5. Ceza Dairesi, avukatın tahliye karşılığı ücret anlaşmasındaki eyleminin vekalet ilişkisi bulunmaması nedeniyle görevi kötüye kullanma suçunu oluşturmadığına hükmetti.
Özet: Yargıtay, bir avukatın belirli tahliyelerin sağlanması karşılığında yaptığı ücret anlaşması ve buna ilişkin senetle ilgili ihtilaf nedeniyle icraî davranışla görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyetine yönelik istinaf kararını bozmuştur. Yüksek Mahkeme, avukat ile şikayetçi arasındaki bu anlaşmazlığın suçun yasal unsurlarını taşımadığını, hukuki bir ihtilaf olduğunu ve eylemin en fazla disiplin hukuku kapsamında ele alınabileceğini vurgulayarak, ilk derece mahkemesinin verdiği beraat kararının esasen doğru olduğuna hükmetmiştir.
5. Ceza Dairesi         2024/3381 E.  ,  2026/6207 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2021/1737 Esas, 2023/1293 Karar
SUÇ : İcrai davranışla görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : İlk Derece Mahkemesince verilen beraat hükmünün kaldırılarak sanığın yüklenen suçtan mahkûmiyetine
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 59. maddesinin son fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. İlk Derece
Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesinin 15.09.2021 tarihli ve 2020/75 Esas, 2021/327 sayılı Kararı ile sanığın icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223/2-a madde-fıkra ve bendi gereği beraatine hükmedilmiştir.
B. İstinaf
Katılanın istinaf talebi üzerine duruşma açılarak yapılan inceleme neticesinde, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 08.06.2023 tarihli ve 2021/1737 Esas, 2023/1293 sayılı Kararı ile İlk Derece Mahkemesince verilen hükmün kaldırılarak sanığın icraî davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 257/1, 62/1 ve 51/1. maddeleri uyarınca erteli 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 53/5. maddesi gereğince hak yoksunluğuna hükmedilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Sanığın Temyiz İstemi
Üzerine atılı suçlamaların haksız ve iftira niteliğinde olduğuna, aralarındaki ilişkinin alacak verecek ilişkisi olduğuna, usul ve yasaya aykırı olan İstinaf Mahkemesi kararının bozulması gerektiğine ve sair hususlara ilişkindir.
Katılanın Temyiz İstemi
Sanığın farklı suçlardan çok sayıda dosyası olduğuna, sanık hakkında iyi hal indirimi uygulanmasının ve hapis cezasının ertelenmesinin hukuka aykırı olduğuna, sanığın pişmanlık göstermeyerek suç işlemeye devam ettiğine, hakkında devam eden soruşturmalar olduğuna, sanığın iyi hal indirimi uygulanmaksızın üst hadden cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Olay tarihinde Ankara Barosuna kayıtlı avukat olarak görev yapan sanığın, tutuklu olarak yargılanan katılanın eşinin kardeşi Bülent Bayram'ın 18.07.2018 tarihinde, ....ve ...'ın 15.08.2018 tarihinde tahliyelerini sağlaması karşılığında katılanın 150.000 TL ödeyeceğini kararlaştırılıp bahse konu tutara mahsuben aldığı 80.000 TL'ye karşılık katılana 04.07.2018 düzenleme ve 19.07.2018 ödeme tarihli senedi imzalayarak tahliyeler gerçekleştiğinde senedin hükümsüz kalacağı, gerçekleşmemesi halinde ise senet bedelinin ödeneceğine ilişkin olarak katılan ile imzaladığı 04.07.2018 ve tarihsiz sözleşmelere istinaden adı geçenlerin vekilliklerini üstlendiği, tahliyelerin gerçekleşmemesi üzerine senet bedelini ödemeyip, katılan tarafından sanık hakkında Ankara 32. İcra Müdürlüğünün 2018/9835 sayılı dosya üzerinden icra takibi başlatılmasına sebebiyet verdiği iddia ve kabul edilen olayda; İlk Derece Mahkemesince verilen beraat hükmü kaldırılarak icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan mahkumiyet kararı verilmiş ise de; iddianame yerine geçen son soruşturmanın açılması kararının kapsamına, katılan ile sanık arasında vekalet ilişkisi bulunmamasına göre, sanık ile katılan arasında belirli kişilerin tahliye olması veya olmaması ihtimaline binaen avukat olan sanığın kazanacağı ücret konusunda sözleşme imzalandıktan sonra sanığın sözleşmenin gereklerine aykırı hareket etmesi şeklindeki eyleminin herhangi bir suç teşkil etmeyeceği, sanık ile katılan arasındaki ilişkinin hukuki ihtilaf mahiyetinde bulunduğu, sanığın eyleminin 1136 sayılı Kanun'un 34. maddesindeki; "Avukatlar, yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmek ve avukatlık unvanının gerektirdiği saygı ve güvene uygun biçimde davranmak ve Türkiye Barolar Birliğince belirlenen meslek kurallarına uymakla yükümlüdürler." hükmü çerçevesinde nitelendirilse dahi disiplin hukuku kapsamında değerlendirilebileceği gözetilerek, atılı suçun yasal unsurlarının oluşmaması nedeniyle hakkında verilen beraat hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekirken dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçe ve yanılgılı değerlendirmeler sonucu yazılı şekilde uygulama yapılması hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
Değerlendirme ve gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanığın ve katılanın temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, hükmün 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği Tebliğname’ye farklı gerekçeyle uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere hükmü bozulan Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,30.04.2026 tarihinde karar verildi.