Yargıtay 3. Ceza Dairesi, silahlı terör örgütüne üyelik suçundan verilen mahkumiyet hükmünü, temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılması ve kanun maddesinin eksik belirtilmesi nedenleriyle bozmuştur.
Özet: Yargıtay, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen mahkûmiyet kararının istinaf incelemesinde, sanık hakkındaki usuli işlemlerin ve delil elde etme sürecinin hukuka uygun olduğunu tespit etse de, temel cezanın belirlenmesinde Anayasa ve ilgili kanun hükümlerine aykırı olarak alt sınırdan uzaklaşılması ve ceza artırımı yapılan kanun maddesinin fıkrasının hatalı belirtilmesi gerekçeleriyle bölge adliye mahkemesi kararını bozarak dosyayı yeniden yargılama için ilk derece mahkemesine geri göndermiştir.
3. Ceza Dairesi         2023/3212 E.  ,  2026/7394 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ:Ceza Dairesi

SAYISI: 2020/233 E., 2021/1654 K.
İLK DERECE MAHKEMESİ: Ankara 16. Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI: 2019/5 E., 2019/534 K.
SUÇ : Silahlı terör örgütüne üye olma
HÜKÜM: TCK’nın 314/2, 3713 sayılı Kanun’un 5, TCK’nın 62, 53, 58/7-9 ve 63. maddeleri uyarınca ilk derece mahkemesince verilen mahkûmiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun düzeltilerek esastan reddi
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama
Bölge adliye mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;
Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü:
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme talebinin, yasal şartları oluşmadığından 5271 sayılı Kanun’un 299'uncu maddesinin birinci fıkrası gereği reddine,
Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediği kabul edilen sanığın mahkûmiyetine ilişkin yargılama sürecindeki usuli işlemlerin kanuna uygun olarak yapıldığı, hükme esas alınan tüm delillerin hukuka uygun olarak elde edildiğinin belirlendiği, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde eksiksiz olarak sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tipine uyduğu anlaşılmakla; sanık müdafiinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü sair nedenler yerinde görülmediğinden reddine ancak;
1- Anayasa'nın 138 inci maddesinin birinci fıkrası hükmü, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle aynı Kanun'un 3 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca; suçun işleniş biçimi, işlendiği yer ve zaman, meydana gelen tehlikenin ağırlığı göz önünde bulundurularak, hakkaniyete uygun bir ceza tayini gerekirken temel cezanın belirlenmesinde suçun unsurlarının teşdit sebebi olarak nazara alınamayacağı da gözetilmeden, 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı olarak alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle hüküm kurulması,
2- Sanığa silahlı terör örgütüne üye olma suçundan verilen temel cezanın 3713 sayılı Kanun'un 5/1. maddesi ile artırılması sırasında artırım oranının doğru uygulanmasına karşın uygulanan kanun maddesinin fıkra belirtilmeksizin aynı Kanun'un 5. maddesi olarak gösterilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı tebliğnameye kısmen uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesi uyarınca Ankara 16. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.