Danıştay 5. Daire, KHK ile kamu görevinden çıkarılan davacının FETÖ/PDY iltisakı iddialarıyla Bank Asya ve dernek bağlantısı üzerinden görevine iade ve parasal hak talebiyle yapılan temyiz başvurusunu incelemektedir.
Özet: Kamu görevinden Kanun Hükmünde Kararname ile çıkarılan davacının göreve iade talebinin reddine ilişkin işlemin iptali davasında; ilk derece mahkemesi, davacının Bank Asya hesap hareketleri ile bazı derneklere yaptığı ödemelerin tek başına FETÖ/PDY ile iltisak veya irtibatı ispatlamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar vermişken, Bölge İdare Mahkemesi bu eylemleri bir bütün olarak değerlendirerek davacının örgütle iltisak ve irtibatının bulunduğuna kanaat getirmiş, ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak davanın reddine hükmetmiştir; davacı, Bank Asyadaki işlemlerinin talimatla olmadığını ve terör örgütüyle bağlantısı bulunmadığını ileri sürerek Bölge İdare Mahkemesi kararını temyiz etmiş olup, Danıştay Tetkik Hakimi, temyiz talebinin kabulü ile bölge idare mahkemesi kararının bozulması yönünde görüş bildirmiştir.

T.C.
D A N I Ş T A YBEŞİNCİ DAİREEsas No : 2023/17106Karar No : 2025/14705TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ...KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ...VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ...İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ :Dava konusu istem: 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair ... tarih ve .../... sayılı işlemin iptali ile yoksun kalınan parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:...sayılı kararında; Mahkemelerinin 08/02/2022 tarihli ara kararına gelen bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının ilk olarak 18/10/2005 tarihinde Bank Asya'da hesap açtırdığı, 2'si talimat döneminde denk gelmek ve 10'u vadesiz, 15'i vadeli olmak üzere toplam 25 adet hesabının bulunduğu, açmış olduğu hesabına, örgüt liderinin talimat tarihi olan 25/12/2013 tarihinden önce birbiriyle tutarlı miktarlarda para yatırdığı, davacının ev almak amacıyla abisinden dolar borcu aldığı ve anılan borcu ödemek maksadı ile Bank Asya'da dolar biriktirdiği hususlarını beyan ettiği ve ev aldığına ilişkin 08/06/2015 tarihli tapu senedini dosyaya ibraz ettiği görüldüğünden; anılan bankaya yatırılan paraların ve açılan hesapların olağan bankacılık işlemleri kapsamında kaldığı anlaşıldığından, Bank Asya'daki hesap hareketliliğinin davacının FETÖ/PDY ile iltisak veya irtibatına delil oluşturamayacağı, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle TMSF'ye devredilen Cihan Medya Dağıtım A.Ş.'ye 09/02/2015 tarihinde 300,00 TL ödeme bilgisinin bulunduğu, FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan Kimse Yok Mu Derneği'ne 23/08/2015-18/09/2015 tarihleri arasında 1.000,00 TL para gönderdiği ileri sürülmüş ise de; davacı tarafından Zaman Gazetesi aboneliğinin bulunmadığı Cihan Medya ödemesinin bir başkasının nam ve hesabına elden alınan 300 TL karşılığında yapıldığının beyan edildiği, ayrıca davacının hesap hareketlerinden, kendisi ve başkaları adına çok sayıda kimse yok mu derneğine, İHH ve Türkiye Diyanet Vakfına bağış yapıldığının görüldüğü; 07/08/2013 tarihinde "Zekat" açıklaması ile İHH İnsani Yardım Derneğine kendi adına 500,00-TL gönderdiği, bu hali ile davacının anılan eylemlerinin örgütün amacına matuf olduğundan söz edilemeyeceği, aksi yönde bir delil ve tespitin de davalı idarece ortaya konulamadığı ve başkaca delillerle desteklenmediğinden, söz konusu eylemlerin tek başına örgüt ile iltisak ve irtibat bağını kuracak yeterlikte olmadığı, sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptali ile davacının yoksun kaldığı parasal haklarının hakediş tarihinden itibaren dönemsel olarak işletilecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E..., K:... sayılı kararıyla; davacı tarafından Bank Asya'daki hesabına 28/08/2014 tarihinde 31,500,00 TL, 10/12/2014 tarihinde 39.000,00 TL para yatırılması, 21/04/2014 tarihinde 8.842,26 TL tutarlı 91 günlük katılım hesabı açılması; FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle TMSF'ye devredilen Cihan Medya Dağıtım AŞ'ye 09/02/2015 tarihinde 300,00 TL ödemede bulunulması; FETÖ/PDY'ye aidiyeti, iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan Kimse Yok mu Derneği'ne 23/08/2015-18/09/2015 tarihleri arasında toplam 1.000,00TL tutarında para gönderilmesine ilişkin tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibat düzeyinde ilişkisinin olduğu sonucuna ulaşıldığından davacının kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin Kanun Hükmünde Kararnameye karşı yapmış olduğu başvurusunun reddine dair OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle, istinaf başvurusu kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Bank Asya hesabına talimatla para yatırmadığı, döviz biriktirmek amacıyla birikim hesabı olarak kullandığı, FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakının bulunmadığı ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Temyiz istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE:MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT:Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır. Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır.29/10/2016 tarih ve 29872 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 675 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin yayımı tarihinde yürürlüğe giren ''Kamu personeline ilişkin tedbirler'' başlıklı 1. maddesinde, "(1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara (Anayasa Mahkemesinin 31/05/2023 tarihli ve E:2018/77, K:2023/105 sayılı kararıyla, 7082 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 1. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "... üyeliği, mensubiyeti veya ..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan ve ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir." hükmüne yer verilmiştir. Davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvuru, anılan Komisyonun ... tarih ve .../... sayılı işlemi ile reddedilmiştir.Bunun üzerine davacı tarafından, anılan işlemin iptali ile kamu görevinden çıkarılması nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 675 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28). Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir.Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.FETÖ lideri tarafından talimatın verildiği 25/12/2013 tarihinden, Bank Asya'nın TMSF'ye devredildiği 29/05/2015 tarihine kadar, örgüt liderinin emri doğrultusunda mali olarak zor duruma düşen Banka'nın parasal yönden iyi durumda olduğunu göstermek amacıyla örgüt mensuplarınca, gerek birkısım malvarlıkları elden çıkarılarak, gerekse başka finans kuruluşlarından kredi çekilerek tasarruf ve kâr amacı gözetilmeksizin, kendileri, eşleri, reşit olmayan çocukları ve bazen de anne-babaları adına para yatırılmış, katılım hesapları açılmış, döviz ve altın alım-satımı gibi işlemler yapılmıştır. Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında; davacının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı Bank Asya isimli banka hesabında bulunan para miktarını FETÖ/PDY terör örgütü liderinin talimat verdiği tarih sonrasındaki dönemde arttırdığının belirtildiği, davacı tarafından ise Bank Asya hesabına talimatla para yatırmadığı, hesabını 18/10/2005 tarihinde açmış olduğu ve söz konusu hesabı birikim yapmak amacıyla kullandığı, FETÖ/PDY terör örgütü ile hiçbir irtibatının bulunmadığı ileri sürülmüştür.Dosyanın incelenmesinden, davacının Bank Asya hesabının ilk açılış tarihinin 18/10/2005 olduğu, 2005 yılından itibaren düzenli olarak para girişlerinin, döviz alım-satım işlemlerinin, otomatik ödeme talimatlarının ve hesap akışlarının olduğu, aktif kredi kartı kullanımının bulunduğu, hesabı bankanın TMSF'ye devrinden sonra da aktif olarak kullandığı, davacı tarafından Bank Asya'daki bankacılık işlemlerinin terör örgütü liderinin talimatı doğrultusunda örgütsel amaçla yapıldığına dair somut bir tespitin bulunmadığı anlaşıldığından, Bank Asya hesap hareketlerinin, davacının FETÖ ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmıştır.Öte yandan, Bölge İdare Mahkemesi kararında, davacı tarafından Cihan Medya Dağıtım A.Ş.'ye ve Kimse Yok Mu Derneği'ne ödeme yapıldığı belirtilmişse de, yapılan ödemenin mahiyetinin bilinmediği, devamlılığı konusunda da dosyada herhangi bir bilgi bulunmadığı, anlaşıldığından söz konusu ödemelerin davacının FETÖ/PDY terör örgütüne irtibat ve iltisakının tespiti açısından yeterli delil niteliğinde olmadığı sonucuna varılmıştır.Diğer taraftan, dosyanın incelenmesinden, yukarıda belirtilen hususlar dışında, davalı idarece dava dosyasına davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğuna dair başkaca bir bilgi ve belgenin sunulmadığı, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kesinleşmiş beraat kararı bulunduğu görülmüştür.Bu durumda, yukarıdaki tüm tespit ve değerlendirmeler dikkate alındığında, davanın iptali, yoksun kaldığı parasal hakların hakediş tarihinden itibaren dönemsel olarak işleyecek yasal faiziyle ödenmesi yönündeki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine ilişkin temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.KARAR SONUCU:Açıklanan nedenlerle;1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,2. Dava konusu işlemin iptali, yoksun kaldığı parasal haklarının hakediş tarihinden itibaren dönemsel olarak işletilecek yasal faiziyle ödenmesine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü, kararın kaldırılması, davanın reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA,3. Yürütmenin durdurulması harcının istemi hâlinde davacıya iadesine,4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 16/12/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.