Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit, istirdat ile vergi cezası ve teşvik kaybı tazminatı istemli inşaat davasına ilişkin incelemesi.
Özet: Bu hukuki evrak, bir soğuk hava deposu inşaatı için akdedilen eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit ve istirdat davasında, yüklenici davalının inşaatı durdurması, sözleşme gereklerini yerine getirmemesi ve usulüne uygun fatura düzenlememesi nedeniyle davacının vergi istisnası ile teşvik haklarından mahrum kalması, vergi ve cezalara maruz kalması, artan maliyet zararları oluşması üzerine; davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti, fazla yapılan ödemelerin iadesi ve uğradığı zararların tahsili taleplerini içeren bir davanın istinaf incelemesini ele almaktadır.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
Esas No: 2024/744 - Karar No:2026/848 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/744 KARAR NO : 2026/848T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A RBAŞKAN : ÜYE : ÜYE :KATİP : İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 14/05/2024NUMARASI : 2022/270 E-2024/494 KDAVACI : VEKİLLERİ : Av. Av. DAVALI : VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit ve İstirdat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)KARAR TARİHİ : 14/07/2026KARAR YAZIM TARİHİ : 14/07/2026 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit ve istirdat istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili: Müvekkilinin... fonlarının tahsisine dair...Soğukhava Deposu için sözleşme akdettiğini ve KDV istisnasından yararlanma hakkı olan müvekkilinin soğuk hava deposu inşaatı için yatırım teşviki aldığını, inşaatın yapılması amacıyla da davalı şirketin verdiği teklifin uygun bulunduğunu, davalı tarafından bir kısım inşaat işleri yapılmış ise de sözleşme gereklerinin yerine getirilmediğini, 2018 yılı Eylül ayı itibariyle davalının inşaat faaliyetlerini durdurduğunu, 2019 yılı itibariyle davalının ... nezdindeki süresinin de sona ermiş olduğundan başka bir yüklenici ile anlaşma yapılarak inşaat faaliyetlerine devam edildiğini, davalının uzun bir süre geçtikten sonra 28.05.2019 tarihinde Beypazarı Noterliğinin 4755 yevmiye numaralı ihtarnamesini keşide ederek inşaatın yapımının durdurulduğu bildirilerek ödeme talep edildiğini, 21.05.2019 tarihli cevabi ihtarname ile davalıya 842.302,00 TL ödeme yapıldığı, bakiye borcun bulunmadığı, fazla yapılan ödemenin iadesi ile usulüne uygun olarak fatura tanzim edilerek gönderilmesinin istendiğini, bu aşamada ... tarafından yapılan kontrollerde davalının yapmış olduğu toplam imalat miktarının 686.557,28 TL olduğunun tespit edildiğini, davalının bu miktar karşılığı KDV muafiyeti bulunduğu da nazara alınarak fatura tanzim ederek davacıya göndermesi gerekirken davalının bu yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davacı yanca keşide edilen 08.11.2019 tarihli ihtarname ile yapılan imalatın 686.557,28 TL tutarında olduğu, buna mukabil banka yolu ile 794.302,00 TL ve elden 48.000,00 TL ödeme yapıldığı belirtilerek ... Kurumu tarafından talep edilen belgelerde eklenmek suretiyle faturanın düzenlenip gönderilmesinin istenildiğini, ihtarname 13.11.2019 tarihinde tebliğ edilmesine rağmen davalı tarafından faturanın düzenlenmediğini, bunun üzerine ... Kurumu tarafından harcamaya ilişkin ödemeye esas belgeler ve destekleyici dokümanlar sunulmadığından bu kalemi oluşturan 686.557,28 TL harcama ve davacı tarafından yapılan ödemenin uygun olmayan harcama olarak belirlendiğini, bu miktarlar yönünden davacının ... nezdindeki teşvik hakkı ile yine KDV istisnası haklarından da mahrum kaldığını, süreç devam ederken davalının 04.12.2019 tarihli 4334 nolu bir fatura düzenleyerek, davacının bu faturayı kabul etmediği gerekçesi ile vergi dairesine şikayette bulunulduğunun öğrenildiğini, şikayet üzerine yapılan incelemeler sonucunda 12.08.2021 tarihli tutanakla davacı hakkında KDV ve vergi ziyaı cezalarının tahakkuk ettirildiğini, dolayısıyla davalının sözleşme gereklerini tam ve gereği gibi yerine getirmemesi nedeniyle davacının vergi ve cezalara da maruz bırakıldığını, artan inşaat