İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen ticari satıştan kaynaklanan itirazın iptali davasında, Rus davacı ödenmeyen hidroksilamin sülfat ürün bedeli ve cezai şart talep ederken, davalı yabancı davacı için teminat sunulması gerektiğini ileri sürmektedir.
Özet: Ticari satımdan kaynaklanan itirazın iptali davasında, Rusya mukim davacı satıcı şirket, davalı Türk alıcı şirkete hidroksilamin sülfat ürününü 246.683,88 USD bedel karşılığında sattığını, sözleşmeden doğan tüm yükümlülüklerini ifa etmesine rağmen davalıdan ödeme alamadığını, davalının ürünü üçüncü bir firmaya satıp bedelini tahsil ettiği halde kendisine olan borcunu ödemediğini, bu nedenle başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali ile birlikte ana alacak, sözleşmede kararlaştırılan günlük %0,1 oranındaki cezai şart ve icra inkar tazminatının tahsilini talep etmektedir.

T.C.

İSTANBUL
12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO:2026/344 Esas
KARAR NO :2026/592
DAVA:İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ:16/04/2026
KARAR TARİHİ:09/07/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde: Müvekkili şirket Rusya'da mukim bir şirket olduğunu, uyuşmazlık konusu olayda, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 24.02.2025 tarihli ... no.lu satış sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme uyarınca müvekkili şirket, davalı şirkete toplam 212,5 metrik ton hidroksilamin sülfat ürününü 1.174,95 USD/MT birim fiyat ve ... ..., ..., ... 2020 teslim şartıyla, toplam 249.676,88 USD bedel karşılığında satmayı taahhüt ettiğini, davalı şirket, müvekkilinden satın aldığı söz konusu ürün, 24.02.2025 tarihli ...-.../... no.lu satış sözleşmesi tahtında, Hindistan'da mukim dava dışı ... ... ... 1.220,00 USD/MT birim fiyatla yeniden sattığını, müvekkili şirket, davalı ile arasındaki sözleşme kapsamındaki ürünleri iki parti halinde ... Limanı'ndan sevk ettiğini, birinci parti 25.05.2025 tarihinde, ikinci parti ise 28.05.2025 tarihinde kararlaştırılan şekilde Vizag Limanı'na ulaştırılmak üzere yüklendiğini, müvekkili şirket sözleşmeden doğan bütün borçlarını usulüne uygun şekilde ifa ettiğini, müvekkili şirket bu ürünlere ilişkin olarak 21.04.2025 tarihli 124.838,44 USD tutarında 4 numaralı ticari fatura ve 11.05.2025 tarihli 124.838,44 USD tutarında 5 numaralı ticari fatura olmak üzere toplam 249.676,88 USD bedelli iki adet fatura tanzim ettiğini, 11.05.2025 tarihli Ek Sözleşme No. 1 ile taraflar ... depolama masraflarına karşılık toplam 2.993,00 USD tutarında indirim üzerinde mutabık kaldıklarını, müvekkili tarafından fatura bedellerine indirim yansıtılması için 11.05.2025 tarihli ... ve... tanzim edildiğini, sonuç olarak her bir faturanın bedeli 123.341,94 USD'ye düşürüldüğünü, müvekkili faturalardan kaynaklanan alacağı 246.683,88 USD olduğunu, sözleşmenin 2. maddesi uyarınca ödeme fatura tarihinden itibaren 90 gün vadeli olup bu süreyi aşan her gün için sözleşme bedelinin %0,1'i oranında cezai şart işleyeceği taraflarca kararlaştırıldığını, her iki faturanın vadesi de halihazırda geçmiş olduğunu, müvekkilinin alacağı muaccel hale geldiğini, temerrütten kaynaklanan cezai şart bedeli de işlemeye devam ettiğini, davalı şirketin, müvekkili şirketten satın aldığı ürünleri tekrardan sattığı ..., ...-.../... numaralı sözleşme kapsamında davalı şirketin ... ... Bankası A.