4706 sayılı Kanunun geçici 18. maddesi uyarınca hazine adına kayıtlı taşınmazda davacının 23.04.2015 tarihi itibarıyla kullanımının tespiti ve tapuya kullanıcı şerhi düşülmesi talebine ilişkin temyiz uyuşmazlığı.
Özet: Bu hukuki evrak, Şanlıurfada Hazine adına tescilli ve askeri yasak bölge şerhi bulunan bir taşınmazın, 4706 sayılı Kanunun geçici 18. maddesinin yürürlük tarihi olan 23.04.2015 itibarıyla davacı tarafından kullanılıp kullanılmadığına ilişkin bir uyuşmazlığı ele almaktadır; davacı, taşınmazın kendi kullanımında olduğunu ileri sürerek adına kullanıcı şerhi tescilini talep etmiş, ilk derece ve istinaf mahkemeleri davacının iddialarını tanık beyanları ve bilirkişi raporlarıyla teyit ederek davanın kabulüne ve tapu kütüğüne davacının kullanıcı ve üzerindeki yapının sahibi olduğuna dair şerh düşülmesine karar vermiş, davalı Hazine vekili ise bilirkişi raporlarının yetersizliği ve kararların usul ve kanuna aykırılığı gerekçesiyle temyiz yoluna başvurmuştur.
8. Hukuk Dairesi         2025/6206 E.  ,  2026/4072 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi

SAYISI : 2022/1945 E., 2025/1197 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ceylanpınar 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/438 E., 2021/838 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1. Şanlıurfa ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) Ek-4. maddesi ve 4706 sayılı Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanuna (4706 sayılı Kanun) eklenen geçici 18. maddesi uyarınca yapılan kullanım kadastrosu çalışmaları sonucunda, 12 92... parsel sayılı 282,97 m² yüzölçümündeki taşınmaz, kadastro tutanağının beyanlar hanesine "2. Derece Askeri Yasak Bölge içinde kaldığı" şerhi verilerek, arsa vasfıyla Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir.
2. Davacı ... dava dilekçesinde; dava konusu 12 92... parsel sayılı taşınmazın kendi kullanımında olduğu, kadastro çalışması sırasında hazır bulunmadığından adına tespit yapılmadığını ileri sürerek, taşınmazın adına kullanıcı şerhi tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "dava konusu 12 92... parsel sayılı taşınmazın 04.04.2015 tarihli ve 6645 sayılı Kanun'un 29. maddesiyle 4706 sayılı Kanuna eklenen geçici 18. maddesi (Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü 2015/3 Genelge) ve 3042 sayılı Kanun'un Ek-4. maddesi kapsamında kalan yerlerden olduğundan Hazine adına tescil edildiği, muhtesata ve kullanıma dair herhangi bir beyan kaydı içermediği, ve yapılan ölçümler esnasında taşınmazın toplam yüzölçümünün 282,97 m² olarak belirlendiği, hali hazırda davacının fiilen kullanımında olan alanın 282,97 m²den ibaret olduğu, davacı tanıklarının ve mahalli bilirkişinin yeminli beyanlarının davacının beyanlarıyla örtüştüğü, emlak kaydının davacı adına olduğu, ayrıca yapılan araştırmalarda başkaca birilerinin bu taşınmaz üzerinde zilyetlik iddiasının olmadığının anlaşılarak davalı Hazineye ait olan dava konusu taşınmazın kullanıcısının fen bilirkişisinin raporunda tespit edilen tarihten beridir davacı olduğuna kanaat getirildiği" gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu yer olan Şanlıurfa ili ... ilçesi ... Mahallesi 12 92... parsel numaralı taşınmazın, tapu kütüğünün beyanlar hanesinde bulunan beyanlar aynen korunarak ve bu beyanlardan sonra gelmek üzere Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün 2015/3(1765) sayılı Genelge'sinin 1.12. maddesi hükümleri gereğince "23.04.2015 tarihinde ... Kızı ...'in kullanımındadır.", "Üzerindeki betonarme ev ... Kızı ...'e aittir." belirtmesinin yapılarak, diğer hususlar yönünden (cinsi, yüzölçümü vs.) kadastro tespiti gibi tapu kütüğüne tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Mahkeme tarafından yapılan keşif, alınan beyanlar, bilirkişi raporları dikkate alındığında, mahalli bilirkişilerin ve davacı tanıklarının çekişme konusu taşınmazın davacı tarafından kullanıldığını beyan ettikleri, yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda da dava konusu taşınmazda yığma ev ve ahırının bulunduğunun belirlendiği, tüm bu hususlar ile dosya kapsamındaki tüm bilgi, belge ve beyanlar incelendiğinde davacının 23.04.2015 tarihi itibariıyla taşınmazı fiili olarak kullandığı ve arsa niteliğindeki taşınmaz üzerinde fiili hakimiyetinin bulunduğu, açıklanan nedenlerle, Mahkemenin davanın kabulüne ilişkin kararında usul ve esas yönünden kanunass aykırılık bulunmadığı ve davalı vekilinin belirttiği istinaf itirazlarının yerinde olmadığı" gerekçesiyle davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya yeterli olmadığını ve kararların usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının dava konusu taşınmazda 4706 sayılı Kanun'un geçici 18. maddesinin yürürlük tarihi olan 23.04.2015 tarihi itibarıyla kullanımının bulunup bulunmadığına ilişkindir.
4706 sayılı Kanun'un geçici 18. maddesinin 1. fıkrası "12.11.2012 tarihli ve 6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un yürürlük tarihinden önce geçerli olan Şanlıurfa ili ... ilçesinin belediye ve mücavir alan sınırları içinde bulunan ve tapuda Hazine adına tescilli olan taşınmazlar ile tescil harici bırakılan Devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerler; bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihteki zilyetleri veya fiili kullanıcıları tespit edilmek ve aynı tarih itibarıyla varsa üzerindeki muhdesatın kime veya kimlere ait olduğu ve kim veya kimler tarafından ne zamandan beri kullanıldığı kadastro tutanağının beyanlar hanesinde gösterilmek suretiyle, 21.06.1987 tarihli ve 3402 sayılı Kanun'un 11. maddesinde belirtilen askı ilanı hariç diğer ilanlar yapılmaksızın öncelikle fiili durumlarına uygun olarak ifraz ve/veya tevhit edilmek suretiyle kadastroları yapılarak tapuda Hazine adına tescil edilir ve kadastro tutanağının beyanlar hanesindeki bilgiler tapu kütüğünün beyanlar hanesine de aynen aktarılır." hükmünü içermektedir.
Kullanım kadastrosu sırasında, hakkında kadastro tutanağı tanzim edilen taşınmazlar yönünden tutanağın beyanlar hanesinde yer alan ya da alması gereken kullanıcı ve muhdesat şerhlerine ilişkin olarak askı ilan süresi içinde Kadastro Mahkemesinde, askı ilanından sonra ise genel Mahkemelerde kullanım kadastrosuna itiraz davası açılmasının mümkün bulunduğu hususu tartışmasızdır.
Eldeki davada; İlk Derece Mahkemesince, yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme karar vermeye yeterli bulunmamaktadır.
Şöyle ki; taşınmazın kullanımına ilişkin olarak, mahallinde yapılan keşifte tespit bilirkişileri ... ile muhtar ..., dava konusu taşınmaza ilişkin olarak düzenlenen 27.08.2018 tarihli tespit tutanağı içeriğine göre, tespit tarihi itibariyle taşınmazın zeminde kim yada kimler tarafından kullanıldığını bilmediklerini beyan ettikten sonra, keşif mahallinde alınan ifadelerinde, dava konusu yerin davacının kullanımında olduğunu belirtmek suretiyle tutanak içeriğine aykırı beyanda bulunmuş olmalarına rağmen, bu aykırılığın sebebi adı geçen muhtar ve tespit bilirkişilerinden sorularak açıklığa kavuşturulmadığı gibi, davacının taşınmaz üzerindeki kullanımının ne şekilde olduğu, taşınmazdaki zilyetliğini hangi tasarruflarla sürdürdüğü hususu da muhtar ve tespit bilirkişilerinden sorulup somut olarak ortaya konulmamıştır.
Öte yandan; keşif mahallinde dinlenen tespit bilirkişilerinin ve tanıkların taşınmazın kullanımına ilişkin beyanları, tespit tarihi olan 26.07.20 18... sayılı Kanun'un yürürlük tarihi 23.04.2015 tarihi ve öncesi dönemi kapsayan uydu ve hava fotoğrafları ile ortofoto görüntüleri getirtilerek denetlenmemiştir.