maliyetleri nedeniyle de zararları bulunduğunu, 04.12.2019 tarihli 4334 nolu fatura nedeniyle davalıya borcunun bulunmadığını, davalının hakediş tutarı üzerinde hak etmiş olduğu tutarların tam olarak tespiti ile davalıdan tahsili gerektiğini, davalı belge teslim etme yükümlülüğüne aykırı davrandığından davacının mahrum kaldığı teşvik alacağı ve KDV istisnasından mahrumiyeti nedeniyle oluşan zararların da tespiti ve davalıdan tahsili gerektiğini, yine davalının inşaatın gecikmesine, davacının yeni sözleşmeler yaparak artan maliyetlere katlanmasına sebebiyet verdiğini, artan maliyetlerin tam olarak tespiti ile davalıdan tahsili gerektiğini belirterek, fazla hakları saklı olmak üzere davacının davalıya borcunun bulunmadığının tespitine, yapılan fazla ödemenin tam olarak tespiti ile şimdilik 10.000,00 TL nin temerrüt tarihlerinden itibaren avans faizi uygulanarak davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, davacı vekili 20.06.2022 tarihli dilekçesiyle, davadaki 10.000,00TL'lik talebin 3.000,00 TLsinin borcun bulunmadığının tespitine, 2.000,00TL’sinin yapılan fazla ödemenin istirdadına, davacının zararlarının tam tespiti ile şimdilik 5.000,00TL'nin davalıdan tahsiline dair olmak üzere açıkladıklarını belirtmiş, davacı vekili 02.04.2024 tarihli ıslah dilekçesiyle, davalı tarafından düzenlenen 04.12.2019 tarihli fatura yönünden borcun bulunmadığına ilişkin talepleri olduğunu, davalının bu faturayı müvekkiline tebliğ etmediğini beyan ettiği, vergi dairesine şikayette bulunduğunu, bu fatura yönünden yapılan inceleme ve toplanan delillerden faturaya konu alacağın 794.302,00 TL' sinin avans mahiyetinde banka yolu ile davalıya ödendiğini, (elden ödenen 48.000,00 TL’ nin hesaplamalara dahil edilmediğini) toplam imalat bedelinin 686.557,28 TL olduğu nazara alınarak davacının davalıya borcunun bulunmadığının belirlendiğini, davaya konu 04.12.2019 tarihli 4334 nolu 1.052.357,28TL' lik bu fatura yönünden harcı tamamladıklarını belirterek, fazla hakları saklı olarak davadaki talebini fazla ödeme olarak hesaplanan 107.744,72 TL’nin davalıdan tahsiline, davacının mahrum kaldığı ... kurum teşvikinden kaynaklanan 343.278,64TL zararının davalıdan tahsiline, davacının davalıya 04.12.2019 tarihli 1.052.357,28 TL’lik fatura yönünden borcunun bulunmadığının tespitine, hüküm altına alınan alacaklara temerrüt tarihlerinden itibaren ticari avans faizi uygulanmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı tarafça davaya karşı cevap dilekçesi sunulmamış, davalı vekili aşamalardaki dilekçelerinde davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesince: Davanın, davacının davalıya borcunun bulunmadığının tespiti ve fazla ödenen miktarın istirdadı talebi ile uğranılan zararın tazmini talebine ilişkin olduğu, uyuşmazlığın davacı vekilinin 20/06/2022 tarihli açıklama dilekçesi de gözetilerek; dava konusu 04/12/2019 tarihli fatura nedeniyle borcunun bulunup bulunmadığı, aradaki sözleşme nedeniyle davacının fazla ödeme yapıp yapmadığı ile zarara uğrayıp uğramadığı noktalarında toplandığı, uyuşmazlığın çözümü bakımından 15/06/2023 ve 02/11/2023 tarihli bilirkişi heyet raporlarının dosyaya kazandırıldığı ve hükme esas alındığı, iş bu rapora taraf vekillerince itiraz edilmesi üzerine, Ankara 8. Vergi Mahkemesinin 2023/476, 2023/475, 2023/451, 2023/449, 2023/455, 2023/450 ve 2023/452 Esas sayılı dosya suretleri ile Beypazarı Vergi Dairesi Müdürlüğü'nün 13.10.2023 tarihli cevabi yazısının dosya arasına alındığı, müzekkere cevabında “ Kooperatifi'nin vergi borçları nedeniyle 7440 Sayılı Kanunun 2. (Kesinleşmiş Alacaklar) ve 2. (Kesinleşmemiş veya Dava Safhasında Bulunan Amme alacakları) maddeleri ile 6183 sayılı kanunun 48. maddesi kapsamında yapılandırma taleplerinin bulunduğu” belirtilerek buna ilişkin evrakların bir suretinin dosyaya celp edildiği, dosyaya yeni giren evrakların değerlendirilmesi ve taraf itirazlarının karşılanması bakımından dosyanın ek rapora verildiği, düzenlenen 02/11/2023 tarihli raporda da, kök rapordaki tespit ve değerlendirmelerin aynen tekrar edildiği, ek olarak, davacının artan inşaat maliyetine ilişkin taleplerinin