Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde, parfüm ürünlerinde ... ibaresinin kullanımı üzerinden marka tecavüzü ve haksız rekabetin tespiti ile tazminat davası.
Özet: Kimyasal temizlik ve kozmetik sektöründe tescilli markalarının ana unsurunu oluşturan ... ibaresinin, davalı şirket tarafından parfüm ürünlerinde izinsiz kullanılarak marka tecavüzü ve haksız rekabet oluşturduğunu, bu durumun tüketiciler arasında karıştırılma ihtimali yarattığını iddia eden davacı, eylemlerin tespiti, meni, refi ile maddi ve manevi tazminat talep ederken; davalı ise ... ibaresinin jenerik bir kelime olup markasal kullanım olmadığını, kendi tanınmış markası altında dürüstçe kullanıldığını ve karıştırılma tehlikesi bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

T.C. ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2024/85 Esas - 2025/323
T.C. "TÜRK MİLLETİ ADINA" ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ K A R A R ESAS NO : 2024/85 KARAR NO : 2025/323DAVA : Marka Tecavüzü ve Haksız Rekabetin Tespiti, Meni, Refi, Ortadan Kaldırılması, Maddi ve Manevi Tazminat DAVA TARİHİ : 26/02/2024KARAR TARİHİ : 08/09/2025 Yazım Tarihi: 03/10/2025 İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde ÖZETLE; Müvekkili şirketin 1996 yılında kurulduğunu, uzun süredir kimyasal temizlik, hijyen ürünleri ile parfümeri ve kozmetik sektöründe faaliyet gösterdiğini, Türkiye’de 65 ilde 180’i aşkın bayisi bulunduğunu, müvekkili şirketin ... nezdinde 03 ve 05. sınıflarda tescilli ...ve 03. sınıfta tescilli ... tescil numaralı markaları bulunduğunu, markaların müvekkili şirket tarafından eylemli olarak kullanıldığını, davalı şirketin internet üzerinden ve müşteri mağazaları aracılığıyla satış gerçekleştirdiğinin tespit edildiğini, müvekkili şirket tarafından davalı şirketin .... adreslerindeki mağazalarda ve .... web sitesinde müvekkili şirkete ait markaların tek ve esas unsuru olan “...” ibaresini asli unsur olarak içeren parfüm ürünleri sattığının tespit edildiğini, müvekkili şirkete ait ...nolu markanın diğer ürünler yanında “Parfümeri; kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler” yönünden tescilli olduğunu, müvekkiline ait ...tescil numaralı markanın aynısının, ayırt edilemeyecek kadar benzerinin ya da iltibas veya iltibas tehlikesi yaratacak derecede benzeri olan bir işaretin müvekkili şirket izin ve onayı alınmadan aynı veya benzer ürünler yönünden kullanılmasının marka ihlali olduğunu, davalı şirketin kullanımlarının “Parfümeri; kozmetik ürünleri, kişisel kullanım amaçlı koku vericiler…”emtiası bakımından olduğunu, bu emtianın potansiyel tüketicisinin parfüm satın alan ortalama tüketiciler olduğunu, ortalama tüketici kitlesinin alım tercihini belirlerken uzun uzadıya bir düşünme/değerlendirme yapmayacağını, yaklaşık 1-2 saniye düşünme süresinde kararını vereceğini, davalı kullanımı ve müvekkili şirket markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik ve karıştırılma ihtimali bulunduğunu, davalının gerçekleştirdiği marka ihlalinin aynı zamanda haksız rekabet oluşturduğunu, davalı şirketin yönetim kurulu üyeleri hakkında .... sayılı dosyası ile soruşturma yürütüldüğünü, davalının 2023 tarihli markasının savunma olarak kullanılamayacağını beyanla; davalının eylemlerinin marka ihlali ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, men’i, ref’i ve ortadan kaldırılmasına, 1.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş, duruşmada da dilekçesini aynen tekrar etmiştir. SAVUNMA: Davalı Firma Vekili dilekçe ve beyanında ÖZETLE: Davacının iddialarının mesnetsiz olduğunu, müvekkili şirketin “...” markası altında faaliyet gösterdiğini, markanın ... nezdinde ... sayı ile tanınmış marka olarak kayıtlı olduğunu, müvekkili şirketin “...” ibaresini kullanımının markasal bir kullanım olmadığını, müvekkiline ait parfüm ürünleri üzerinde “...” tanınmış markasının yanı sıra “.... gibi jenerik ifadelerin kullanıldığını, bu kullanımların hiçbirinin markasal kullanım olmadığını, ihtilafa konu “...” ibaresinin şekerleme anlamına geldiğini, jenerik bir kelime olduğunu, “...” ibaresinin parfüm ürünü üzerinde yer alması halinde tüketicinin söz konusu parfümün şeker kokusu ihtiva ettiğini anlayacağını, davacıya ait markaların tanınmış olduğuna ilişkin bir delil bulunmadığını, müvekkili kullanımı ile davacı markalarının aynı olmadığını, parfüm ürününün ilgili tüketicilerinin söz konusu ibareleri karıştırmayacağını, müvekkilinin kullanımlarının dürüst kullanım kapsamında olduğunu, müvekkili şirketin ... nezdinde tescilli ... sayılı “... ...” ibareli markası bulunduğunu, SMK 29/2. maddesi