Danıştay Beşinci Dairenin, 672 sayılı KHK ile FETÖ/PDY iltisakı gerekçesiyle Bank Asya ve sendika üyeliği nedeniyle kamu görevinden ihraç edilen personelin göreve iade talebinin reddine dair karara ilişkin temyiz incelemesi.
Özet: 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacının, OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonunun göreve iade başvurusunu reddetmesi üzerine açtığı davada, ilk derece ve bölge idare mahkemeleri, davacının FETÖ/PDY terör örgütüyle iltisaklı sendika üyeliği, Bank Asya hesap hareketleri, örgütün yayın organlarına ve derneklerine ödemeleri nedeniyle davanın reddine karar vermiştir; davacı ise FETÖ ile irtibatının bulunmadığını, faaliyetlerinin rutin ve örgütlenme özgürlüğü kapsamında olduğunu ileri sürerek anayasal haklarının ihlal edildiğini iddia etmekte olup, Danıştay bu iddialar çerçevesinde dosya üzerinden incelemesini sürdürmektedir.
Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2023/1355 E.  ,  2025/14654 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2023/1355
Karar No : 2025/14654
TEMYİZ EDEN (DAVACI) :...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı/...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ:
Dava konusu istem: 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair ... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir Bank Asya isimli banka hesabında bulunan para miktarını FETÖ/PDY terör örgütü liderinin talimat verdiği tarih sonrasındaki dönemde arttırdığı, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı olan "Ufuk Tarım ve Ormancılık Hizmetleri Memurlar Sendikası" isimli sendikaya üye olduğu, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yayın organı olan Cihan Medya Dağıtım A.Ş.'ye ödemede bulunduğu, örgüte aidiyeti, iltisakı veya irtibatı olduğu gerekçesiyle kapatılan Kimse Yok Mu Derneği'ne SMS ile para gönderdiği, söz konusu tespitleri mesnetsiz bırakacak somut herhangi bir bilgi ve belgenin sunulmadığı, davacının durumunun değerlendirilmesinde, hükme esas alınabilecek nitelikte görülüp yukarıda aktarılan Komisyon tespitleri dikkate alındığında, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile en az irtibat derecesinde bağının olduğu sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:... K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu, kararın kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı belirtilerek istinaf başvurusunun açıklamalı olarak reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: FETÖ/PDY ile bir irtibatının bulunmadığı, kamu görevinden çıkarılmasını meşru kılacak hiçbir sebebin olmadığı, Anayasa'ya sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiğine dair herhangi bir somut delil ortaya konulmadığı, FETÖ/PDY'nin ilk olarak 26 Mayıs 2016 tarihli MGK kararında terör örgütü olarak kabul edildiği, bu tarihten önceki faaliyetlerden sorumlu tutulamayacağı, Bank Asya hesap hareketlerinin rutin olduğu ve bankayı faizsiz bankacılık işlemleri nedeniyle kullandığı, örgütlenme özgürlüğü kapsamında dernek ve sendika üyeliğinin FETÖ/PDY terör örgütüne irtibat ve iltisak olarak değerlendirilemeyeceği, adil yargılanma hakkı, eşitlik hakkı, masumiyet karinesi, suç ve cezaların kanuniliği ilkesinin ihlal edildiği iddia edilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır.
01/09/2016 tarih ve 29818 (Mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararname'nin ''Kamu personeline ilişkin tedbirler'' başlıklı 2. maddesinde, ''(1) Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti (Anayasa Mahkemesi'nin 22/09/2021 tarih ve E:2018/75, K:2021/61 sayılı kararıyla 7080 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararnamenin Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 2. maddesinin 1. fıkrasının birinci cümlesinde yer alan "...üyeliği, mensubiyeti veya..." ibaresinin iptaline karar verilmiştir.) veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan; a) Ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden, ... başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir.'' hükmüne yer verilmiştir.
Davacı, 672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname eki listesinde ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılmış, kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu'na yaptığı başvuru, ... tarih ve .../... sayılı işlem ile reddedilmiştir.
Bunun üzerine, anılan işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
672 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından Anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında; davacının FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir Bank Asya isimli banka hesabında bulunan para miktarını FETÖ/PDY terör örgütü liderinin talimat verdiği tarih sonrasındaki dönemde arttırdığı tespitine yer verilmiştir.
Bu tespit ile ilgili olarak davacının tüm dosya kapsamındaki beyanlarında özetle; davacının tasarruflarını değerlendirmek üzere 2003 yılında hesap açarak Bank Asya'yı faizsiz bankacılık nedeniyle kullandığı, hesap hareketlerinin rutin olduğunu ifade ettiği görülmüştür.
Davacının yukarıda aktarılan beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının Bank Asya'da hesap açtığı tarihin 2004 yılı olduğu, 31/12/2013 tarihi itibariyle hesap bakiyesinin 3.212,00 TL olduğu, hesaba para yatırma, kart borcu ödeme, otomatik ödeme talimatları ve katılım hesabı açma şeklinde hesabın aktif bir şekilde kullanıldığı, Bank Asya'daki bankacılık işlemlerinin terör örgütü liderinin talimatı doğrultusunda örgütsel amaçla yapıldığına dair somut bir tespitin bulunmadığı anlaşıldığından, Bank Asya hesap hareketlerinin, davacının FETÖ ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında; davacının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı olan "Ufuk Tarım ve Ormancılık Hizmetleri Memurlar Sendikası" isimli sendikaya üyeliğinin bulunduğu tespitine yer verilmiştir.
Bu tespit ile ilgili olarak davacının tüm dosya kapsamındaki beyanlarında özetle; sendikaya üyeliğinin irtibat ve iltisak sebebi sayılmasının barışçıl örgütlenme özgürlüğünü ihlal ettiği, Bingöl'de çalışırken rahatsızlandığı ve hastalığına teşhis konulamaması nedeniyle Ankara'ya tayin istediği, hastalığının parkinson olduğunun teşhis edildiği ve beyin fonksiyonlarını düzenlemeye yönelik ilaç kullandığı, 2014 yılında verilen seyyanen zam oranının düşük olması nedeniyle üyesi olduğu sendikadan istifa ettiği, 2014 yılında yeni kurulan Ufuk Tarım Orman Sendikasının memurların ekonomik ve sosyal haklarını daha iyi hale getireceklerini söyledikleri ve sendika üyeliği teşvik primi vermeleri nedeniyle bu sendikaya üye olduğu, Temmuz 2015'te ise bu sendikadan istifa ettiğini beyan ettiği görülmüştür.
Dosyanın incelenmesinden; davacının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı olan Ufuk Tarım Orman Sendikasına, 02/07/2014 tarihinde üye olduğu, 06/07/2015 tarihinde de sendika üyeliğinden istifa ettiği, davacının yöneticilik ve benzeri şekilde aktif bir görev üstlendiğine ilişkin somut bilgi ve belgenin bulunmadığı görülmüş olup Sendika üyeliğinin, salt bu haliyle örgütsel amaçla hareket edildiğini, örgütsel faaliyette bulunulduğunu ortaya koyabilecek nitelikte bir husus olmadığı, örgütsel amaçla hareket edildiği, örgütsel faaliyette bulunulduğu herhangi bir somut tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belge ile ortaya konulamadığı sürece sendika üyeliğinin tek başına davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında; davacının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün yayın organı olan Cihan Medya Dağıtım A.Ş.'ye 12/01/2014 - 15/07/2015 tarihleri arasında 904,00-TL ödeme bilgisinin bulunduğu tespitine yer verilmiştir.
Davacı tarafından bu tespitle ilgili olarak, Cihan Medya Dağıtım A.Ş.'ye yapılan ödemenin üniversite sınavına hazırlanan çocuğunun gazete ekinde yer alan deneme sınavları için gazete aboneliğine ilişkin olarak yapılan ödeme olduğu, irtibat ve iltisak noktasında değerlendirmeye esas alınmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunun ileri sürüldüğü görülmüştür.
Davacının yukarıda aktarılan beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde; davacı tarafından Cihan Medya Dağıtım A.Ş.'ye yapılan ödemenin, örgüte yardım amacıyla yapıldığına ilişkin somut bir bilgi ve belgenin bulunmadığı anlaşıldığından söz konusu ödemenin davacının FETÖ/PDY terör örgütüne irtibat ve iltisakının tespiti açısından yeterli delil niteliğinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, Bölge İdare Mahkemesi kararında; 23/06/2022 tarihinde yapılan ara karara cevaben Bingöl İl Dernekler Müdürlüğü tarafından gönderilen cevabi yazıda davacının FETÖ/PDY ile müzahir faaliyetlerde bulunması nedeniyle kapatılan Ufuk Eğitimciler Derneği'ne üye olduğu ve söz konusu dernekte yönetim kurulu yedek üyeliğinin bulunduğu tespitine yer verilmiştir.
Dosyanın incelenmesinden; davacının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı olan Bingöl Ufuk Eğitimciler Derneğine üyeliğini hatırlamadığı, Mahkemece yapılan ara karar üzerine gönderilen belgelerde, 2007 yılında yönetim kurulu yedek üyesi olarak toplantıya katıldığı, kendisine ilişkin sunulan belgelerde imzasının olmadığı, 2007 yılında yapılan toplantıda adres bilgisinin 2013 yılında taşındığı Ankara adresinin olduğu, belgelerin otomatik olarak düzenlendiği, böyle bir üyelikten bilgisinin olmadığını beyan ettiği görülmüştür.
Dosyanın incelenmesinden; davacı hakkında yürütülen... Ağır Ceza Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; "...Bingöl Valiliği İl Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü'nün 20/03/2019 tarihli yazısına göre sanığın ilgili derneğe 30/06/2007(sehven 30/06/2017 yazıldığı görülmüştür) tarihinde üye olduğu, 26/04/2014 tarihinde dernek üyeliğinden ayrıldığı, ilgili dernekten ayrılış tarihinin göz önünde bulundurulması gerektiği gerekçesiyle örgütle olan bağına ilişkin delil olarak kabul edilemeyeceği" gerekçesine yer verildiği hususu da birlikte değerlendirildiğinde örgütsel amaçla hareket edildiği, örgütsel faaliyette bulunulduğu herhangi bir somut tespit, tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belge ile ortaya konulamadığından dernek üyeliğinin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.
Uyap Örgütlü Suçlar Sorgulama ekranında yapılan araştırmada; Ö.C. isimli şahsın.... Ağır Ceza Mahkemesi'nin E:... esasına kayıtlı dosyada 06/06/2018 tarihli duruşmadaki beyanında:
"...bu yapıda ki gruplar sohbetler meslek gruplarına göre yapılırdı, ben memurlar mühendisler grubundaydım... Benim sohbet gurubunda olduğunu söylediğim ...Tarım İl Müdürlüğünde çalışan biridir... Benim bahsetmiş olduğum ...Samsun'ludur zaten ilk KHK'da ihraç edilmişti. ... Bayındırlık İl Müdürlüğünde mimar olarak çalışıyordu. 17/25 aralkık öncesi dönemde sohbete geldiğini biliyorum, 17/25 Aralıktan sonra sohbete gelmedi..." ifade ettiği,
Ö.C. isimli şahsın ... Cumhuriyet Başsavcılığı'nda şüpheli sıfatıyla alınan 07/10/2016 tarihli beyanında;
"2012 yılında o zamanın Bingöl il abisi olan Y.C.'nın talimatı ile Bingöl Mühendisler Mimarlar ve Teknik Elemanlar Derneğini S.İ., F.A., C.K. ve S.K. isimli şahıslarla beraber kurduk. Bu şahıslar da bu derneğin Y.C.'nın talimatı ile kurulduğunu biliyorlardı. Y.C.'nın ilahiyat mezunu olduğunu biliyorum. Ayrıca derneğin yönetim kurulunda olmayan bazı üyelerinin A.E. (İl Tarım Müdür. Ziraat Mühendisi), O.İ. (İL Afet Kurum. Jeoloji Mühendisi), B.Ç. (NATO Pompa İstasyonunda Tekniker), F.T. (Gıda Mühendisi), B.D.(Adliyede Yazı İşleri Müdürü), Y.G. (Öğretmen), ... (Tarım İL Mdr.Mühendis), C.K.(Aile Sosyal Politikalarda Memur), V.K. (Özel Dershane Öğretmeni), A.K. (Çukurova Üniversitesinde Mühendis), S.K. (Bingöl Üniversitesinde Bilgisayar İşletmeni) Bu üyelerde 17/25 Aralıktan önce cemaate mensup kişilerdi. Bu şahıslar da bu derneğin Y.C.'nın talimatı ile kurulduğunu bilmekteydiler. Çünkü bu şahıslar bizim sohbet grubumuzdaydılar... S.İ., F.A. S.K., A.K., V.K., ... ... ve Y.G. isimli şahıslar 17/25 Aralık olaylarından sonra da FETÖ/PDY nin düzenlemiş olduğu toplantılara katıldı. Y.C. ve Bekir kod adlı Z.D. (Bekir olarak bildiğim şahsın ...olduğunu gözaltında iken kollukta öğrendim). Dernek 03/12/2015 tarihinde bizim tarafımızdan fes edildi." ifade ettiği,
... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararında; etkin pişmanlık hükümlerinden faydalanmak amacıyla beyanda bulunan tanık Ö.C.'nın alınan beyanında'' Bu derneğin adı Bingöl Mühendis Mimarlar ve Teknik Elemanlar Derneği'dir. 2012 yılının 9. Ayında kurduk. 2015 yılı Kasım Aralık gibi müracaat ederek kapattık. Kendimiz derneği feshettik. Valilik derneğin defteri istedi. Derneğin 3 yıl içerisinde gösterdiği mal varlığının 3800 TL olduğu hususunda rapor tuttu. Derneği arkadaşların 6-7 tanesi tayin yaptı. Farklı illere gitti, dernekte kağıt üzerinde bir dernek olması nedeniyle feshettik. S.İ. dernek yönetimindeydi. S.K., F.A. ve C.K. vardı.'' şeklindeki beyanı ile "... Vermiş olduğum 18 kişilik isimlerin hepsi sohbet grubundaydı. 2014 yılında gidiyordum. O zamanlar F.A., S.K., S.İ., ..., A.K., V.K. sohbetlere gidip gelmeye devam ettiler.'' şeklindeki beyanı dikkate alındığında, davacının kimlik bilgileri dikkate alındığında Ladik/SAMSUN doğumlu olduğu, hizmet belgesinin incelenmesinden ifadelerin geçtiği dönemde 16/09/1996-21/05/2013 tarihine kadar Bingöl'de Tarım İl Müdürlüğünde mühendis olarak görev yaptığı hususu dikkate alındığından anılan ifadelerin davacıya gönderilerek, bahsi geçen şahsın kendisi olup olmadığına ilişkin beyanları alınarak bu konuda ayrıca bir araştırma yapılarak bulunan tespitlerin de irtibat ve iltisak noktasında göz önüne alınması gerekmektedir.
Bu itibarla, belirtilen hususlarda araştırma yapılmaksızın, davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yönünde verilen Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,
2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 15/12/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.