Danıştay, Bursadaki oluklu mukavva tesisi ÇED gerekli değildir kararı davasında İznik Gölü çevresel etkileri ve çelişkili bilirkişi raporlarını inceliyor.
Özet: Bursada kurulması planlanan oluklu mukavva ve kutu üretim tesisi için verilen "ÇED gerekli değildir" kararının iptali istemli davada, baro başkanlığının menfaat yokluğundan davası reddedilirken, hidrojeoloji bilirkişisinin bölgenin riskli yapısı ve yeraltı suyu kirliliği endişelerine rağmen, diğer bilirkişi raporlarının projede tehlikeli kimyasal kullanılmaması, kapalı üretim sistemi, şehir şebeke suyu kullanımı ve atıkların usulüne uygun yönetimi gibi faktörleri vurgulayarak, kimyasal atıkların yeraltı suları yoluyla İznik Gölüne ulaşmasının mümkün olmayacağı yönündeki tespitleri doğrultusunda, ilk derece mahkemesince esas hakkında bir değerlendirme yapılmıştır.
Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2025/1503 E.  ,  2025/3963 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2025/1503
Karar No : 2025/3963
TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ... 2-...
3- ... Başkanlığı
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği
VEKİLİ : Av. ...
MÜDAHİL (DAVALI YANINDA) : ... Sanayi Anonim Şirketi
VEKİLLERİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir
.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Bursa ili, Orhangazi ilçesi, ... Mahallesinde, davalı yanında müdahil şirket tarafından yapılması planlanan "Oluklu Mukavva ve Kutu Üretim Tesisi" projesi hakkında verilen ve 15/12/2023 tarihinde Bakanlık resmi internet sayfasında duyurulan "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararının istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: İdare Mahkemesince verilen kararda; baroların kuruluş amaçları dikkate alındığında; davacılardan Bursa Barosu Başkanlığının dava konusu işlemin iptali istemiyle görülmekte olan davanın açılmasında, meşru, kişisel ve güncel bir menfaatinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile yaptırılan keşif sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunun (diğer davacılar bakımından) birlikte değerlendirilmesinden; bilirkişi raporunun hidrojeoloji mühendisliği açısından değerlendirmeler içeren kısmında, dava konusu "ÇED Gerekli Değildir" kararının, hidrojeolojik açıdan olumsuz olduğu kanaatine varıldığının belirtildiği, anılan görüşte esas itibariyle proje alanının ve çevresinin deprem ve su taşkını olaylarına karşı yüksek riskli bölgede kalmasının ve bölgede yoğun sanayileşme olması nedeniyle muhtemel bir depremde alt yapının tamamı ile bozulacağı, kimyasal atıkların yer altı suyuna karışacağı, çevresel olarak oluşacak olumsuzlukların özellikle yağışlı mevsimlerde yer altı suyu ile temas ederek yer altı suyunu kirleteceği, yer altı suyunun direkt yağışlarla beslenmesi ve yer altı suyu alım yönünün yüksek debili olarak İznik Gölü'ne doğru olması ve proje alanının İznik Gölü'ne 420 metre mesafede olması nedeniyle olumsuzlukların yaşanması halinde İznik Gölü'nün kirleneceğinin belirtildiği; ancak bilirkişi raporunda Kimya Mühendisliği, Çevre Mühendisliği ve Ziraat Mühendisliği disiplinleri yönüyle yapılan değerlendirmelerde, proje tanıtım dosyasındaki iş akım şemasına göre projede buhar basıncı ve sıcaklık kullanılarak kağıdın oluklu hale getirileceği ve bu oluklu kağıdın her iki tarafına nişasta ile düz kağıt plakalarının yapıştırılarak oluklu mukavva üretimi yapılacağı, kağıt üretiminin olmayacağı, getirilen