kapsamında kullanmama def’inde bulunduklarını, dosyaya sundukları uzman görüşünü dava dilekçesine cevaben aynen tekrar ettiklerini, davacının sebepsiz zenginleşme amacı taşıdığını beyanla; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.MUHAKEME:HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10.01.2017 yürürlük tarihli)Madde 29 - (1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır: a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak. ( 7.nci maddede sayılan haller 2.nci FIKRADA ; a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması., b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması. 3.ncü FIKRADA ; a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması.e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.) b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek,(2) 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü tecavüz davalarında def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır." 19/2 maddesinde ise; "6/1 fıkrası kapsamında yapılan itirazlarda, itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde Türkiye’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından Türkiye’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir. İtiraz sahibi tarafından bu hususların ispatlanamaması durumunda itiraz reddedilir. İtiraz gerekçesi markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin sadece bir kısmı için kullanıldığının ispatlanması hâlinde itiraz, sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler esas alınarak incelenir." hükmü ,6102 sayılı TÜRK TİCARET KANUNU (14.02.2011 tarihli yayınlanan);Madde 54 "(1) Haksız rekabete ilişkin bu Kısım hükümlerinin amacı, bütün katılanların menfaatine, dürüst ve bozulmamış rekabetin sağlanmasıdır.(2) Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır." Madde 55 "(1) Aşağıda sayılan hâller haksız rekabet hâllerinin başlıcalarıdır:a) Dürüstlük kuralına aykırı reklamlar ve satış yöntemleri ile diğer hukuka aykırı davranışlarb) Sözleşmeyi ihlale veya sona erdirmeye yöneltmek; c) Başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanmak;d) Üretim ve iş sırlarını hukuka aykırı olarak ifşa etmek;e) İş şartlarına uymamak;f) Dürüstlük kuralına aykırı işlem şartları kullanmak.; "hükmü yer almaktadır.DELİLLER ve DEĞERLENDİRME:Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı tarafın ... ve ... tescil sayılı markanın davalı tarafça satışa sunulan parfüm ürünleriyle ilgili olarak "... ..." ibareli kullanımların marka tecavüzü ve haksız rekabet oluşturup oluşturmadığı, tespit, men, ref, ortadan kaldırma, maddi-manevi tazminat ve ilan istemlerinin yerinde ve doğru olup olmadığı; davalı firmanın ... sayılı tescilli markasının davalı kullanımları açısından savunma gerekçesi olarak ileri sürülüp sürülemeyeceği, davalı firmanın cevap dilekçesinde geçen kullanmama def'i ve davacı tarafın kötü niyetli olduğu iddialarının yerinde ve doğru olup olmadığı, davacının mesnet markaları açısından dava konusu ürün dolayısıyla davalı def'i üzerinde kullanım ispatını yerine getirip getirmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.Davacı tarafa ait; 31/12/2007 başvuru, 02/02/2009 tesçil tarihli ...nolu " ..." ibareli 03 ve 05.nci sınıfta ; 09/02/2017 başvuru,19/07/2017 tesçil tarihli ... nolu " ..." ibareli 03. ncü sınıfta tescilli markaları olduğu; dava tarihinde de koruma altında olduğu ... kayıtları ile anlaşılmıştır. Davalı firmanın ... sayılı "... ..." ibareli 3.ncü sınıftaki markasının 13/06/2023 tarihinde başvurusu yapılıp 23/12/2023 tarihinde tescil edildiği tespit edilmiştir. Dava dilekçesine ekli (EK 11) .... soruşturma sayılı dosyasına sunulan bilirkişi raporunda ÖZETLE " Şüpheli firmanın/yetkililerinin kullanımları olan ... ... Parfüm ürünleri ile müşteki firmanın ... ibareli marka arasında görsel ve işitsel benzerlik nedeniyle karıştırılma ihtimali oluştuğu; Şikayet dilekçesi dikkate alındığında, şüpheli (... firma yetkilileri) kullanımının müşteki marka sahibinin herhangi bir iznine dayanmadığı , Müştekiye ait marka veya ayırt edilmeyecek kadar benzerinin kullanıldığı hem kullanılan işaretler hem de işaretlerin kullanıldığı ürünler bakımından ayniyet ve karıştırılma tehlikesi olduğu, aynı nice sınıfı ürünler üzerinde iktibas veya iltibas yapmak suretiyle kullanıldığı, Nihayetinde şüpheli eylemlerinin 6769 sayılı SMK m.30/2e muhalefet olarak değerlendirilebileceği" Şeklinde ifade edilmiştir.