EYT kapsamında iş sözleşmesi feshedilen işçinin irade fesadı, ihtiyari arabuluculuk tutanağının iptali ve ek menfaat talebiyle açtığı davanın temyiz incelemesi.
Özet: Davacı işçinin emeklilik nedeniyle iş akdinin feshinde iradesinin fesada uğratıldığı, ihtiyari arabuluculuk sürecinin usulsüz olduğu, eksik kıdem/ihbar tazminatı ve ek menfaat alacağı bulunduğu iddialarıyla açtığı davada; ilk derece ve istinaf mahkemelerinin davanın reddine dair kararlarının, davacı tanıklarının yeterli dinlenmemesi sebebiyle dairece bozulmasının ardından, bozma sonrası yeniden yapılan yargılamada da davanın tekrar reddedilmesi üzerine dosya, hukuki dinlenilme ve ispat haklarının ihlal edildiği gerekçesiyle yeniden temyiz incelemesine gelmiştir.

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2025/185 E., 2026/78 K.DAVA TARİHİ : 14.09.2023İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Davacı vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmiş ise de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369/2 hükmü gereğince duruşma isteğinin miktardan reddine ve incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davacının davalı işyerinde işini layıkıyla yaptığını, işten ayrılışının emeklilik koduyla ... Kurumuna bildirildiğini, davalı işverenin tüm işçilerin hizmet dökümlerinin sisteme yüklenmesine dair işçilere kısa mesaj yolladığını, akabinde davalı işyerinde, kamuoyunda EYT ismi ile bilinen düzenleme kapsamında, emekliliğe hak kazananların insan kaynaklarına yönlendirildiğini, işverenin söz konusu düzenleme kapsamında emekliliğe hak kazananlarla çalışmak istemediğinin işveren yetkililerince çeşitli zamanlarda işyerinde söylendiğini, bunun üzerine davacının emeklilik nedeniyle iş sözleşmesinin sonlandırılmasına dair dilekçeye imza attığını, müvekkili gibi birçok işçinin bulunduğunu ve işverenin bu işçilerle ihtiyari arabuluculuk süreci yürüterek bir kısım alacakları ödediğini, iş sözleşmesi sonlandırılan bazı işçilere ek menfaat sağlandığını; ancak müvekkili işçinin de içinde bulunduğu bir işçi grubuna bu ek menfaatin sağlanmadığını, bu durumun işyeri uygulamalarına ve işverenin eşit davranma borcuna aykırılık oluşturduğunu, taraflar arasında yürütülen ihtiyari arabuluculuk sürecinin de usulüne uygun olmayıp müvekkilinin iradesinin fesada uğratıldığını; ayrıca ihtiyari arabuluculuk süreci sonunda ödenen kıdem ve ihbar tazminatlarının da miktaren eksik olduğunu iddia ederek taraflar arasında yürütülmüş ihtiyari arabuluculuk süreci sonunda imzalanan anlaşma tutanağının iptali ile ek menfaat ile kıdem ve ihbar tazminatı farklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; emeklilik nedeniyle iş sözleşmesini sonlandıran davacı ile yürütülen usulüne uygun ihtiyari arabuluculuk süreci sonunda, davacının hak ettiği tazminatlara dair ödeme yapıldığını, arabuluculuk süreci sonucunda anlaşılan hususlarda dava açılamayacağını, bir kısım işçiye iş sözleşmesinin feshi sürecinde sağlanan ek menfaatin işyeri uygulaması niteliğinde olmadığını, davacının talep ettiği alacaklara hak kazanamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 09.05.2024 tarihli kararı ile; taraflar arasında yürütülen ihtiyari arabuluculuk sürecinin usulüne uygun olduğu ve işçinin iradesinin fesada uğratılmadığı tanık beyanları değerlendirilerek kabul edilmiş, davacı tarafından sunulan tanık listesinde mevcut ve Mahkeme tarafından dinlenmeyen tanıkların neden dinlenmediği gerekçelendirilmek suretiyle, arabuluculuk sürecinde anlaşılan hususlarda dava açılamayacağı; ayrıca dosyaya sunulan dava şartı arabuluculuk anlaşamama tutanağında da (eldeki dava dosyası açılmadan önce yürütülmüş arabuluculuk süreci) ihbar tazminatının uyuşmazlık konusu yapılmadığı belirtilerek fark kıdem ve ihbar tazminatlarına dair taleplerin usulden reddine, davacının bir diğer talebi olan ek menfaat alacağının ise sübut bulmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 09.05.2024 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 28. Hukuk Dairesinin 24.10.2024 tarihli kararı ile; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 24.10.2024 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, davacının tanıkları yeterli ölçüde dinlenmeksizin yargılamanın tamamlanmasının 6100 sayılı Kanun hükümlerine aykırı olduğu, davacının hukuki dinlenilme hakkı kapsamındaki ispat hakkının da ihlal edildiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; bozma kararı doğrultusunda bir kısım tanıkların beyanları alınmış, yapılan değerlendirmeler sonucunda davanın reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; 1. İşçinin iradesinin sistematik ve süreklilik arz eden fiil ve söylemlerle fesada uğratıldığını,2. İhtiyari arabuluculuk sürecinin usulüne uygun yürütülmediğini,3. Feshin esasen tamamen işveren tarafından yapılmış bir kurgu ile gerçekleştiğini, davacının işten ayrılmasından sonra emekliliğe hak kazanmış bir kısım işçinin çalışmaya devam etmesinin sonucu etkilemeyeceğini,4. Emeklilik başvurusunun işveren tarafından işçinin iradesi sakatlanarak gerçekleştirildiğini,5. 5, 7 veya 9 ay şeklindeki ek ücretlerin davacı işçiye verilmemesinin işyeri uygulamasına ve eşit davranma borcuna aykırılık oluşturduğunu, açıklanan tüm bu nedenlerle davanın kabul edilmesi gerektiğini,6. Davanın reddine bağlanan bir sonuç olan aleyhe vekâlet ücretine hükmedilmesinin ise seri şekildeki dosyaların farklı mahkemelere tevzi edilmesi nedeniyle hatalı olduğunu, müvekkilleri aleyhine daha az vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, ihtiyari arabuluculuk sürecinin usulüne uygun yürütülüp yürütülmediği ile davacının talep edilen alacaklara hak kazanıp kazanmadığına ve vekâlet ücretine ilişkindir.Temyiz olunan nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 29.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.