Ş. nezdindeki ... numaralı hesabına iki ayrı ...transferi ile 129.625,00 USD ve 103.700,00 USD tutarında olmak üzere toplam 233.325,00 USD gönderdiğini, davalı şirketin irtibat kişisi ..., 19.09.2025 tarihli e-posta ile ödemenin dava dışı ... alındığını teyit ettiğini, başka bir ifade ile davalı şirketin, müvekkilinden satın aldığı malları üçüncü bir kişiye sattığını, ödemesini aldığını, müvekkili yetkililerince...yetkililerine defalarca e-posta ve WhatsApp mesajları aracılığıyla kendilerine ödenmesi gereken tutarın ödenmesi defalarca talep edildiğini, davalı taraf hiçbir makul gerekçe sunmaksızın ödemeyi geciktirdiğini, iletişimi kestiğini, borcunu ifa etmediğini, müvekkilinin alacağının tahsil edilmesi amacıyla ilk olarak davalı aleyhine İstanbul ...Bürosu'nun 2026/... no.lu dosyası tahtında ticari davalarda dava şartı olarak arabuluculuk görüşmelerine başlandığını, taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını, müvekkilinin alacağının tahsili amacıyla .... İcra Müdürlüğü'nün 2026/... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının ödeme emrine itiraz etmesi neticesinde takip durduğunu, itirazın iptali ile 246.683,88 USD fatura alacağı, taraflar arasındaki sözleşme uyarınca takip tarihine kadar işlemiş günlük %0,1 -toplamda 42.429,62 USD- cezai şart alacağı ve fiil ödeme gününe kadar işleyecek günlük %0,1 fatura alacağı bakımından takibin devamına karar verilmesini, alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri, vekalet ücreti, davanın sair tüm sonuçlarının davalının üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde: Davacı ..., Rusya Federasyonu’nda mukim yabancı bir tüzel kişi olduğunu, 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun (MÖHUK) 48. maddesinin birinci fıkrası; Türk mahkemesinde dava açan, davaya katılan veya icra takibinde bulunan yabancı gerçek ve tüzel kişiler, yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorundadır şeklinde açık ve amir bir hüküm içerdiğini, Türkiye Cumhuriyeti ile davacı şirketin tabiiyetinde bulunduğu Rusya Federasyonu arasında, karşılıklı olarak teminattan muafiyeti (cautio judicatum solvi) öngören herhangi bir ikili adli yardımlaşma anlaşması bulunmadığını, bu hususta fiili veya kanuni bir mütekabiliyet de mevcut olmadığını, yabancı tüzel kişilerin Türk mahkemelerinde dava açarken teminat gösterme zorunluluğu, yargılama neticesinde haksız çıkmaları halinde davalı tarafın uğrayacağı muhtemel zararların ve yargılama giderlerinin güvence altına alınması amacını taşımadığını, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 114/1-ğ bendi uyarınca, davacının yatırması gereken teminatı göstermiş olması bir dava şartı olduğunu, taraflar arasında herhangi bir muafiyet anlaşması bulunmadığını, mahkemece takdir edilecek uygun bir teminat bedelinin belirlenmesini ve bu teminat dosyaya depo edilene kadar HMK m. 114/1-ğ uyarınca dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilmesini, davacının iddialarının temelini oluşturan, dava konusu icra takibine dayanak teşkil edilen ve 24.02.2025 tarihinde akdedildiği iddia edilen 24022025 numaralı satış sözleşmesi bizzat incelendiğinde, sözleşmenin uyuşmazlıkların çözümüne ilişkin maddesinde bir tahkim şartı yer aldığı görüleceğini, huzurdaki uyuşmazlık yabancılık unsuru taşıdığından ve davacı taraf Rusya Federasyonu'nda mukim yabancı bir tüzel kişi olduğunu, olaya 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu (MTK) hükümleri de tatbik edilmesinin gerektiğini, Kanun koyucu, açık ve tereddütsüz bir biçimde, geçerli bir tahkim anlaşmasının varlığı halinde mahkemeye takdir yetkisi tanımadığını, davanın usulden reddedilmesini emrettiğini, taraflar arasındaki sözleşmede yer alan tahkim klozunun hükümsüz veya uygulanması imkânsız bir niteliği bulunmadığını, davacı tarafın, tahkim yoluna başvurma yükümlülüğünü kasıtlı olarak göz ardı ettiğini, doğrudan icra takibi başlatması ve akabinde itirazın iptali