Sivas Çimento Fabrikası lojmanlarının Cumhuriyetin ilk devlet fabrikası ve kentleşme kültürü örneği olması nedeniyle 2863 sayılı Kanun uyarınca korunması gerekli kültür varlığı olarak tescil kararının iptali davası temyizi.
Özet: Dava, Sivasta bulunan bir çimento fabrikasına ait lojmanların 2863 sayılı kanun uyarınca "2. derece korunması gerekli kültür varlığı" olarak tescil edilmesine ilişkin kararın iptali istemiyle açılmış olup, ilk derece ve bölge idare mahkemeleri, bu taşınmazların inşa edildikleri dönemin mimari özelliklerini koruduğunu, Türkiyenin sanayileşme tarihinde ilk devlet eliyle kurulan fabrika yerleşkesinin önemli bir parçası olarak dönemin konut ve şehirleşme kültürünün ilk örneklerinden olduğunu ve bu nitelikleri itibarıyla korunması gerekli kültür varlığı vasfını haiz olduğunu belirterek davayı reddetmiştir.
Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2023/11563 E.  ,  2025/3999 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2023/11563
Karar No : 2025/3999
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : .. Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Sivas ili, Merkez İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... sayılı parsel sayılı taşınmaz üzerinde yer alan Çimento Fabrikası Lojmanları'nın 2863 sayılı Kanunun 6. maddesi uyarınca "2. Derece Korunması Gerekli Kültür Varlığı" olarak tescil edilmesine dair ... tarih ve ... sayılı Sivas Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararına yapılan itirazın kısmen reddine ilişkin Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu’nun ... tarihli ve ... nolu kararının ... numaralı binaya yönelik kısmının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dava konusu işlemde belirtilen taşınmaz hakkında Mahkemenin E... sayılı dosyasına sunulan bilirkişi raporunda; yapının inşa tarzı, malzeme ve inşa tekniği, mekan ve cephe kurgusu, mimari elemanları ve detayları geleneksel mimari ile uyumlu olduğu, dolayısıyla lojmanların hem iç hem de dış kısımlarında yapılan boya, badana ve her türlü tadilatlar nedeniyle günümüze kadar değişiklikler geçirmiş olmasına rağmen hem inşa edilme amacı hem mimari öğeleri itibari ile inşa edildiği döneme ait vasıfları kaybetmeyip bütünlüğünü koruduğu, ayrıca; Sivas Çimento Fabrikasını ülkemizdeki diğer endüstri yatırımlarından ayıran en önemli unsurun hem Sivas ilinde kurulan ilk fabrika, hem de Cumhuriyet tarihinde devlet eliyle kurulan ilk fabrika olma özelliğini taşıdığı, fabrika ve yerleşkesi bu özelliği ile Türkiye'nin sanayileşme ve kalkınma hamlesinde hem bir dönüm noktasına işaret etmekte hem de tescile konu lojman alanları ile dönemin site türü tarzındaki konut yerleşkesi ve şehirleşme kültürünün ilk örneklerinden biri olması sebebiyle özel bir öneme sahip olduğu, konut olarak kullanılan binaların inşa edildiği dönemin mimari niteliklerini ortaya koyan özellikleri, yapıldığı dönemin içindeki belirgin konumu, alanın mimari özellikleri, önemli bir parçası olduğu yerleşkenin kentsel dokuya olumlu katkılar yaptığı ve kentsel bellekte yer eden tarihi dokunun bir parçasını oluşturduğu, yapı gruplarının hala ilk yapılış amacına uygun olarak hizmet vermeye devam ettiğine ilişkin özellikleri göz önünde bulundurulduğunda, Sivas Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunca tesis edilen, ... tarih ve ... sayılı kararı ile tescil edildiği ve koruma gruplarının II. Grup yapı olarak belirlenmesinin ilgili mevzuat hükümlerine, koruma yaklaşımı ve kavramına, şehircilik ilkelerine uygun olduğu" görüşüne yer verildiği görüldüğünden, anılan bilirkişi raporunun iş bu dava dosyasındaki bilgi ve belgelerle birlikte değerlendirilmesi sonucunda, Sivas Çimento Fabrikasının hem Sivas ilinde kurulan ilk fabrika, hem de Cumhuriyet tarihinde devlet eliyle kurulan ilk fabrika olma özelliğini taşıdığı, fabrika ve yerleşkesinin bu özelliği ile Türkiye'nin sanayileşme ve kalkınma hamlesinde hem bir dönüm noktasına işaret ettiği, dönemin site türü tarzındaki konut yerleşkesi ve şehirleşme kültürünün ilk örneklerinden biri olması sebebiyle özel bir öneme sahip olduğu, söz konusu yapının inşa tarzı, malzeme ve inşa tekniği, mekan ve cephe kurgusu, mimari elemanları ve detaylarının geleneksel mimari ile uyumlu olduğu ve 19. yüzyıl sonrasında yapılmış olmasına rağmen önem ve özellikleri bakımından korunması gereken yapılardan olduğu, bu özellikleri nedeni ile korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı niteliklerine haiz bir yapı niteliğinde olduğu anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İdare Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Davacı tarafından, temyize konu kararın dayandığı bilirkişi raporunun Mahkemenin başka bir dosyasına sunulduğu, bu raporun dikkate alınarak karar verilmesinin hatalı olduğu, ayrıca anılan raporda idarenin yerine geçilerek işlemin sebep ögesinin açıklanmaya çalışıldığı, yapıların 1950 yılında inşa edildiği ve sanayileşme için dönüm noktası sayılamayacağı, yapıların mimari ve estetik açıdan dönemin özelliklerini yansıtmadığı, yapıların sit alanında bulunmadığı, milli tarih açısından öneminin olmadığı, 19. yüzyıldan sonra yapılan yapıların kültür varlığı olarak tescili için 2863 sayılı Kanunda belirlenen niteliklere sahip olmadığı, söz konusu yapılarda sonradan yapılan tadilatlar ile özgünlüğünü de kaybettiği belirtilerek temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 24/06/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.