Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulundan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarındaki değişikliklere ilişkin iptal, ödeme süresi ve yedek parça düzenlemesi temyiz incelemesi.
Özet: Yüksek bir idari mahkeme kurulu tarafından incelenen bu hukuki evrak, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarındaki çeşitli hükümlerin iptali talebiyle açılan bir dava sonucunda verilen önceki daire kararının her iki tarafça karşılıklı olarak temyiz edilmesini konu almaktadır. İlk dava, sigorta tazminatlarının ödenmesi için gerekli sekiz iş günlük sürenin başlangıcı ve onarımda yeniden kullanılabilir veya eşdeğer parça kullanımı gibi maddelerle birlikte, destekten yoksun kalma ve sürekli sakatlık tazminatı hesaplamalarına dair eklerin iptalini istemiştir; temyiz edilen daire kararı, sekiz iş günlük ödeme süresinin eksiksiz belge tesliminden sonra başlaması düzenlemesinde hukuka aykırılık bulmazken, metin mevcut kurul kararının nihai hükmünü içermemektedir.
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU         2024/1818 E.  ,  2025/1187 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No : 2024/1818
Karar No : 2025/1187
TEMYİZ EDENLER : 1- (DAVACI) : ... Birliği
UETS Kodu: 35475-15741-68749 (E-Tebligat)
VEKİLİ: Av....
2- (DAVALI) : .... Kurumu
UETS Kodu: 35026-46208-90591 (E-Tebligat)
VEKİLİ: Av. ...
İSTEMİN KONUSU : Danıştay Sekizinci Dairesinin 27/03/2024 tarih ve E:2020/6493, K:2024/1898 sayılı kararının aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması taraflarca karşılıklı olarak istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: 20/03/2020 tarih ve 31074 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar" başlıklı Tebliğ'in 2. maddesi ile değişik aynı Genel Şartlar'ın A.5. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde yer alan "bu Genel Şart ekinde yer alan esaslara göre" ibaresinin, (c) bendinin birinci cümlesinde yer alan "bu Genel Şart ekinde yer alan esaslara göre" ibaresi ile ikinci ve üçüncü cümlesinin, 3. maddesi ile değişik aynı Genel Şartlar'ın B.2. maddesinin 2.1. fıkrasının birinci paragrafının ikinci cümlesinin, ikinci paragrafında yer alan "veya yeniden kullanılabilir parça" ibaresinin ve üçüncü paragrafının, 6. maddesi ile değişik aynı Genel Şartlar'ın ekinde yer alan Ek:1’in "1.Formül" başlıklı maddesi ile "2. Teminat Dışında Kalan Haller" başlıklı maddesine eklenen 8. fıkranın, 7. maddesi ile değişik aynı Genel Şartlar'ın ekinde yer alan "Ek:2 Destekten Yoksun Kalma Tazminatı Hesaplaması" başlıklı kısmının, 8. maddesi ile değişik aynı Genel Şartlar'ın ekinde yer alan "Ek:3 Sürekli Sakatlık Tazminatı Hesaplaması" başlıklı kısmının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 27/03/2024 tarih ve E:2020/6493, K:2024/1898 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçilmiş,
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 1., 3., 85., 86., 90., 91., 92., 93., 99., 101., 102., 103., 104., 107. ve 111. maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 11. maddesi, Motorlu Taşıtlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi'nin 1. maddesinin 1. fıkrası ile 10. maddesinin 1. fıkrası ve Sözleşme'ye Ek Hükümler'in 3. maddesinin 1. fıkrasında yer alan kurallar aktarılarak,
Genel Şartlar'ın "B.2. Tazminat ve Giderlerin Ödenmesi" başlıklı maddesinin 2.1. fıkrasının birinci paragrafının ikinci cümlesinde yer alan "Sigortacının kendisine iletilen belgelere haklı olarak itiraz etmesi veya kendisinin hak sahibinden ya da başka bir kurumdan haklı olarak yeni bir belge talep etmesi halinde söz konusu süre yeni talep edilen belgenin sigortacının merkez veya şubelerinden birine iletilmesinden sonra başlar." düzenlemesi yönünden;