davası açması hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, bir an için sözleşmedeki tahkim şartının uygulanmayacağı veya geçersiz olduğu varsayılsa dahi, sözleşme hükümleri incelendiğinde uyuşmazlıkların çözümünde her halükarda Rusya Federasyonu yargı mercilerinin yetkili kılındığının görüleceğini, davacının taleplerini öncelikle tahkim yolunda, bunun mümkün olmaması halinde ise münhasır yetkili kılınan Rus yargı mercilerinde ileri sürmesi yasal bir zorunlu olduğunu, HMK m. 116/1-b, MTK m. 5 ve MÖHUK m. 47 hükümleri uyarınca tahkim ilk itirazlarının ve yetkisizlik itirazlarının kabulü ile davanın usulden reddine karar verilmesini talep etme zorunluluğu doğduğunu, müvekkili şirket ... A.Ş. ile davacı ... arasında gerçek, hukuki ve ticari anlamda karşılıklı edimleri içeren bir alım-satım ilişkisi kurulmadığını, taraflar arasında akdedildiği iddia edilen 24.02.2025 tarihli satış sözleşmesi ile bu sözleşmeye bağlı olduğu öne sürülen faturalar, taraflar arasındaki gerçek iradeyi yansıtmadığını, davacı firmanın Rusya Federasyonu menşeli bir şirket olması sebebiyle, uluslararası ticarette karşılaştığı çeşitli ambargo ve kısıtlamaları aşabilmek adına müvekkili şirketten kağıt üzerinde bir aracılık ricasında bulunduğunun görüleceğini, müvekkili şirketin bu süreçteki tek dahli, davacı firmanın diğer ülkelere yapacağı ihracat operasyonlarında gümrük kayıtlarında ve bir kısım resmi evraklarda adının görünmesinden ibaret olduğunu, dava konusu edilen emtianın mülkiyeti, teslimi ve bedelinin tahsili süreçlerinde müvekkili şirketin herhangi bir tasarrufu veya borçlandırıcı işlemi söz konusu olmadığını, asıl hukuki ve ticari ilişki, davacı ... ile Hindistan'da mukim dava dışı üçüncü kişi konumundaki ... Limited arasında olduğunu, müvekkili şirket bu ilişkinin tarafı olmayıp, sadece gümrükleme prosedürleri açısından şekli bir kolaylaştırıcılık sağladığını, davacı taraf da dilekçesinde ödemelerin ... firma tarafından yapıldığını ve ...mesajlarının bu firmadan geldiğini ikrar ettiğini, söz konusu ticari ilişki kapsamında üçüncü kişi firmalar ile davacı firma arasında ödemelerin tam olarak yapılıp yapılmadığı, tarafların birbirlerinden başkaca alacaklarının olup olmadığı müvekkili şirketçe bilinmediğini, uyuşmazlığın esasını teşkil eden Hindistan firması ile Rus firması arasındaki banka kayıtlarının, ticari defterlerin ve resmi sevkiyat belgelerinin incelenmesini, müvekkili şirket ile davacı firma arasında gerçekleşmiş, tarafları borç altına sokan ve ödemesi yapılmamış gerçek bir ticaret bulunmadığını, davacı taraf, aslında üçüncü kişiden talep etmesi gereken bedelleri, aradaki şekli görünüşü kullanarak müvekkili şirketten tahsil etmeye çalıştığını, müvekkili şirketin borçlu olmadığı bir takip ve dava süreciyle karşı karşıya bırakılması hukuka ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davacı tarafın kötü niyetli ve haksız taleplerine dayanan işbu davanın, esastan reddinin gerektiğini, taraflar arasındaki ilişkinin salt bir gümrükleme kolaylığından ibaret olduğu ve asıl ticari ilişkinin dava dışı üçüncü kişilerle yürütüldüğü gerçeği dikkate alınarak hüküm kurulmasını, davacı yabancı şirketin MÖHUK m. 48 uyarınca teminat yatırma yükümlülüğünü yerine getirmemesi sebebiyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddini, sunulan sözleşmede yer alan tahkim şartı sebebiyle tahkim ilk itirazlarının kabulü ile davanın usulden reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE:
Dava, .... İcra Müdürlüğü'nün 2026/... Esas sayılı dosyasına yönelik itirazın iptali talebine ilişkindir.
Davacının dava şartı arabuluculuk koşulunu yerine getirdiği görülmüştür.
