Danıştay, Kilisteki hatalı yol oluşturma ve verim kaybına neden olan taşlık alan tahsisiyle yapılan toplulaştırma işlemine karşı açılan davada idare mahkemesi kararını onadı.
Özet: Danıştay 4. Dairesi, Kiliste gerçekleştirilen toplulaştırma işleminde, davacının parseline ilişkin kısmın iptaline dair alt derece mahkeme kararını onamıştır; zira, toplulaştırma sırasında yeni oluşturulan parsel etrafındaki kadastral yolun zemindeki fiili sınırlara uyulmayarak ve teknik zorunluluk olmaksızın doğuya kaydırılması, bu hatalı planlama sonucunda davacının hissesine 3.200 m² taşlık alan bırakılarak verim kaybı oluşturulması, tarım alanının etkin kullanımını zorlaştırması gibi nedenlerle işlemin hukuka aykırı olduğu tespit edilmiştir. İdarenin, toplulaştırmada yer değişiminin kaçınılmaz olduğu, parsel değerlerinin eşdeğer olduğu ve bilirkişi raporunun idarenin takdir yetkisine müdahale ettiği yönündeki temyiz iddiaları, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmeyerek reddedilmiş ve bölge idare mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğuna hükmedilmiştir.

T.C.
D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2025/255Karar No : 2025/2982 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Genel Müdürlüğü VEKİLİ : Av. ...KARŞI TARAF (DAVACI) :...VEKİLİ : Av. ...İSTEMİN KONUSU :... Bölge İdare Mahkemesi ...İdare Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ :Dava konusu istem: Kilis ili, Merkez ilçesi, ... Mahallesinde bulunan ve tapunun ... ada, ... sayılı parseli kapsayan alanda yapılan toplulaştırma işleminin anılan parsele ilişkin kısmının iptali istenilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; toplulaştırma ile davacıya ait oluşturulan yeni parsel etrafında ihdas edilen kadastral yolun, zeminde hissedarlar tarafından oluşturulan fiili sınırlara uyulmayarak ve yolun doğrusallığı bozularak doğuya doğru yol sınırının kaydırılması suretiyle oluşturulduğu ve bunu gerektirir teknik bir zorunluluk bulunmadığı, yapılan bu blok planlaması hatası sebebiyle keşif sırasında da alan olarak büyüklüğü ilk bakışta fark edilen taşlık alanın (3.200 m²) davacı hissesi içerisinde bırakıldığı ve bunun davacı aleyhine verim kaybı oluşturulduğu, taşlık alanlar zeminden temizlenerek sınırların doğal hale getirilmesi ve tarım alanı kaybının en aza indirgenmesi suretiyle ilgili mahal sakinleri ve arazi sahipleri ile mülakatlar yapılarak ve zeminde yer alan fiili taksim gözetilerek toplulaştırma ve tescil işlemlerinin yürütülmesi gerekirken, tarım alanı kaybı ve tarım yapmayı davacı aleyhine oldukça zorlaştırıcı bir şekilde gerçekleştirildiği anlaşılan toplulaştırma işleminin dava konusu parsele ilişkin kısmında hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İdare Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davalı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Dava konusu kadastro parselinde sabit tesis olmadığı için kullanıma göre hisselerin ayrılması sosyal huzursuzluğu azaltmakta toprağın yoğun şekilde işlenirliğini artırdığı, ilanlar yapılmış ancak toplulaştırma ile ilgili şahsi tebligatlar yapılmadığı, toplulaştırma işleminde yer değişiminin kaçınılmaz olduğu, burada önemli olanın arazi /parsel değerlerinin eşdeğer olması olduğu, ... nolu parselin 148.000 m² ve hisseli olduğu toplulaştırma öncesi fiili duruma göre tahsis yapıldığı ve mümkün olduğunca sınırların korunduğu, önceki yer ile yeni yer arasında parsel değeri bakımından bir fark olmadığı, düşük dereceli alan verilerek arsa alanında artma yapıldığı, bilirkişi raporunun yerindelik denetimi yaparak idarenin takdir yetkisini kısıtlama niteliğinde olduğu, usule uygun işlem tesis edildiğinden kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Cevap verilmemiştir. TETKİK HÂKİMİ : ...DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE :Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle;1. Temyiz isteminin reddine,2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 13/05/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.