6. Ceza Dairesi, konutta birden fazla kişiyle yağma, nitelikli hırsızlık ve konut dokunulmazlığı ihlali suçlarında, yağmada cebir unsurunun ispat edilememesi nedeniyle şüpheden sanık yararlanır ilkesini vurgulamıştır.
Özet: Yüksek mahkeme, sanık hakkında nitelikli yağma suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz başvurusunu değerlendirirken, suçun temel unsurlarından olan cebir eyleminin (mağdurun ilaç veya alkolle etkisiz hale getirilmesi) hiçbir şüpheye yer bırakmayacak kesinlikte ispatlanamadığını tespit etmiştir. Bu kapsamda, ceza yargılamasında maddi gerçeğe ulaşma ve adalet sağlama amacının "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi gereği, somut olayda yağma suçunun tüm unsurlarıyla ve kesin delillerle kanıtlanmadığı durumlarda mahkumiyet hükmü kurulamayacağını vurgulayarak, nitelikli hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından verilen hükümlerin ise kesin nitelikte olduğunu belirtmiştir.
6. Ceza Dairesi         2024/6254 E.  ,  2026/4303 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
EK KARAR TARİHİ : 11.06.2024
SAYISI : 2022/1188 E., 2024/772 K.
SUÇLAR : Konutta birden fazla kişi ile birlikte yağma, nitelikli hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlali
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ek karar onama - Bozma
Sanık hakkında nitelikli hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından verilen hükümlerin kesin nitelikte olduğu anlaşılmıştır.
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında nitelikli yağma suçundan kurulan hükmün ve ek kararın temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. İlk Derece
Gaziantep 5.Ağır Ceza Mahkemesinin10.02.2022 tarihli 2019/510 Esas, 2022/96 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli yağma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 149/1-c-d, 168/3-2, 53. maddeleri uyarınca 5 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, nitelikli hırsızlık suçundan 5237 sayılı Kanun'un 142/2-h, 43, 168/1, 53. maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, konut dokunulmazlığının ihlali suçundan 5237 sayılı Kanun'un 116/1, 53. maddeleri uyarınca 6ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
B. İstinaf
Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 22.03.2024 tarihli ve 2022/1188 Esas, 2024/772 Karar sayılı kararı ile İlk derece mahkemesince verilen karara karşı yapılan istinaf başvurularının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a maddesi gereğince reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Sanık Müdafiinin Temyiz istemi
Sanığın üzerine atılı suçları işlediğine dair dosyada tek bir emare bulunmadığına, çalındığı iddia edilen cep telefonunun iletişim tespiti (HTS) kayıtlarının istenmediğine, kamera kayıtlarına göre sanığın olay yerlerinde olmadığının tespit edildiğine kararın sanık lehine bozulması gerektiğine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Diğer temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararlarında istikrarla vurgulandığı üzere; "Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de, öğreti ve uygulamada "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır" ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi halinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikle ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkumiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalıdır. Bu ispat, toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı ve hiçbir şüphe veya başka türlü oluşa imkân vermeyecek açıklıkta olmalıdır. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir."
Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde, sanık ... ile temyiz dışı sanık ...'nin fikir ve eylem birlikteliği içinde mağduru uyutmak suretiyle etkisiz hale getirip cebir uygulamak suretiyle konutuna girip mağdurun cep telefonunu almaları ve mağdurun internet bankacılığı hesabına girip sanık ...'nin hesabına banka havalesi yapmak suretiyle menfaat temin ettikleri kabul edilen olayda; yağma suçunda cebir unsurunun, yani olayda mağdurun ilaç, içki veya başka bir yöntemle kendini bilemeyecek/savunamayacak hale getirtilmesi hususunun ispat edilemediği anlaşılmakla, ceza yargılaması sonucunda mahkûmiyet kararının verilebilmesi için suç oluşturan fiilin sanık tarafından işlendiğinin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak, herkesi inandıracak şekilde kanıtlanması ve şüphenin masumiyet karinesinin gereği olarak sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 38/4. maddesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi 6/2. maddesi, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi 11. maddesi) de nazara alınarak, tarafların arasında husumet bulunduğu da dikkate alındığında, katılanın iddialarına ilişkin olarak, iddialarını destekleyen tarafsız tanık beyanı bulunmadığı gibi, sanığın yağma suçundan mahkumiyetini gerektirecek her türlü şüpheden uzak, somut, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 142/2-4. maddeleri gereğince Nitelikli Hırsızlık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek, yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
1. Sanık hakkında nitelikli hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından verilen hükümlere yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Hükmolunan ceza miktarları itibarıyla 5271 sayılı Kanun'un 286/2. maddesi uyarınca hükümlerin temyiz edilemez olduğu, sanık müdafinin temyiz istemlerinin bu gerekçe ile 5271 sayılı Kanun'un 296/1. maddesi uyarınca reddine ilişkin ek kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından, temyiz istemlerinin 5271 sayılı Kanun'un 298. maddesi gereğince Tebliğname'ye uygun olarak oy birliğiyle REDDİ ile EK KARARIN ONANMASINA,
2- Sanık hakkında nitelikli yağma suçundan verilen hükme yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 22.03.2024 tarihli ve 2022/1188 Esas, 2024/772 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname'ye uygun olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Gaziantep 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,14.05.2026 tarihinde karar verildi.