Kadastroda ham toprak vasfıyla hazine adına tespit edilen taşınmazın, zilyetliğe dayalı davacı adına tescil talebinin, bilirkişi raporlarıyla desteklenmeyerek reddedilmesi süreci.
Özet: Bu dava, kadastro sırasında ham toprak vasfıyla hazine adına tespit edilmiş ve davacının murisi tarafından işgal edildiği şerhi düşülmüş 15.833,60 m²lik bir taşınmazın, davacı tarafından uzun yıllardır müvekkilinin zilyetliğinde olduğu iddiasıyla kadastro tutanağının iptali ve adına tescili talebini konu edinmektedir; ancak ilk derece mahkemesi ve istinaf mahkemesi, bilirkişi raporları ve hava fotoğraflarına dayanarak taşınmazda tarımsal faaliyet ve imar-ihya bulunmadığı, davacının mülkiyet edinimini sağlayacak zilyetliği ispatlayamadığı gerekçesiyle davayı reddetmiş ve taşınmazın hazine adına tescilinin doğru olduğuna hükmetmiştir, orman bilirkişisi raporunda orman vasfında olduğu belirtilse de taraflarca bu yönde bir talep olmaması nedeniyle bu hususun karara esas alınmadığını belirtmişlerdir.
8. Hukuk Dairesi         2025/2714 E.  ,  2026/4242 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/1338 E., 2024/1659 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Lice Kadastro Mahkemesi
SAYISI : 2013/12 E., 2021/77 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü
I. DAVA
1. Kadastro sırasında, Diyarbakır ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 2 55... parsel sayılı 15.833,60 m² yüzölçümündeki taşınmaz, Devletin hüküm ve tasarrufunda bulunan ve tarım alanına dönüştürülmesi mümkün olan yerlerden olması nedeniyle, ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit edilmiş ve beyanlar hanesine taşınmazın İbrahim oğlu ...'nın işgalinde olduğuna dair şerh verilmiştir.
2. Davacı ... vekili dava dilekçesinde; kadastro çalışmaları sırasında dava konusu taşınmazın ham toprak vasfı ile Hazine adına tespit edildiğini, ancak taşınmazın uzun yıllardır müvekkilinin murisleri tarafından kullanıldığını, halen de müvekkilinin zilyetliğinde olduğunu ileri sürerek, dava konusu taşınmazın kadastro tutanağının iptali ile müvekkili adına tapuya tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Hazine temsilcisi cevap dilekçesinde; dava konusu taşınmaza zilyet olduğunu iddia eden tarafın bunu ispat etmesi gerektiği, tanık beyanlarının da kayıtlar ile desteklenmesi gerektiğini ve dava konusu taşınmazın özel mülkiyete tabi olmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla "...dava konusu taşınmaz kadastro tutanağında ham toprak vasfı ile Hazine adına tespit edildiğine göre, ispat yükü kendisine düşen davacı taraf dava konusu taşınmazın kendi mülkiyetinde olduğunu ispat ile yükümlüdür. Dava konusu taşınmazda davacı tarafın mülkiyet elde etmesini sağlayacak nitelikte zilyetliği bulunmadığı, davacı tarafın davasını ispatlayamadığı, somut olayda 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14. ve 17. maddeleri uyarınca kanuni şartlarının oluşmadığı anlaşılmakla davanın reddine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir. Orman bilirkişisi raporunda dava konusu taşınmazın orman vasfında olduğu tespit edilmiş ise de iş bu yargılamada tarafların dava konusu taşınmazın vasfının orman olarak değiştirilmesi yönünde herhangi bir talepleri olmadığından, dava konusu taşınmazın taraf talepleri aşılarak vasfının değiştirilmesinin mümkün olmadığı..." gerekçesiyle davanın reddine ve Diyarbakır ili ... ilçesi ... köyü 2 55... parsel sayılı taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla "... hükmün dayandığı gerekçeye, mevcut delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, hava fotoğraflarının incelenmesine dayalı orman mühendisi raporuna göre dava konusu taşınmazın orman sayılan alanlardan olduğunun belirtildiği, jeodezi bilirkişi raporunda da dava konusu taşınmaza ilişkin 1948, 1973, 19 84... tarihli hava fotoğraflarının incelemesinde tarımsal faaliyetin olmadığı, ziraat bilirkişisi raporuna göre ise rapor tarihi olan 2021 tarihi itibariyle dava konusu taşınmazın keşif günü sürülü olsa dahi doğal bitki örtüsünün olduğu, imar-ihyaya konu edilmediği, Devletin hüküm ve tasarrufu altın olması gereken yerlerden (tarım dışı) olduğu, her ne kadar mahallinde yapılan keşifte alınan beyanlarda taşınmazda davacının ve murisinin tarımsal faaliyette bulunduklar belirtilmiş ise de bu beyanların bilirkişi raporlarıyla desteklenmediği, dolayısıyla davacı lehine tespit tarihinden geriye dönük 20 yıllık kullanımın mevcut olmadığı, bilirkişi raporlarında varılan sonuçların bu kapsamda uyumlu olduğu ve hükme esas almanın elverişli oldukları, açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin davanın reddine dair kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu..." gerekçesiyle davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu alanda tarımsal faaliyet yapıldığının gerek mahalli bilirkişisi gerekse de tanık beyanları ile sabit olduğunu, dava konusu alana bakıldığında etrafında kendisi gibi tarım arazilerinin bulunduğunun da aşikar olduğunu, çıplak gözle bir bakışta dahi tarımsal bir arazi olduğunun anlaşıldığını, Bölge Adliye Mahkemesince davacının zilyetliğini ispatlayamadığı şeklindeki gerekçesinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporlarının birbirleriyle çelişkili olduğunu ve çelişkiler giderilmeden karar verildiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, dava konusu taşınmaz Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olup olmadığı, davacı lehine zilyetlikle iktisap şartlarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.
Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA,
615,40 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 116,60 TL'nin temyiz edenden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,09.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.