.... İcra Müdürlüğü'nün 2026/... Esas sayılı UYAP sisteminden celp edilmiş, yapılan incelemesinde: 246.683,88 USD fatura alacağı (İstenen:%0.1 Günlük Diğer) (Fiili Ödeme Tarihindeki Türk Lirası Karşılığı Üzerinden Tahsili Talebi), 42.429,62 USD Sözleşme uyarınca günlük %0,1 cezai şart (Fiili Ödeme Tarihindeki Türk Lirası Karşılığı Üzerinden Tahsili Talebi) olmak üzere toplam 289.113,50 USD (Fiili Ödeme Tarihindeki Türk Lirası Karşılığı Üzerinden Tahsili Talebi) yönünden takip başlatılmış, ödeme emrinin tebliği ile ... Anonim Şirketi vekilince icra takibinde, borca, borca dayanak belgeye, dayanak belgedeki bedele, dayanak belgedeki imzaya, cezai şarta, faize, faiz oranına, ve borcun tüm fer’ilerine itirazlarının kabulü ile takibin durdurulmasına karar verilmesini talep ettiği tespit edilmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde: 24.02.2025 tarih 24022025 numaralı satış sözleşmesinde uyuşmazlıkların çözümüne ilişkin maddesinde bir tahkim şartının bulunduğunu, olaya 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu (MTK) hükümleri de tatbik edilmesinin gerektiğini, HMK m. 116/1-b, MTK m. 5 ve MÖHUK m. 47 hükümleri uyarınca tahkim ilk itirazlarının ve yetkisizlik itirazlarının kabulü ile davanın usulden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Taraflar arasında sözleşmenin varlığı çekişmesiz olduğuna göre Mahkemizce, tahkim itirazı öncelikle ele alınmıştır;
HMK'nın 413. maddesinde tahkim sözleşmesinin konusunu oluşturan bir uyuşmazlığın çözümü için mahkemede dava açılmışsa karşı tarafın tahkim ilk itirazında bulunabileceği, bu durumda tahkim sözleşmesi hükümsüz, tesirsiz veya uygulanması imkansız değilse mahkemenin tahkim itirazını kabul edeceği ve davayı usulden reddedileceği belirtilmiştir.
Dava konusu uyuşmazlığa esas olan taraflar arasındaki 24.02.2025 tarih 24022025 sözleşmenin 5.Geçerli Hukuk ve Tahkim başlıklı maddesinde; "Taraflar bir anlaşmaya varamazlarsa, bu anlaşma kapsamındaki ve onunla bağlantılı tüm ihtilaflar ve anlaşmazlıklar...ve ... Bölgesi Tahkim Mahkemesi'nde çözümlenecektir. Bu Anlaşmayı düzenleyen hukuk, Rusya Federasyonu'nun maddi ve usul hukukudur. Duruşma dili Rusçadır. Bu Anlaşmada belirtilmeyen diğer tüm hususlarda Taraflar, Rusya Federasyonu'nun yürürlükteki mevzuatına göre hareket edecektir." ifadeleri bulunmakta olup, uyuşmazlığın öncelikli olarak tahkim yolu ile çözülmesi yoluna gidileceği belirlenmiştir. Buna göre sözleşmede geçerli bir tahkim şartının düzenlendiği , davalının da ilk itiraz olarak tahkim itirazında bulunduğu anlaşıldığından, HMK'nun 116.Maddesi gereğince mahkememizde açılan davadaki uyuşmazlığın tahkim yolu ile çözülmesi gerekeceğinden davanın usulden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-Davalı tarafın tahkim ilk itirazının kabulü ile öncelikle tahkim yoluna başvurulması gerektiği anlaşılmakla, HMK.116/1-b, 413/1.maddeleri uyarınca Mahkememizin görevsizliği ile davanın usulden reddine,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcının peşin alınan 153.064,12 TL harçtan mahsubu ile fazla alınmış olan 152.332,12 TL harcın karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,
3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı taraf vekille temsil olunduğundan karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine,
5-Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca hazine tarafından karşılanan 6.000,00 TL arabuluculuk ücretinin davacı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,
6-Karar kesinleşene kadar yapılacak yargılama giderlerinin davacı gider avansından karşılanmasına, karar kesinleştikten sonra bakiye gider avansının istek halinde davacıya iadesine,
Dair, HMK 345 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğ edildiği tarihten başlayarak iki hafta içinde HMK 342 maddesi gereğince düzenlenmiş dilekçe ile HMK 343 maddesi uyarınca mahkememize veya başka bir mahkemeye yapılacak başvuru ile HMK 341/1 maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olarak davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı.09/07/2026
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ....
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır