Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, davacının tescilli ... markaları ile davalının ... marka başvurusu arasındaki iltibas iddiasıyla YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü talepli istinaf başvurusunu inceledi.
Özet: Davacı, 1997den beri tescilli ve tanınmış ... ibareli markalarına dayanarak, davalının ... ibareli marka başvurusunun kendi markalarıyla ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, tüketiciler nezdinde karışıklık yaratacağını, kötü niyetli olduğunu ve haksız menfaat sağlanmaya çalışıldığını ileri sürerek YİDK kararının iptali ile dava konusu markanın hükümsüzlüğünü talep etmiş; davalılar ise kendi markalarının ... ön eki ve görsel unsurlarla farklı olduğunu, anneler ve bebeklere yönelik ürünleri hedeflediğini, markalar arasında görsel, işitsel ve anlamsal farklar bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiş; ilk derece mahkemesi, emtiaların benzerliğine rağmen davalının başvurusundaki şekil ve ... ibaresinin davacı markalarından bariz şekilde farklı olması nedeniyle ortalama tüketicide iltibas oluşturacak derecede görsel, sesçil ve anlamsal benzerlik veya işletmesel bağlantı algısı bulunmadığına karar vermiştir.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

Esas-Karar No: 2024/578 - 2026/857
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/578
KARAR NO : 2026/857
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ : 02/10/2023
NUMARASI : 2022/226 E. - 2023/372 K.
DAVANIN KONUSU : YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 02/10/2023 Tarih ve 2022/226 Esas - 2023/372 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ : Davacı vekili, davalı gerçek kişinin 2021/027224 sayılı "..." ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilince adına tescilli "..." ibareli markalara dayalı olarak bu başvuruya yapılan itirazın, davalı Kurum tarafından nihai olarak reddedildiğini, oysa müvekkilinin "..." ibareli markaları ile dava konusu başvurunun ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, 1997 yılından bu yana farklı tarihlerde tescilli ve yoğun şekilde kullanılan çok sayıda "..." ibareli markalar üzerinde müvekkilinin öncelikli hak sahipliğinin bulunduğunu, söz konusu markaların halk tarafından karıştırılma ihtimalinin oldukça yüksek olduğunu, davalının başvuru konusu markasında, müvekkili markalarının asli unsuru olan "..." ibaresinin aynı şekilde asli unsur olarak kullanıldığını, davalı tarafından başvuru konusu edilen markanın, tertip tarzı itibariyle de tüketiciler nezdinde müvekkilinin tanınmış "..." markasına ait "..." ürünlerine ilişkin bir alt marka olarak algılanacağını, "..." kelimesi İngilizce kökenli olsa da yaygın kullanımı nedeniyle "..." anlamına geldiğinin geniş kitlelerce bilindiğini, başvuru konusu markada yer alan "..." görselinin markaya hiçbir şekilde ayırt edicilik katmadığını, markaların soldan sağa okunma ilkesi de gözetildiğinde iltibas riskinin kaçınılmaz olduğunu ve başvuru konusu "..." ibaresi ile karşı karşıya kalan tüketicilerin dikkatini ilk çeken ve aklına ilk gelen ibarenin "..." ibaresi olacağını, davalının marka başvurusunun, müvekkilinin itiraza mesnet markalarının tescil sınıfları kapsamındaki aynı ve doğrudan ilintili mal ve hizmetler için yapıldığını, müvekkilinin faaliyet alanı ve tüketiciler nezdinde "..." mağazaları ile yüksek tanınmışlığı da gözetildiğinde, davalının aynı ve ilintili sınıflardaki mal ve hizmetler için "..." marka kullanımının, doğrudan müvekkilinin tanınmış "..." markalarıyla ilişkilendirileceğini, müvekkilinin markalarının tanınmış olduğunu, müvekkilinin yüksek tanınmışlığı olan ve tüketiciler tarafından tercih edilen "..." markasından haksız yarar elde edilmeye çalışıldığını, davalının "..." marka tescil başvurusunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, YİDK'in 2022-M-4757 sayılı kararının iptaline, dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkilinin "..." ön ekini kullanmak suretiyle ürün ve hizmet markalarına ayırt edicilik katarak bir seri marka oluşturduğunu, ... nezdinde 26 başvurusunun 25'inde "..." ön ekinin kullanıldığını, davacının müvekkilinin markasını yanlış yazarak bir manipülasyona yöneldiğini, müvekkilinin markasının "..." şeklinde olduğunu, "..." ibaresinin üstündeki bebeğini kucağında taşıyan anne çocuk görseliyle de davalının hiçbir görseliyle benzeşmeyen bir bütünlük sağlandığını, müvekkilinin markasının "..." ibaresi olup müterriz firmanın markasının "..." olduğunu, müvekkilinin söz konusu marka altında anneler ve bebekleri ile ilgili ürünlerin üretimi ve satışını amaçladığını, markaların görsel, işitsel ve anlamsal olarak farklı olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :Mahkemece, davalının "Şekil+..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "..." ibareli tescilli markaları arasında emtialar benzese de biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, davalı başvurusundaki "..." görselinin bariz olarak "..." ibaresi ile birlikte davacı markalarından çok farklı olduğu, ortalama düzeydeki tüketici nezdinde başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar/hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK'nın 6/1 maddesi anlamında iltibasın bulunmadığı, yine bu nedenle SMK'nın 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşullarının da oluşmadığı, davacı tarafın başvuru üzerinde SMK'nın 6/6 maddesi anlamında hak sahibi olduğu ve başvurunun kötü niyetli yapıldığı iddialarının kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, müvekkilin itirazına mesnet "..." ibareli markaları ile dava konusu "..." ibareli markanın ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, mahkemenin aksi yöndeki değerlendirmesinin SMK hükümlerine ve yerleşik yargı kararlarına aykırı bulunduğunu, mahkemece tespit edildiği üzere aynı ve ilintili mal ve hizmetler için başvurusu yapılan ve böylece sınıflar bakımından da çakışan dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, müvekkilinin "..." ibareli markasının tanınmış marka statüsünde olduğunu, bir marka ne kadar çok tanınmış ise ufak benzerlikler karşısında dahi öncelikle akla geleceğinden, ayırt ediciliğinin zarar görmesinin o kadar kolay olacağını, bu nedenle SMK'nın 6/5 maddesindeki risklerin oluşmasının kaçınılmaz bulunduğunu, markalar arasındaki karıştırılma tehlikesine ilişkin değerlendirmenin, müvekkil şirket markasının tanınmışlık derecesi de dikkate alınmak suretiyle gerçekleştirilmesi gerektiğini, mahkemece bu hususun gözden kaçırıldığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE :Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olmadığı, zira başvuruda "..." ibaresinin öne çıkarılmayıp bir bütün olarak "..." ibaresine yer verildiği ve markaları hecelerine bölerek karıştırılma ihtimalinin değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, ayrıca yer verilen şekil unsuru itibariyle de dava konusu başvuruda, davacı markalarından farklı bir algı yaratıldığı gibi dava konusu başvurunun tertip tarzının da davacının markalarından oldukça farklı olduğu, taraf marka işaretleri arasında benzerlik olmadığından, davacı markalarının tanınmış olmalarının da tescil engeli oluşturmayacağı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 462,15-TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 24/04/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/04/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.