FETÖ/PDY irtibatı iddialarıyla kamu görevinden çıkarılan astsubayın, somut delil yokluğu ve adil yargılanma hakkı ihlali gerekçeleriyle Danıştayda temyiz başvurusu.
Özet: Jandarma astsubay kıdemli çavuş olarak görev yapan davacı, FETÖ/PDY irtibatı veya iltisakı gerekçesiyle kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin işlemin iptali talebiyle açtığı davanın reddi yönündeki istinaf kararının temyizen bozulmasını talep etmektedir; zira davacı, Bylock kullanımı, Bank Asya hesabı, terör örgütüyle iltisaklı kurumlara bağlantı veya aleyhte ihbar gibi somut ve inandırıcı delil bulunmadığını, emniyet tespitlerinin aksini gösterdiğini, ardışık aramaların tek başına yeterli olmadığını, hakkında kesinleşmiş mahkumiyet kararı bulunmadığını, dolayısıyla masumiyet karinesi ile savunma hakkının ihlal edildiğini ve kurum kanaatinin maddi olgulara dayanmadığını savunmaktadır.
Danıştay 5. Daire Başkanlığı         2025/14593 E.  ,  2025/10277 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
BEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2025/14593
Karar No : 2025/10277
Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı): ...
Vekili : Av. ...
-E-Tebligat-
Karşı Taraf (Davalılar) : 1- ... Bakanlığı / ANKARA
-E-Tebligat-
2- ...Komutanlığı / ...
Vekili : Av. ...
-E-Tebligat-
İstemin Özeti : Diyarbakır İli, ... Jandarma Komando Alay Komutanlığı'nda J. Asb. Kd. Çvş olarak görev yapan davacı tarafından, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin Geçici 35. maddesinin (B) fıkrası uyarınca kamu görevinden çıkarılmasına ilişkin İçişleri Bakanlığı'nın ... tarih ve ... sayılı işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle açılan davanın reddi yolunda verilen .... İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddine ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdare Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Temyiz İsteminde Bulunan Davacının İddialarının Özeti: FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne irtibatlı veya iltisaklı olduğunu ortaya koyan somut, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, davalı idarelerce dava konusu işlemin gerekçesi olarak "kurum kanaati" bulunduğu belirtilmiş ise de bu kanaatin hangi maddi olgulara, belgelere veya fiillere dayandığının açıkça belirtilmediği, Diyarbakır İl Emniyet Müdürlüğü'nce ByLock kullanıcısı olmadığının, Bank Asya'da hesabı ve herhangi bir finansal işleminin bulunmadığının, FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne müzahir herhangi bir eğitim kurumu, dernek, vakıf, gazete, dergi veya yayın organıyla bağlantısı olmadığının, aleyhine herhangi bir ihbar, beyan veya teşhis bulunmadığının, sosyal medya hesaplarında veya paylaşımlarında FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile bağlantılı herhangi bir içeriğin bulunmadığının, yurt dışı giriş çıkış kaydının ve FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne müzahir konaklama tesislerinde kaydının bulunmadığının açıkça tespit edildiği, söz konusu tespitlerin FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile herhangi bir bağının olmadığını kanıtlamaya yeterli olduğu, temyize konu kararda ceza mahkemesi kararındaki tespitlere yer verilmiş ise de hakkında halihazırda kesinleşmiş bir mahkumiyet kararının bulunmadığı, kesinleşmemiş mahkumiyet kararının hükme esas alınması nedeniyle masumiyet karinesinin ihlal edildiği, 08/12/2013 ve 14/12/2013 tarihlerinde Ankara'daki sabit hatlardan ardışık arandığı beliritlmiş ise de söz konusu aramaların tek başına anılan örgüt üye olduğunu veya söz konusu örgüt ile iltisak veya irtibatı bulunduğunu göstermeye yeterli olmadığı, söz konusu aramalardan bir tanesinin "4" saniye, diğerinin ise "0" saniye olarak gözüktüğü, yani aramalardan bir tanesinin cevapsız kaldığı, bu haliyle, söz konusu aramaların, periyodik veya düzenli bir iletişim modeline işaret etmediği, Yargıtay 9. Ceza Dairesi'nin E:2017/2235, K:2019/3456 sayılı kararında kısa süreli veya cevapsız ardışık aramaların, hayatın olağan akışına uygun, sosyal veya mesleki ilişkiler kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinin belirtildiği, bu haliyle, hakkındaki aramaların FETÖ/PDY'nin mahrem yapılanması tarafından yapıldığına ya da söz konusu aramalar ile bir toplantıya çağrıldığına ilişkin somut herhangi bir bilgi veya belge bulunmadığı, kaldı ki, ceza yargılamasında, ardışık arandığı ileri sürülen kişilerin de şahsını tanımadığını beyan ettiği, temyize konu kararda yer verilen tanık Ö.Y.'nin beyanının ise çelişkili olduğu ve FETÖ/PDY ile iltisaklı veya irtibatlı olduğunu ispatlamaya yeterli olmadığı, tanığın sonraki tarihli beyanlarına kararda yer verilmediği ve bu hususun tartışılmadığı, dava konusu işlem tesis edilirken savunma hakkı tanınmadığı, gerekçe yükümlülüğünün yerine getirilmediği, adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddia edilmektedir.
Davalı İçişleri Bakanlığı'nın Savunmasının Özeti: Savunma verilmemiştir.
Davalı Jandarma Genel Komutanlığı'nın Savunmasının Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Danıştay Tetkik Hakimi : ...
Düşüncesi : İdare Dava Dairesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 334. maddesi uyarınca adli yardım talebi daha önce kabul edilmiş olan davacının, aynı Kanun'un 335. maddesinin 3. fıkrasında yer alan ''adli yardım hükmün kesinleşmesine kadar devam eder'' düzenlemesi gereğince temyiz aşamasındaki adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek gereği görüşüldü:
Bölge idare mahkemesi idare dava daireleri tarafından verilen kararların temyiz yolu ile incelenerek bozulabilmeleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde belirtilen nedenlerden birinin bulunması halinde mümkündür.
Temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın ONANMASINA, temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, adli yardım talebinin daha önce kabul edilmiş olması nedeniyle temyiz aşamasında tahsil edilmeyen yargılama giderinin tahsili için Mahkemesi'nce müzekkere yazılmasına, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de belirtilen İdare Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece Mahkemesi'ne gönderilmesine, 07/10/2025 tarihinde oybirliğiyle kesin olarak karar verildi.