Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin asıl işveren-alt işveren ilişkisinden doğan, eser sözleşmesine dayalı rücuen alacak davası istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, eser sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak davasında, asıl işveren konumundaki davacının, dava dışı işçiye ödediği kıdem, ihbar ve fazla çalışma ücreti alacaklarının toplam 41.973,45 TL tutarındaki kısmını, işçinin farklı dönemlerde çalıştığı alt işveren konumundaki davalılardan sorumlulukları oranında tahsilini talep ettiği; davalıların ise devreden işveren sorumluluğunun iki yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, işçinin iş akdini haksız feshettiğini, ihbar tazminatından sadece son işverenin sorumlu olduğunu ve alacakların kendi nezdindeki çalışma süreleri esas alınarak hesaplanması gerektiğini ileri sürerek davanın reddini istediği bir istinaf incelemesine esas teşkil eden iddia ve savunmaları özetlemektedir.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ

Esas No: 2024/656 - Karar No:2026/860
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
27. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/656
KARAR NO : 2026/860
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 08/02/2024
NUMARASI : 2023/619 E-2024/43 K
DAVACI :
VEKİLİ : Av.
DAVALILAR : 1-
VEKİLLERİ : Av.
Av.
DAVANIN KONUSU : Rücuen Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 16/07/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 16/07/2026
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davalı .....Şirketi vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili; davalılar ile aralarında akdedilen yüklenicilik sözleşmesi kapsamında dava dışı ...' ın, davalı firmalar bünyesinde 08.05.2013-20.01.2018 tarihleri arasında peyzaj işlerinde çalıştığı, müvekkili olan davacı şirket ile davalılar arasında asıl işveren alt işveren ilişkisi olduğunu, dava dışı ...'ın kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve fazla çalışma ücreti talebiyle müvekkili ve son alt işveren... A.Ş. aleyhinde dava açtığı, Ankara Batı 5. İş Mahkemesinin 2019/466 E. Ve 2021/376 K. Sayılı kararıyla davanın kısmen kabul edildiği, davanın istinaf kararıyla kaldırıldığı, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin 33. Hukuk Dairesinin 2022/1131 Esas ve 2023/614 Karar sayılı kararıyla yeniden davanın kısmen kabulüne kesin olmak üzere karar verildiği, kesin kararın Ankara Batı İcra Dairesinin 2021/36015 Esas sayılı dosyası üzerinden icraya konu edildiği, davacı kurum tarafından 12.05.2023 tarihinde 41.936,13-TL, 17.05.2023 tarihinde 26,04-TL ve 11,28-TL olmak üzere toplam 41.973,45-TL ödeme yapıldığı, bu miktarın ödeme tarihi olan 12.05.2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, davalı şirketlerden sorumlulukları oranında rücuen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Ltd .Şti. vekili; devreden işverenin sorumluluğunun iki yıl ile sorumlu olduğu ve bu sorumluluk süresinin geçtiği, dava dışı işçinin iş akdini haklı sebep olmaksızın kendi isteğiyle sonlandırdığı, müvekkili olduğu şirkette 7 günlük çalışması olduğu ve o tarihteki ücreti üzerinden hesaplama yapılması gerektiği, ihbar tazminatı bakımından sadece son alt işverenin sorumlu olduğu, müvekkili olduğu şirketin temerrüde düşürülmediği, tip sözleşmelerde yer alan işçilik alacaklarının sorumluluk doğurmadığı gerekçeleriyle davanın reddini Mahkeme aksi kanaatte ise takas mahsup defi talebinin kabulunü talep etmiştir.
Davalı .... A.Ş. vekili; devreden işverenin sorumluluğunun iki yıl ile sorumlu olduğu ve dava dışı işçinin Aralık 2013 tarihinde işten ayrıldığı, bu sorumluluk süresinin geçtiği, dava dışı işçinin iş akdini haklı sebep olmaksızın kendi isteğiyle sonlandırdığı, müvekkili olduğu şirkette 1 yıl süreli çalışma şartını sağlamadığı, o tarihteki ücreti üzerinden hesaplama yapılması gerektiği, ihbar tazminatı bakımından sadece son alt işverenin sorumlu olduğu, müvekkili olduğu şirketin temerrüde düşürülmediği, tip sözleşmelerde yer alan işçilik alacaklarının sorumluluk doğurmadığı gerekçeleriyle davanın reddini Mahkeme aksi kanaatte ise takas mahsup defi talebinin kabulunü talep etmiştir.
Davalı ...A.Ş. vekili özetle ; devreden işverenin sorumluluğunun iki yıl ile sorumlu olduğu ve dava dışı işçinin Aralık 2014 tarihinde işten ayrıldığı, bu sorumluluk süresinin geçtiği, dava dışı işçinin iş akdini haklı sebep olmaksızın kendi isteğiyle sonlandırdığı, müvekkili olduğu şirkette 4 ay süre ile çalıştığı ve 1 yıllık kıdem tazminatı çalışma şartını sağlamadığı, o tarihteki ücreti üzerinden hesaplama yapılması gerektiği, ihbar tazminatı bakımından sadece son alt işverenin sorumlu olduğu, müvekkili olduğu şirketin temerrüde düşürülmediği, tip sözleşmelerde yer alan işçilik alacaklarının sorumluluk doğurmadığı gerekçeleriyle davanın reddini Mahkeme aksi kanaatte ise takas mahsup defi talebinin kabulünü talep etmiştir.
Davalı... A.Ş. vekili özetle ; devreden işverenin sorumluluğunun iki yıl ile sorumlu olduğu ve dava dışı işçinin Mayıs 2018 tarihinde işten ayrıldığı, bu sorumluluk süresinin geçtiği, dava dışı işçinin iş akdini haklı sebep olmaksızın kendi isteğiyle sonlandırdığı, müvekkili olduğu şirkette 3 ayrı dönemde çalıştığı ve işçilik alacaklarının iş kanunu uyarınca zamanaşımına uğradığı, çalıştığı tarihteki ücreti üzerinden hesaplama yapılması gerektiği, müvekkili olduğu şirketin temerrüde düşürülmediği, tip sözleşmelerde yer alan işçilik alacaklarının sorumluluk doğurmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmesini, mahkeme aksi kanaatte ise davacı nezdine dava konusu alacağı karşılar nitelikte bu işler için ayrılmış teminat bulunduğundan nakit teminat alacakları yönünden takas mahsup defi talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince; davanın, rücuen alacak istemine ilişkin olduğu, mahkemece aldırılan 10/01/2024 tarihli bilirkişi raporunda; davacının kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yargılama ve icra giderleri bakımından; ...ye net 191,78-TL, .... A.Ş. ' ye net 5.125,27-TL rücu edebileceği, ...A.Ş.' ye Net 2.610,54-TL rücu edilebileceği, ... A.Ş.' ye net 34.045,86-TL rücu edilebileceğinin tespit edildiği, uygulamada son işverenden tahsil edilen işçilik alacaklarının, çoğunlukla işçinin birden fazla alt işverenler nezdindeki çalışmalarını kapsadığı, işçinin çalışmış olduğu her bir alt işverenin dönemine isabet eden işçilik alacaklarından, ilgili olan alt işveren sorumlu olacağından alt işverenin sorumluluğu da sadece kendi dönemi ile sınırlı olması gerektiği, davacın “son işveren“ olmasının da bu sonucu değiştirmeyeceği, bununla birlikte feshe bağlı bir hak olan ihbar tazminatından ise, diğer işverenler sorumlu olmayıp, sadece son işverenin sorumlu olduğu, başka bir ifade ile davacı üst işverenin, dava dışı işçiye ödemiş olduğu ihbar tazminatını ancak son işverenden talep edebileceği, bunun dışındaki tüm işçilik alacaklarından ise, işçinin çalışmış olduğu alt işverenler, üst işverene karşı, kendi dönemleriyle sınırlı olmak üzere sorumlu oldukları, yine, son işverenin, yargılama gideri (dava ve icra), avukatlık ücreti, harç, faiz gibi fer'i borçlardan, her bir davalı alt işverenin toplam ana para tutarı içinde sorumlu olduğu tutarına oranı kadarını ilgili alt işverenlere rücu edebileceği, uyuşmazlığın İş Hukuku değil, Borçlar Hukuku hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiğinden, “iş hukukunda geçerli olan mevzuat ve içtihatlara göre yapılan değerlendirmeler"in rücu davalarında hükme esas alınamayacağı, değinilmesi gereken bir başka noktanın ise alt işverenlerin sorumlu oldukları dönemlere ilişkin hesaplama yapılırken hangi tarihteki ücretlerin esas alınması gerektiği olduğu, son işverenin, iş mahkemesi ilamı gereğince işçilik alacaklarını iş akdinin sona erdiği tarihteki ücret üzerinden ödemekte olup iş mahkemesi ilamındaki usul ve hesaplamalar doğrultusunda alt işverenlerden rücu isteminde bulunabileceği (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 03.12.2015 tarih, 2014/38758 E., 2015/35433 K.), bu açıklamalar ışığından somut olayda ilama konu mahkeme kararındaki işçinin davalılar nezdinde