Yargıtay 2. Ceza Dairesi, hırsızlık suçunda bölge adliye mahkemesince verilen direnme kararını yerinde bularak sanık müdafiinin temyiz itirazlarını reddedip hükmü onadı.
Özet: Sanık müdafiinin hırsızlık suçlamasına ilişkin savunmalarını, özellikle yakıt fişiyle ispatlanmış yakıt alımını, ayrıldığı kız arkadaşının tanıklık edememesi nedeniyle savunmayı doğrulayamama durumunu ve atılı suçun teşebbüs aşamasında kalması halinde indirimin yetersizliğini içeren temyiz itirazları, Bölge Adliye Mahkemesinin önceki bozma kararına karşı verdiği direnme kararında bir isabetsizlik tespit edilmediği ve sanık hakkındaki hırsızlık hükmünün hukuka uygun bulunduğu gerekçesiyle reddedilerek hükmün onanmasına karar verilmiştir.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2025/2865 E., 2025/3802 K.SUÇ : HırsızlıkKARAR : DirenmeTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : OnamaSanık hakkında bozma üzerine verilen kararın, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1 maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, aynı Kanun’un 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1.maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, 294/1.maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: Dairemizin 07.04.2025 tarihli ve 2023/26217 Esas, 2025/5963 Karar sayılı bozma kararına karşı Bölge Adliye Mahkemesince direnme kararı verilmesi üzerine 5271 sayılı Kanun'un 6763 sayılı Kanun ile değişik 307. maddenin 4. fıkrası uyarınca dosyanın dairemize gönderilmesi üzerine yapılan inceleme sonucu direnme kararının yerinde olduğu belirlenerek ve 5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek sanık müdafiinin temyiz isteminin, ''Sanığın yakıt aldığına dair savunmasının dosyaya sunulan yakıt fişi ile sabit olduğuna, sanığın bahsettiği, yanında bulunan kız arkadaşı ile sanığın olay sonrasında sorunlu bir şekilde ayrılmış olmaları nedeniyle sanığın savunmalarını doğrulayacak beyanları vermekten kasten kaçındığına, bu sebeple sanığın yanında bulunan tanık ile ilgili savunmalarını ispatlayabilmesinin mümkün olmadığına, ancak diğer savunmalarının sanığın atılı suçu işlemediğini açıkça ispat ettiğine, en azından iddiayı şüpheli hale getirdiğine, ve atılı suçlamayı kabul etmemekle birlikte bir an için suçun işlendiği düşünüldüğü durumda dâhi atılı suçun teşebbüs aşamasında kaldığı gözetilerek yapılan takdiri indirim miktarının en düşük hadden belirlenmesinin usul ve yasaya uygun olmadığına'' yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede,Sanık hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, Bölge Adliye Mahkemesince verilen karar hukuka uygun bulunduğundan, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca, usûl ve yasaya uygun olan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ ile HÜKMÜN Tebliğname'ye uygun olarak ONANMASINA, dava dosyasının, aynı Kanun'un 304/1. maddesi uyarınca Safranbolu 1. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.