2918 sayılı Kanun'un 99. maddesinde; sigortacıların, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorunda olduğu düzenlenmiş olup, maddede belirtildiği üzere sigortacının hak sahibine ödeme yapması gereken sekiz iş günlük sürenin başlamasının, genel şart ekinde yer alan gerekli belgelerin sigortacıya iletilmiş olması ön koşuluna bağlandığı,
Bu halde eksik, yanlış belge ile başvuru yapılması veya ödeme yapılabilmesi için genel şart ekinde yer alan başka bir belgeye ihtiyaç duyulması halinde sekiz iş günlük sürenin bu belgelerin tamamlanmasından sonra başlayacağına ilişkin dava konusu düzenlemede hukuka aykırılık bulunmadığı,
Genel Şartlar'ın dava konusu Tebliğ'in 3. maddesi ile değişik "B.2. Tazminat ve Giderlerin Ödenmesi" başlıklı maddesinin 2.1. fıkrasının ikinci paragrafının birinci cümlesindeki "veya yeniden kullanılabilir parça" ibaresi yönünden;
15/08/2003 yürürlük tarihli Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları döneminde "Hasar halinde, hasar gören parça, onarımı mümkün değilse veya eşdeğeri parça ile değiştirilme imkanı yok ise yenisi ile değiştirilir. Bu durumda taşıtta bir kıymet artışı meydana gelse dahi bu fark tazminat miktarından indirilmez." düzenlemesinin benimsendiği,
Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı tarafından 14/05/2015 tarih ve 29355 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ve 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe girerek 12/08/2003 tarih ve 25197 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nı yürürlükten kaldıran Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın B.2. "Tazminat ve Giderlerin Ödenmesi" başlıklı maddesinin 2.1. fıkrasının ikinci paragrafında, "Hasar halinde, hasar gören parça, onarımı mümkün değilse veya eşdeğer parça veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki araçlardan elde edilen orijinal parça ile değişimine imkân yok ise orijinali ile değiştirilir. Kaza tarihine göre model yılından itibaren 3 yılı geçmeyen motorlu araçlarda hasar gören parça, onarımı mümkün değilse öncelikle orijinali ile değiştirilir, orijinal parçanın bulunmaması durumunda eşdeğer veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki araçlardan elde edilen orijinal parça ile değiştirilir. Ancak model yılından itibaren 3 yılı geçmeyen motorlu araçta hasar gören parçanın orijinal olmadığı durumda eşdeğer veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki araçlardan elde edilen orijinal parça ile değişim yapılır. Bu paragraf uygulaması sonucu araçta bir kıymet artışı meydana gelse dahi bu fark tazminat miktarından indirilemez." düzenlemesine yer verildiği,
Dava tarafından anılan Genel Şartlar'ın muhtelif maddelerinin iptali istemiyle açılan davada, Danıştay Onbeşinci Dairesinin 27/06/2018 tarih ve E:2015/6014, K:2018/6091 sayılı kararıyla, "Sigortalı aracın zarar verdiği araçta, hasarlı parçanın tamir edilmesi mümkün değil ise, hasarlı parça orjinal ise; öncelikle orjinal parçayla değişimi, hasar gören araç sahibinin onayı bulunması veya orjinal parçayla değişiminin mümkün olmaması halinde eşdeğer parça veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki araçlardan elde edilen orijinal parça ile değişimi hakkaniyet gereği olup, değişim önceliğini eşdeğer parça veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki araçlardan elde edilen orijinal parçaya veren düzenlemede hukuka uyarlık bulunmadığı; aksi halde, hasar gören aracın model yılından itibaren üç yıl geçmiş olsa da, herhangi bir nedenle hasar tarihinden önce orjinali ile değiştirilmiş olan parçanın, eşdeğer veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki araçlardan elde edilen orijinal parçayla değiştirilmesi sonucunu doğuracağı..." gerekçesiyle Tebliğ'in "B.2. Tazminat ve Giderlerin Ödenmesi" başlıklı maddesinin 2.1. fıkrasının ikinci paragrafının birinci cümlesinde yer alan "parça veya ömrünü tamamlamış araçlar mevzuatı kapsamındaki araçlardan elde edilen orijinal parça" ibaresinin iptal edildiği, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 16/03/2020 tarih ve E:2018/4447, K:2020/732 sayılı kararıyla da bu düzenlemeye yönelik iptal hükmünün onanarak kesinleştiği,
20/03/2020 tarih ve 31074 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar başlıklı Tebliğ'in 3. maddesi ile Genel Şartlar'ın dava konusu düzenlemeyi içeren "Tazminat ve Giderlerin Ödenmesi" başlıklı B.2. maddesinin 2.1. fıkrasının ikinci paragrafının "Hasar halinde, hasar gören parça, onarımı mümkün değilse veya eşdeğer parça veya yeniden kullanılabilir parça ile değişimine imkân yok ise orijinali ile değiştirilir. Bu paragraf uygulaması sonucu araçta bir kıymet artışı meydana gelse dahi bu fark tazminat miktarından indirilemez." şeklinde yeniden düzenlendiği,
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A.1. maddesinin birinci fıkrasında, Genel Şartlar'ın amacının, 13/10/1983 tarih ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu uyarınca motorlu araç işletenlerine yüklenen hukuki sorumluluk için düzenlenen karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortasına yönelik ilgililerin hak ve yükümlülüklerine ilişkin usul ve esasların düzenlenmesi olduğunun belirtildiği; "Tanımlar" başlıklı A.2. maddesinde, "Eşdeğer (Muadil) Parça: Bir motorlu aracın montajında kullanılan esas-orijinal parçaların değiştirilmesi amacıyla üretilen, ilgili mevzuat (yönetmelik, standard, teknik düzenleme) çerçevesinde belirlenen deney, muayene metotlarına göre orijinal parçayla (kütle, boyut, malzeme ve işlevsellik vb) kıyaslanarak tespit edilen kriterlere uygunluğunun, Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından yayımlanan 2015/2 sayılı Motorlu Araç Sigortalarında Eşdeğer Parça Belgeleme Esaslarına İlişkin Genelge ile belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde yetkili kuruluşlarca düzenlenecek belgeler yoluyla belgelendirilmesi gereken parçaları, (Bu kapsamda bir belgenin varlığı durumunda, belge konusu parçaların aksi iddia sahibince kanıtlanana kadar eşdeğer kalitede olduğu varsayılır.); "Orijinal Parça: i) Bir motorlu aracın üretiminde veya montajında kullanılan parçalarla aynı kalitede olan ve söz konusu motorlu aracın üretiminde veya montajında kullanılan parçaların veya yedek parçaların üretiminde sağlayıcı tarafından getirilen ölçütlere ve üretim standartlarına göre üretilmiş yedek parçaları, ii) Aracın orijinal parçaları ile aynı üretim bandında üretilen yedek parçaları, (Bu parçaların, söz konusu aracın montajında kullanılan parçalarla aynı kalitede olduğunun ve araç üreticisi tarafından getirilen ölçütlere ve üretim standartlarına göre üretildiğinin Hazine Müsteşarlığınca belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde belgelendirilmesi halinde, belge konusu parçaların aksi iddia sahibince kanıtlanana kadar orijinal yedek parça olduğu varsayılır.)"; "Yeniden Kullanılabilir Parça: 30/12/2009 tarih ve 27448 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Ömrünü Tamamlamış Araçların Kontrolü Hakkında Yönetmelik kapsamında düzenlenen kodlandırılmış, hasarsız ve takip edilebilir, araç ve can güvenliği ile çevre standartlarını karşılayan parçalar" tanımlarına yer verildiği,
Davalı idarece, dava konusu değişikliğe dayanak teşkil ettiği belirtilen 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 11. maddesinin 6. fıkrasında, "Hasarın giderilmesine ve tazminatın ödenmesine yönelik olarak ilgili mevzuat çerçevesinde orijinale eşdeğerliği belgelendirilmiş parçaların kullanılmasına ilişkin usul ve esaslar ilgili sigorta genel şartlarında belirlenir." hükmünün yer aldığı, anılan maddenin gerekçesinde ise, "Bilindiği üzere, 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. ve 91. maddeleri gereği araç işletenlerin sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunlu olup, söz konusu risklerin gerçekleşmesi durumunda ilgili sigorta şirketleri tarafından tazminatın kişilerin malvarlığının zarar verici olay öncesi değerine eriştirilmesi sigortacılık ilkelerinin gereğidir. Hasar tedvir sürecinin önemli hususlarından birisi olan parça tedarik sürecinde tarafların karşılıklı menfaat dengesine uygun olarak zararın tazmininde çağdaş uygulama, orijinal olmayan belgeli eşdeğer parçaların da kullanılmasına olanak tanımaktadır. Bu husus sigortacılık ilkelerinin bir gereği olduğu kadar rekabetçiliğin de bir şartıdır. Ayrıca, bu uygulama ile bu parçaların üretimini yapan yerli sanayimize de katkı sağlanmış olacaktır. Bu çerçevede, parça tedarikinde belgelendirilmiş olmak kaydıyla parçaların kullanılmasını teminen madde hazırlanmıştır." açıklamasına yer verildiği,
Anılan yasal düzenleme ile trafik sigortası olarak da adlandırılan karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında, parça tedarik sürecinde orijinale eşdeğerliği belgelendirilmiş parçaların da kullanılması imkanının getirilerek bu parçaların üretimini yapan yerli sanayinin desteklenmesinin hedeflendiği anlaşılmakta olup, yürütme organına orijinale eşdeğerliği belgelendirilmiş parçaların kullanılmasına ilişkin usul ve esasları Genel Şartlar'da belirleme yetkisi verildiğinin görüldüğü,
Bununla birlikte; 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 11. maddesinin 6. fıkrası, 12/03/2023 tarih ve 32130 sayılı sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7440 sayılı Kanun'un 21. maddesi ile "Hasarın giderilmesine ve tazminatın ödenmesine yönelik olarak Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından usul ve esasları belirlenen sertifikasyon, takip ve denetim esaslarına uygun şekilde orijinale eşdeğerliği belgelendirilmiş parçalar ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından usul ve esasları belirlenen yeniden kullanılabilir parçaların kullanımına ilişkin usul ve esaslar Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından belirlenir. Motorlu taşıtlarda garantinin korunmasına ilişkin ilgili mevzuat hükümleri saklıdır." şeklinde değiştirilmiş ise de kanunların geriye yürümezliği ilkesi uyarınca kanunların, kamu yararı ve kamu düzeninin gerektirmesi, kazanılmış hakların korunması, mali hakların iyileştirilmesi gibi ayrıksı durumlar dışında ilke olarak yürürlük tarihlerinden sonraki olay, işlem ve eylemlere uygulanmak üzere çıkarılacağı, yürürlüğe giren kanunların geçmişe ve kesin nitelik kazanmış hukuksal durumlara etkili olmaması, hukukun genel ilkelerinden olup anılan yasal değişiklikte geçmişe yönelik uygulanabilme yolunda istisnai düzenleme bulunmaması, hasar tedvir sürecinde "yeniden kullanılabilir parça" kullanımını olanaklı kılmasına rağmen buna ilişkin usul ve esasların yürütme organınca belirlenmesinin öngörülmesi, belirlenecek olan usul ve esasların Genel Şartlar’ın Geçici 1. maddesi gereğince ancak yürürlük tarihinden sonra akdedilecek sözleşmelere uygulanabilmesi ve dava konusu düzenleme yürürlüğe girdikten sonra akdedilen sözleşmeler yönünden kesin nitelik kazanmış hukuksal durumların varlığı karşısında işbu uyuşmazlığın dava konusu düzenleme tarihinde yürürlükte olan mevzuat hükümleri çerçevesinde çözümlenmesi gerektiği sonucuna varıldığı,
Davaya konu ibareyi içeren düzenlemede zarara uğrayan araçtaki parça onarımının mümkün olup olmadığına ya da eşdeğer parça veya yeniden kullanılabilir parça ile değiştirilme imkanı bulunup bulunmadığına göre, onarımın yapılması sırasında kullanılacak parçanın ne olacağı konusunda tespitlere yer verildiği, aracın onarımında kullanılacak parçaların niteliği ve önceliği hususunda düzenlemeye gidildiği,
Bu düzenlemeye göre; sigortalı aracın zarar verdiği araçta, hasarlı parçanın onarımı mümkün değil ise, hasar gören parçanın niteliğine bakılmaksızın öncelikle eşdeğer veya yeniden kullanılabilir parça ile değiştirileceği, eşdeğer veya yeniden kullanılabilir parça ile değişimi mümkün değil ise orijinal parça kullanılması suretiyle hasarın giderilmesinin gerekeceği,
Bu çerçevede, dava konusu Genel Şartlar'da yer alan "veya yeniden kullanılabilir parça" ibaresi değerlendirildiğinde; yasama organınca, "yeniden kullanılabilir parça"nın hasar tedvir sürecine dahil edilmesi ve/veya bu parçaların kullanılmasına ilişkin usul ve esasların düzenlenmesi hususunda yürütme organına yetki verilmediği halde, davalı idare tarafından, sigorta ilişkisinin tarafı olmayan ve doğrudan zarar gören üçüncü kişilerin araçlarında meydana gelen hasarın rızaları alınmaksızın yeniden kullanılabilir parça ile değiştirilmesine imkan tanınarak yasal bir dayanak olmaksızın mülkiyet hakkına kısıtlama getirildiği anlaşıldığından, dava konusu Tebliğ'in "yeniden kullanılabilir parça" uygulamasını hasar tedvir sürecine dahil eden kısmında hukuka uyarlık görülmediği,
Dava konusu Tebliğ'in 3. maddesi ile değişik Genel Şartlar'ın B.2. maddesinin 2.1. fıkrasının üçüncü paragrafı yönünden;
Tebliğ'in 3. maddesi ile değişik Genel Şartlar'ın B.2. maddesinin 2.1. fıkrasının üçüncü paragrafında, "Eşdeğer veya yeniden kullanılabilir parça ile değişim mümkün olduğu halde, sigortacının bilgisi ve onayı dahilinde olmadan orijinal parça ile onarım sağlanır ise sigortacının sorumluluğu, sigortacının kaza tarihi itibarıyla benzer hasarlardaki onarım uygulamasına göre, eşdeğer veya yeniden kullanılabilir parça bedeli ile sınırlıdır. Sigortacı bu paragraf kapsamındaki henüz tamire başlanmadan önce yapılan başvuru sonucu onaya ilişkin tercihini hasar ihbar tarihini takip eden üç işgünü içinde onarım merkezine veya hak sahibine bildirmediği durumda onayı olduğu varsayılır. İspat yükümlülüğü sigortacıya aittir." hükmüne yer verildiği,
Sigortalı aracın zarar verdiği araçtaki hasarlı parçanın onarımı mümkün değil ise, hasar gören parçanın niteliğine bakılmaksızın öncelikle eşdeğer veya yeniden kullanılabilir parça ile değişim yapılması, eşdeğer veya yeniden kullanılabilir parça ile değişimin mümkün olmaması halinde orijinal parça kullanılması suretiyle hasarın giderilmesi gerektiğine ilişkin Tebliğ'in 3. maddesi ile değişik Genel Şartlar'ın B.2. maddesinin 2.1. fıkrasının ikinci paragrafının birinci cümlesinin iptali istemini de içeren E:2020/4080 sayılı dosyada Dairelerince 29/03/2023 tarihinde iptal kararı verildiği,
Bu durumda, hasarlı parçanın eşdeğer parça veya yeniden kullanılabilir parça ile değiştirilmesine öncelik veren Genel Şartlar'ın B.2. maddesinin 2.1. fıkrasının ikinci paragrafının birinci cümlesinin iptal edilmesi nedeniyle sigortacının bilgisi ve onayı olmadan orijinal parça ile onarım sağlandığı durumlarda sorumluluk alanını eşdeğer veya yeniden kullanılabilir parça bedeli ile sınırlayan Genel Şartlar'ın B.2. maddesinin 2.1. fıkrasının üçüncü paragrafının bir anlam bütünlüğü ve uygulanabilirliği kalmayacağından, söz konusu düzenlemenin de iptali gerektiği sonucuna varıldığı,
Dava konusu diğer düzenlemeler yönünden;
Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından 04/12/2021 tarih ve 31679 sayılı Resmi Gazete yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar ile Tebliğ'in dava konusu diğer kısımlarının yeniden düzenlenmesi, yeni düzenlemelerin de dava konusu düzenlemeler ile bağlantısının kalmaması nedeniyle karar tarihinde hukuken var olmayan düzenlemeler hakkında karar verilmesine olanak bulunmadığı gerekçeleriyle,