kağıtların nişasta kullanılarak yapıştırılması, üretim sonucunda çevreye zararı olabilecek atık zehirli gaz çıkışının olmaması, su kaynağı olarak şehir şebeke suyunun kullanılacak olması, işletmeden oluşan ters osmozdan kaynaklanan suyun kanalizasyon sistemi ile uzaklaştırılacak olması, bu nedenle yakındaki İznik Gölü'ne bir atık su karışımının olmaması, oluşan atıkları kağıt atıkları ile nişasta atıkları şeklinde biyobozunur özellikte olmasından dolayı kimyasal olarak bir zararının beklenmediği ve kağıt atıklarının başka bir geri dönüşüm fabrikasına gönderilecek olması, üretim esnasında kapalı sistem nedeni ile su tüketiminin çok az olması ve bu suyun şebekeden sağlanması nedeni ile yeraltı ve yerüstü su kaynaklarının kullanılmayacak olması, atık suların doğrudan şehir kanalizasyon sitemi ile uzaklaştırılması sebepleri ile yeraltı ve yerüstü su kaynaklarına erişiminin mümkün olmayacağı, proje kapsamında oluşacak tüm atıkların çevre mevzuatına uygun şekilde yönetileceği, depolanacağı ve bertaraf edileceğinin anlaşıldığı, genel olarak bu tür atıkların depolanması ve bertarafı ilgili yönetmeliklere göre yürütüldüğü sürece bu atıkların çevresel risk oluşturmayacağı yönünde değerlendirmeler dikkate alındığında, müdahil şirket tarafından yapılmak istenen proje kapsamında kimyasal atıkların yer altı suları yoluyla İznik Gölüne ulaşmasının mümkün olmayacağı yolunda görüş bildirildiği; bu bağlamda, proje kapsamında buhar basıncı ve sıcaklık kullanılarak kağıdın oluklu hale getirileceği ve bu oluklu kağıdın her ki tarafına da nisaşta ile düz kağıt plakalarının yapıştırılarak oluklu mukavva üretimi yapılacağı, kağıt üretiminin olmayacağı, bilirkişi raporundaki tesiste herhangi bir tehlikeli kimyasal madde kullanılmayacağı, bu nedenle tesisin işletilmesi sürecindeki atıkların sadece karton kutu yapılırken oluşacak fazlalık kağıtlar ile ters osmoz sisteminden gelecek atık su olacağı ve bu suyun içinde kimyasal madde bulunmayacak olması, tesisin enerji ihtiyacını tamamen elektrik enerjisinden karşılayacak olması, projede kullanılacak sistemin buhar basıncı ile çalışacak kapalı sistem olması ve bu nedenle su tüketiminin az olması, suyun şebekeden alınacak olması, yeraltı ve yerüstü su kaynağının kullanılmayacak olması, üretimde kullanılan suyun şehir şebekesinden alındıktan sonra ters osmoz ile arıtıldıktan sonra oluşan atık suyun şehir kanalizasyon sistemi ile şehir arıtma tesisinde arıtılacak olması nedenleri ile yapılması planlanan tesiste herhangi bir kimyasal zararlı etkinin olmaması ve her aşamanın kapalı ortamda yapılmasından dolayı herhangi bir atığın çevredeki tarım alanları ve tarımsal su kaynakları ile İznik Gölü'ne ulaşımının ve kirletmesinin olmayacağı, oluklu mukavva ve kutu üretim projesinin projesinin toz ve duman çıkaran bir tesis özelliğinde olmadığı, maden ocakları gibi toz çıkarıcı üretim işlemlerinin olmaması nedenleri ile dava konusu projenin işletme aşamalarında toz ve duman çıkaran bir tesis olmadığı dolayısı ile yakın çevrede ve 3 km sınır içinde zeytin ağacı toplulukları ve diğer tarımsal ürünlerin vejetatif ve generatif gelişimine etkisinin olmasının mümkün olmayacağı, dava konusu "Oluklu Mukavva Kutu Karton İmalatı Projesi"nin çevreye, toprak yapısına, tarıma, havaya, suya, zeytinciliğe, toprağa, bitki örtüsüne, flora ve fauna üzerine olumsuz etkisinin olmayacağı sonucuna varılmıştır. Bu bağlamda; uyuşmazlığa konu alanın İl Toprak Koruma Kurulu kararı ile