Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, dünya çapında tanınan "..." markasının ayırt edici unsurunu ve itibarını kullanarak tüketicide karıştırılma yaratacak benzer bir marka tescil başvurusuna ilişkin hükümsüzlük davasını inceliyor.
Özet: Davacı, davalının “... + ...” ibareli marka başvurusunun, kendi küresel çapta tanınan ve 2017’den beri aktif kullandığı “...” markasıyla, özellikle de şefin lakabı ile özdeşleşmiş “...” kelimesinin her iki markada da ayırt edici unsur olarak yer alması, genel yapı ve hatta görsel öğelerdeki benzerlik nedeniyle ortalama tüketici nezdinde karışıklık ve ilişkilendirilme ihtimali yarattığını, aynı sektörde faaliyet gösteren davalının bu benzerlikten faydalanarak davacının tanınırlığını sömürme amacı taşıdığını, davalının daha önceki bir davada “...” ibaresini kendisinin oluşturmadığını belirtmesinin de bu durumu desteklediğini ve başvurunun Fikri Mülkiyet Kanunu’nun ilgili maddelerine aykırı olduğunu ileri sürmektedir.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/219 Esas - 2025/130
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R ESAS NO : 2024/219 KARAR NO : 2025/130DAVA : Marka .... Kararı İptali - Hükümsüzlük DAVA TARİHİ : 08/05/2024KARAR TARİHİ : 14/04/2025 Yazım Tarihi: 09/05/2025 İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: “Tescil edilmek istenen ... numaralı başvurunun “...+...” ibaresinden oluşmakta olduğu, “...” kelimesinin ... güler yüzlü, neşeli anlamında olup tek başına ayırt ediciliğinin bulunmadığı, ‘...’ın davalının hali hazırda kullandığı lakabı olduğu, bu marka başvurusu ile Redde Mesnet davacı Şirket adına tescilli .... numaralı markalar arasındaki ortak unsurun ise “...” ibaresi olduğu, Davacı Şirket’in markalarındaki “...” ibaresinin davacı Şirket’in hissedarlarından aşçı/şef ...’nin lakabı ve aynı zamanda davacı Şirket’in dünya çapında (.... vb.) faaliyet gösteren ....ürünleri satan zincir restoranın markası olduğu, Davacı Şirketin 2017 yılında marka başvurusunda bulunduğu ve o tarihten itibaren yurt içi ve yurt dışında markanın tanıtım faaliyetlerinde bulunduğu gibi korunması için gerekli tüm önlemleri almış olduğu, dünyaca ünlü online ansiklopedi sayfası olan ....’da ... ... yazıldığında ... için oluşturulan kişisel sayfanın açıldığı, ... markasnın ... ile özdeşleştiği ve dünya kamuoyunda tanınır hale geldiği, .... gibi dünyaca ünlü basın organlarında “...” olarak haberlerin çıktığı, davalının bu tanınırlıktan haberdar olmamasının imkan dahilinde olmadığı, ‘...’ kelimesinin ...’de tuz anlamına geldiği, “...” markasında ayırt edici unsurun “...” kelimesi olduğu, “...” kelimesinin davacı Şirket’in markalarında ...’deki anlamlarından bağımsız olarak kullanılmakta olduğu, “...”nin .... telaffuzunda ... “...” gibi okunduğu, Markayı ...’nin Türk kimliği ile ilişkilendiren yaratıcı ve karakteristik bir kelime oyununu da içerdiği, bu bağımsız kullanımı bir marka oluşturmada ilk kullananın davacı Şirket olduğu, “...” kelimesinin Davacı Şirket ile özdeşleştiği ve markada ayırt edici unsur haline geldiği, ....’da ... yazıldığında sağ üst köşedeki ikondan 30 farklı dilde hazırlanmış farklı sayfanın bulunduğu, ‘...’ın ise hali hazırda davalının kullandığı markası ve lakabı olup bu ibarenin ‘...’ markası bakımından herhangi bir ayırt ediciliğinin bulunmadığı, davalının daha önce kullandığı markayla (...) seri marka yaratacak şekilde yeni bir marka yaratmaya çalıştığı ve bu durumda seri markadaki ibare değil, yeni ibarenin değerlendirilmesi gerektiği, Davalının tescil ettirmek istediği markasının oluşturulma formu açısından da Davacı Şirket’in markaları ile aynı olduğu, markanın başına ayırt ediciliği olmayan “...” kelimesinin getirildiği, Davacı Şirket’in markasında ayırt edici olan ikinci kelime olan “...”nin tamamen aynı kullanıldığı, ortak unsurun aynı olmasının, davalının tescil ettirmek istediği markayı farklılaştıran başka bir unsurun bulunmamasının markalar arasındaki benzerliği göstermekte olduğu, ayrıca davalının marka başvurusundaki duruş ve el hareketinin de ortalama tüketici nezdinde Davacı Şirketin markalarındaki hareket ile karıştırılabilecek bir hareket olduğu, “...” ibaresinin bilinçli şekilde seçilerek Davacı Şirket’in markasıyla olan benzerliğinden yararlanılmak istenildiği, davalının aynı zamanda ... numaralı başvuru ile “...