Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde, tütün ürünleri sınıfında benzer markaların kötü niyetli tescili ve karıştırılma ihtimali iddiasıyla açılan marka hükümsüzlüğü davası.
Özet: Çok uluslu bir şirketin (davacı), kendi global çapta tanınmış "... " markalarına görsel ve işitsel olarak yüksek derecede benzeyen, davalı adına aynı mal sınıfında tescilli "... " ibareli markanın hükümsüzlüğünü talep ettiği bu uyuşmazlıkta; davacı, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğunu, davalının sektördeki önceki benzer tescil girişimlerinin mahkeme kararlarıyla hükümsüz kılındığını ve kötü niyetle hareket ettiğini iddia ederken, davalı ise markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak farklı olduğunu, global olarak korunduğunu, tüketicilerin bilinçli olduğunu ve herhangi bir iltibas riskinin olmadığını savunmaktadır.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA"
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2024/239
KARAR NO : 2025/177
DAVA : Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 19/02/2018
KARAR TARİHİ : 12/05/2025 Yazım Tarihi: 04/06/2025
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: Davacının .... yasaları altında kurulu çok uluslu bir şirket olduğunu, dolayısı ile MÖHUK 48/2 maddesi kapsamında yabancılık teminatı ödemeden muaf olduğunu, şirketin hem kendisi ve/veya bağlı şirketleri, lisansörleri ile yüksek kaliteli tütün ve ilgili ürünlerin üretim, pazarlama, dağıtım ve satışı ile 180’den fazla ülkede dünya çapında faaliyet gösterdiğini, dünya çapında tanınmış kabul edilen birçok markanın sahibi olduğunu, “...” ibareli markaların 37. Sınıfa giren hizmetlerde davacı adına .... sayılar ile, 34. Sınıfa giren emtialarda ... nezdinde tescilli olduğunu, davalının da bu markalar ile ayniyet derecesinde benzer bir esas unsura sahip “...” ibareli markayı aynı emtialar yönünden ... sayı tahtında kendi adına tescil ettirmiş olduğunu, taraf markalarının ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, ayrıca karşılaştırılan markaların aynı/aynı tür emtialarda kullanıldığını, dolayısıyla karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunun kabul edilmesi gerektiğini, taraflar arasındaki ihtilafın 2011 senesine davalının 34. sınıfta “... ...” ibareli ilk marka başvurusuna dayandığını, söz konusu ... sayılı başvurunun tescile bağlandığını, bu tescile karşı açmış oldukları iltibasa dayalı hükümsüzlük davasının ... sayılı ilamı ile kabul edildiğini, bu arada davalının aynı emtialar için aynı ibareli, ... sayılı yeni bir marka başvurusunda bulunduğunu, başvurunun aleyhine yaptıkları itirazların ... tarafından kabul edilmediğini, bunun üzerine ... kararının iptali için açmış oldukları davanın ... sayılı ilamı ile kabul edildiğini, davalının ... sayılı markasının da kötü niyetten dolayı hükümsüz kılınması gerektiğini, zira tarafların aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, birbirlerinden, markalarından, fiyatlarından dahi haberdar olduklarını, davalının davacının markasını yok saymasının mümkün olmadığını, davalı şirketin dava konusu markayı kasten seçtiğini, ısrarla ve bahsi geçen kesinleşmiş mahkeme kararlarından haberdar olarak “... ” markasını tescil ettirmeye çalıştığını, hükümsüzlüğü istenen markanın “...” ve “...” ibarelerinden oluştuğunu, bu markanın davacının markaları ile hem işitsel hem de görsel olarak iltibas yarattığını, markaların esas unsurunun tek harf dışında birebir aynı olduğunu, “...” kelimesinin okunuşunda “D” harfinin sessiz oluşunun benzerliği üst seviyeye taşıdığını, ürünlerin de aynı/benzer olduğunu, “...” ibaresinin ayırt edici özelliğinin bulunmadığını, davacının “...” ibaresini “...” markası ile birlikte kullandığı ... sayılı “... ” markasının da sahibi olduğunu, bunun dava konusu marka ile iltibas ihtimalini arttırdığını ileri sürerek davalı adına tescilli ... tescil sayılı markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı Firma Vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: davalıya usulüne uygun tebligat yapılmadan sonuçlandırılmış olan geçmiş ihtilaflardan bahisle davalının kötü niyetli olduğunun söylenemeyeceğini, zira davalının bu davalardan ve yargılamalardan haberdar olmadığını, ayrıca taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olmadığını, davalının “...” markasının .... gibi, dünyanın birçok ülkesinde tescilli olarak korunduğunu, davalının bu markalarını dünya çapında uzun yıllardır kullandığını ve hiçbir zaman davacının markaları ile karıştırılmadığını, ayrıca taraf markalarında geçen "...." ve “...” ibareleri arasında sadece üç harf ortaklığının bulunduğunu, davacının markasında geçen “... ” ibaresinin ....’daki bir caddenin adı olduğunu, tek başına "..." ibaresinin İngilizce’de "bağ, zincir, tahvil, bono, senet, ilişki" gibi anlamlara gelirken davalıya ait “...” markasında yer alan "..." ibaresinin Türkçe karşılığının "iyi, güzel, yararlı" olduğunu, dolayısıyla taraf markalarının kavramsal yönden de benzediğinin söylenemeyeceğini, ayrıca uyuşmazlık konusu olan 34. Sınıfa giren emtiaların dikkatli ve bilinçli tüketicilere hitap ettiğini, dolayısıyla taraf markalarının karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, bu nedenlerle davanın reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.
MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.",
Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır.
SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;
Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,
Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,
Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.
Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır.
DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı firmaya ait ... tescil sayılı markanın davacı tarafa ait "..." ibareli tescilli markaları dolayısıyla 6769 Sayılı SMK 6/1 maddesine göre taraf markaları arasında iltibas oluştuğu, SMK 6/9 maddesine göre davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı yönündeki davacı taraf iddiası açısından davalı markasının SMK 25 nci maddeye göre hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
Davacı şirketin .... sayılı "..." ibareli 34.ncü sınıfta ;
Davalı şirketin ... sayılı 34.ncü sınıfta " ..." ibareli;
Tescilli markaları bulunduğu ... kayıtları ile tespit edilmiştir.
25/02/2025 Tarihli Bilirkişi Raporunda ÖZETLE;" 1) Davacının .... sayılı kelime markaları özelinde, karşılaştırılan markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olduğu,
2) Davalının markasının kapsamına giren tüm emtialar yönünden somut olayda emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının da gerçekleştiği,
3) Dava konusu edilen emtiaların hitap ettiği alıcı kesiminin, bilgi/bilinç/ dikkat/özen/algı seviyelerinin düşük olmadığı,
4) (1) ve (2) nolu bentlerdeki tespitler nedeniyle, (3) nolu bentteki tespite rağmen, karşılaştırılan markalar arasında, dava konusu edilen markanın kapsamına giren tüm emtialar yönünden, karıştırılma ihtimalinden doğan hükümsüzlük nedeninin bulunduğu,
5) Davacının “kötü niyet” iddialarının değerlendirmesinin hukuki niteliği yüksek olduğundan Sayın Mahkeme tarafından yapılması gerektiği," şeklinde ifade edilmiştir.
Davalı vekilinin yeni bir heyetten rapor veya aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.
GEREKÇE:
Önceki tescilli bir marka (davacıya ait olan) ile sonraki tesçilli marka (davalı markası) arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;
Davacının .... sayılı "..." ibareli markası ile davalı firmanın " ..." ibareli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ve sescil olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu ;
Her iki markasının asli unsuru ... ( davacı) ... (davalı) olduğu;
Diğer yönden bilirkişi raporunda sayfa 3 ve 4 de deki karşılaştırma tablosunda görüleceği şekilde emtia benzerliği oluştuğu ;
İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, önceki markadaki ve sonraki markadaki işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma/yararlanma süresi içinde, davalının " ..." ibareli markasını gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının .... sayılı "..." ibareli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı , iltibas ve benzerlik nedeniyle her iki taraf markası arasında yanılgı yaşayabileceği, hedef kitle açısından bu mallarda iltibas ve benzerlik nedeniyle davalı taraf markası ile davacı taraf markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idarî ve ekonomik anlamda bağlantılı bir işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı oluşabileceği , yani markaları karıştırabileceği, bu açıdan taraf marka işaretleri arasında 6769 sayılı SMK 6/1 maddesindeki iltibas ve SMK 25/1 .nci maddedeki hükümsüzlük koşulu oluştuğu;
Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı;
Ancak bu durumlar yukarıda anlatılan iltibası ortadan kaldırmadığından bilirkişi raporu da benimsenerek davanın kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davanın KABULÜNE,
2-Davalı tarafa ait ... sayılı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE, sicilden terkin edilmesine, karar kesinleştiğinde .... müzekkere yazılmasına,
3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 35,90 TL'nin düşümü ile bakiye 579,50 TL'nin davalıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,
4-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
5-Davacının yaptığı; 7.255,00 TL bilirkişi ücreti, 50,00 TL tebligat ücreti, 35,90 TL ilk harç masrafı olmak üzere toplam 7.340,90 TL yargılama giderinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
6-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine
Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 12/05/2025
Katip ... Hakim ...
E- imzalıdır E- imzalıdır