tarım dışı kullanılması talebinin uygun bulunmasına karar verildiği, işbu dava devam ederken 15/08/2024 tarih ve 8839 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı özel endüstri bölgesi ilan edilmesine karar verildiği, proje tanıtım dosyasının ÇED yönetmeliğine uygun olarak hazırlandığı, proje tanıtım dosyasında alınan önlem ve taahhütlere uyularak proje kapsamında oluşacak tüm atıkların çevre mevzuatına uygun olarak depolanması ve bertaraf edilmesi halinde "Oluklu Mukavva Kutu Karton İmalatı Projesi"'nin çevreye, toprak yapısına, tarıma, havaya, suya, zeytinciliğe, toprağa, bitki örtüsüne, flora ve fauna üzerine olumsuz etkisinin olmayacağı anlaşıldığından, dava konusu "Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir" kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle Bursa Barosu Başkanlığı yönünden 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 15/1-b maddesi hükmü uyarınca davanın ehliyet yönünden reddine, diğer davacılar yönünden ise davanın esastan reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacılardan Bursa Barosu Başkanlığının görülmekte olan davayı açmakta meşru, kişisel ve güncel menfaatinin bulunduğu ileri sürülmektedir. Diğer davacılara ilişkin kısım yönünden ise, dava konusu alanın sulak alan kontrollü kullanım bölgesinde olmadığı, sulak alan yönetim planının iptali istemiyle açılan davada, dava konusu işlemin iptaline karar verildiği; nişasta ile düz kağıt plakalarının oluklu mukavva üretimi yapılacağı belirtilmiş ise de, proje kapsamında tutkal hazırlamada kullanılacak kimyasallar ile özellik kazandırıcı maddelerin isimlerinin proje tanıtım dosyasında belirtilmediği, bu bağlamda, tesiste herhangi bir kimyasal madde kullanılmayacağına dair bilirkişi görüşünün yerinde olmadığı, proje kapsamında tehlikeli atıkların oluşmasının kaçınılmaz olduğu, projenin su kaynakları üzerindeki etkilerinin bulunacağı, tesisin GES sistemi ile elektrik ihtiyacının tamamen karşılanmasında yeterli olmayacağı, bilirkişi raporunun hidrojeoloji kısmında yer verilen görüş ile diğer disiplinler açısından yapılan değerlendirmeler arasında çelişki bulunduğu, çevredeki diğer tesisler ile kümülatif etki değerlendirmesinin yapılmadığı, duyarlı yöre olan proje kapsamında ÇED sürecinin işletilmesi ve "ÇED Olumlu kararı" alınması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : 1- Davalı tarafından savunma verilmemiştir.
2) Davalı yanında müdahil tarafından; hükme esas alınan bilirkişi raporunda 7 farklı disiplinde uzmanlığı bulunan bilirkişilerden altısı tarafından dava konusu "ÇED Gerekli Değildir" kararının hukuka uygun olduğu yolunda görüş bildirildiği, sadece hidrojeoloji mühendisliği disiplini konusunda uzman bilirkişi tarafından aksi yönde görüş bildirildiği, 15/08/2024 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı ile proje alanının özel endüstri bölgesi ilan edildiği, proje kapsamında zararlı kimyasal madde kullanılmayacak olması nedeniyle çevredeki tarım ve yüzey ile yeraltı su kaynaklarına projenin önemli bir etkisinin olmayacağı yolunda görüş bildirildiği, tesisin yapılmasının planlandığı kontrollü kullanım bölgesi içinde başka sanayi tesislerinin de mevcut olduğu, davacılar tarafından ileri sürülen proje alanının kısa mesafe koruma alanında kaldığı, sulak alan tampon bölgesinde kaldığı, bu bölgelerde kağıt fabrikası yapılmasının yasak olduğu, proje kapsamında ham kağıttan kağıt üretileceğine yönelik iddiaların gerçeğe aykırı