somutlaştırılmamış olması ve heyetin inşaat maliyetleri konusunda uzmanlığının bulunmaması sebebi ile söz konusu hususa ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmasının mümkün olmadığı yönünde görüş bildirildiği, toplanan deliller, usul ve yasaya uygun olarak alınan denetlenebilir bilirkişi raporları ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek; davalı şirket tarafından, davacı kooperatife düzenlenen 04.12.2019 tarih ve 430034 seri numaralı fatura muhteviyatında davacının yalnızca 686.557,28 TL tutarı ödemekle yükümlü olduğu, davacının 04.12.2019 tarih ve 430034 seri numaralı fatura dolayısı ile davalıya 365.800,00 TL borcunun ise bulunmadığı, bununla birlikte dosya kapsamında yer alan banka ödeme dekontları incelendiğinde davacının davalıya farklı tarihlerde yaptığı toplam 794.302,00 TL ödeme bulunduğu, bu nedenle davacının söz konusu fatura dolayısı ile davalıya herhangi bir borcu bulunmadığı, davacı ile dava dışı ... arasında akdedilen sözleşme gereğince ...'nın destek oranının %50 olduğu ve söz konusu desteğin ödenmesi şartlarının dava dışı kurum tarafindan değerlendirileceği, bununla birlikte davalının yapmış olduğu imalat tutarı dikkate alındığında davacının en fazla 343.278,64 TL destek alabileceği, davalının düzenlemiş olduğu 04.12.2019 tarih ve 430034 seri numaralı fatura incelendiğinde imalatlara ilişkin tespit yapan bilirkişi kurulu tarafından belirlenen imalat tutarının 686.557,28 TL olarak faturaya yansıtıldığı ve söz konusu kaleme ilişkin KDV'nin faturaya yansıtılmadığı, davacının sözleşme kapsamında yükümlülüklerini yerine getirmeyerek, fatura kesmeyerek davacının kurum teşvikinden yararlanmasına engel olduğu, bu nedenle bu miktardan sorumlu tutulması gerektiği, Beypazarı Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/6 Değişik İş sayılı dosyası ile alınan bilirkişi kurulu raporunda davalı tarafından taahhüt edilen işlerin bir kısmının yapıldığı ve imalat tutarının 686.557,28 TL olduğunun belirlendiği; buna karşılık davacının 794.302,00 TL banka aracılığı ile yaptığı ödeme bulunduğu; bu doğrultuda davacının 107.744,72 TL fazla ödemesinin bulunduğu sonuç ve kanaatiyle davacının davalıya 04/12/2019 tarih ve 430034 nolu fatura nedeniyle borcunun bulunmadığının tespitine, 107.744,72 TL fazla ödeme, 343.278,64 TL kurum teşvikinden yararlanılamaması nedeniyle uğranılan zarar olmak üzere toplam 451.023,36 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine ve davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulüne, davacının davalıya 04/12/2019 tarih ve 430034 nolu fatura nedeniyle borcunun bulunmadığının tespitine, 107.744,72 TL fazla ödeme, 343.278,64 TL kurum teşvikinden yararlanılamaması nedeniyle uğranılan zarar olmak üzere toplam 451.023,36 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Gerekçeli kararda yer alan davalı tarafın duruşmalara katılmadığına ilişkin tespitin gerçek durumu yansıtmamakta olduğunu, davadaki uyuşmazlık çerçevesinde delil olarak esas alınabilecek belgelerin, dosya içeriğinde bulunan taraflar arasındaki sözleşmeler olup, müvekkilinin davacı ile dava dışı ... kurumu ile hiçbir hukuki bağı bulunmadığı halde, davada ve bilirkişi raporlarında sürekli olarak davacı ile ... arasında yapılan sözleşmeler gereği belirlenen fiyatlandırmaların esas alınması ve en önemlisi, bilirkişi raporlarında müvekkilinin talebi üzerine yaptırılan ve müvekkilinin taahhüdü olan imalatın aşamasının tespitine ilişkin Beypazarı Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/6 D.İş. Sayılı dosyasına atıf yapılarak, bu dosyadan alınan bilirkişi raporunda "...davalı tarafından taahhüt edilen işlerin bir kısmının yapıldığı ve imalat tutarının 686.557,28TL olduğunun belirlendiği..." şeklinde tamamen gerçeğe ve anılan dosya içeriğine aykırı bir kanaat bildirilmesi ve bu hatalı kanaatin de karara dönüşmesinin hatalı olduğunu, çünkü, anılan raporda bu şekilde bir tespit bulunmamakta olup; Beypazarı Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/6 D.