Yargıtay, hırsızlık suçunda sanıkların çıkar çatışması bulunmasına rağmen aynı müdafi tarafından savunulmaları nedeniyle mahkûmiyet hükmünü bozmuştur.
Özet: Yargıtay, kamu malına zarar verme suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarına yönelik temyiz taleplerinin itiraza tabi olması ve bu taleplerin zaten reddedilmiş olması sebebiyle incelenmesine yer olmadığına karar verirken; hırsızlık suçundan verilen mahkûmiyet hükümlerini, sanıklar arasında menfaat çatışması bulunmasına ve savunmalarının çelişmesine rağmen aynı müdafi tarafından temsil edilerek savunma haklarının kısıtlanması nedeniyle, 5271 sayılı CMKnın 152. ve 1136 sayılı Avukatlık Kanununun 38. maddelerine aykırı bulunarak bozmuş ve dava dosyasının bozma kararının içeriği doğrultusunda işlem yapılmak üzere ilgili bölge adliye mahkemesine gönderilmesine hükmetmiştir.
2. Ceza Dairesi         2023/27279 E.  ,  2026/8789 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

SAYISI : 2021/397 E., 2023/100 K.
SUÇLAR : Hırsızlık, kamu malına zarar verme
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılması
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İade, temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükümlerin onanması
I. Sanıklar hakkında kamu malına zarar verme suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararlara yönelik sanıklar müdafilerinin temyiz istemlerinin incelenmesinde
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 16.01.2023 tarihli ve 2021/397 Esas, 2023/100 Karar sayılı kararının sanıklar müdafilerinin temyizleri üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü;
Sanıklar hakkında kamu malına zarar verme suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların, 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 231/12. maddesi uyarınca itiraza tabi olduğu, bu kararların temyizi mümkün olmadığı; sanıklar müdafilerinin itirazlarının itiraz mercii olan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin 24.02.2023 tarihli ve 2023/15 Değişik İş sayılı kararıyla reddine karar verilerek sonuçlandırıldığı, bu hususta yapılacak bir işlem bulunmadığından dosyanın incelenmeksizin Tebliğname'ye uygun olarak mahalline TEVDİİNE,
II. Sanıklar hakkında hırsızlık suçundan verilen mahkûmiyet kararlarına yönelik sanıklar müdafilerinin temyiz istemlerinin incelenmesinde
İlk Derece Mahkemesince sanıklar hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararların 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi uyarınca temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 5271 sayılı Kanun'un 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi uyarınca temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
5271 sayılı Kanun'un 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek; sanıklar ..., ... ve ... müdafiinin temyiz isteminin "sanıkların atılı suçu işlediklerine dair dosyada tek bir delilin bulunmadığına, soruşturma aşamasında ikrar içerdiği belirtilen savunmaların müdafisiz alındığına ve sanıklar hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine"; sanık ... müdafiinin temyiz isteminin "sanığın olay yerinde bulunarak kabloları kestiğinin her türlü şüpheden uzak şekilde açıkça ispatlanamadığına, tanıkların görgüye dayalı bir beyanının bulunmadığına, sanığın icra hareketlerine başladığı kabul edilse dahi, sanığın olay yerinde bulunduğu esnada, kabloların daha evvelden kesilmiş ve atıl vaziyette terk edilmiş bulunan kabloları sahipsiz sanarak almış olabileceğine, hata hükümlerinin uygulanması gerektiğine, etkin pişmanlık ve teşebbüs hükümlerinden üst sınırdan indirim yapılması, cezanın ise alt sınırdan belirlenmesi gerektiğine" yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Sanıkların kendi aralarında aşamalarda değişen ve kısmen çelişkiler barındıran savunmalarda bulundukları ve bu hâliyle aralarında menfaat çatışması bulunduğunun anlaşılması karşısında; sanıklara ayrı ayrı müdafi görevlendirilmesi gerektiği gözetilmeden aynı müdafi ile birlikte savunmalarının alınması suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 152. ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 38. maddelerine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafilerinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin açıklanan sebeple 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının bozma kararının içeriği doğrultusunda işlem yapılmak üzere 5271 sayılı Kanun'un 304/2. maddesi uyarınca Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.