Orman vasfı taşıdığı iddia edilen, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle edinilen taşınmazın kadastro tespitinin iptali ve hazine adına tesciline ilişkin temyiz incelemesi.
Özet: Kadastro çalışmalarında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle davalılar adına tarla olarak tespit edilen bir taşınmaz hakkında, Hazine tarafından buranın devletin hüküm ve tasarrufunda orman niteliğinde bir yer olduğu iddiasıyla açılan davada; ilk derece mahkemesi ve istinaf mahkemesi, taşınmazın uzun süreli zilyetliğe ve ekime konu olmasına, hatta orman kadastrosu sırasında orman tahdit sınırları dışında bırakılmasına rağmen, konumu, eğimi ve orman muhafaza karakteri itibarıyla devlet ormanı ile çevrili bir orman içi açıklık niteliğinde olduğunu, imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğiyle iktisabının mümkün olmadığını belirterek, özel mülkiyet tespitini iptal etmiş ve taşınmazın orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar vermiştir.

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/287 E., 2025/260 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : ... Kadastro MahkemesiSAYISI : 2022/39 E., 2022/98 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. ... ili .. ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) geçici 8. maddesi uyarınca yapılan kadastro çalışmaları sırasında, 1 65... parsel sayılı 5.046,27 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle tarla vasfıyla davalılar adına tespit edilmiştir. 2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; ... ili ... ilçesi ... Mahallesi 1 65... parsel sayılı taşınmazın zilyetlikle iktisap koşulları oluşmadığı halde davalılar adına tespit edildiğini, yapılan tespitin hatalı olduğunu, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında sayılan yerlerden olduğunu ileri sürerek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalılardan ... cevap dilekçesinde özetle; davanın haksız olduğunu, taşınmazın kendisine atalarından miras kaldığını, 60 yıldan fazla süredir ekin ve tütün ekilmek suretiyle kullanıldığını, bazı yıllar tarlayı nadasa bırakmak için ekim yapılmadığını fakat zilyetliğin devam ettiğini belirterek davanın reddini savunmuş; diğer davalılar cevap dilekçesi sunmamışlardır. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "davaya konu taşınmazın dört yönden Devlet ormanı ile çevrili olup, 6831 sayılı Kanun'un 17. maddesindeki orman içi açıklık kapsamında olduğu ve orman muhafaza karakteri taşıdığı, her ne kadar tarımsal faaliyette kullanılıyor olsa da bu gibi yerlerin imar-ihya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği hükümlerine göre iktisabının mümkün olmadığı, dava konusu taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufunda olan yerlerden olduğu" gerekçesi ile davanın kabulüne, dava konusu 1 65... parsel sayılı taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile 5.046,27 m² yüzölçümü ve orman vasfıyla Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "dava konusu taşınmazın 21.12.2016 tarihinde ilan edilerek kesinleşen orman kadastrosu sırasında P.5 numaralı orman içi ziraat parseli olarak orman tahdit sınırları dışında bırakıldığı, 1970'li yıllardan önce zilyet altına alınarak imar ihyasının tamamlandığı, dava tarihine kadar 45-50 yıla yakın zamandır sürülüp ekilen tarla olarak kullanıldığı, ne var ki, kesinleşen orman tahdit haritasına göre, dava konusu taşınmazın konumu itibarıyla dört tarafının Devlet ormanı ile çevrili olmasına, bu hali ile orman içi açıklığı niteliğinde olmasına, % 20-25 eğimli ve orman muhafaza karakteri taşımasına, orman sayılan yerlerden olduğunun tespit edilmesine, davalı tarafın kadastro tespitinden önceki döneme ait herhangi bir tapu kaydına dayanmadığının anlaşılmasına göre; Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı, öte yandan ormanların, 3402 sayılı Kanun'un 18/1. maddesine göre, Hazine adına, özel mülkiyet niteliği ile tapuya kayıt ve tesciline karar verilemeyeceğinin anlaşılması karşısında; Mahkeme kararının yerinde olduğu, davacı ... vekilinin, taşınmazın bilirkişi raporu ile belirlenen vasfından farklı olarak, taşınmazın "ham toprak" vasfı ile özel mülkiyet niteliği ile Hazine adına tespit ve tescili gerektiği yönündeki istinaf itirazının da açıklanan nedenlerle yerinde olmadığı" gerekçesiyle, davacı ... vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Sebepleri Davalılardan ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu taşınmazda 80 yılı aşkın bir süredir, nizasız ve fasılasız olarak müvekkilinin atalarının malik sıfatıyla zilyet olduklarını, yine içerisinde 50 yaşlarında zeytin ve incir ağaçları bulunduğunu, bazı yıllarda tarla bakımları yapılmak suretiyle nadasa bırakıldığını, sırf 2/B uygulaması olmadığından, diğer tüm koşulları mevcut olmasına rağmen taşınmazın orman vasfında olduğuna dair olan bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, dava konusu taşınmaz ile çevresinde orman değil tapulu taşınmazlar olduğunu, taşınmazın orman sayılan yerlerden olmadığını belirterek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeDava, kadastro tespitine itiraza ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın orman niteliğinde olup olmadığı ve davalılar yararına zilyetlikle kazanım şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği noktasında toplanmaktadır. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri bulunmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz eden davalıdan alınmasına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,10.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.