3402 sayılı Kadastro Kanununun 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda değişen komşu taşınmazların sınır ve yüzölçüm farklılıklarından doğan mülkiyet uyuşmazlığının, bilirkişi raporları ile eski hava fotoğrafları ve kullanım sınırları esas alınarak çözümlenmesi.
Özet: Kadastro yenileme çalışması (3402 sayılı Kanunun 22/2-a maddesi) sonucunda kendi taşınmazının alanının azaldığını, davalının taşınmazının ise haksız yere arttığını ve 3.010 m²lik bir alanın davalıya geçtiğini iddia eden davacı, bu kısmın adına tescilini talep etmiştir; ancak ilk derece mahkemesi, harita mühendisi bilirkişi raporları, eski hava fotoğrafları ve keşif mahallinde dinlenen yerel bilirkişi ve tanık ifadeleri doğrultusunda, yenileme kadastrosunun teknolojik farklılıklardan kaynaklanan alan değişiklikleri dışında, parsel sınırlarında bir değişiklik yaratmadığını, bu sınırların yıllardır süregelen kullanım şekliyle uyumlu olduğunu ve 22/a uygulamasının doğru yapıldığını tespit ederek davanın reddine hükmetmiştir.

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2025/1062 E., 2025/1214 K.İLK DERECE MAHKEMESİ : Havza Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI : 2019/38 E., 2025/50 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVA1. Samsun ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda, tapuda davacı ... adına kayıtlı bulunan eski 884 parsel sayılı 19.100 m² yüzölçümündeki taşınmaz yeni 1 54... parsel numarasıyla 16.090,34 m² yüzölçümlü olarak; tapuda davalı ... adına kayıtlı bulunan eski 883 parsel sayılı 19.156 m² yüzölçümündeki taşınmaz, yeni 1 54... parsel numarasıyla 21.384,85 m² yüzölçümlü olarak tespit ve tescil edilmiştir.2. Davacı ... dava dilekçesinde; 1 54... parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, davalının da taşınmazına komşu 1 54... parselin maliki olduğunu, 22/2-a çalışmaları neticesinde adına kayıtlı olan 3.010 m² alanın davalı adına tespit edildiğini, taşınmazı tapu kaydına güvenerek 19.100 m² olarak satın aldığını, uygulama çalışmasında mülkiyet değişikliğine sebebiyet verilecek şekilde tespit yapıldığını ileri sürerek, davalı adına tespit edilen 3.010 m²lik alanın iptali ile adına tescilini talep etmiştir. II. CEVAPDavalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ve davacıya ait taşınmazlar ile aynı adada yer alan 330 parselin üç kardeş tarafından bütün olarak satın alındığını, sonrasında ifraz yapılarak anlaşmalarına uygun şekilde kullanıldığını, müvekkilinin dava konusu taşınmazı 2013 yılında satın aldığını, satın alma tarihinde taşınmazın 19.156 m² yüzölçümünde olduğunu, 22/2-a uygulaması sonrası ise 21.384,85 m² olarak tespit edildiğini, taşınmazın yüzölçümünün yıllardır olan kullanıma uygun şekilde belirlendiğini, uygulama sırasında dava konusu taşınmazlar arasında sınır değişikliği yapılmadığını, taşınmaza komşu olan 3 21... parselle ile olan sınırda değişiklik olduğunu, tesis kadastro ölçümüne göre müvekkiline ait olan üçgen şeklindeki bölümün 22/2-a uygulaması sonrası yapılan ölçüm sonucu kısmen 3 21... parselin alanı içinde kaldığının tespit edildiğini, davacının taşınmazı 2017 yılında 19.100 m² olarak satın aldığını, taşınmazın 22/2-a uygulaması sonrası 16.090,34 m² olarak tespit edildiğini, davacının taşınmazında meydana gelen alan azalmasının müvekkilinin taşınmazından kaynaklanmadığını ileri sürerek, davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "harita mühendisi bilirkişi heyeti tarafından dosyaya ibraz edilen 24.01.2024 hakim havale tarihli kök raporda; bilirkişi heyeti tarafından dava konusu taşınmazların alan hesabı yapıldığı, heyet tarafından yapılan hesaplama ile ilk tesis kadastrosunda tescil edilen alan arasındaki farklılığın teknolojik yöntem farklılığından