İddia,savunma,tespit edilen uyuşmazlık ve sunulan/yansıtılan delillerle beraber dosya bilirkişi heyetine tevdii edilip rapor alınmıştır.Bilirkişi heyetinden alınan 16/12/2024 tarihli KÖK raporda ÖZETLE " .... ve .... tarafından hazırlanan 17.08.2023 tarihli Hukuki mütalaada özetle; şüphelinin “...” ibaresini markasal olarak kullanmadığı, şüphelilerin kullandığı markada “...” ibaresinin yer alması nedeniyle herhangi bir benzerlik bulunmadığı, şüphelilerin kullanımında tanınmış “...” markasının yer aldığı, ürünlerin hitap ettiği genel halkın dikkat seviyesinin yüksek olduğu, bütün olarak değerlendirildiğinde markalar arasında iltibas ve karıştırılma ihtimali bulunmadığı, davacının ... sayılı markasal kullanımının, ...sayılı markanın kullanımı sayılmayacağı, şüphelinin şikayetçinin markasından faydalanmak gibi bir ihtiyacının bulunmadığı, bir art niyet ve bir kastının bulunmayacağı ifade edilmiştir.İşbu dava, 26.02.2024 tarihinde açılmış olup, davacıya ait ...sayılı marka 02.02.2009, ... sayılı marka ise 19.07.2017 tarihinde tescil edilmiştir. Dava tarihinde, davacıya ait markalar, 5 yıldır tescillidir. Dolayısıyla, davacıya ait markalar hakkında kullanmama def’i ileri sürülebilir. Davacı taraf, 26.02.2019-26.02.2024 tarihleri arasında markasını kullandığını ispatlamalıdır..... Hukuk Mahkemesi’nin .... sayılı kararında, davacının 21.10.2014–21.10.2019 tarih aralığında, ... sayılı "..." ibareli markasını “temizlik amaçlı maddeler, parfümeri; kozmetik ürünleri kişisel kullanım amaçlı koku vericiler ve sabunlar” emtiaları üzerinde Türkiye'de pazar payı oluşturacak derecede ve ciddi surette kullandığı kanaatine varılmış, davacının 5 yıllık defter, kayıt ve belgeleri üzerinde 4.631 adet fatura düzenlendiği ve 269.312 adet ürün satıldığı hüküm altına alınmıştır. İlgili kararın kesinleşme şerhi dosyada bulunmamaktadır.10 aylık dönemde, davacı tarafın faturalarına konu ürünler "parfüm, kolonya, sabun”dur. Söz konusu belgelerin, ciddi kullanımın ispatı için yeterli olup olmadığı hususunda takdir Sayın Mahkeme’ye ait olup, raporumuzda, davacının ...sayılı markasını tescil kapsamında da yer alan “parfüm, kolonya, sabun” emtiasında kullandığı kabul edilerek, iltibas değerlendirmesi yapılacaktır..... Soruşturma Nolu dosyasında düzenlenen bilirkişi raporunda yer alan görseller; (RAPORDA)- Dava konusu edilen ürün ile davacı markalarının sınıfsal karşılaştırmasıDava konusu ürün ile dava dilekçesi ekinde ve içeriğinde belirtilen ürün, bir “PARFÜM” olup, bu emtia, davacıya ait ... sayılı marka kapsamında yer almaktadır. Davacı taraf, ...sayılı markasını “parfüm, kolonya, sabun” emtiasında kullanmaktadır.- Dava konusu edilen ürün üzerinde yer alan marka ile davacı markalarının işaretsel karşılaştırmasıDavacının markasını oluşturan “...” ibaresi, ... online sözlüğünde “Şerbet içinde kaynatılarak üzeri şekerle kaplanmış meyve.” olarak tanımlanmıştır. “...” kelimesi, uyuşmazlık konusu edilen “parfüm” emtiası için bir anlam ifade etmemektedir. Dolayısıyla, davacı markasının ayırt edici niteliği yüksektir.Davalı şirkete ait dava konusu marka kullanımlar “... ...” şeklindedir. Davalının da ifade ettiği üzere, davalı adına “...” ibareli çok sayıda markası bulunmaktadır. Davalının önceki tarihli markaları incelendiğinde, “...” ibaresi ile birlikte, (tali ya da esas unsur niteliğinde) ikinci bir kelime kullanılarak “...” ibaresi ile bir marka serisi yaratıldığı, “...” ibaresinin “... marka” niteliği taşıdığı tespit edilmiştir....’nun 2021 tarihli Marka İnceleme Kılavuzu’nda da ... markaların yer aldığı işaretlerde benzerlik değerlendirmesinin nasıl gerçekleşeceği hususu ele alınmış olup, Kılavuz’da yapılan açıklamalarda, ... markaların yer aldığı işaretlerde yer alan ikincil kelime unsurlarının aynısının veya benzerlerinin başka bir markada bağımsız ayırt edici unsur olarak yer alması halinde, markaların benzerliği değerlendirmesinin ... markanın arka planda bırakılması suretiyle yapılacağı söylenmektedir.Dava konusu markasal kullanımda “...” ibaresinin ... markası niteliği taşıdığı ve “...” ibaresinin esas ve baskın unsur olduğu, dava konusu markada tüketicilerce marka olarak algılanacak kısmın “...” ibaresi olduğu değerlendirilmektedir.Markaların esas unsurunun ayniyet taşıdığı gözetildiğinde, markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğu değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, somut olay bakımından taraf markaları arasında “markaların aynı ya da benzer olması” şartının sağlandığı kanaatine varılmıştır.Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus; ortalama düzeydeki halk nezdinde bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurulmasıdır. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısından umumi intiba olmasa bile halk tarafından iki marka arasında bir bağlantı kurulması ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir. Tüketicinin iki işaret arasında doğrudan ya da kaynakları bakımından idari – iktisadi bir ilişki kurma yanılgısına düşmesi iltibas ihtimalinin kabulü için yeterli olacaktır.Karıştırılma olasılığının değerlendirmesi, inceleme konusu markaların görsel, işitsel veya kavramsal benzerliği bakımından, markaların ayırt edici ve baskın unsurları özellikle göz önüne alınarak, markaların bütünsel olarak ortaya çıkardıkları izlenim esasında yapılmalıdır. İnceleme konusu malların veya hizmetlerin ortalama tüketicilerinin markaları algılayış biçimi, karıştırılma olasılığına yönelik genel değerlendirmede belirleyici rol oynar.Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları ve davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alınarak global olarak yapılmalıdır.Karıştırılma ihtimali değerlendirilirken araştırılması gereken bir diğer husus da hedef tüketici kitlesidir. Tüketici kitlesi, her bir mal ve hizmet türü için ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak ortalama tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği makul düzeyde bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır. Yukarıdaki hususlar dâhilinde somut olayda, davanın konusunu oluşturan “parfüm” emtiası, her yaştan ve her kesimden kimseye hitap eden, ucuz ya da pahalı olabilen, günlük olarak satın alınan ürünler olmasa bile, tüketicinin sıklıkla alışverişe konu ettiği ürünlerden olması nedeniyle, ilgili tüketicinin ortalama seviyede bilgi ve dikkat seviyesine sahip olduğu değerlendirilmiştir.Sonuç olarak; dava konusu edilen ürünün, davacıya ait ... sayılı markası kapsamında aynen yer aldığı ve davacı markasının “parfüm, kolonya, sabun” emtiasında kullanıldığı, davacı markasında yer alan ve kullanımı ispatlanan “parfüm” emtiası ile davaya konu ürünün aynı olduğu, dava konusu markasal kullanıma konu “... ...” ibareli marka ile davacı markasının benzer olduğu, esas unsurlarının aynı olduğu, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, markaların sınıfsal olarak da aynı emtiadan oluştuğu, tüketicinin taraf markalarını aynı emtia üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilmelerinin mümkün olmaması, taraf markalarının birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunması nedeniyle, somut olay bakımından davanın konusunu oluşturan tüm emtia bakımından, markaların ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluştuğu kanaatine varılmıştır.Sayın Mahkemece, “davalı firmanın ... sayılı tescilli markasının davalı kullanımları açısından savunma gerekçesi olarak ileri sürülüp sürülemeyeceği” hususu da uyuşmazlık konusu olarak belirlenmiş olup, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu madde 155 uyarınca, “Marka, patent veya tasarım hakkı sahibi, kendi hakkından daha önceki rüçhan veya başvuru tarihine sahip hak sahiplerinin açmış olduğu tecavüz davasında, sahip olduğu sınai mülkiyet hakkını savunma gerekçesi olarak ileri süremez.” Dolayısıyla, davalı şirketin ... sayılı markasını, savunma gerekçesi olarak ileri süremeyeceği değerlendirilmiştir.Açıklanan nedenlerle; davacının tescilli markası ile davalının kullanımına konu işaret iltibas yaratacak seviyede benzer olup, davalının kullanımlarının davacının tescilli markasında yer alan emtia ile aynı/aynı tür olduğu, davalının kullanımının davacının tescilli markasından doğan haklarına tecavüz teşkil ettiği takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere tespiti yapılmıştır.SONUÇ; Davacının tescilli markası ile davalının kullanımına konu işaretin benzer olduğu, davalının markasal kullanımını gerçekleştirdiği emtianın davacının markasında aynen yer aldığı, davalının kullanımının davacının tescilli markasından doğan haklarına tecavüz teşkil ettiği, Davalı şirketin ... sayılı markasını, savunma gerekçesi olarak ileri süremeyeceği, Davalının eylemlerinin aynı zamanda haksız rekabet yaratıp yaratmadığı hususunda takdirin Sayın Mahkeme’ye ait olduğu, Davalı tarafça sadece dava konusu ürüne ait satış faturaları ve bu satışları ilgilendiren maliyet faturaları dosyaya sunulduğu takdirde maddi tazminat hesabının yapılabileceği,"şeklinde ifade edilmiştir.Bilirkişi heyetinin 05/05/2025 tarihli EK raporunda ise ÖZETLE " Davalı Taraf İtirazlarının Değerlendirilmesi;Bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde, “...” ibaresinin bir şekerleme ismi olduğu ve dava konusu parfüm emtiasında yalnızca şekerli bir koku çağrışımı yaratmak amacıyla kullanıldığı, esas unsurun ise “...” ibaresi olduğu ileri sürülmüştür. Her ne kadar “...” kelimesi günlük dilde şekerleme anlamına gelse de, bu ibarenin parfüm gibi kozmetik ürünler bakımından doğrudan tanımlayıcı bir anlamı bulunmamaktadır. Dava konusu markada yer alan “...” ibaresinin, parfüm emtiası bakımından jenerik bir ibare olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Marka hukukunda bir ibarenin jenerik olarak kabul edilebilmesi için, o ibarenin ilgili mal veya hizmetin türünü doğrudan ifade etmesi ve tüketici nezdinde artık sadece ürünün cinsiyle özdeşleşmiş olması gerekir. “...” kelimesi her ne kadar şekerleme anlamına gelse de, parfümler bakımından ürünün kendisini tanımlayan bir ibare değildir; parfüm bir şekerleme değildir ve “...” kelimesi ürünün cinsiyle, niteliğiyle ya da kullanım amacıyla doğrudan bir bağ kurmaz. Kaldı ki, parfüm piyasasında “...” ibaresinin yoğun ve yaygın bir şekilde cins adı olarak kullanıldığına veya sektörde genel kabul görmüş jenerik bir tanım oluşturduğuna ilişkin bir veri bulunmamaktadır. Sonuç olarak, “...” ibaresi parfümler yönünden doğrudan tanımlayıcı ya da jenerik bir ibare olmadığı gibi, tüketici algısında ürünün sadece cinsiyle özdeşleşmiş bir işaret de değildir. Bu nedenle, “...” ibaresinin marka olarak tescili ve kullanımı, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında korunması gereken ayırt edici nitelik taşımaktadır.Bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde, dava konusu edilen kullanımda esas unsurun “...” olduğu ileri sürülmüştür. Dava konusu kullanımda yer alan “...” ibaresi, marka sahibinin farklı ürün gruplarında da kullandığı, ticari kaynak gösterme fonksiyonu üstlenen ... marka niteliğindedir. ... markalar, bir marka ailesi oluşturmak ve çeşitli alt markaları ortak bir ticari kaynağa bağlamak amacıyla kullanılmakta olup; bu durum ... markanın her somut kullanımda esas ayırt edici unsur olacağı anlamına gelmez. Nitekim somut olayda da “...” ibaresi, markanın tüm ürün grubuna aidiyetini ifade etmekte olup, tüketici nezdinde asıl dikkat çeken ve ilgili ürünü diğerlerinden ayıran unsur “...” ibaresidir. “...” ifadesi, bu haliyle markanın esas ayırt edici unsurunu oluşturan öğedir. Ayrıca “...” ibaresinin parfüm emtiası bakımından tanımlayıcı bir içeriği bulunmadığından, markasal işlevi zayıflatacak bir vasfı bulunmamaktadır. Bu yönüyle “...” ibaresi, marka sahibi şirketin kurumsal kimliğini yansıtan ikincil unsur konumunda kalmakta; “...” ise markanın ürün özelinde esas ayırt edici niteliğini taşımaktadır.Davalı tarafın, dürüst ticari kullanım iddiası bakımından itirazları değerlendirildiğinde; 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 7/5-b maddesi uyarınca, tescilli bir markanın başkaları tarafından “dürüst ticari kullanım” çerçevesinde kullanılması, marka sahibinin tekel hakkına sınırlama getiren bir istisnadır. Ancak bu istisnanın uygulanabilmesi için, kullanılan ibarenin tanımlayıcı olması ve ticari hayatta yerleşmiş, dürüstlük kuralına uygun biçimde kullanılması gerekir. Somut olayda, “...” ibaresinin parfüm emtiası üzerinde kullanılması, ürünün cinsini, vasfını, niteliğini veya kullanım amacını doğrudan tanımlayan bir ifade niteliğinde değildir. Bu sebeple, “...” ibaresi SMK m.7/5-b anlamında tanımlayıcı bir ifade olarak değerlendirilemez. Ayrıca, bu ibarenin ilgili sektörde yerleşik, yaygın, jenerik bir kullanımı olduğu da ispatlanmamıştır. Aksine, “...” ifadesi, markasal fonksiyon icra eden, dikkat çekici ve ürünün kaynağını işaret edici biçimde kullanılmaktadır. Öte yandan, dürüst ticari kullanım iddiasının kabul edilebilmesi için kullanımın gereklilik sınırlarında kalması, ayrıştırıcı nitelik taşımaması ve haksız yarar sağlama amacı gütmemesi gerekir. Oysa “...” ibaresi, dava konusu kullanımda öne çıkarılan, esas ayırt edici unsur olarak kullanılan ve markasal işlev üstlenen bir kelimedir. Sonuç olarak, “...” ibaresinin parfüm üzerinde kullanımının, dürüst ticari kullanım istisnası kapsamında değerlendirilemeyeceği; zira bu kullanımın tanımlayıcı nitelikte olmadığı, markasal işlev taşıdığı ve tüketici nezdinde ayırt edici algı oluşturduğu, bu nedenle, tescilli bir markaya tecavüz niteliği taşıyan bu kullanımın, SMK m.7/5-b uyarınca korunamayacağı kanaatine varılmıştır.Davalı taraf, “... ...” ibaresinin tescilli bir marka olduğunu ileri sürmüşse de, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu madde 155 uyarınca, “Marka, patent veya tasarım hakkı sahibi, kendi hakkından daha önceki rüçhan veya başvuru tarihine sahip hak sahiplerinin açmış olduğu tecavüz davasında, sahip olduğu sınai mülkiyet hakkını savunma gerekçesi olarak ileri süremez.” Dolayısıyla, davalı şirketin ... sayılı markasını, savunma gerekçesi olarak ileri süremeyeceği değerlendirilmiştir.Davalı taraf itiraz dilekçesinde; davacının ... ibareli markasını kullandığını, şekil ... ibareli markanın kullanılmadığını ileri sürmüşse de, her iki markanın da esas ayırt edici unsuru “...” ibaresidir ve markaların görsel sunumunda yalnızca ikincil nitelikte farklılıklar bulunmaktadır. “...” ibaresi, markaların ana ve tüketici nezdinde algılanan temel unsuru olup, bu unsur değiştirilmeden yapılan kullanımlar, markanın ayırt edici karakterini değiştirmeyecek düzeydedir. Bu bağlamda, tüketici algısı bakımından markalar özdeş veya büyük ölçüde benzer niteliktedir ve biri diğerinin ticari kaynak gösterme işlevini ortadan kaldıracak nitelikte değildir. Dolayısıyla, davacının kullanımının, tescilli markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden gerçekleştirilen bir kullanım olarak değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır.Davalı taraf, dosyadaki bilirkişi raporu ile uzman görüşünün çeliştiğini ifade etmişse de, yukarıda ve kök raporumuzda yapılan değerlendirme neticesinde, uzman görüşünde yer alan değerlendirmelere katılmadığımızı bildiririz.Maddi Tazminat Hesabı Bakımından Değerlendirme;Davacı tarafın talep etmiş olduğu 6769 sayılı SMK ‘nun 151/2-b maddesi ‘‘Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç’’ yöntemine göre;Davalı tarafça 21.02.2025 tarihli beyan dilekçesi ekinde sunulan flash bellek içerisinde;Ticari Alım Faturaları başlığı altında 20 adet alım faturasıToptan Satış Faturaları başlığı altında 16 adet satış faturası ile... Satış Datası başlığı altında ise 1 adet PDF sayfasının paylaşıldığı görülmektedir.... Satış Datasının aşağıdaki gibi olduğu,Bu tablodan dava konusu ürünün stok kodunun ... olduğu anlaşılmaktadır.Ancak bu tabloda belirtilen tutarlara ne alış ne de satış faturaları ile ulaşılamamış olup, bu tutarların içeriği anlaşılamamıştır.Alım faturalarına göre; toplam 32.796 adet olmak üzere;2022 yılında ... San. Tic. Ltd. Şti.’nden 06.08.2022-03.12.2022 tarihleri arasında 19.932 adet ürün alımı yapıldığı ve bu ürünlerin 31,10 TL ile 41,00 TL birim fiyatla alındığı görülmektedir.2023 yılında ise ... San. Tic. Ltd. Şti.’nden 07.04.2023-03.11.2023 tarihleri arasında 12.864 adet ürün alımı yapıldığı ve bu ürünlerin 43,00 TL ile 44,10 TL birim fiyatla alındığı görülmektedir.Satış faturalarına göre; toplam 144 adet olmak üzere;2023 yılında 16.02.2023-26.10.2023 tarihleri arasında 132 adet ürün satışı yapıldığı ve bu ürünlerin 87,34 TL, 80,70 TL, 83,08 TL, 87,14 TL, 105,81 TL, 108,93 TL ile 163,39 TL birim fiyatla satıldığı görülmektedir.2024 yılında (dava tarihine kadar) 12.02.2024 tarihinde 12 adet ürün satışı yapıldığı ve bu ürünlerin 163,39 TL birim fiyatla satıldığı görülmektedir.Listelerin karşılaştırılmasında;32.796 adet alımı yapılan ürüne karşılık 144 adet ürün satışının görüldüğü, bu nedenle alım faturalarına karşılık satış faturalarının adet bakımından uyumlu olmadığı,Ayrıca;31,10 TL, 41,00 TL, 43,00 TL ile 44,10 TL birim fiyata alınan ürünlerin 87,34 TL, 80,70 TL, 83,08 TL, 87,14 TL, 105,81 TL, 108,93 TL ile 163,39 TL birim fiyata satıldığı dikkate alındığında ürünlerin en az %100 Karla satıldığı anlaşılmaktadır.NET KAZANÇ= (Toplam Ürün Satışı – Toplam Ürün Maliyeti) * Satış MiktarıAlım faturaları ile satış faturalarının uyumlu olmadığı ve alım birim fiyatlarının çok üstünde satış tutarı ile satışın yapıldığı göz önünde bulundurulduğunda alımı yapılan tüm ürünlerin satıldığı ve her bir ürünün en az %100 kar marjı ile satıldığı varsayımı ileSMK 151/2-b maddesi kapsamında hesaplanan tazminat tutarı;Toplam alım tutarı 32.796 Adet 1.311.096,00 TL olmak üzere %100 kar marjı ile 1.311.096,00 TL olarak hesaplanmıştır.SONUÇ VE KANAATDavalı şirket itirazları neticesinde kök raporda varılan sonucu değiştirmeyi gerektirir bir husus olmadığı,Davalı tarafça alımı yapılan tüm ürünlerin en az %100 kar marjı ile satıldığı varsayımı ile SMK 151/2-b maddesine göre maddi tazminat tutarının 1.311.096,00 TL olduğu, " şeklinde ifade edilmiştir. Davacı taraf vekilinin bilirkişi heyetinden ek rapor alınması, davalı firma vekilinin de yeni bir heyetten rapor veya hesaplamaya dair yeniden rapor alınması yönündeki talebi HMK 30 uncu maddesi kapsamında ele alınıp değerlendirildiğinde dosyaya sunulan rapor ve ek raporlar ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir nitelikte bulunarak yargılamanın gereksiz uzamaması için bu talebin reddine karar verilmiştir.GEREKÇE ; Tarafların iddia ve savunması , karşılıklı sunulan deliller, marka tesçil belgeleri , ticaret sicil kayıtları, bilirkişi raporu ve ek raporu ve dosya bütünü ile incelendiğinde;Davacı taraf tescilli ... ibareli markasının davalı tarafca ihlal edildiğini ileri sürmektedir.Gerçekten de davacıya ait ...nolu " ..." ve ... nolu " ..." ibareli tescilli markaları olduğu; dava tarihinde de koruma altında olduğu ... kayıtları ile anlaşılmaktadır. Davalı taraf ise ... sayılı tescilli " ..." markasını savunma gerekçesi olarak ileri sürmüş ise de SMK 155.nci maddedeki "Marka, patent veya tasarım hakkı sahibi, kendi hakkından daha önceki rüçhan veya başvuru tarihine sahip hak sahiplerinin açmış olduğu tecavüz davasında, sahip olduğu sınai mülkiyet hakkını savunma gerekçesi olarak ileri süremez. " şeklindeki açık düzenleme karşısında davacıdan sonraki tarihli tescilli markası nedeniyle bu savunmasına itibar edilmemiştir.Dosyaya yansıtılan tüm delil ve belgelere, bilirkişi raporuna göre (görsel resimler, davalıya ait faturalar , bilirkişi incelemeleri ) davalı tarafın hem internet ortamında hemde değişik mağazalarında " ..." şeklinde PARFÜM ürünlerini ticarete sunduğu anlaşılmaktadır.Karşılıklı sunulan delil ve belgeler ,celbedilen kayıtlar sonrasında tahkikata geçildiğinde alınan bilirkişi heyeti kök raporunda " Davacı tarafın faturalarına konu ürünler "parfüm, kolonya, sabun”dur. Söz konusu belgelerin, ciddi kullanımın ispatı için yeterli olup olmadığı hususunda takdir Sayın Mahkeme’ye ait olup, raporumuzda, davacının ...sayılı markasını tescil kapsamında da yer alan “parfüm, kolonya, sabun” emtiasında kullandığı kabul edilerek,Dava konusu edilen ürünün, davacıya ait ... sayılı markası kapsamında aynen yer aldığı ve davacı markasının “parfüm, kolonya, sabun” emtiasında kullanıldığı, davacı markasında yer alan ve kullanımı ispatlanan “parfüm” emtiası ile davaya konu ürünün aynı olduğu, dava konusu markasal kullanıma konu “... ...” ibareli marka ile davacı markasının benzer olduğu, esas unsurlarının aynı olduğu, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu, markaların sınıfsal olarak da aynı emtiadan oluştuğu, tüketicinin taraf markalarını aynı emtia üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilmelerinin mümkün olmaması, taraf markalarının birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunması nedeniyle, somut olay bakımından davanın konusunu oluşturan tüm emtia bakımından, markaların ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluştuğu kanaatine varılmıştır. Davacının tescilli markası ile davalının kullanımına konu işaretin benzer olduğu, davalının markasal kullanımını gerçekleştirdiği emtianın davacının markasında aynen yer aldığı, davalının kullanımının davacının tescilli markasından doğan haklarına tecavüz teşkil ettiği, " şeklinde tespit ve kanaate aynı gerekçelerle iştirak edilerek; Davalı tarafın satışa sunduğu " ..." şeklinde PARFÜM ürünleri ile (...sayılı markasını tescil kapsamında da yer alan “parfüm, kolonya, sabun” emtiasında kullandığı bilirkişi raporu ile anlaşıldığından ) davacının ... sayılı " ..." ibareli (parfümler ve kişisel kullanım amaçlı koku vericileri kapsayan) tesçilli markası arasında görsel ve sesçil olarak ortalama (hedef) tüketicileri iltibasa düşürecek derecede hem işaret hemde mal benzerliği oluştuğu; işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makul düzeyde bilgilendirilmiş, her iki işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı (hedef) kitlesinin, yargılama konusu davalının satışa sunduğu " ..." şeklinde PARFÜM ürünlerini gördüğünde bu ürünün davacıya ait kullanım ispatı yerine getirilen ... sayılı " ..." ibareli tesçilli marka kapsamında olan bir ürün olarak algı yaşayabileceği yani yanılabileceği , ortalama tüketici grubunda her iki markalı ürünün işletmesel kökenlerinin aynı olduğu, idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletmeye ait markalar olarak algılanabileceği yani markalar arasında karıştırılma ihtimali yaşayabileceği kanaatiyle taraf markaları arasında iltibas oluştuğunundan davalı eyleminin SMK 7 ve 29.ncu madde kapsamında marka tecavüzü, TTK 54 ve devamı maddeleri kapsamında da faaliyet alanları örtüşecek şekilde " Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar ....... Başkalarının iş ürünlerinden yetkisiz yararlanmak; " şeklinde kullanım sayıldığından aynı zamanda haksız rekabet oluşturduğu kanaatine varılarak;Davalı taraf eyleminin davacıya ait tescilli marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun TESPİTİNE, davalının bu eyleminin REF'ine, MEN'ine, karar verilmiştir.Kullanmama defi konusu ; bilirkişi heyet raporunda " davacıya ait ... sayılı " ..." ibareli markanın Davacı tarafın faturalarına konu ürünler "parfüm, kolonya, sabun”dur. Söz konusu belgelerin, ciddi kullanımın ispatı için yeterli olup olmadığı hususunda takdir Sayın Mahkeme’ye ait olup, raporumuzda, davacının ...sayılı markasını tescil kapsamında da yer alan “parfüm, kolonya, sabun” emtiasında kullandığı kabul edilerek," şeklindeki tespite iştirak edilmiştir.Maddi tazminat açısından ;davacı taraf (SMK 151-2b maddesine göre diğer tarafın markanın kullanılması ile elde ettiği net kazanç üzerinden) seçenek talebinde bulunmuştur.Bilirkişi heyeti ek raporunda tazminat hesabı "Davalı tarafça alımı yapılan tüm ürünlerin en az %100 kar marjı ile satıldığı varsayımı ile SMK 151/2-b maddesine göre maddi tazminat tutarının 1.311.096,00 TL olduğu, " şeklinde ifade edilmekle birlikte dava dilekçesinde 1.000,00 TL maddi tazminat talep edildiğinden taleple bağlı kalınarak (fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak üzere) (kısa karar tefhim edildiği esnada davacı tarafca ıslah veya bedeli artırımı yapacaktık şeklinde dile getirilse de karar tefhimi sırasında olunduğu , tahkikat bitirildiğinden davacı vekilinin sözlü beyanları dikkate alınmamıştır.) bu miktar üzerinden 16/02/2023 tarihinden itibaren yürütülecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, hükmedilmiştir.Manevi tazminat açısından ;Davacı tarafça talep edilen manevi tazminat istemiyle ilgili olarak takdiren 40.000,00 TL manevi tazminatın 16/02/2023 tarihinden itibaren yürütülecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın reddine karar verilmiştir.( Bu oranın tespitinde olayın oluş şekli, davalı taraf eylemi nedeniyle davacının tesçilli markalarının müşteri potansiyelinde yaratabileceği zararın davacı üzerindeki olumsuz etki / zarar ,olay tarihindeki paranın satın alma gücü gözetilerek takdiren tayin edilmiştir ) şeklinde hüküm tesis edilmiştir.Kararın hüküm özetinin Türkiye genelinde yayınlanan bir gazetede masrafı sonradan davalı taraftan tahsil edilmek üzere bir kez ilanına, ihlal oluşturan ürünlerinde karar kesinleştiğinde imhasına, karar verilmiştir.Davacının tüm taleplere göre haklılık oranı 5/6 ( beşte /altı) oranında davacı lehine (yargılama gideri için) olduğu değerlendirilmiştir.H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ; 1-Davanın KISMEN KABULÜNE, 2-Davalı taraf eyleminin davacıya ait tescilli marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun TESPİTİNE, davalının bu eyleminin REF'ine, MEN'ine, 3-Davacı tarafça talep edilen 1.000,00 TL maddi tazminatın (fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak üzere) 16/02/2023 tarihinden itibaren yürütülecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 4-Davacı tarafça talep edilen manevi tazminat istemiyle ilgili olarak takdiren 40.000,00 TL manevi tazminatın 16/02/2023 tarihinden itibaren yürütülecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın REDDİNE, 5-Kararın hüküm özetinin Türkiye genelinde yayınlanan bir gazetede masrafı sonradan davalı taraftan tahsil edilmek üzere bir kez ilanına, 6-İhtiyati tedbir kararına dayalı ihlal oluştuğu tespit edilen ve el konulan ürünlerin karar kesinleştiğinde imhasına, 7-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 2.800,71 TL maktu karar harcından peşin alınan 1.724,83 TL'nin düşümü ile bakiye 1.075,88 TL'nin davalıdan tahsiliyle Hazine'ye gelir kaydına,8-AAÜT uyarınca maddi tazminat yönünden 1.000,00 TL vekalet ücreti ile, manevi tazminat yönünden 40.000,00 TL vekalet ücreti, tazminat dışındaki diğer istemler yönünden 40.000,00 TL vekalet ücreti olmak üzere toplam 81.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,9-AAÜT uyarınca reddedilen manevi tazminat yönünden 40.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 10-Davacının yaptığı; 10.500,00 TL bilirkişi ücreti, 295,00 TL tebligat gideri, 2.800,71 TL harç masrafı olmak üzere toplam 13.595,71 TL nin kabul ve red için 5/6 ( beşte /altı) oranında davacı lehine olduğundan 11.329,75 TL nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 11-Davalının yaptığı; 25,00 TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre 5/6 ( beşte /altı) oranında davacı lehine olduğundan 20,83 TL nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 12-Karar kesinleştiğinde arta kalan gider avansının yatıran tarafa iadesine, Dair verilen karar davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK 341 ila 345 inci maddesine göre tebliğden itibaren 2 haftalık süre içinde mahkememiz aracılığı ile .... Bölge Adliye Mahkemesine istinaf kanun yoluna dilekçe ile başvurulabileceğine yönelik karar okunup açıklandı. 08/09/2025 Katip .... Hakim .... E- imzalıdır E- imzalıdır