olduğu; Tarım ve Orman Bakanlığı 2. Bölge Müdürlüğünce hazırlanan İznik Gölü Sulak Alan Yönetim Planı'nın iptali istemiyle görülen davada, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla dava konusu işlemin iptaline karar verilmiş ise de, temyiz dilekçesi ekinde sunulan Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazısında da belirtildiği üzere, İznik Gölü Kontrollü Kullanım Bölgesi sınırları içinde kalan Orhangazi Endüstri Bölgesi'nde Kontrollü Kullanım Bölgesi uygulama esaslarının geçerli olduğunun mütalaa edildiği, zira anılan idari yargı kararı ile sadece İznik Gölü Sulak Alan Yönetim Planı'nın iptal edildiği, ancak Ulusal Sulak Alan Komisyonu tarafından alınan kararın iptal edilmediğinin belirtildiği; taraflarınca hazırlatılan ve dosyaya sunulan uzman mütalaasında da projenin hidrojeolojik açıdan olumsuz etkileri olmayacağının ortaya konulduğu; belirtilen nedenlerle, davanın reddi yolunda verilen temyize konu İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Proje kapsamında hazırlanan ve dava konusu işlemin dayanağı niteliğindeki nihai ÇED raporunda, proje alanının, Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği uyarınca "Kontrollü Kullanım Alanı"nda kaldığının ve İznik Gölü Sulak Alan tescil sınırı içerisinde, İznik Gölü’nün “Kontrollü Kullanım Bölgesi” sınırları içerisinde yer aldığının belirtildiği; dava dilekçesi ekinde sunulan Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğünün ... tarih ve ... sayılı yazısında, "İznik Gölü'nün stratejik su kaynağı olarak daha etkin korunması ve geleceğe intikalinin sağlanmasında göl havzasında oluşturulan koruma kuşakları ve koruma ilkelerinin geçmişte hazırlanan Çevre Düzeni Planlarında yer aldığı şekliyle korunması gerektiği"nin belirtildiği; öte yandan, Tarım ve Orman Bakanlığı 2. Bölge Müdürlüğünce hazırlanan İznik Gölü Sulak Alan Yönetim Planı'nın iptali istemiyle görülen davada, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla yaptırılan keşif sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunun hükme esas alınması suretiyle dava konusu işlemin iptaline karar verildiği hususları birlikte değerlendirildiğinde; Çevresel Etki Değerlendirmesi Yönetmeliği uyarınca yukarıda belirtilen özellikleri dolayısıyla duyarlı yöreler kapsamında kaldığı anlaşılan proje alanı hakkında yürütülmesi planlanan "Oluklu Mukavva ve Kutu Üretim Tesisi" projesi hakkında öncelikle ÇED sürecinin işletilmesinin ilgili mevzuat uyarınca bilimsel ve teknik yönden gerekli olup olmadığı konusunda bilirkişi heyetince değerlendirilme yapılması gerekirken, hükme esas alınan bilirkişi raporunda doğrudan bu yönüyle bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan; hükme esas alınan bilirkişi raporunun hidrojeoloji mühendisliği disiplini açısından değerlendirmeler içeren kısmında, "proje alanının ve çevresinin deprem ve su taşkını olaylarına karşı yüksek riskli bölgede kalmasının ve bölgede yoğun sanayileşme olması nedeniyle muhtemel bir depremde alt yapının tamamı ile bozulacağı, kimyasal atıkların yer altı suyuna karışacağı, çevresel olarak oluşacak olumsuzlukların özellikle yağışlı mevsimlerde yer altı suyu ile temas ederek yer altı suyunu kirleteceği, yer altı suyunun direkt yağışlarla beslenmesi ve yer altı suyu alım yönünün yüksek debili olarak İznik Gölü'ne doğru olması ve proje alanının İznik Gölü'ne 420 metre mesafede olması nedeniyle olumsuzlukların yaşanması halinde İznik Gölü'nün kirleneceği" yolunda