Genel Şartlar'ın "B.2. Tazminat ve Giderlerin Ödenmesi" başlıklı maddesinin 2.1. fıkrasının birinci paragrafının ikinci cümlesinde yer alan "Sigortacının kendisine iletilen belgelere haklı olarak itiraz etmesi veya kendisinin hak sahibinden ya da başka bir kurumdan haklı olarak yeni bir belge talep etmesi halinde söz konusu süre yeni talep edilen belgenin sigortacının merkez veya şubelerinden birine iletilmesinden sonra başlar." düzenlemesi yönünden davanın reddine, Genel Şartlar'ın dava konusu Tebliğ'in 3. maddesi ile değişik "B.2. Tazminat ve Giderlerin Ödenmesi" başlıklı maddesinin 2.1. fıkrasının ikinci paragrafının birinci cümlesindeki "veya yeniden kullanılabilir parça" ibaresi ile aynı fıkranın üçüncü paragrafının iptaline, Genel Şartlar'ın dava konusu diğer kısımları yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI :
Davacı tarafından, sigorta şirketinin kendisine iletilen bu belgelere itiraz etmesi veya yeni belge talep etmesi halinde sürenin yeni belgenin iletilmesinden sonra başlayacağına ilişkin dava konusu düzenlemenin 2918 sayılı Kanun'un 99. maddesine aykırı olduğu, Dairece karar verilmesine yer olmadığına hükmedilen dava konusu düzenlemelerin davanın açıldığı tarihte yürürlükte olduğu, bu nedenle söz konusu düzenlemelerin tesis edildiği tarihteki durum ve koşullar dikkate alınarak işin esası hakkında karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
Davalı idare tarafından, 09/03/2023 tarih ve 7440 sayılı Kanun ile 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 11. maddesinin 6. fıkrasının değiştirildiği ve yeniden kullanılabilir parçaların hasarın giderilmesinde kullanılmasına ilişkin usul ve esasların belirlenmesi hususunda idarelerine yetki verildiği, 04/12/2021 tarih ve 31679 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar ile Daire kararında iptal gerekçesi olarak belirtilen hususlara uygun şekilde düzenleme yapıldığı, Dairece 2021 yılında yapılan Tebliğ değişikliği ile 2023 yılında yapılan Kanun değişikliği dikkate alınmaksızın karar verildiği, dava konusu düzenlemelerin değiştirilerek yürürlükten kaldırıldığı gözetilerek karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesi, aksi kanaat halinde ise davanın reddine karar verilmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI :
Davacı tarafından, Danıştay Sekizinci Dairesince verilen kararın iptale ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek davalı idarenin temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Davalı idare tarafından, Danıştay Sekizinci Dairesince verilen kararın davanın reddine ilişkin kısmı ile karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bu kısımlarının bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek davacının temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NIN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçelerinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Tarafların temyiz istemlerinin reddine,
2. Yukarıda özetlenen gerekçeyle kısmen karar verilmesine yer olmadığına, kısmen davanın reddine, kısmen iptale ilişkin Danıştay Sekizinci Dairesinin temyize konu 27/03/2024 tarih ve E:2020/6493, K:2024/1898 sayılı kararının ONANMASINA,
3. Kesin olarak, 29/05/2025 tarihinde, davanın reddine ilişkin kısım ile iptale ilişkin kısım yönünden oybirliği, karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısım yönünden oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1/a fıkrasında; iptal davaları, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan davalar olarak tanımlanmıştır.