+...” markasını da tescil ettirmeye çalıştığı, İlgili marka başvurusuna karşı da ... kararına karşı iptal davası ikame edildiği ve .... E dosyası nezdinde derdest olduğu, Davalının anılan davada “...” markasını kendisinin oluşturmadığını, internette yıllar önce kullanıldığını ve tescil ettirmeye çalıştığını cevap dilekçesinde ikrar ettiği, Davalı tarafından oluşturulmayan ve ayrıca kullanılmayan bir markanın tescil edilmeye çalışılmasının da Davacı Şirket’in markasının ayırt etme gücünden yararlanmaya çalışıldığını gösterdiği, “...” kelimesinin yanına “...” ekini almak isteyen Davalının marka başvurusunun, Davacı Şirket’in “...” seri markaları ile bağlantılı gibi gözüktüğü ve tüketiciler nezdinde ilişkilendirilme ihtimalini ortaya çıkardığı, davalının markasının ileride Davacı Şirket’in seri markalarına dahil olduğu izlenimi doğurabilecek nitelikte olduğu, SMK’nın 6/1 maddesi kapsamında markalar arasında benzerliğin bulunduğu, Davalının da Davacı Şirket gibi yeme içme ve restorancılık alanında faaliyette bulunmakta olduğu, Davalının da Davacı Şirket gibi sosyal medya mecralarında tanıtımlarını yapmakta olduğu, Davalı geçmişte, Davacı Şirketin faaliyette bulunduğu bazı Ortadoğu ülkelerinde (doğrudan veya dolaylı olarak) restoran işletmiş olduğu, Davacı Şirketin “...” markasını 2017 yılından itibaren aktif olarak kullanmakta olup dünya çapında tanınırlığa ulaştığı, Davalının ise sosyal medyada ... ismi ile tanınmış ve 2022 tarihli marka başvurusuna değin hiçbir şekilde ... “...” ibaresini kullanmadığı, Davalı’nın Davacı Şirket’in markasından haberdar olup yıllar sonra böyle bir marka seçmesindeki amacın aynı sektörde benzer müşteri kitlesine hitaben faaliyet gösterdiği “...” markasının bilinirliğinden faydalanmak olduğu, bu hususun davalının kötü niyetini gösterdiği, Davacı Şirket’in Dünya çapında tanınan markaları ile haksız rekabet de oluşturan davalının marka tescili talebinin kötü niyetli olduğu, Davacı Şirketin, tescilli markaları ile Türkiye’nin yanı sıra ....’da restoranlar işlettiği, bu restoranlarda Dünya’nın dört bir yanından gelen misafirlerini ağırladığı, Davacı Şirket’in markalarının yalnızca Türkiye değil, dünya çapında kamuoyundaki tanınırlığının internetteki arama motorlarında yapılacak aramalarında dahi anlaşılacağı, davalının, Davacı Şirket’in “...” markasının tanınırlığından faydalanma amacı olduğu, Davalının “...” markası altında düşük kalitede mal ve hizmet sunması durumunda Davacı Şirket’in markasının itibarnın da bundan zarar göreceği, “...” markasının tescil edildiği takdirde Davacı Şirket’e ait “...” markasının ayırt edicilik gücünün azalacağı, özellikle ... kelimesi ile yıllardır kullanım ve ulaşılan tanınmışlık sebebiyle elde edilen markanın tekliği ve ticari çekiciliğinin zarar göreceği, Davalının marka başvurusunun Davacı Şirket’in markaları ile ilk defa kullandığı ve kendisiyle özdeşleşen “...” kelimesini içermesinin de imaj transferine sebebiyet verecek nitelikte olduğu,” öne sürülerek ... ...