İş. Sayılı dosyası ile alınan bilirkişi raporunda sadece yapılan ve yapılmayan işler kalemler itibariyle belirlenmiş olup, anılan bu raporda herhangi bir rakamsal değerlendirme(fiyatlandırma) yapılmadığını, bu nedenle bu rapor üzerinden, hangi kriterlere bağlı olarak yapıldığı belirsiz olan, rakamsal bir değerlendirmenin işbu davada usulüne uygun bir delil olarak esas alınması ve rapora bu şekilde geçirilmesi ve bu rapora dayalı olarak karar verilmesinin usule aykırı olduğunu, bu noktada yapılması gerekenin anılan rapordaki kalemler esas alınarak, davacının dava dışı kurum olan ... ile arasındaki sözleşmenin değil, davacı ile davalı arasındaki sözleşmenin ve/veya piyasa rayiçlerinin esas alınması suretiyle, rakamsal olarak değerlendirilmesi ve buna göre taraflar arasındaki alacak-borç durumunun belirlenmesi gerektiğini, mahrum kalınan ... desteği bakımından talebin de, müvekkilinin sözleşme aykırılığının tespitine bağlı olarak belirlenecek bir talep olup, davacının bu destekten neden mahrum kaldığı, kendi kusurunun bulunup bulunmadığı, davalı imalatının eksik olduğu kabul edilse dahi, bu desteği alıp alamayacağı, daha sonra bir başka müteahhide yaptırıldığı beyan edilen imalat nedeniyle bu desteği sonraki tarihlerde alıp almadığı ve bu şekilde zararı oluşup oluşmadığı, ... kurumundan sorulmadan inceleme yapılmış olması sebebiyle ispatlanamadığını, dava konusunun borçlu bulunulmadığının tespiti talep edilen faturanın, 04.12.2019 tarih ve 430034 nolu 1.052.357,28TL bedelli bir fatura olduğunu, davadaki talep ve yatırılan harç miktarının da, bu faturanın tamamına ilişkin bir menfi tespit talebine işaret ettiğini, hatalı da olsa, hükme esas alınan bilirkişi raporlarına, dayalı olarak verilen hükümde, davalının yaptığı imalat tutarının 686.557,28 TL olduğunun belirlendiği; bu faturanın bakiye kısmı olan 365.800,00TL bakımından ise davacının davalıya borçlu bulunmadığı; buna karşılık davacının 794.302,00 TL banka aracılığı ile yaptığı ödeme bulunduğu; bu doğrultuda davacının 107.744,72 TL fazla ödemesinin bulunduğu sonuç ve kanaatiyle davacının davalıya 04/12/2019 tarih ve 430034 nolu fatura nedeniyle borcunun bulunmadığının tespitine karar verildiğini, bu karar kendi içerisinde çelişkili olup, raporlarda, 1.052.357,28TL tutarındaki fatura bakımından, sadece 365.800,00TL bedelsizlik tespiti bulunmasına rağmen, sözkonusu faturanın tamamına ilişkin menfi tespit kararı verilmesinin hatalı olduğunu, mahkemece verilmesi gereken kararın, söz konusu faturaya ilişkin menfi tespit talebine ilişkin kısmen kabul kararı verilmesi olup, tam kabul kararı verilmesi ve yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de bu doğrultuda, hatalı olarak belirlenmesinin hukuka aykırı olduğunu, kararın içeriğinde, davacı tarafın dosyaya sunmuş olduğu ıslah dilekçesinden dahi bahsedilmeyerek, üstelik dava kısmi dava niteliğinde olup, sonradan ıslah edilmesine rağmen, ıslahla artırılan miktarlar hakkında da, ıslah tarihinden değil de, dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, tüm istinaf talepleri saklı kalmak ve kabul anlamına gelmemek kaydıyla davanın menfi tespit bakımından kısmen reddi gerektiğinden, aleyhe hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama gideri fazla ve hatalı olup, davanın kısmen reddi gerekmesi nedeniyle de müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit ve istirdat istemlerine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Mahkemesince, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle davacı tarafça iş bedelinden fazla ödeme yapıldığının anlaşılmasına ve menfi tespit davasına konu fatura ve davalının fatura bedelinin tahsili istemine ilişkin ihtar tarihinden önce davalı yüklenicinin hak ettiği iş bedelinin tamamının ödendiğinin anlaşılmış olmasına göre davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,2-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 102.695,93 TL istinaf karar harcından peşin alınan 427,60 TL ve 25.246,38 TL olmak üzere toplam 25.673,98 TL harcın mahsubu ile bakiye 77.021,95 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ve ödediği istinaf başvuru harcının kendisi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 14/07/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır