Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde tanınmış "... " markasıyla iltibas yaratan "... " markasının tescilinin iptali ve sicilden terkin davası.
Özet: Davacı vekili, davalının "..." markasının, müvekkilinin uzun yıllardır kullandığı ve tanınmış hale gelmiş "..." ibaresini içeren markalarıyla görsel, işitsel ve anlamsal olarak yüksek derecede benzerlik gösterdiğini, bu durumun tüketicilerde ciddi karıştırılma ihtimali yarattığını, ilgili kurum tarafından yapılan değerlendirmede bu iltibas olasılığının yeterince incelenmediğini ve Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi uyarınca davalı markasının tescilinin hatalı olduğunu ileri sürerek, bu tescil kararının iptalini ve sicilden terkinini talep etmektedir.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/149 Esas - 2025/148

T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA"
ANKARA
4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR
HUKUK MAHKEMESİ K A R A R
ESAS NO : 2024/149
KARAR NO : 2025/148
DAVA : Marka ... ... Kararı İptali - Sicilden Terkin
DAVA TARİHİ : 29/03/2024
KARAR TARİHİ : 22/04/2025 Yazım Tarihi: 14/05/2025
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE: ... (...) tarafından verilen karar ile davacı tarafından davalı şirketin marka tesciline karşı yapılan itirazların, taraf markaları arasında iltibas incelemesi yapılmadan reddedildiği, SMK 6.maddesi kapsamındaki şartların, taraf markaları açısından gerçekleştiği, davalı markasının davacının "..." marka ibaresinin sonuna 2 harf eklenerek oluşturulduğu, ... marka inceleme kılavuzunda, doktrinde ve Yargıtay kararlarında kabul görmüş olan görüşe göre, markaların aynı sınıfta olması karıştırılma ihtimaline sebebiyet vermediği gibi, markaların farklı sınıfta olmasının da karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırmadığı, Taraf markalarının iltibas yaratacak şekilde benzediği, markaların ortalama tüketici gözünde karıştırılma ihtimali çok yüksek olduğu, çünkü ... ibaresini içerir markaların, ürünlerin, hizmetlerin hepsini davacı ile özdeşleştiği, SMK 6/5’de incelendiğinde davacının markasının başta tüm Türkiye'ye ardından tüm Dünya'ya adını duyurduğu, ... tarafından da davacıya tanınmış marka sıfatı verildiği, yine kurum kayıtlarında ilk kez 28 Eylül 1995 tarihinde .... sayılı "..." ibareli markanın davacı adına tescili için başvuru yapıldığı ve sonrasında bu markanın aktif bir şekilde, çıkarılan yeni ürünlerin/hizmetlerin kaynağını doğru ifade etmek adına çatı unsur olarak kullanmaya devam ettiği, dolayısıyla da 1995 yılından bu yana ... ibaresini içerir 200'e yakın markanın tescilinin ... kayıtlarından görüldüğü, bu durumun da, ...’in aktif bir şekilde kullanıldığı ve tanındığının göstergelerinden biri olduğunu, davalının "..." markasının tescili halinde davacıya ait ... markalarının itibarının zedelenme ihtimali ile karşı karşıya kalabildiğini, ... tarafından ... sayılı kararının, davalı markasının, davacı markaları ile SMK kapsamında gerekli karşılaştırılma yapılmadan oluşturulduğu, tüketicinin arzu ettiği malı almak yerine gerek şekil, yazılış ve gerek ambalajdaki benzerlikler neticesinde gözde ve kulakta yanılma sonucunda başka bir malı alması olarak tanımlanan karıştırma ihtimalinin varlığında kriter olarak alınması gerekenin malların hitap ettiği ortalama zeka seviyesindeki tüketici kitlesi olduğu, ayrıca markalar arasında karşılaştırma yapılırken, görsel, işitsel ve anlamsal olarak 3 ana kriter göz önünde bulundurulduğu, belirtilenler doğrultusunda tüketicinin aklında markanın bıraktığı imajın genel görünüşün bütünsellik kapsamında değerlendirilebileceği, ilgili Yargı Kararları da dikkate alındığında, markaların hitap ettikleri özel tüketici kitlesi bakımından bütünsel olarak ele alınması sebebi ile "..." tanınmış markası ibaresini inceleyen kişinin, bu markanın bütününe odaklandığında "...”markasını da seri bir marka olarak davacının markası olarak göreceği, davalının “...” markasının ayırt edici ve tüketici nezdinde dikkat çekecek olan esaslı unsurunun “...” ibaresi olduğu, dolayısıyla davalı markasının davacıya ait markalar ile aynı esaslı unsuru içerecek şekilde tescil başvurusunda bulunduğu, sonuç olarak davacının tescilli ve tanınmış markasının, dava konusu marka içerisinde AYIRT EDİLEMEYECEK KADAR BENZER şekilde kullanıldığı, Davalı tarafından "..." ibareli marka her ne kadar davalı tarafın ünvanından gelen bir kısaltma olsa da bu unsura tanınmışlık kazandıran ve .... tarafından tanınmış marka sıfatına haiz görülen davacı markalarının uzun yıllardır kullanıldığı, dolayısıyla davacı tarafından markanın tanınmış olmasının sağlandığı hak sahipliğinin davalı tarafından iddia etmesinin mümkün olmadığı, Fonetik ve işitsel olarak da iki marka arasında aynı derecede benzerlik bulunduğu ve taraf markalarının okunuşları itibariyle aynı marka olarak algılanacak şekilde benzer olduğu, Yargıtay kararlarında, .... Kararlarında da görsel ve söyleniş açısından eşinin, benzerinin kullanılmasını MARKANIN AYNEN KULLANILMASI olarak kabul edildiği, taraf markalarında da ses ve telaffuz açısından bakıldığında; markalar arasındaki ayniyet doğal olarak bunların telaffuzu açısından da kendini gösterdiği, örnek olarak verilen ....”, v.s. gibi markalar incelendiğinde ve bu konuda verilen Yüksek Mahkeme tarafından yapılan karşılaştırmalarda da işitsel benzerliklerin bulunduğu ve markaların korunması için ayırt edilemeyecek derecede benzerlik içeren sonraki tarihli markaların tescilinin kabul edilmediği, Davacıya ait “...” markası ekonomik faaliyet yürüttüğü piyasalarda oldukça tanınmış ve aynı zamanda tüketici nezdinde “...” ibaresi telaffuz edildiği takdirde akla gelen ilk marka özelliğini taşıdığı ve yıllarca gerçekleştirerek emek verdiği tanınmış ve seri markaları üzerinden, bu şekilde benzer bir ibare ile tescil başvurusunda bulunulması açıkça hukuka aykırı olup; kötü niyet teşkil ettiği, Ayrıca, marka hakkına tecavüzün gerçekleşmesi için “bağlantı kurma ihtimalinin olması” hususunun yeterli olduğu, “..." markası ile tesciline itiraz ettiğimiz davalının "..." ibaresi arasında bağlantı kurma ihtimalinin bulunması nedeni ile davacının haklarının ihlalinin söz konusu olduğu, Bu açıklamalar çerçevesinde; ...'nın her somut olayda SMK 6. madde kapsamında belli kriterleri göz önünde bulundurarak yapmakla yükümlü olduğu değerlendirmeyi yapmadığı, ... tarafından aynı ve matbu kararların verilmesinin hukuk güvenliği ilkesine aykırılık teşkil ettiği, ... sayılı ... kararının haksız ve hukuka aykırı olması nedeniyle iptali ve ... başvuru numaralı marka tescilinin reddine, bu süreçte tescil edilmesi durumunda tescili sağlanan tüm sınıflarda sicilden terkinine karar verilmesi ve yargılama sonuçlanıncaya kadar geçerli olmak üzere ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı kurum vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Alınan kararlar ve yapılan işlemlerin usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Davalıya usulüne uygun tebligatın yapıldığı, cevap dilekçesi sunmadığı görülmüştür.
MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı firmanın ... başvuru sayılı markası ile davacı firmanın "..." ibareli itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, davacı tarafın SMK 6/5 maddesine göre tanınmışlık, SMK 6/9 maddesine göre davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddialarının yerinde ve doğru olup olmadığı, ...'in ... sayılı .... kararının iptalinin, davalı markasının sicilden terkini gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
... kararının 10/02/2024 tarihinde davacı tarafa tebliğ edildiği, davacının da 5000 sayılı .... Kanununun 15/C maddesinde öngörülen iki aylık süre içerisinde 29/03/2024 tarihinde ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu 156.ncı maddesinde görevli ve yetkili mahkemeye dava açtığı anlaşılmıştır.
... ...'nun ... sayılı kararında; ".... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun ..........sayılı "... , "...", ..... "..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.
....... Yapılan değerlendirmede, başvuruya konu markanın tertip tarzı itibariyle itiraz gerekçesi markalardan farklılaştığı ve ilgili tüketicilerin başvuruya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği değerlendirildiğinden, başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı görüşüne ulaşılmıştır.
Bununla birlikte, muterizin md. 6(5) ve 6(9) gerekçeli itiraz yapılan markalar arasında işaret benzerliği bulunmadığı belgeler ışığında incelenmiş ve yerinde bulunmamıştır.
Sayılan nedenlerle itirazın reddedilmesi gerekmiştir." ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük)
Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri)
"(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(9)Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.",
Madde 25 " (1) 5 inci (mutlak red nedenleri ) veya 6 ncı ( nisbi red nedenleri ) maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. " hükmü yer almaktadır.
SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için ;
Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,
Her iki taraf markasının benzer işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) AYNIYETİ olması,
Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia(mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.
Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise , dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ;
Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin (aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın ) yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir.
Yargıtay içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.
Doktrin ve çeşitli yargı kararları dikkkate alınıp bakıldığında KÖTÜNİYET kriteri "Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir. Marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olabilmesi için, marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir." şeklinde görüşler yer almaktadır.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı başvuru Markası Davacı Markaları
... ...
27/02/2025 tarihli Bilirkişi Raporunda ÖZETLE; "•Dava konusu .... sayılı marka başvurusunun davaya mesnet olan ... ibareli markanın 09. Sınıfta yer alan mallar bakımından birebir aynı olduğu,
•Bu bağlamda taraf markalar arasında bir dizi mallar bakımından aynılık olma hususları gerçekleşmiş olsa da markalar arasında görsel ve işitsel bir benzerlik bulunmadığından 6/1 maddesi kapsamında iltibas koşullarının oluşmadığı,
•Taraf markalar arasında görsel ve işitsel bir benzerlik bulunmadığından 6/5 maddesi koşullarının da oluşmadığı,
•Başvurunun kötü niyetli bir başvuru olduğu yönündeki iddialar ile ilgili dosyaya bir delil sunulmadığı, bu husustaki takdir ve yorumun hukuki bir nitelendirme gerektirmesi nedeniyle Sayın Mahkemeye ait olduğu,"şeklinde ifade edilmiştir.
Davacı vekilinin aynı heyetten ek rapor alınması talebi HMK 30.ncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek yargılama gereksiz uzamasın diye bu talep reddedilmiştir.
GEREKÇE:
Önceki tescilli bir marka ile başvuru konusu sonraki marka işareti arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede görsel, sescil ve anlamsal benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınmakla beraber münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin de nazara alınarak belirlenmesi gerektiğinden hareketle;
Davalının " ... " ibareli marka başvurusu ile davacıya ait " ... " ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel ,sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı;
İşin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma / faydalanma süresi içinde, davalının "... " ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının" ... " ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının " ... " ibareli tescilli markalı mallarından/hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının "... " ibareli başvuru markalı malı/hizmeti satın almak / yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar / hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/1 maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu;
Taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, ( davacıya ait tanınmış olduğu iddia edilen markadan " haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği " kanıtlanmadığı ) ;
Dava konusu marka açısından SMK 6/9 maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiası da kanıtlanmadığı;
Tüm bu gerekçelerle ... kararı doğru olduğundan davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL maktu karar harcından peşin alınan 427,60 TL'nin düşümü ile bakiye 187,80 TL'nin davacıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,
3-AAÜT uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalı kuruma verilmesine,
4-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
Dair verilen karar davacı vekili ile davalı kurum vekilinin yüzüne karşı, davalı firma yetkilisinin yokluğunda, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 22/04/2025
Katip .... Hakim ....
E imza E imza