bildirilen görüş ile anılan bilirkişi raporunun kimya ve çevre mühendisliği disiplinleri açısından değerlendirmeler içeren kısımlarında, proje tanıtım dosyasındaki iş akım şemasına göre projede buhar basıncı ve sıcaklık kullanılarak kağıdın oluklu hale getirileceği ve bu oluklu kağıdın her iki tarafına nişasta ile düz kağıt plakalarının yapıştırılarak oluklu mukavva üretimi yapılacağı, kağıt üretiminin olmayacağı, getirilen kağıtların nişasta kullanılarak yapıştırılacağı, bu bağlamda nişasta bazlı tutkalın genellikle doğal nişastadan (mısır, patates, buğday gibi bitkilerden) elde edildiği, nişastanın viskozitesini ayarlamak ve yapışkanlığını artırmak için boraks (sodyum tetraborat) ve pH'ı yükseltmek ve nişastanın çözümlenmesini hızlandırmak için kostik soda (sodyum hidroksit) ekleneceğinin belirtildiği, buna karşın bilirkişi raporunda proje tanıtım dosyasında muhtemel boraks (sodyum tetraborat) ve borakstan (sodyum tetraborat) nişasta hazırlık aşamasında bahsedilmediği, bununla birlikte nişasta bazlı yapıştırıcıların biyobozunur olduğundan, kimyasal toksik etki yaratmayacağı yolunda değerlendirme yapıldığı; gerek bilirkişi raporunda hidrojeoloji mühendisliği disiplini açısından yapılan değerlendirmeler ile kimya ve çevre mühendisliği disiplinleri açısından yapılan değerlendirmeler arasında uyum bulunmaması, gerekse, yukarıda belirtilen nişasta hazırlık aşamasında kullanılacak maddelerin toksik etki yaratıp yaratmadığı başta olmak üzere, proje kapsamında oluşacak bu yönde bir maddenin (projenin İznik Gölü'ne yakınlığı da gözetilerek) yer altı su kaynakları ve İznik Gölü'nün su kalitesi üzerinde olumsuz etki doğurup doğurmayacağı, bu konuda proje tanıtım dosyasında yer verilen bilgi, taahhüt ve önlemlerinin çevre mühendisliği, hidrojeoloji mühendisliği ve kimya mühendisliği konusunda uzman bilirkişiler tarafından multi-disipliner ve uyumlu olacak bir değerlendirme yapılmasını gerekli kıldığı sonucuna varıldığından; uyuşmazlığın tereddüte mahal vermeyecek şekilde çözümlenebilmesi amacıyla, bilirkişi raporuna itiraz ve temyiz dilekçesindeki iddialar ile yukarıda yer verilen hususlar da dikkate alınarak, dava konusu projenin gerçekleştirilmesinin, kamu yararı ve çevre dengesi gözetilerek çevresel açıdan oluşturabileceği muhtemel zararlar ile (proje tanıtım dosyasında yer verilen taahhütlerin bilimsel olarak değerlendirilmesi yapılmak suretiyle) bu zararların alınacak önlemlerle giderilebilmesinin mümkün olup olmadığının, aralarında çevre mühendisi, hidrojeoloji mühendisi, kimya mühendisi olmak üzere, gerekirse başka dallardan uzmanlar (mümkünse öğretim üyelerinden) seçilerek oluşturulacak yeni bir bilirkişi heyetiyle, mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılması ve projenin çevresel etkilerinin değerlendirilmesi suretiyle düzenlenecek rapor dikkate alınarak, işin esası hakkında yeniden karar verilmesi gerektiği sonucuna varıldığından; davanın Bursa Barosu Başkanlığı yönünden davanın ehliyet nedeniyle reddi, diğer davacılar yönünden davanın esastan reddi yolundaki temyize konu İdare Mahkemesi kararının davanın ehliyet nedeniyle reddine ilişkin kısmının onanması; davanın esastan reddine ilişkin kısmının ise bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. Dosyanın anılan İdare Mahkemesine gönderilmesine,
5. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/A-2-(i) maddesi uyarınca, kesin olarak, 23/06/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.