Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde, davacının köklü ve yaygın seri markalarıyla iltibas ve kötü niyet iddiasıyla marka tescil kararı iptali ve hükümsüzlüğü davası.
Özet: Davacı şirket, cam sofra eşyası ve turizm sektörlerinde 1991den beri faaliyet gösteren, "..." ve "... ..." ibarelerini içeren köklü, yaygın olarak tanınan ve çok sayıda sınıfta tescilli seri markalarına sahip olduğunu belirtmektedir. Davalıya ait "..." ibareli markanın, davacının yerleşmiş ve meşhur markalarıyla görsel, fonetik ve anlamsal olarak iltibas yarattığını, tüketiciler nezdinde işletmesel bir bağlantı algısı oluşturduğunu ve davalının başvurusunun kötü niyetli olduğunu iddia etmektedir. Bu gerekçelerle, davalı markasına ilişkin ilgili kararın iptalini ve tescilinin engellenmesini talep etmektedir.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/174 Esas - 2025/210

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA"
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2024/174
KARAR NO : 2025/210
DAVA : Marka ... ... Kararı İptali - Hükümsüzlük
DAVA TARİHİ : 17/04/2024
KARAR TARİHİ : 28/05/2025 Yazım Tarihi: 22/06/2025
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: “Davacının, .... markası ile 1994 yılında temelleri atılan ve Türkiye sofra camı üretiminde tekelci yaklaşımı kırarak sektörün gelişiminde önemli bir rol oynayan ve dünya markası olma hedefiyle 2014 yılı itibariyle kurumsal yenilenmeye gittiği ve 2012 yılından bu yana kullanmakta olduğu ... markası ile yoluna devam etme kararı aldığı, davacının sofra camı sektöründe kullanmaya başladığı ... markasını davacı şirketin 1948 yılına uzanan .... markasının sektör deneyimiyle birleştirerek, üretimden pazarlamaya kadar yenilikçi, dinamik ve teknolojiye değer veren bir çalışma anlayışı ile sektöre “deneyimli, modern ve genç” bir yaklaşımla hizmet sunmayı hedeflemekte olduğu, logosundan ambalaj tasarımına kadar her açıdan yepyeni bir marka olarak tasarlanan ... markasının, kadınlar başta olmak üzere tüm kullanıcılarına hitap ettiği, adını cam şekillendirmede ateş ve camın hammaddesinin bir araya geldiği kızgın cam hamurundan aldığı, üretimini Kütahya’da gerçekleştiren ...’ın, toplam 300 bin metrekare alan üzerinde kurulu 2 üretim tesisinde günde 2 milyon adede ulaşan üretimi ile dünya üreticileri arasında 6. sırada yer aldığı, 2000 kişinin istihdam edildiği tesislerde, toplam 3500 kalem üretim gerçekleştirilirken, ürünlerinin başta ...., .... ve .... olmak üzere, ....’dan .... ve ....’e kadar dünyanın 130 ülkesine ihraç edilmekte olduğu, davacının turizm ve otelcilik alanındaki yatırımlarının 1991 senesinde başladığı, turizm ve otelcilik alanındaki markasının ... ve ... olduğu, ... ve ... markasının davacı firmanın kurucusu ve ....’nın önde gelen iş insanlarından merhum ...’ın isminden geldiği, işbu markayla faaliyete 1991 senesinde başlayan davacı firmanın faaliyetlerini 1999 senesinden beri ... nezdinde tescilli ... ve ... hakim unsurlu markalarla devam ettirmekte olduğu, tescilli seri markalarının ayırt edici unsuru olan “...” ve “... ...” ibaresini ticari faaliyetlerini sürdürdüğü sektörde 1991 yılından bu yana yaygın ve etkin bir şekilde kullanmak ile nihai tüketici nezdinde maruf ve meşhur hale getirildiği, davacı firmanın ... kod numaralı “... ...” ibareli ve 37, 39, 41, 42. Sınıflarda tescilli, ... kod numaralı “...” ibareli ve 01., 02., 03., 04., 05., 06., 07., 08., 09., 10., 11., 12., 13., 14., 15., 17., 18., 19., 20., 21., 22., 23., 24., 25., 26., 27., 28., 33., 34., 35., 38., 40., 44. ve 45. Sınıflarında tescilli, .... kod numaralı “... ...” ibareli ., 39., 41., 42. ve 43. sınıflarında tescilli, ... kod numaralı “...” ibareli 01., 02., 03., 04., 05., 06., 07., 08., 09., 10., 11., 12., 13., 14., 15., 17., 18., 19., 20., 21., 22., 23., 24., 25., 26., 27., 28., 33., 34., 35., 37., 38., 39., 40., 41., 42., 43., 44., ve 45. Sınıflarında tescilli, ... kod numaralı “...” ibareli 01., 02., 03., 04., 05., 06., 07., 08., 09., 10., 11., 12., 13., 14., 15., 17., 18., 19., 20., 21., 22., 23., 24., 25., 26., 27., 28., 33., 34., 35., 37., 38., 39., 40., 41., 42., 43., 44. ve 45. Sınıflarında tescilli, .... kod numaralı “...” ibareli 01., 02., 03., 04., 05., 06., 07., 08., 09., 10., 11., 12., 13., 14., 15., 17., 18., 19., 20., 21., 22., 23., 24., 25., 26., 27., 28., 33., 34., 35., 36., 37., 38., 39., 40., 41., 42., 43., 44. ve 45. sınıflarında tescilli markaların sahibi olduğu, “...” ve “... ...” ibarelerini senelerdir kesintisiz bir şekilde kullanmakta olduğu, işbu dava konusu markanın kullanıldığı ürünler ile davacı firmaya ait “...” ve “... ...” ibaresinin de bulunduğu markalar bakımından, tüketici nezdinde işletmesel köken anlamında bir bağlantı kurulabilmesi amacı ile bu ibareyi kullanmakta olup, işbu hukuki ihtilafın sebebini teşkil eden “...” ibareli markanın; görsel, fonetik, anlamsal, okunuş ve işitsel olarak davacı firmanın nihai tüketici nezdinde TANINMIŞ seri markası niteliğindeki “...” ve “... ” ibaresi ile iltibas yaratmakta olduğu – ilgili markanın davacı firmanın seri markalarından birisi olarak algılanacağı, davacı firmanın sektöründe uzun zamandır bilinen ve kabul edilmiş varlığını “...” ve “... ” ibaresine borçlu olduğu, bu sebeple dava konusu “...” ibareli markanın davacının seri markaları ile iltibas yaratacağı, davacı firmanın .... ibareli internet sitesini 30.07.1999 tarihinde adına tescil ettirmiş olup, hali hazırda da kullanmakta olduğu ve “...” ve “... ” ibaresi bakımından gerçek hak sahibi olduğu, davalı tarafından davacı firma markalarından haberdar olunmasına rağmen gerçekleştirilen ... kod numaralı dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olduğu” öne sürülerek ... ...‘nın ... sayılı kararının iptaline, ... başvuru numaralı markanın tescil edilmesi durumunda hükümsüzlüğüne karar verilmesi talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalı Firma vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: “Bey hitabının, tek bir kişinin tekeline bırakılamayacağı ve herkesin kullanımına açık bir kelime olduğu, işbu kelimenin kullanım çerçevesi dikkate alındığında evrensel niteliği haiz olduğu, tek kişinin tekeline bırakılamayacak ve herkesin kullanımına açık hitap ve kelime olduğu; her bey hitabının kullanıldığı durumda “...’in” akla gelmeyeceği, bey kelimesini hayatımızın her anında kullanabilecek olduğu, davalının “...” ibaresi ile karşı yan markası arasındaki “...” ibaresi arasında herhangi bir benzerlik yahut bağlantının bulunmadığı, “...” ibaresinin, davalının annesinin davalının babasına gündelik yaşantısı içerisinde hitapta bulunurken “...” diye hitap etmesinden geldiği; kelimenin sonundaki ... kelimesinin sonunda iki adet y harfi bulunmasının nedeninin davalının annesinin eşine seslenirken sonunu uzatmasından kaynaklanmakta olduğu, İşbu davalı açısından manevi değeri yüksek ibarenin, “...” markasına kendine özgü anlam ihtiva ederek diğer markaları kendisinden ayıran bir nitelik kazandırmakta olduğu, davalı markasının tescilinin hükümsüzlüğünü gerektiren şartların meydana gelmemiş olduğu, bir marka başvurusu ile diğer marka başvurusunun ortak unsurlar içermesinin, tek başına markanın hükümsüzlüğü sonucunu doğurmayacağı, dava konusu her iki marka karşılaştırıldığında, davalıya ait marka ile karşı yan markasının anlam ve görsel olarak benzerliğinin bulunmadığı; markaların bulundukları konum, marka işaretlerinin görünümü, marka isimleri ve yazılış tarzlarının, kullanılan puntoların açıkça birbirinden farklı olduğu; davalıya ait markanın özgün ve ayırt edici biri ibareye sahip olduğu, davalı markasının tescil başvurusunun kötü niyeti haiz olduğu iddiasının hukuki dayanaktan yoksun ve mesnetsiz olduğu, ... numaralı “...” ibareli davalıya ait markanın tescil edilmemesi halinde davalının kullanmış olduğu marka ibaresi üzerindeki tüm hak ve menfaatlerinin zedeleneceği; markasına, ürün ve hizmetlerine yönelecek tecavüzleri önlemek amacı ile yapılan girişimlerin, yatırımların ve harcamaların boşa gideceği; karşı tarafın da bundan haksız kazanç sağlayacağı” öne sürülerek davanın reddi talep edilmiştir.
MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; Davalı firmanın ... başvuru sayılı markası ile davacı firmanın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, davacı tarafın SMK 6/5 maddesine göre tanınmışlık , SMK 6/9 maddesine göre davalı başvurusunun kötü niyetle yapıldığı iddialarının yerinde ve doğru olup olmadığı, ... ... sayılı ... kararının iptalinin davalı markasının tescili halinde hükümsüzlüğü gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
... kararının 21/02/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı ... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 17/04/2024 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.
... ...'nun ... sayılı kararında;" işbu başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmadıkları, bu nedenle markalar arasında ilişkilendirilme/karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkmayacağı kanaatine varıldığından bu yöndeki itirazın yerinde görülmediği, itiraza konu başvurunun tescilinin 6769 Sayılı SMK'nın 6/V maddesi hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açacağı yönünde de bir kanaat oluşmadığından, tanınmışlık gerekçesine dayalı itirazın da haklı görülmediği, itiraz sahibinin markaların benzer olduğu iddiasının ötesinde, kötü niyet hususunu ispatlar nitelikte herhangi bir kanıt sunmaması dikkate alındığında ve Kurul'da başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde kanaat oluşmadığından kötü niyet gerekçeli itirazın haklı bulunmadığı, her markanın özgünlük derecesinin, tasarımı, tescile konu mallar/hizmetlerin ve bu mal ve hizmetlerin tüketici grubunun özelliklerinin, markanın tescil kapsamındaki mal/hizmetler üzerindeki ayırt edici niteliği gibi unsurlar açısından kendine özgü özellikler taşıdığından ve ancak tüm bu unsurların birlikte değerlendirilmesi sonunda tescil başvurusuna ilişkin karar oluşturulabildiğinden dilekçede başka marka başvurularına ilişkin verilen kararların işbu itirazın değerlendirilmesinde dayanak gösterilmesinin de haklı bulunmadığı” gerekeçeleriyle, yapılan itirazın reddine oybirliği ile karar verilmiştir. " ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.",
Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır.
SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;
Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,
Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,
Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.
Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ;
Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir.
Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.
Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı başvuru Markası Davacı Markaları
...+... ...+...
16/04/2025 Tarihli Bilirkişi heyet Raporunda ÖZETLE; "SMK md. 6/1 kapsamında dava konusu ... sayılı, 43. Sınıf hizmetlerde tescili talep edilen ibareli davalı başvuru markasının hizmet sınıfının tamamının davacının itiraza mesnet tescilli ... sayılı ibareli markasının kapsamında olan birebir aynı hizmet niteliği taşıdığı,
Davacının itiraza mesnet tescilli ... sayılı markası ile davalının ... sayılı başvuru markalarının görsel ve kavramsal olarak benzer olmadıkları, işitsel olarak benzer oldukları; markaların esas unsurları itibarıyla görsel, işitsel veya kavramsal olarak bütünsel genel izlenimde yeterince uzaklaştığı ve iltibas olasılığının bulunmadığı,
Davalı başvuru markasının tescili talep edilen 43. Sınıftaki “HİZMETLERİ”, davacının itiraza mesnet ... sayılı ibareli markasının tescil kapsamında yer alan mal ve hizmetler ile aynı/benzer ya da ilişikli olmadığı ve başvuru markası ile itiraza mesnet davacının ... sayılı markalarının görsel ve kavramsal olarak benzer olmadıkları, işitsel olarak benzer oldukları; markaların esas unsurları itibarıyla görsel, işitsel veya kavramsal olarak bütünsel genel izlenimde yeterince uzaklaştığı ve iltibas olasılığının bulunmadığı,
Taraf markaları arasında 6769 S. SMK m.6/1 anlamında iltibas tehlikesinin oluşmayacağı,
Markalar arasında iltibasın oluşmayacağı ve uyuşmazlığın çözümü SMK 6/1 maddesi anlamında yapılmış olduğundan 6/5 maddesinin uygulanma koşullarının oluşmadığı,
Davacının SMK md. 6/9 Kötü niyet iddialarına ilişkin Takdirin Sayın mahkemeye ait olduğu,
.... sayılı kararının iptali koşullarının oluşmadığı, "şeklinde ifade edilmiştir.
Davacı vekilinin yeni bir heyetten rapor ve aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talepler reddedilmiştir.
GEREKÇE:
Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;
Davalının "...+..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait " ...+... " ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı;
İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının "...+..." ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının " ...+... " ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının " ...+... " ibareli tescilli markalı hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının "...+...." ibareli başvuru markalı hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu;
Taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ;
Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı;
Tüm bu gerekçelerle ... kararı doğru olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,80 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,
3-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalılara eşit verilmesine,
4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran taraflara iadesine,
Dair verilen karar taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı.28/05/2025
Katip .... Hakim ....
E- imzalıdır E- imzalıdır