İptal davaları, tarafların sübjektif durumlarından ziyade, dava konusu idari işlemin hukuka uygunluğunun denetlendiği objektif nitelikli bir dava türüdür. Bir başka ifade ile iptal davaları, idari işlemlerin hukuk kurallarına uygunluğunun denetlendiği davalardır. Bu husus hukuk terminolojisinde iptal davalarının objektif niteliği olarak ifade edilmektedir.
İptal davasının objektif niteliği göz önüne alındığında; idare hukuku alanında tek taraflı irade açıklamasıyla kesin ve yürütülmesi zorunlu nitelikte tesis edilen idari işlemlerin, ancak bu idari işlemle meşru, kişisel ve güncel bir menfaat ilgisi kurulabilenler tarafından iptal davasına konu edileceğinin kabulü zorunlu bulunmaktadır.
İptal davasının amacı, hukuka aykırı idari işlemin hukuki etki ve sonucunun ortadan kaldırılması, geçersiz kılınması ve işlemin hukuksal geçerliliğine son verilmesidir. Burada sağlanmak istenen, hukuk düzeninde hukuka aykırı işlemlerin hukuki etki ve sonucunun ortadan kaldırılması sağlanarak hukuk devletinin korunmasıdır. İdare Hukuku ilkelerine göre iptal kararları, iptali istenilen işlemi, tesis edildiği tarih itibarıyla ortadan kaldırarak, işlemin tesisinden önceki hukuki durumun geri gelmesini sağlar.
Bir idari işlemin hukuki irdelemesi yapıldığında, tespit edilen duruma göre hukuka uygunluğuna bağlı olarak dava konusu işlemin iptali ya da davanın reddi yolunda hüküm kurulması gerekmektedir. Hukuka uygunluk denetimi yapılan işlem yönünden "karar verilmesine yer olmadığına" hükmedilmesi, usulde yeri olmayan bir uygulama olup işin esasının incelenmesi ve hukuki sonucuna göre esas hakkında bir hüküm kurulması zorunlu bulunmaktadır.
Bir düzenleyici işleme dava açıldıktan sonra, idarenin yeni düzenleme yapma konusunda yetkisi bulunduğu açık olmakla birlikte, bu durum Danıştayın yargısal denetimi kapsamında bulunan düzenleyici işlem hakkında, hukuka uygun olup olmadığı yönünden bir değerlendirme yapılmak suretiyle hukuk normunun geçerliliğine yönelik bir tespit yapılarak sonuca varılması gerekmektedir. Aksi halde, idarenin sürekli değişiklik yapmak suretiyle yeni düzenleme yürürlüğe koyarak, mevcut düzenlemenin yargı denetimine tabi tutulmasından kaçınılmasına neden olacaktır. Ayrıca davacılar şeklen değiştirilen her düzenlemeye karşı dava açmak zorunda bırakılarak, hak arama özgürlüğünün kullanılması da zorlaştırılacaktır.
Nitekim, iptal davasının, idarenin hukuka aykırı işleminin iptali ile idarenin hukuka bağlı kalmasını sağlayan bir dava türü olduğu dikkate alındığında, yargı organlarının yapması gereken, dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla üst hukuk normlarına uygun olup olmadığının hukuksal denetimini gerçekleştirmektir.
Bu durumda, davacı tarafından hukuka aykırı olduğu ileri sürülen düzenlemelerin hukuka uygunluk denetimi yapılarak Dairece işin esası hakkında, "ret" ya da "iptal" hükmü kurulması gerekirken, temyize konu kararda, dava konusu Tebliğ'in 3. maddesi ile değişik aynı Genel Şartlar'ın B.2. maddesinin 2.1. fıkrasının birinci paragrafının ikinci cümlesi, ikinci paragrafının birinci cümlesindeki "veya yeniden kullanılabilir parça" ibaresi ve üçüncü paragrafı dışındaki dava konusu diğer düzenlemelerin yürürlükten kaldırıldığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmesinde hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, temyize konu Daire kararının karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmının bozulması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.