Uyuşturucu madde bulundurma mahkûmiyetinin, sanığın savunması alınmadan ve gerekçeli karardaki suç tarihi hatası nedeniyle Yargıtay tarafından bozulması.
Özet: Yargıtay, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilen mahkûmiyet kararını, hapis cezası gerektiren bir suçta sanığın savunması alınmadan yokluğunda hüküm kurulmasıyla savunma hakkının kısıtlanması ve gerekçeli kararda suç tarihinin hatalı yazılması nedenleriyle yasalara aykırı bularak oy birliğiyle bozmuştur; mahkeme, sanığın denetimli serbestlik tedbirine ilişkin çağrıya süresinde başvurmaması üzerine "ısrar" şartının oluştuğunu tespit etmiş olsa da, temel bozma sebepleri belirtilen usul eksiklikleridir.

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2024/321 E., 2024/569 K.SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmaHÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : BozmaBozma üzerine yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'la 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesinde yapılan değişiklikle davaya devam olunabilmesi için yükümlülüklere ve tedavinin gereklerine uymamakta "ısrar" etme koşulunun getirildiği, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, Dairemizce de benimsenen 02.05.2019 tarihli ve 2018/172 Esas, 2019/373 Karar sayılı kararı ile; 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesinde yapılan değişikliklerin yürürlüğe girdiği 28.06.2014 tarihinden önce işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarından dolayı verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının infazı amacıyla gönderilen uyarılı ilk başvuru davetiyesinin tebliğine rağmen başvuruda bulunmayan sanığa, Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce bu hususta ikinci bir tebligat yapılmasına gerek bulunmadığına karar verilmiş olduğundan; somut olayda sanığa Denizli Denetimli Serbestlik Şube Müdürlüğü'nün 01.09.2014 tarihli çağrı davetnamesi ile 10 gün içerisinde adı geçen müdürlüğe gelmesi konusunda ihtarda bulunulduğu ve 18.12.2014 tarihinde tebliğ edildiği; ancak sanığın yasal sürede herhangi bir başvuru yapmadığı, ısrar şartının oluştuğu belirlenmekle, Tebliğname görüşüne iştirak olunmamıştır.A. 5271 sayılı CMK'nın 193/2. maddesinde yer alan, (25.05.2005 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 5353 sayılı Kanun'un 28. maddesi ve 05.04.2023 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 28.03.2023 tarihli ve 7445 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile değişik) "Sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkûmiyet dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir." ve "Sanık hakkında, toplanan delillere göre mahkûmiyet, ceza verilmesine yer olmadığı ve güvenlik tedbiri dışında bir karar verilmesi gerektiği kanısına varılırsa, sorgusu yapılmamış olsa da dava yokluğunda bitirilebilir." şeklindeki ve anılan Kanun'un 195/1. maddesinde yer alan, "Suç, yalnız veya birlikte adlî para cezasını veya müsadereyi gerektirmekte ise; sanık gelmese bile duruşma yapılabilir. Bu gibi hâllerde sanığa gönderilecek davetiyede gelmese de duruşmanın yapılacağı yazılır." şeklindeki düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, atılı suçun yaptırımının hapis cezasına ilişkin olduğu, yalnız adli para cezasına veya adli para cezasıyla birlikte müsadereye ilişkin olmadığı anlaşıldığından; atılı suça ilişkin olarak sanığın savunması alınmadan, savunma hakkı kısıtlanması,B. Bozmaya uyulduğu halde, suç tarihinin gerekçeli karar başlığında "18.08.2013" yerine "17.08.2013" olarak yazılması,Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle hükmün BOZULMASINA,Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.04.2026 tarihinde karar verildi.