çalıştığının SGK kayıtlarından anlaşıldığı, taraflar arasında iş yeri devri söz konusu olmaksızın ihale alıcısının değişmesi suretiyle eski işçilerin ihale alan şirket nezdinde çalıştırılmasının söz konusu olduğu, bu kapsamda dava dışı işçinin davalılar bünyesinden bilirkişi raporunda belirtilen dönemlerde raporda belirtilen gün kadar çalıştığının anlaşıldığı, her bir davalı davacı ile arasındaki sözleşmede açıkça işçi alacaklarından davalının sorumlu oldukları düzenlenmesine ve Hizmet İşleri Genel Şartnamesinin 6. bölüm 38. maddesi göre ancak işçiyi çalıştırdığı dönem için sorumlu olduğu, ihbar tazminatı, yıllık izin ve fazla mesai alacağından ise son işverenin sorumlu olduğu, alınan usul ve yasaya uygun denetime ve hüküm kurmaya elverişli görülen bilirkişi raporunda davalıların dava dışı işçiyi çalıştırdıkları dönemlere ilişkin raporda belirtilen miktarda sorumlu davacının davasının kabulü ile, 191,78 TL'nin ....Şti'den, 5.125,27-TL'nin .... A.Ş. ' den, 2.610,54-TL'nin ...A.Ş.' den, 34.045,86-TL'nin ... A.Ş.' den 17.05.2023 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Davalı... Şti vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu uyuşmazlıkta hakkında taraflarınca takas mahsup def'i talebinde bulunulduğu, ancak mahkeme tarafından bu hususta hiçbir araştırma yapılmadığı gibi gerekçeli kararda taleplerinin reddine dair hüküm de kurulmadığı, hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiği ve eksik incelemeye dayanan söz konusu kararın hukuka aykırı olduğu, müvekkil şirketler aleyhine açılan davada, taraflarınca takas mahsup def'i talebinde bulunulduğu, bu hususta tarafların ticari defterlerinin incelenmesinin talep edildiği, ancak dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda bu hususta herhangi bir inceleme yapılmadığı, müvekkil şirket aleyhine açılan benzer davalarda yapılan incelemelerde; müvekkil şirketin davacıdan takas mahsup edilebilir alacakları olduğunun tespit edildiği, bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde bu hususta emsal bilirkişi raporlarının sunulduğu, ancak mahkeme tarafından da itirazlarının yanıtsız bırakıldığı, takas mahsup def'i talepleri doğrultusunda tarafların ticari defterlerinin incelenmesi gerektiği, müvekkil şirket ile davacı arasında görülmekte olan birkaç davada yapılan ticari defter incelemelerinde; müvekkil şirket... A.Ş.'nin davacı nezdinde 415.775,71 TL nakit teminat alacağı bulunduğunun tespit edildiği, sunulan raporlardan da görüleceği üzere; müvekkil şirketin davacı şirketten takas mahsup edilebilecek alacağı bulunmadığı, davacı şirketin müvekkil şirket ihale yoluyla üstlendiği iş bitiminden sonra iade etmesi gereken nakit teminatları uzun süredir iade etmediği, bu duruma makul hiçbir gerekçe de sunmadığı, söz konusu teminatların uzun süre önce kesin kabulü ve kesin hesabı yapılan iş için verilmiş olup, davacı şirket olası doğabilecek işçilik alacakları için bu teminatları iade etmediğini belirttiği, müvekkil şirket tarafından davacı şirkete, işbu uyuşmazlık konusu işçi için yapılan ödemelerin işçilik alacakları için tutulduğu belirtilen bu teminatlardan mahsup edilebileceği belirtilmiş ise de; davacı şirket tarafından ne teminatlardan mahsup yapılmakta, ne de teminatlar iade edildiği, söz konusu teminatların yaklaşık 3-4 yıldır iade koşulları oluşmasına rağmen iade edilmemesi ve aynı zamanda tutulma amacı kapsamında mahsup da yapılmamasının kötü niyetli olduğu, müvekkil şirketin teminatının, davacı şirketin bu tutumu nedeniyle günümüz ekonomik koşullarında adeta eridiği, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2017/6710 E. , 2017/17680 K. sayılı ilamında; "Takas, karşılık dava olarak ileri sürülebileceği gibi, defi olarak da ileri sürülebilir. Takasın defi olarak ileri sürüldüğü davada, takas ve mahsup sonucu kalan ve hüküm altına alınan miktar üzerinden yargılama harcı alınacak, takas ve mahsup defi nedeni ile reddedilen miktar üzerinden ileri süren yararına vekâlet ücreti ve