK 375/35-b uyarınca FETÖ/PDY iltisaklı kamu görevlisinin ankesörlü telefon ve mahrem imam bağlantılarıyla kamu görevinden çıkarma kararını onaması.
Özet: Bir kamu görevlisinin, terör örgütüyle ilişkisi olduğu iddiasıyla kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin iptali talebiyle açtığı davanın reddi üzerine yaptığı temyiz başvurusunda, mahkemece temyiz nedenlerinin yasal şartları taşımadığına hükmedilmiş; ayrıca, davacının örgütün mahrem imamıyla ankesörlü telefon görüşmeleri ve örgütsel toplantılara katılımına dair güçlü deliller içeren, henüz kesinleşmemiş bir ceza mahkemesi kararının varlığı ve davacının savunmalarının hayatın olağan akışına aykırı bulunması gerekçeleriyle kamu görevinden çıkarma işleminin hukuka uygun olduğu kabul edilmiştir.
Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2022/15165 E.  ,  2025/8970 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2022/15165
Karar No : 2025/8970
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ...
Vekili : Av. ...
Karşı Taraf (Davalı):...... Bakanlığı / ...
Vekili : Av. ...
İstemin Özeti : Davalı idare emrinde görev yapan davacı tarafından 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı davalı idare işleminin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen .... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: Temyize konu kararın hukuka aykırı olduğu, hakkında yürütülen ceza kovuşturması neticesinde verilen kararın henüz kesinleşmediği ve yargılamanın devam ettiği, ceza yargılamasının sonucunun bekletici mesele yapılması gerekirken davanın reddi yönünde karar verilmesinin hatalı olduğu, somut olayda ceza hukukuna ilişkin tüm güvencelerin uygulanması gerektiği, savunma hakkı tanınmadan ve somut bir delile dayanılmadan dava konusu işlemin tesis edildiği belirtilerek Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği iddia edilmektedir.
Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi: ...
Düşüncesi: Temyiz isteminin reddi ile İdare Dava Dairesi kararının gerekçe eklenmek suretiyle onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin varlığı halinde mümkün olup, davacı tarafından ileri sürülen hususlar bunlardan hiçbirine uymamaktadır.
Bununla birlikte, davacı hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde verilen .... Ağır Ceza Mahkemesinin... tarih ve E:..., K... sayılı kararında yer alan "..Sanık ... ...'ın Türk Silahlı Kuvvetlerinde görevli askeri personel olduğu, Niğde ilinde örgüt mensubu askerlerin arandığı tespit edilen ankesörlü telefonlardan, sanığın da ... numaralı hattının 72 kez arandığı bunlardan 3 tanesinin ardışık olduğunun tespit edildiği, ardışık aramada ismi geçen ... Cumhuriyet Başsavcılığında şüpheli sıfatı ve mahkememizde tanık sıfatı ile ifadesi alınan H.A.; kendisi ile beraber sanık ...'ın, D.B. ve H.Ç.'nin aynı grupta olduğunu, belirli aralıklar ile kendilerinden sorumlu ... isimli şahsa giderek örgüt liderine ait CD'leri izlediklerini, namaz kıldıklarını, dini sohbetler yaptıklarını, sohbetlere gitmediğinide sanığın neden gitmediğini sorduğunu, sanığın cuma namazlarına gitmemesi konusunda uyardığını beyan ettiği, tanık H.A.'nın her ne kadar mahkememizde alınan ifadesinde grup olmadıklarını, ... isimli şahsın kendisine çok fazla güvenmediğinden gruba dahil etmediğini, eve geldiğinde diğer odada sanığın sesini duyduğunu, kendisinin ayrı bir odada tek başına alındığını, ... isimli şahsın evinde bir kaç kez karşılaştıklarını, sanığın ingilizce kursuna geldiğini; ancak inanmadığını, toplantılara gitmediği zamanlarda sanığın aile yakını olarak tanıttığı ... isimli şahıs ile aile yakının ile neden görüşmediğini sorduğunu beyan ettiği görülmüştür. Tanık H.A.'nın beyanları doğrultusunda, mahrem imam olduğu iddia edilen ... isimli şahsın kollukça yapılan araştırmada M.U. olduğunun tespit edildiği, tanığın anlatımları ile bu hususun eşleştiği, bu şahsın da Fetö/PDY terör örgütüne üye olmaktan yargılandığı, dosyasının istinaf incelemesinde olduğunun bildirildiği, sanığın bu şahıstan ingilizce kursu aldığını beyan ettiği, diğer tanık anlatımlarını kabul etmediğinin, haklı makul bir açıklamada bulunmadığı, yine tanık ...'ın mahrem imam ... ile olan toplantılara gitmemesinden hemen sonra sanığın yanına gelip neden akrabanı ziyarete gitmedin şeklindeki durumunda tesadüf olamayacağı, yine sanığın tanığa yönelik şakirt (örgüt mensuplarının birbirlerine hitap şekli) şeklinde hitap ettiği aralarında herhangi bir samimiyet bulunmayan sanık ile bu tanığın bu söylemlere ilişkin savunmalarında ben şaka amaçlı söyledim türk sinemasında '' Ne haber ...?'' şeklinde bir şakalaşma şekli vardı buna atıfla söyledim şeklinde savunmalarının hayatın olağan akışıyla bağdaşmadığı gibi üzerinden suçu atmaya yönelik beyanlar olduğu, tanık H.A.'nın savcılık beyanında FETÖ yapılanması içerisinde bulunan askeri personellere ankesör yöntemi ile ulaşıldığını, ankesörden irtibat kurularak FETÖ terör örgütü faaliyeti kapsamında asker olan şahıslara sohbet toplantılarının düzenlendiği, bu kapsamda grup kurulduğunu, grubun içerisinde de sanık ...'ın bulunduğunu, bu toplantıların 2016 yılına kadar da devam ettiği,2016 yılına kadar sanığın örgütün sohbet toplantılarına özel haberleşme yöntemi olan ankesörde aracılığı ile katılması, grupta olan şahıslar ile beraber aynı gün ve saatlerde sanığın ankesörden arandığı anlaşılması ile tanık H.A.'nın savcılık ifadesi sanığın mahkumiyetinde aleyhe olarak esas alınmıştır.... " tespitleri, dava dosyasında yer alan diğer tespitler ile birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatının bulunduğu sonucuna varılmıştır.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın yukarıda belirtilen gerekçenin eklenmesi suretiyle ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesince müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, 17/09/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.