‘nın ... sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.Davalı Şahıs Vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: “Davalının "..." ismi ve markası ile gerek ülkemizde ve yurt dışında yaptığı lezzetli yemekler ve sunumları, gerekse yardıma ihtiyacı olan insanlara maddi ve manevi olarak yardım eli uzatmasıyla dünya çapında insanların büyük sevgi ve saygısını kazanmış olduğu, sosyal medyada (.... v.s.) 54,6 milyon takipçisi bulunduğu, insanlara olan karşılıksız sevgisi, güler yüzü ve yardımseverliği ile toplumla bağ kurarak tek başına haklı bir üne kavuştuğu, davalının "..." adında bir restaurantı bulunmakla birlikte ikinci restoranını da ...'de açma hazırlığında olduğu, ayrıca dünyanın dört bir yanında (...., hali hazırda görüşme halinde olanlar .... v.s..)da "... " adı altında insanlar tarafından yoğun ilgi gören restoran zincirinin bulunduğu, davacının “...” markasının, davalının "..." markası ile çağrışım yapacak hiçbir yanının bulunmadığı, davacının markasındaki tanınırlığın tek başına "..." ibaresinden değil, bütünüyle "..." ibaresinden kaynaklandığı, "..." ibaresinin ilk olarak uluslararası bir medya hesabı olan ... tarafından 2018 yılında (hesabın o tarihlerde takipçi sayısı 10 milyon iken) davalının yemek yaptığı bir videosu paylaşılırken, postun altında davalıya yakıştırılmış bir ibare olduğu, yani davalının bizzat bulduğu bir ibare dahi olmadığı, bu paylaşımdan dört yıl sonra 2022 yılında davalının "..." için marka tescil başvurusunda bulunduğu, "..." kelimesi Türkçe "gülümsemek" anlamına geldiğinden ve davalının gülümsemesinin toplumda kendisine ayırt edici bir özellik kazandırdığından işbu markanın tescilinin talep edildiği, davalının yemek sunumlarına ait sosyal medyadaki tüm paylaşımlarında ekrana bakıp gülümseyerek yemekler yapmakta olduğu, bu sebeple "..." kelimesinin tercih edilmiş ayırt edici unsur olarak seçildiği, bizzat lakabıyla ünlendiği "..." ibaresini de ekleyerek marka başvuru talebinde bulunduğu, bu halde davacının "..." ekinin markaya ayırt edicilik kazandırdığı, "..." eki sebebiyle davalının, davacı şirketin tanınırlılığından faydalanma gayesinde olduğu yönündeki iddiaların kötü niyetli olduğu, davalının"..." lakabını ve kendi resmini kullanarak bir marka yaratma gayesinde olup "..." ekinin tescili talep edilen markaya ayırt edicilik özelliği kazandırmadığından asıl ayırt edicilik "..." ve "..." ibarelerinden ve davalının bizzat resminin bulunduğu şekilden kaynaklandığından hiç bir şekilde davacı şirketin markasını çağrıştırmadığı, davalının zaten dünya çağında ünlü bir chef olduğundan, ...'nin ününden veya markasının benzerliğinden faydalanmak gibi çabasının olmayacağı, "..." ibaresindeki ... ile davalının "..." adlı markasındaki şeklin aynı olduğu, "..." markasına özel bir ... değil, ... başvuru no'lu ve 10.06.2021 başvuru tarihli "..." markasındaki birebir aynı şeklin kullanıldığı, davalının davacının itibarına zarar verme gibi bir kastı olmasının söz konusu olmadığı, "..." markasıyla dünya çapında büyük bir üne kavuşmuş olan davalının, davacı tarafın tanınırlığının davalıya daha fazla bir fayda sağlayamayacağı, yazım biçimi ve kullanılan logolar itibariyle bütünsel olarak başvuru konusu işaretle davacı markası arasında belirgin farklılıklar olduğu, davacı tarafından "..." marka başvurusunun reddine ve markanın hükümsüzlüğüne dair .... E. Sayılı davanın reddine karar verildiği, davalının ... markasına ilave olarak ... ibaresini de ekleyip, kendi markasının türevlerini yaratma gayesinde olduğu” öne sürülerek davanın reddi talep edilmiştir.MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şahsın ... başvuru sayılı markası ile davacı firmanın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, davacı tarafın SMK 6/4-5 maddesine göre markalarının yurt içi ve yurt dışı tanınmışlığı iddiası, SMK 6/9 maddesine göre davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddialarının yerinde ve doğru olup olmadığı,.... Sayılı ... kararının iptalinin, davalı markasının tescili halinde de hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır. ... kararının 08/03/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 08/05/2024 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.... ...'nun ... sayılı kararında;"... ilgili tüketicilerin başvuruya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varıldığı ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar bütünüyle bıraktıkları izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmadığı, bu itibarla, markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varıldığı, Md. 6/4 kapsamında yapılan inceleme sonucunda madde hükmünde belirtilen koşulların oluşmadığı, itiraza konu başvurunun tescilinin 6769 Sayılı SMK'nın 6/5 maddesi hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açacağı yönünde bir kanaat oluşmadığından, tanınmışlık gerekçesine dayalı itirazın haklı görülmediği, başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde somut ve elle tutulur delillere rastlanmadığından ve Kurul'da başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde bir kanaat de oluşmadığı” gerekeçeleriyle yapılan itirazın reddine oybirliği ile karar verilmiştir. " ifade edilmiştir.6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. (9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.",Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır. SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.SMK 6/4 maddesine göre tanınmış markada ;... sözleşmesi kapsamında tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, işaret ve emtia açısından aynı veya benzerinin Türkiye'de aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından başvurusunun yapılması halinde itiraz üzerine reddedileceği düzenlenmektedir.SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ; Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir. Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır. Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;Davalı başvuru Markası Davacı Markaları....15/02/2025 tarihli Bilirkişi Raporunda ÖZETLE; " SMK md. 6/1 kapsamında dava konusu ... sayılı, 08/ 11/ 16/ 21/ 25/ 28/ 29/ 30/ 32/ 35/ 38/ 41/ 43. Sınıf mal ve hizmetlerde tescili talep edilen ibareli davalı markasının mal ve hizmet sınıflarının tamamının davacının itiraza mesnet tescilli .... sayılı “...” markalarının kapsamında olan birebir aynı mal ve hizmet niteliği taşıdığı, Davacının itiraza mesnet .... sayılı markaları ile davalının ... sayılı başvuru markası arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunmadığı, Bu nedenle taraf markalar arasında 6769 S. SMK m.6/1 anlamında iltibas tehlikesinin oluşmayacağı, Markalar arasında iltibasın oluşmayacağı ve uyuşmazlığın çözümü SMK 6/1 maddesi anlamında yapılmış olduğundan 6/5 maddesinin uygulanma koşullarının oluşmadığı, Davacının SMK md. 6/9 Kötü niyet iddialarına ilişkin Takdirin Sayın mahkemeye ait olduğu, .... sayılı kararının iptali koşullarının oluşmadığı, Hükümsüzlüğü talep edilen marka başvurusunun tescile bağlanmamış olması nedeniyle hükümsüzlük istemi hakkında değerlendirme yapılmasına ihtiyaç bulunmadığı " şeklinde ifade edilmiştir.Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor ve aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.GEREKÇE:Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;Davalının ".... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait yukarıda tabloda gösterilen "... " ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı;İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının "...." ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının yukarıda tabloda gösterilen " ... " ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının yukarıda tabloda gösterilen " ... " ibareli tescilli markalı mallarından/hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının ".... " ibareli başvuru markalı malı/hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu; Taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/4-5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ;Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı;Tüm bu gerekçelerle ... kararı doğru olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;1-Davanın REDDİNE,2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,80 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,3-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara eşit verilmesine,4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Katip .... Hakim .... e-imzalı e-imzalı