Vergi matrahının düşük beyanı iddiasıyla haksız rekabet ve maddi tazminat talepli davada Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin ilk derece kararı incelemesi.
Özet: Davacılar, davalının ithal motosiklet satışlarında ÖTV/KDV matrahlarını düşük beyan ederek vergi ziyanına yol açıp haksız rekabet avantajı elde ettiğini ileri sürerek haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve maddi tazminat istemiş; davalı ise iddiaları ve davacıların hukuki menfaatini reddetmiş, ilk derece mahkemesi ise bilirkişi incelemeleri ve davacıların ispat yükünü yerine getirememesi sonucunda davalının eylemlerinde haksız rekabet unsuru bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine hükmetmiş olup, bu karar davacılarca istinaf edilmiştir.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/356 - 2026/1035
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/356 KARAR NO : 2026/1035T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 03/12/2024NUMARASI : 2021/281 E. - 2024/828 K.DAVANIN KONUSU : Haksız Rekabetin Tespiti, Önlenmesi ve Maddi Tazminat Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 03/12/2024 tarih ve 2021/281 E. - 2024/828 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacılar tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacılar vekili, davalının tüm dünyada bilinirliği olan ... şirketinin Ankara ve İstanbul'da faaliyet gösteren bayisi olduğunu, bu markaya ait motosiklet, yedek parça ve aksesuar satışını yaptığını, davacıların ise 20/07/2018 tarihli sözleşmeye dayanarak ... şirketinin İzmir ve İstanbul bayiliğini yaptıklarını, davalının 2018 yılında yurt dışından tedarik ettiği ... marka motosikletleri yurt içinde satışa sunduğunu, bu satışa ilişkin beyan ettiği ÖTV/KDV matrahlarını olması gerekenden düşük gösterdiğini, ithalat sırasında ödenen her türlü vergi, resim, harç, paylar ve benzeri sair unsurları matraha dahil etmediğini, bu şekilde satışlarına ilişkin karlılık oranlarını düşük göstermek suretiyle ÖTV ve KDV yönünden bilerek ve isteyerek vergi ziyanına sebebiyet verdiğini, bu nedenle Ankara Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından 05/10/2020 tarihli vergi tekniği raporu ile davalı adına 2018/01-12 dönemine ilişkin özel usulsüzlük cezası kesildiğini, ayrıca mahkemece tayin edilecek bilirkişinin, davalı kayıtlarını incelemek suretiyle davalının kurulduğu 2006 yılından bugüne vergi ziyaına neden olan usulsüzlüklerinin tespit edilmesini talep ettiklerini, davalı eylemlerinin dürüst iş yapan tacirlere karşı haksız rekabet oluşturduğunu, davalının daha az vergi ödemek ve bu sayede mallarını piyasa değerinin altında altında satmak suretiyle kendisini diğer rakipleri karşısında avantajlı konuma geçirdiğini, müvekkillerinin satışlarını engellemek suretiyle haksız rekabete sebebiyet verdiğini, davalı eylemleri nedeniyle suç duyurusunda da bulunulduğunu ileri sürerek, davalının eylemlerinin haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, haksız rekabetin önlenmesine, hükmün ilanına, fazlaya ilişkin hakları kalmak üzere şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminatın haksız rekabet eylemlerinin başladığı tarihten itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, müvekkilinin 2006 yılından beri motorsiklet sektöründe faaliyet gösterdiğini, ... markasının Ankara ve İstanbul illerinde yetkili bayi olduğunu, aynı zamanda tekstil, kişisel aksesuar, hediyelik eşya, dekorasyon ürünleri, ayakkabı, motorsiklet aksesuarları, servis, yedek parça ve motor satış işiyle uğraştığını, davacıların iddia ettikleri gibi davalının özel tüketim vergisi ve katma değer vergisini olması gerekenden düşük göstermesinin söz konusu olmadığını, davalı hakkında 2018 dönemine ilişkin özel usulsüzlük cezası kesildiğini, Ankara 3. Vergi Mahkemesinin 2021/245 Esas nolu dosyası kapsamında bu cezanın iptali için dava açıldığını, davanın devam ettiğini, müvekkilinin davacılara fatura kestiği tarihte davacıların ... bayiliğinin bulunmadığını, bir an için davalının eksik vergi bildiriminde bulunduğu varsayılsa bile 2018 döneminde ve öncesinde yapılan satışların, kesilen faturaların 2019 yılından beri bayiliği olan davacılar ile hiçbir bağlantısının olmadığını, bu bakımdan davacıların hukuki yararının bulunmadığını, davacılar tarafından hukuka aykırı delil elde edildiğini ve davacılar ile davalı arasında haksız rekabet bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, ispat yükü kendisine düşen davacılar ile davalının sundukları delillerin toplanmasından, davacıların ve davalının ticari defterlerinin mali müşavir bilirkişiler tarafından incelenmesinden sonra rekabet uzmanları ve ve mali müşavirden oluşturulan bilirkişi kurulunun hazırladığı 15/04/2024 tarihli raporda, sonuç olarak haksız rekabet bulunmadığı görüşünün bildirilmesi, bilirkişi kurulunun aynı görüşünü rapora itirazları değerlendirdiği 18/08/2024 tarihli ek raporunda sürdürmesi, bilirkişi kurulunun kök ve ek raporunun davacıların ve davalının ticari defterlerinin mali müşavir bilirkişiler tarafından incelenmesinden sonra hazırlandığından ve ayrıntılı değerlendirmeler içerdiğinden toplanan delillere uygun olması, davacının dayandığı ve uyuşmazlık konusu olan vakıaları ispatlar nitelikte delil sunmaması, davacılar dava dilekçesinde yemin deliline dayanmakla birlikte Türk Ticaret Kanununun 62. maddesine göre suç oluşturan dava konusu vakıaların Hukuk Muhakemeleri Kanununun 226. maddesinin 1. fıkrasının c bendi gereğince yemine konu olamayacak vakıalardan olması nedenleri ile davanın ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili, mahkeme kararının, aşamalardaki itirazları ile dosyada yer alan bilgi ve belgeler dikkate alınmaksızın hazırlanan, çelişkili değerlendirmeler bilirkişi raporlarına dayandığını, söz konusu bilirkişi raporlarında, davalıya 2018/1-12 ayına ilişkin verilen özel usulsüzlük cezasının içeriğinin, dosyaya kazandırılan ... Vergi Dairesinden davalıya ait özel usulsüzlük cezası dışında tahakkuk ettirilen diğer ceza ve ödemelere ilişkin bilgi ve belgelerin, ... Gümrük Müdürlüğünden davalının ithal etmiş olduğu ürünlere ait gümrük beyannamesinin, gümrük vergisi tahsil makbuzlarının, ... ... LTD’den Türkiye’deki bayilere kesilmiş, her marka ve model motosiklete ilişkin faturaların değerlendirilmediğini, hatalı bir hukuki yorumla taraflar arasında rekabet ilişkisi olmadığı şeklinde bir açıklama yapıldığını, bilirkişilerin raporda yer verdikleri hukuki değerlendirmeler TTK'da yer alan haksız rekabet hükümlerine hakim ilkelerle bağdaşmadığı gibi varılan sonuç bakımından da somut olaydaki maddi vakıalarla uyuşmadığını, 2018 yılında imzalanan bayilik sözleşmesi ile ilgili sektöre fiilen girmiş bulunan müvekkillerinin, aynı sektörde ekonomik rekabet etme hakları ve beklentilerinin bulunduğunu, kaldı ki kabul anlamına gelmemekle birlikte 2018 yılında piyasada satış gerçekleştirilememiş olsa da bu durumun, davalının haksız rekabet oluşturan fiilleri neticesinde ortaya çıkmasının kuvvetle muhtemel olduğunu, bu bakımdan davalı ile müvekkillerinin rakip olmadığı yönündeki değerlendirmenin hiçbir teknik ve hukuki gerekçesinin bulunmadığını, davalının haksız eylemlerinin 2018 yılından dava tarihine kadar devam ettiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE :Dava, haksız rekabetin tespiti, meni ile maddi tazminat istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davacı tarafça, davalının önceden beri ... şirketinin Ankara ve İstanbul bayisi olduğu, kendilerinin de 20.07.2018 tarihli sözleşme ile aynı markalı ürünlerin İzmir ve İstanbul bayiliğini aldıkları, davalının 2018 yılında yurt dışından tedarik ettiği motosikletlerin ÖTV/KDV matrahlarını düşük gösterdiği, bu nedenle davalıya vergi dairesi tarafından özel usulsüzlük cezası kesildiği, davalının ÖTV/KDV matrahlarını düşük göstermek suretiyle daha az vergi ödediği, bu sayede mallarını piyasa değerinin altında satarak kendisini rakipleri karşısında avantajlı konuma getirdiği, bu eylemlerin de haksız rekabet oluşturduğu ileri sürülmüştür. İlk derece mahkemesince hükme esas alınan 15/04/2024 tarihli kök bilirkişi raporunda ve 18/08/2024 tarihli ek bilirkişi raporunda, taraflar açısından rekabet-rakiplik durumunun ortaya konulmasının, dava konusu uyuşmazlığın çözülmesinde temel teşkil edeceği, iki teşebbüsün birbirleriyle rakip olarak addedilebilmesi için aynı zaman diliminde aynı coğrafi alanda aynı müşteriler için rekabet ediyor olmaları gerektiği, davalının 2006 yılından itibaren faaliyet göstermeye başladığı, davacıların ise 2018 yılı Temmuz ayında tedarikçi firma ile bayilik sözleşmesi imzaladıkları, ancak ilgili ürünlerin satışına 2019 yılında başladıkları, bu sebeple davanın tarafları arasındaki rekabetin ancak bu tarihten itibaren vuku bulduğu, davalıya isnat edilen eylemlerin ise 2018 mali yılı içerisinde gerçekleşen eylemler olduğu, rakip olunmayan dönemde gerçekleşen davalı eylemlerinin, varsayımsal olarak ilerde ortaya çıkaracağı düşünülen davacıların rekabet yeteneği ya da kapasitesi üzerinde olumsuz bir etkisinin olamayacağı açıklanmış, ilk derece mahkemesince de bu gerekçeler benimsenerek yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli olmadığı gibi açıklanan mahkeme kabulü de yerinde görülmemiştir. Yukarıda yapılan özetten anlaşılacağı üzere davacı tarafın temel iddiası, davalının 2018 yılında ÖTV ve KDV matrahlarını düşük gösterip daha az vergi ödediği, maliyetini bu şekilde düşüren davalının, mallarını piyasa fiyatının altında sattığı ve bu şekilde rakiplerine karşı avantajlı konuma geçtiği hususlarına dayanmaktadır. Gerçekten de bu iddiaların ispatı halinde davalı eylemlerinin haksız rekabet oluşturacağı açıktır. Zira, TTK'nın 55/1-e bendinde, iş şartlarına uymamak; özellikle kanun veya sözleşmeyle, rakiplere de yüklenmiş olan veya bir meslek dalında veya çevrede olağan olan iş şartlarına uymayanların, dürüstlüğe aykırı davranmış olacağı düzenlenmiş ve bu hal, başlıca haksız rekabet hâlleri arasında sayılmıştır. İlk derece mahkemesince, davalıya isnat edilen eylemlerin 2018 mali yılı içinde gerçekleştiği, davacıların ise 2019 yılında fiili satışa başladıkları, tarafların rekabetlerinin ancak bu tarihten sonra başladığı kabul edilmiş ise de iddia, davalının vergi matrahını 2018 yılında düşük göstermesi olup 2018 yılında ithal edilen motosikletlerin tamamının aynı yıl içinde satılıp satılmadığı belli değildir. Aksine, dosya kapsamında alınan 23.11.2023 tarihli mali müşavir raporunda, davalının 2018 yılı dönem içi alış tutarının 12.077.629,11 TL, satış tutarının 5.285.892,91 TL olduğu, 2019 yılı dönem içi alış tutarının ise 4.381.071,15 TL, satış tutarının ise 8.275.105,76 TL bulunduğu açıklanmıştır. Bu tespitlerden de anlaşılacağı üzere davalı 2018 yılında aldığı motosikletlerin bir kısmını 2019 yılında satmıştır. Şayet iddia edildiği gibi davalı 2018 yılında vergi matrahlarını düşük göstermek suretiyle maliyetini düşürdüğü motosikletleri, bu nedenle 2019 yılında piyasa fiyatının altında satmış ise bu eylemin, 2019 yılında faaliyete başlayan davacılar aleyhine yukarıda değinilen TTK'nın 55/1-e maddesi kapsamında haksız rekabete vücut vereceği açıktır. Yapılan açıklamalar çerçevesinde ilk derece mahkemesince, davacı iddiaları üzerinde durulması, öncelikle davalının gerçekten de ithal ettiği motosikletlerin vergi matrahlarını düşük gösterip göstermediği, bu şekilde ithal ettiği motosikletlerin maliyetini düşürüp düşürmediği ve piyasa fiyatının altında satıp satmadığı hususlarında ilgili sektör ve vergi uzmanlarından oluşturulacak bir bilirkişi heyetine inceleme ve araştırma yaptırılması, şayet maliyetini yasaya aykırı biçimde düşürdüğü motosikletleri, piyasa fiyatının altında sattığı tespit edilirse bu durumun TTK'nın 55/1-e maddesi kapsamında haksız rekabet teşkil edeceğinin gözetilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yetersiz inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile hüküm kurulması doğru olmamış, davacılar vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazları yerinde görülmüştür. Yukarıda açıklanan nedenlerle, somut uyuşmazlığın çözümünde esasa etkili delil niteliğinde olan hususların değerlendirilmediği anlaşıldığından, Dairemizce, davacılar vekilinin yukarıdaki hususlara ilişkin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 03/12/2024 gün ve 2021/281 E. - 2024/828 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE, 3-Davacılar tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacılara iadesine, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, 6-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 15/05/2026 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 15/05/2026 Başkan Üye Üye KatipBu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.