Danıştay 5. Dairede, KHK ile kamu görevinden çıkarılan davacının, beraat etmesine karşın FETÖ irtibatı iddiasıyla göreve iade başvurusunun reddi kararının temyiz incelemesi ve bozma düşüncesi.
Özet: Yargılandığı terör örgütü üyeliği suçundan beraat eden kamu görevlisinin, Bank Asyadaki hesap hareketleri ve örgütle bağlantılı internet sitelerine erişim gibi gerekçelerle FETÖ/PDY ile irtibat veya iltisakının somut ve güçlü delillerle ortaya konulamadığına karar veren Danıştay, kamu görevinden çıkarılma işlemini hukuka aykırı bularak, ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararına yapılan istinaf başvurusunu reddeden bölge idare mahkemesi kararını bozmuş ve dosyanın yeniden değerlendirilmek üzere alt mahkemeye gönderilmesine hükmetmiştir.
Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2023/10778 E.  ,  2025/14703 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2023/10778
Karar No : 2025/14703
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı / ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 692 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, göreve iade talebiyle OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvurunun reddine dair ... tarih ve .../... sayılı işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı özlük ve sosyal haklarının iadesine, parasal haklarının işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davacının ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:..., K:... sayılı kararı ile davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğini gösterir mahkumiyetine yeterli her türlü şüpheden uzak kesin delil elde edilemediğinden beraatine karar verildiği, FETÖ/PDY terör örgütüne müzahir Bank Asya isimli bankadaki hesabına 22/01/2014 tarihinde 1.200,00-TL, 24/01/2014 tarihinde 1.600,00-TL para yatırdığı; ayrıca aynı bankada 27/02/2014 tarihinde 6.671,77-TL tutarlı 32 günlük katılım hesabı açtığı,davacıya ait dijital materyallerin incelenmesinde örgüt ile bağlantılı samanyoluhaber.com, aktifhaber.com, kure.tv ve bankasya.com.tr isimli internet sitelerine girildiğinin tespit edildiği, bu durumda, davacının durumunun değerlendirilmesinde ve hükme esas alınabilecek nitelikte görülüp yukarıda aktarılan Komisyon tespitleri ile ilgili ceza yargılamasında elde edilen deliller dikkate alındığında, FETÖ/PDY terör örgütü ile en az irtibat derecesinde bağının olduğu sonucuna varıldığından, davacının başvurusunun reddine dair Komisyon kararında hukuka aykırılık görülmemiştir. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve dilekçede ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını gerektirecek nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: OHAL KHK'sına dayanılarak doğrudan kamu görevinden çıkarılamayacağı, dava konusu işlemin eksik inceleme ile tesis edildiği, adil yargılanma, eğitim, özel hayata saygı, mülkiyet, gerekçeli karar ve mahkemeye erişim haklarının, bağımsız mahkeme ilkesinin, masumiyet karinesinin ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI: Temyiz istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ...'NIN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin kabulü ile usul ve yasaya uygun olan İdare Dava Dairesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY ve İLGİLİ MEVZUAT:
Türkiye'de 15 Temmuz 2016 gecesi, kendilerini “Yurtta Sulh Konseyi” olarak isimlendiren bir grup Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubu tarafından, demokratik biçimde halk tarafından göreve getirilen Türkiye Büyük Millet Meclisini (TBMM), Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ve Cumhurbaşkanı'nı devirmek ve Anayasal düzeni ortadan kaldırmak amacıyla darbe teşebbüsünde bulunulmuş, bu teşebbüs Türk Milleti tarafından akamete uğratılmıştır.
Anayasa'nın olay tarihinde yürürlükte bulunan 118. maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca Milli Güvenlik Kurulu (MGK) tarafından 20/07/2016 tarihli toplantıda yapılan değerlendirmede, darbe teşebbüsünün TSK içindeki Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) mensupları tarafından başlatıldığı, bu örgütün kuruluş aşamasından itibaren etkisi altına aldığı eğitim kuruluşları, sivil toplum kuruluşları, medya kuruluşları, ticari kuruluşlar ve kamu görevlileri aracılığıyla Milleti ve Devleti kontrol altında tutmayı amaçladığı belirtilmiştir.
MGK'nın anılan toplantısında "demokrasinin, hukuk devleti ilkesinin, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin korunmasına yönelik tedbirlerin etkin bir şekilde uygulanabilmesi amacıyla" Hükûmete olağanüstü hâl ilan edilmesi tavsiyesinde bulunulması hususu kararlaştırılmıştır. Cumhurbaşkanı başkanlığında toplanan Bakanlar Kurulu 20/07/2016 tarihinde, ülke genelinde 21/07/2016 Perşembe günü saat 01.00'den itibaren geçerli olmak üzere doksan gün süreyle olağanüstü hâl ilan edilmesine karar vermiştir. Anılan karar 21/07/2016 tarih ve 29777 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş ve aynı gün TBMM tarafından onaylanmıştır.
14/07/2017 tarih ve 30124 (mükerrer) sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 692 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Bazı Tedbirler Alınması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK) ''Kamu personeline ilişkin tedbirler'' başlıklı 1. maddesinin 1. fıkrasında, ''Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan ve ekli (1) sayılı listede yer alan kişiler kamu görevinden başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın çıkarılmıştır. Bu kişilere ayrıca herhangi bir tebligat yapılmaz. Haklarında ayrıca özel kanun hükümlerine göre işlem tesis edilir." hükmüne yer verilmiştir.
Davalı idare bünyesinde görev yapmakta iken, Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 692 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin eki listede ismine yer verilmek suretiyle kamu görevinden çıkarılan davacı tarafından, kamu görevine iade edilmesi talebiyle Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonuna yapılan başvuru, anılan Komisyonun ... tarih ve... sayılı işlemi ile reddedilmiştir.
Bunun üzerine, anılan işlemin iptali ile bu işlem nedeniyle yoksun kalınan parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi, özlük haklarının iadesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
Diğer yandan, davacının ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarihli, E:... K:...sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiş, istinaf edilmeden kesinleştiği görülmüştür.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
692 sayılı Kanun Hükmünde Kararname uyarınca terör örgütlerine veya MGK'ca Devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğu değerlendirilen kamu görevlilerinin, “meslekten veya kamu görevinden çıkarılmasına" ilişkin kararlar, adli suç veya disiplin suçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayı amaçlayan “olağanüstü tedbir" niteliğindedir.
AİHM "demokratik bir devletin, memurlarından Anayasal prensiplere sadakat göstermesini isteme hakkı bulunduğunu" belirtmektedir (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 52; Volkmer/Almanya (k.k.), B. No: 39799/98, 22/11/2001; Petersen/Almanya, B. No: 39793/98, 22/11/2001). AİHM'e göre "kamu çalışanlarının devlete sadık kalmaları genel yararı korumakla ve güvence altına almakla yükümlü devlet otoriteleri ile çalışmalarının doğasında bulunan bir şarttır." (Sidabras ve Džiautas/Litvanya, B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/07/2004, § 57; Žičkus/Litvanya, B. No: 26652/02, 07/04/2009, § 28).
Terör örgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen yapılara iltisak veya bunlarla irtibat, kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü yitirildiğini ortaya koyan ve bahse konu olağanüstü tedbirin uygulanmasını gerektiren hâllerdir.
Anayasa Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamıştır. Bu kavramlar ile kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hal ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterli olacaktır.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında davacının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı Bank Asya isimli banka hesabında bulunan para miktarını FETÖ/PDY terör örgütü liderinin talimat verdiği tarih sonrasındaki dönemde arttırdığı tespitlerine yer verildiği, davacı tarafından ise, Bank Asya'ya talimat üzerine para yatırmadığı, hesabı rutin işlemler için kullandığı ileri sürülmüştür.
Dosyanın incelenmesinden, davacının Bank Asya hesabının ilk açılış tarihinin 20/05/2004 olduğu, söz konusu tarihten itibaren döviz alım satım işlemleri gerçekleştirdiği, hesaba para yatırdığı belirtilen tarihlerin hemen akabinde yatırılan tutarları hesaptan çektiği, talimat tarihlerine denk gelen bir ödemesinin ve hesap işleminin bulunmadığı, bankanın TMSF'ye devrinden sonra da bankacılık işlemlerine devam ettiği, davacı tarafından Bank Asya'daki bankacılık işlemlerinin terör örgütü liderinin talimatı doğrultusunda örgütsel amaçla yapıldığına dair somut bir tespitin bulunmadığı anlaşıldığından, Bank Asya hesap hareketlerinin, davacının FETÖ ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
Bununla birlikte, davacıya ait dijital materyallerin incelenmesinden samanyoluhaber.com, aktifhaber.com, kure.tv ve bankasya.com isimli internet sitelerine girdiği tespitlerine yer verilmişse de, anılan sitelere sadece giriş yapmış olmasının davacının FETÖ ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, Bölge İdare Mahkemesi kararında, davacının kullanıcısı olduğu GSM hattının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün mahrem hizmetler adalet yapılanmasında, örgüt sorumlularınca oluşturulan hücresel haberleşme ağında mahrem imam Y.I. tarafından kullanılan operasyonel hat ile irtibatlı olduğuna ilişkin istihbari bilginin olduğu belirtilmişse de, HTS kayıtlarına ilişkin detaylı bilginin dosyada yer almadığı, söz konusu HTS kayıtlarının bu haliyle irtibat ve iltisak noktasında değerlendirmeye esas alınmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunun ileri sürüldüğü görülmüştür.
Diğer taraftan, dosyanın incelenmesinden, yukarıda belirtilen hususlar dışında, davalı idarece dava dosyasına davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibatlı ve iltisaklı olduğuna dair başkaca bir bilgi ve belgenin sunulmadığı, davacı hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan kesinleşmiş beraat kararı bulunduğu görülmüştür.
Bu durumda, yukarıdaki tüm tespit ve değerlendirmeler dikkate alındığında, dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesi kararında ise hukuki isabet görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne,
2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, 16/12/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.