kaynaklandığı, dava konusu parsellerin 1987 tarihinde kesinleşen ilk tesis kadastrosu yapım yılının hem öncesi hem sonrasına ait hava fotoğraflarında dava konusu sınırın net olarak görüldüğü ve yenileme kadastrosu ile uyumlu olduğu, eski tarihli hava fotoğraflarında 883 (1 54... parsel), 884 (1 54... parsel), 885 parsellerin dış sınırlarının net olarak görüldüğü ve bu sınırların yenileme kadastrosu ile uyumlu olduğu, 22/a uygulaması 154 ada, ada raporunda belirlenen sınır tipleri değerlendirmelerinin doğru yapıldığı, bu haliyle 326 parselin, 329 parsel sayılı taşınmazla müşterek sınırının sabit sınır niteliğinde olduğu, ilk tesis kadastrosu öncesine ait 1982 tarihli hava fotoğrafı ve tesis kadastrosu sonrasına ait 1990 tarihli hava fotoğrafından dava konusu parseller arasındaki sınırın günümüze kadar değişmediğinin anlaşıldığı, netice olarak 2017 tarihinde yapılan 22/a yenileme çalışmasının doğru olduğu tespit edilmiştir. Harita mühendisi bilirkişi heyeti tarafından dosyaya sunulan 26.08.2024 tarihli ek raporda; dosyaya kazandırılan tüm raporlar değerlendirilmiş olup, raporlar arasındaki çelişkiler açık bir biçimde giderilmiştir. Bilirkişi heyetince mahkememize sunulan raporun kanuni düzenlemelere uygun olduğu, bilimsel metodlarla hazırlandığı, dosyadaki bilgi ve belgelerle örtüştüğü anlaşıldığından 24.01.2024 tarihli kök ve 26.08.2024 tarihli ek rapor hükme esas alınmıştır. Tüm bu nedenlerle; 2017 tarihinde yapılan 22/A yenileme kadastro sınırları ile eski hava fotoğrafları ve ortofoto haritalarının uyumlu olması, taraflara ait kullanım sınırlarının 22/A yenileme kadastrosu ile örtüşmesi, keşif mahallinde dinlenen mahalli bilirkişiler ...,... ve tanık ...'in taşınmazlar arasındaki sınırın en başından beri güncel kullanım şeklinde olduğu yönündeki beyanları, tanık ...'nın davacı tarafından dava konusu 329 parsel satın alınırken ölçüm yapılmadığı, tapudaki kayda göre alındığı yönündeki beyanlarından taşınmazlar arasındaki sınırın değişmediğinin anlaşılması, taşınmazlar arasındaki sınırın sabit sınır niteliğinde olması, tesis ve uygulama kadastrosu arasındaki farklılığın teknolojik yöntem farklılığından kaynaklanması" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, İlk Derece Mahkemesince yapılan keşif ve uygulama sonucunda alınan harita bilirkişi heyet raporları ile tesis kadastrosu öncesinde ve buna en yakın 19 82... tarihli hava fotoğraflarında taşınmazlar arasında sınırın, 22-a uygulama kadastrosunda belirlenen sınırla birebir örtüştüğünün belirlenmesine göre mahkemece yazılı şekilde karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı" gerekçesiyle davacı ... vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı ... vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilinin taşınmazı tapu kaydına güvenerek satın aldığını, uygulama kadastrosunun hukuki düzenlemeler göz ardı edilerek yapıldığını, bilirkişi raporunda hata paylaşım dikkate alınmadan rapor düzenlendiğini, uygulama çalışması ile mülkiyet değişikliği yapıldığını, tanık beyanları ile taşınmazın 3 kardeş arasında eşit paylaşıldığının belirtildiğini, müvekkilinin taşınmazının alanının azalmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, dosyada bulunan ilk bilirkişi raporu dikkate alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesine göre yapılan uygulama kadastrosunun usul ve kanun hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığına ilişkindir.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun'un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, 678,00 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 54,00 TL'nin temyiz edenden alınmasına,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,08.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.