Bursa Bölge Adliye Mahkemesi, ticari satış kaynaklı itirazın iptali davasında yaklaşık ispat eksikliği nedeniyle ihtiyati haciz talebinin reddine yönelik istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir.
Özet: Bölge Adliye Mahkemesi, ticari satımdan kaynaklanan alacağın tahsilini temin amacıyla borçlunun malları üzerinde ihtiyati haciz talep eden davacının istinaf başvurusunu reddetmiştir; zira ilk derece mahkemesinin, alacağın muacceliyeti ve varlığına dair yaklaşık ispat koşullarının oluşmadığı, meselenin yargılama gerektirdiği ve borçlunun mallarını gizlediğine veya kaçırdığına dair somut delil sunulmadığı gerekçesiyle verdiği ihtiyati haczin reddi kararı yerinde bulunmuştur.

T.C. BURSA BAM .... HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No.

T.C.
BURSA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
... HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : .
KARAR NO : .
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
.
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BURSA .. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : .
NUMARASI : .
DAVACI : .
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ :.
KARAR YAZIM TARİHİ : ..
Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmış olmakla dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde gereği görüşülüp düşünüldü:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili 07/10/2025 tarihli dilekçesi ile ; İhtiyati haciz kararına dair istemin cevap sonrası tekrar değerlendirilmesi için davalı şirketin süreci uzatarak ve mallarını da eriterek alacağın tahsilini imkansızlaştıracağı için, keza "2024 VE 2025 yılları Defter beyan sistemi kapsamındaki kayıtları her iki şirketin bağlı bulunduğu vergi dairelerinden getirtilip" yine davalı şirketin UYAP vasıtasıyla aleyhindeki icra dosyaları da celbedilerek Fiilen iflas ve mal kaçırma hali de açıkça söz konusu olduğu için İİK, HMK, TTK ilkeleri ve yerleşik uygulama ile içtihatlar gereği mahkemenizden alacaklının korunmasına yönelik davaya konu İcra Dosyası'nın ana rakamı olan 1.091.816.40 TL üzerinden borçlunun menkul taşınmaz ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczi ile muhafazasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, yaklaşık ispatın gerçekleşmediği kanaatiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesi ile, dosyaya sunulan BA formaları ve irsaliye teslim faturalarına göre yaklaşık ispatın fazlasıyla gerçekleştiği, kararın kaldırılarak ihtiyati haciz kararı verilmesi talep edilmiştir.
Talep; derdest davada verilen ihtiyati haczin reddi ara kararının kaldırılması ve ihtiyati haciz kararı verilmesi istemine ilişkindir.
2004 sayılı İİK'nın 257/1 inci maddesinde; "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir" düzenlemesi muaccel bir başka deyişle vadesi gelmiş alacaklar yönünden ihtiyati haciz koşulları düzenlemiş olup, muaccel olmayan/vadesi gelmemiş alacak yönünden ise ihtiyati haciz koşulları aynı yasanın 257/2 inci maddesinde; "(1)Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir:1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa; 2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa; (2)Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında muacceliyet kesbeder" şeklinde belirtilmiştir.
İlk derece mahkemesince, tarafların durumu, alacaklı olup olmadığı hususunda yaklaşık ispat bulunmadığı, ihtiyati haciz talebinin yargılamaya muhtaç sonuçlarının olduğu gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.
Yaklaşık ispatta hâkim, ispat edilmek istenen olayı muhtemel görmelidir. Diğer bir ifadeyle, iddia edilen olayın doğru olma ihtimali, doğru olmama ihtimaline göre ağır basmalıdır.
İhtiyati haciz kararı verilebilmesi için yaklaşık ispat kuralı gereğince mahkemenin İİK'nun 258/1 inci maddesi uyarınca alacaklının alacağı hakkında kanaat sahibi olması yeterlidir. Başka bir anlatımla, ihtiyati haciz talebini inceleyen mahkeme alacağın gerçekte var olup olmadığı konusunda araştırma ve inceleme yapmakla yükümlü değildir.
Somut olayda, dosyadaki bilgi, belgelere ve özellikle tarafların iddia ve savunmalarına göre, bu aşamada alacağın muaccel olduğundan bahsedilemeyeceği, ayrıca alacağın varlığı ve miktarının belirlenmesinin yargılamayı gerektirdiği, dolayısıyla da yaklaşık ispat koşullarının oluşmadığı, bunun yanında davacı yanca davalının kaçtığı, mallarını gizlediği ve kaçırdığına ilişkin somut bir iddia ve delilin de ileri sürülmediği ve bu haliyle de yerel mahkemece verilen ihtiyati haczin reddine ilişkin kararın isabetli olduğu anlaşılmış ve davacı yanın istinaf başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 inci maddesi gereğince, oybirliği ile esastan reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-) Davacı vekilinin ilk derece mahkemesinin yukarıda anılan kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-) 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gerekli harç peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-) İstinaf eden davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-) İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-) 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik 359/4 maddesi uyarınca kararın kesin olması nedeniyle ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nın m. 362/1-a hükmü uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.31/12/2025
...
Başkan
...
...
Üye
...
...
Üye
...
...
Katip
...