Ayrıca; dava konusu taşınmaz üzerinde bulunduğu belirlenen betonarme binanın (evin) hangi tarihte yapıldığının belirlenmesi açısından, söz konusu binanın kaç yaşında olduğu hususunda inşaat mühendisi bilirkişisinden rapor alınmamış ve bu binanın yapımıyla ilgili olarak ilçe belediyesinde kayıt ve belge bulunup bulunmadığı sorulup, mevcut ise dosya arasına getirtilmediği gibi, yine binaya (eve) ilişkin olarak elektrik, su, telefon ve doğalgaz aboneliklerinin bulunup bulunmadığı, bulunmakta ise aboneliklerin hangi tarihte başladığı da ilgili kurumlardan sorulmamış ve buna ilişkin kayıtlar dosya arasına celp edilmemiştir.
Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince, öncelikle dava konusu taşınmaza ilişkin olarak, tespit tarihi olan 27.08.20 18... sayılı Kanun'un geçici 18. maddesinin yürürlük tarihi olan 23.04.2015 tarihi ve öncesi dönemi kapsayan uydu ve hava fotoğrafları ile ortofoto görüntüleri dosya arasına celp edilmeli; dava konusu taşınmaz üzerindeki binanın yapımıyla ilgili olarak ilçe belediyesinde kayıt ve belge bulunup bulunmadığı sorulup, mevcut ise ilgili kayıtlar dosya arasına getirtilmeli; yine dava konusu taşınmaza ilişkin elektrik, su abonelikleri ve numarataj belgelerini sunması için davacı tarafa süre ve imkan tanınmalı ve binaya (eve) ilişkin elektrik, su, telefon ve doğalgaz aboneliklerinin mevcut olup olmadığı ve mevcut ise aboneliklerin hangi tarihte başladığı ilgili kurumlardan sorularak, buna ilişkin kayıtlar dosya arasına alındıktan sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen ve davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, kadastro tespit tutanağında imzası bulunan muhtar ve tespit bilirkişileri ve taraf tanıkları ile jeodezi ve fotogrometri mühendisi ile inşaat mühendisi bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşifte, mahalli bilirkişi ve tanıklardan, dava konusu taşınmazın kullanım hakkının kimden geldiği, kim tarafından ne zamandan beri ve ne suretle kullanıldığı, davacının dava konusu taşınmaz üzerinde fiili kullanımının bulunup bulunmadığı, taşınmaz üzerinde bulunan yapının kim tarafından hangi tarihte yaptırıldığı hususları sorularak maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı; yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi halinde, bu çelişki gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişki giderilmeye çalışılmalı; çelişkinin giderilememesi halinde hangi beyana, hangi nedenle üstünlük tanındığı gerekçeli kararda tartışılarak açıklanmalı; ayrıca önceki keşifte, tespit bilirkişileri ... ile muhtar ...'nın, tutanak içeriğine aykırı beyanda bulundukları gözetilerek, kendilerinden ifadeleri arasındaki bu çelişkinin nedeni sorulmak suretiyle söz konusu beyanlar arasındaki aykırılığın giderilmesine çalışılmalı; jeodezi ve fotogrometri mühendisi bilirkişisine, keşfi takibe ve denetlemeye imkan verir şekilde, özellikle tespit tarihi olan 27.08.20 18... sayılı Kanun'un geçici 18. maddesinin yürürlük tarihi olan 23.04.2015 tarihi ve öncesi dönemi kapsayan uydu ve hava fotoğrafları ile ortofoto görüntüleri üzerinde inceleme yaptırılarak, dava konusu taşınmazın bu tarihlerdeki niteliklerini ve kullanım durumlarını açıklayan rapor ve kroki düzenlettirilmeli; inşaat mühendisi bilirkişisinden ise, dava konusu taşınmaz üzerinde bulunduğu belirlenen betonarme binanın (evin) hangi tarihte yapıldığının belirlenmesi açısından, söz konusu binanın niteliği ve yaşı hususunda ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı ve bundan sonra tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir.
İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Yukarıda açıklanan sebeplerle temyiz olunan istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,08.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.