yargılama giderine karar verilecektir." denildiği, Yargıtay kararları da dikkate alındığında; takas mahsup taleplerine yönelik inceleme yapılması gerektiği, dava dışı işçinin müvekkil şirketteki iş akdinin, kıdem tazminatı hak kazanır şekilde sona ermediği, bununla birlikte müvekkil şirketler yönünden hesaplama yapılacaksa dahi her bir alt taşeronun, dava dışı işçinin kıdem tazminatından kendi çalıştırdığı dönemdeki ücreti ile işçinin çalıştığı süre kadar sorumlu olduğu, bilirkişi raporunda hesaplama yapılırken dava dışı işçinin son ücretine göre ödenen kıdem tazminatının, çalışma süresi yönünden paylaştırıldığı, ancak mahkemeye sunulan dava dışı işçiye ait ücret bordroları gözetilerek sorumluluk hesabının yeniden yapılması gerektiği, mahkeme kararına esas alınan bilirkişi raporunda, davacı tarafından dava dışı işçiye ödenen kıdem tazminatının işçinin alt taşeron firmalarda çalıştığı sürelere oranlanarak sorumluluk belirlemesi yapıldığı, ancak Yargıtay 9. Hukuk Dairesi'nin 2012/3139 E. 2012/4484 K. sayılı ilamında; "...kıdem tazminatı işyeri devri öncesi ve sonrasında geçen sürenin tamamı için hesaplanmalı, ancak devreden işveren veya işverenler bakımından kendi dönemleri ve devir tarihindeki ücretle sınırlı sorumluluk belirlenmelidir." denildiği, Yine Yargıtay 9.Hukuk Dairesi'nin 03/01/2021 tarihli ve 2016/30897 E., 2021/595 K. sayılı ilamında; "İş Hukukunda işyeri devrinin işçilik alacaklarına etkileri üzerinde ayrıca durulmalıdır. İşyeri devri halinde kıdem tazminatı bakımından devreden işveren kendi dönemi ve devir tarihindeki son ücreti ile sınırlı olmak üzere sorumludur. " denildiği, bilirkişi raporunda dava dışı işçinin son ücretine göre hesaplanan kıdem tazminatının devreden işverenlerdeki çalışma süresine oranlanmasının açıkça hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğu, dava dosyasına işçinin çalıştığı dönemdeki ücret bordrolarının sunulduğu, hesaplamalar yapılırken bu bordroların dikkate alınması gerektiği, Yargıtay İçtihatları doğrultusunda dava dışı işçinin müvekkil şirketteki son ücreti dikkate alınarak yeniden sorumluluk hesaplaması yapılması gerekirken, son ücret üzerinden hesaplama yapılması hukuka aykırı olup, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği, İş Kanunu uyarınca devreden işverenin sorumluluğunun devir tarihinden itibaren iki yıl ile sınırlı olduğu, dava dışı işçinin müvekkil şirketlerdeki işten ayrılma tarihleri gözetildiğinde dava konusu edilen alacak kalemlerinin müvekkil şirketler yönünden zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği, müvekkil şirketler ile davacı arasında imzalanan sözleşmenin tip sözleşme olup, bu kapsamda yapılan düzenlemeler doğrultusunda müvekkil şirketlere sorumluluk yüklenmesine itiraz ettikleri, ayrıca taraflar arasındaki sözleşmede yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de alt taşerona rücu edileceğine yönelik herhangi bir düzenleme bulunmadığı, bu alacak kalemleri yönünden ilgili kanun maddesi uyarına yarı oranda sorumluluk olduğundan, tamamının müvekkil şirketlerden tahsili şeklinde verilen karar usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek kararın kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davalı... ...Şirketi vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Takas, bir miktar para ya da konuları itibariyle aynı türden malı birbirine borçlu olan tarafların, borçların muaccel olması ve takas itirazının dermeyan edilmesi kaydıyla, az olan borcun çok olana nazaran sona erdirilmesi olarak tanımlanabilir. Takas, hukuki niteliği itibariyle bozucu yenilik doğuran bir hak olup, sözleşme niteliğinde bulunmadığından, takas iradesinin muhatabına ulaşmasıyla birlikte sonuç doğurmaya başlayacağı kabul edilir. Bu nedenle, takas iradesinin açıklanmamış olması ya da açıklansa bile karşı tarafa varmaması halinde borçların takasından söz edilemez. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 139 vd maddelerinde takasa ilişkin hükümler düzenlenmiştir.
Mahsup ise, bir alacağı doğuran olayla ilgili olarak, alacaklının elde ettiği bazı menfaatlerin ya da borçlunun katlandığı bazı yükümlülüklerin alacaktan indirilmesidir. Mahsuplaşmada, takastan farklı olarak iki ayrı alacak bulunmamaktadır. Buna göre, alacak miktarından tenzil edilecek değer, karşı alacak olmayıp, gerçek alacağı bulmak üzere hesaplanan alacaktan indirilmesi gereken bir bedeldir. Bu nedenle, mahsupta hukuken karşılıklı alacaklılık ilişkisinden öte, alacağın gerçek miktarının tespiti için yapılan bir işlemin varlığı kabul edilmelidir. Mahsupta, doğmuş bir alacaktan söz edilemeyeceği için, mahsubun borcu sona erdiren bir neden olduğu da düşünülemez. Ayrıca, mahsup talebi hukuki niteliği itibariyle def'i olmayıp; itiraz niteliğinde olduğundan, savunmanın genişletilmesi yasağına tabi kabul edilmez. Bu yönüyle, Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 23.05.2012 Tarih, 2011/7271-3753 Esas ve Karar sayılı ilamında gösterildiği üzere, mahsubun yargılama devam ettiği sürece karşı tarafın muvafakatı olmaksızın ileri sürülmesi mümkündür.
Dairemizin ve Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarında, aynı sözleşme ilişkisi nedeniyle taraflardan birinin katlandığı bazı yükümlülüklerin ya da elde ettiği bir kısım semerelerin diğer tarafın alacağından indirilmesi talebi, hukuki niteliği itibariyle, takas değil, "mahsuplaşma" olarak nitelendirilmektedir. (Emsal Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 26.11.2014 Tarih, 2014/857-6878 Esas ve Karar sayılı ve 28.02.2012 tarih, 2012/468-1180 Esas ve Karar sayılı ilamları)
Somut olayda davacı yüklenici, sözleşmeye göre kendi yükümlülüğünde olmayan ve davalılar bünyesinde çalışan dava dışı ...'ın kıdem tazminatı, ihbar tazminatı ve fazla çalışma ücretini ödediğini iddia ederek rücuen alacak davası açmış olup davalı taşeron......Şirketi ise cevap dilekçesinde davacı nezdine dava konusu alacağı karşılar nitelikte bu işler için ayrılmış teminat bulunduğunu belirterek nakit teminat alacakları yönünden takas mahsup talebinde bulunmuştur. Maddi vakıa olarak yüklenicinin katlanmış olduğu mali yükümlülüğün taşeronun nakti teminatından tenzil edilmesi talebinin mahsuplaşma itirazı niteliğinde bulunduğu görülmektedir. Yine davalı......Şirketi velinin cevap dilekçesinde; talebin zaman aşımına uğradığı yönünde itiraz ettiği anlaşılmış olup her ne kadar mahkemece 09/11/2023 tarihli 1 nolu celsede "Davalının takas mahsup talebinin bilirkişi raporu geldikten sonra değerlendirilmesine" şeklinde ara karar kurulmuş ise de zaman aşımı ve mahsup itirazı ile ilgili olumlu ya da olumsuz bir karar verilmediği anlaşılmıştır.
Bu durumda mahkemece davalı......Şirketi'nin zamanaşımı ve takas mahsup itirazlarının değerlendirilmesi suretiyle karar verilmesi gerekirken mahsup ve zamanaşımı savunması üzerinde durulmadan, bu konularda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmeden esas hakkında hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından davalı......Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, bu aşamada diğer istinaf sebeplerinin incelenmesine yer olmadığına, mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a-4-6 maddeleri gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı... ...Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne,
2-Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 08/02/2024 gün ve 2023/619 Esas, 2024/43 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a-4-6 madeleri gereğince kaldırılmasına,
3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
4-Davalı... ...Şirketi tarafından yatırılan 717,00 TL istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,
5-Davalı... ......Şirketi tarafından ödenen istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yaptığı istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 16/07/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan Üye Üye Katip
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır