Danıştay 4. Daire, Aydın Didimde taşınmazın 1. derece arkeolojik sit tescilini hukuka uygun bulan bölge idare mahkemesi kararını temyiz eden şirketin başvurusunu reddetti.
Özet: Bir şirketin, maliki olduğu taşınmazın bir kısmının 1. derece arkeolojik sit alanı olarak tescil edilmesine ilişkin kararın iptali için açtığı davada, ilk derece ve istinaf mahkemeleri, taşınmazda Geç Roma-Bizans dönemine ait çatı kiremidi, taban tuğlası, seramik parçaları, mimari bloklar ve duvar izleri gibi buluntuların varlığı nedeniyle alanın kültür varlığı niteliğinde olduğunu ve 1. derece sit derecelendirmesinin uygun olduğunu tespit ederek davanın reddine karar vermiş; davacının, bilirkişi raporunun hatalı olduğu, taşınmazda nitelikli kalıntı bulunmadığı, 3. derece sit olma ihtimalinin daha kuvvetli olduğu ve yeniden keşif gerekliliği iddialarıyla yaptığı temyiz başvurusu, Danıştay tarafından alt mahkeme kararlarının usul ve hukuka uygun olduğu gerekçesiyle oyçokluğuyla reddedilmiştir.
Danıştay 4. Daire Başkanlığı         2024/1518 E.  ,  2025/4156 K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
DÖRDÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2024/1518
Karar No : 2025/4156
TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... Turizm Yatırımları ve İnşaat Ticaret Anonim Şirketi
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından, maliki bulunduğu Aydın ili, Didim ilçesi, ... Mah, ... parsel sayılı taşınmazın bir kısmının 1. derece Arkeolojik Sit alanı olarak tescil edilmesine ilişkin Aydın Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararına karşı yapılan itirazın reddine dair ... tarih ve ... sayılı Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu kararının iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dava dosyasında yer alan bilgi ve belgeler ile Mahkemece taşınmaz mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen bilirkişi raporunun birlikte değerlendirilmesinden, davaya konu işlemde belirtilen taşınmazda Geç Roma-Bizans Dönemine ilişkin çatı kiremidi, taban tuğlası ve amorf nitelikte günlük kullanım kap parçaları bulunduğu, bu buluntuları destekleyen taşınmaz kültür varlığı niteliğinde bazı mimari bloklara rastlanıldığı, aynı alanda bir eşik taşı ile kısmen toprak üzerinden yer yer takip edilen duvar izlerinin bu alandaki Geç Roma-Bizans Dönemine ait antik yerleşmeyi kanıtladığı, taşınmazın Geç Roma-Bizans Dönemine ait küçük bir yerleşme alanı olduğu ve bu bakımdan 2863 sayılı Kanunu'nun 6. maddesi gereği korunmasında gerek görülen kültür ve tabiat varlığı niteliğinde bulunduğu, yine yerleşmenin yayılım alanı göz önüne alındığında birinci derece Arkeolojik Sit derecelendirmesinin uygun olduğu anlaşıldığından dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediği sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İdare Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı olduğu, 2863 sayılı Kanuna ve kültür varlığı olan taşınmazlara ilişkin ilke kararlarına aykırı karar verildiği, dosyaya sunulan özel uzman raporunda da belirtildiği üzere söz konusu taşınmazın birinci derece Arkeolojik Sit olmaya elverişli olmadığı, taşınmazda bulunan tarihi kalıntıların niteliksiz taşlardan ve dönemini somut bir şekilde yansıtmayan birkaç parça seramik ve kiremitten ibaret olduğu, bu kalıntılara bakıldığında mevzuatta tanımlanan üçüncü derece Arkeolojik Sit olma özelliğinin daha kuvvetli olduğu, Mahkemeye sunulan bilirkişi raporu ile anılan bu uzman raporu arasında çelişki oluştuğu, bunun için istinaf mahkemesince yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yapılması gerekirken yapılmadan karar verildiği, dava konusu işlemin sebep unsurunun hukuka aykırı olduğu, bilirkişi raporunda resimlenen kalıntıların dava konusu işlemde belirtilen taşınmazda bulunmadığı, en yakın antik kentin 20 km uzaklıkta olduğu dikkate alındığında kırsal yerleşim alanı olduğu tahmin edilen yerin yüzölçümünün bu kadar büyük olamayacağı, belirtilerek temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.
TETKİK HÂKİMİ : ...
DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü ile dosyada bulunan taraflarca sunulan raporlar dikkate alındığında taşınmaz mahallinde yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle söz konusu taşınmaz hakkında alınan Arkeolojik Sit kararının derecesinin hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak şekilde tespit edilmesi gerektiği anlaşıldığından temyize konu kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE :
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU :
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının Üye ...'ın karşı oyu ve oyçokluğuyla ONANMASINA,
3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,
4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de İdare Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, 30/06/2025 tarihinde kesin olarak karar verildi.
KARŞI OY(X):
Dosyanın incelenmesinden; davacının maliki olduğu taşınmazın da bulunduğu alanın Aydın Kültür Varlıkları Bölge Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararıyla birinci derece sit alanı ilan edildiği, bu karara karşı davacı tarafından yapılan itiraz üzerine alanda "yoğun miktarda seramik, pişmiş toprak taban döşemesine ait plaka parçaları ile çatı kiremidi parçalarının yanı sıra mimari parçalar ve taş bloklara" rastlanması sebebiyle itiraza konu kararın Korunması Gerekli Kültür Varlıklarının ve Sitlerin Tespit ve Tescili Hakkında Yönetmeliğin 4. maddesine uygun olduğu gerekçesiyle Koruma Yüksek Kurulu tarafından ... tarih ve ... sayılı karar ile itirazın reddine karar verildiği, bu işleme karşı ise bakılan davanın açıldığı anlaşılmıştır. Dava konusu işlemin dayanağı olan Yönetmeliğin 4/1-(d) maddesinde; "... Birinci Derece Arkeolojik Sitlerde; tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli medeniyetlerin ürünü olup, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik, mimari ve benzeri özelliklerini yansıtan kent kalıntıları ile yerleşim alanları ve sosyal yaşama konu olmuş; taşınmaz kültür varlıklarına ait kalıntılar ve buluntuların veya bunu destekleyen taşınır kültür varlığı buluntularının yoğun olarak yer aldığı alanlardan olması, İkinci Derece Arkeolojik Sitlerde; tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli medeniyetlerin ürünü olup, yaşadıkları devirlerin sosyal, ekonomik, mimari ve benzeri özelliklerini kısmen yansıtan yerleşim alanları ve sosyal yaşama konu olmuş alanlardan olması; ancak Birinci Derece Arkeolojik sitler kadar yoğun kültür varlığı kalıntı ve buluntusuna sahip olmayan veya kısmen modern yerleşme birimleri ile de doku bozulmaları görülen arkeolojik alanlardan olması, Üçüncü Derece Arkeolojik Sitlerde; ender rastlanılan buluntulardan ve/veya bilimsel araştırmalar, çevresel gözlemler ile bilimsel varsayımlar sonucunda kültür varlığı veya kalıntısı bulunma olasılığı olan alanlardan olması veya Birinci ve İkinci Derece Arkeolojik Sitlerle etkileşim içinde ve bu alanların korunmasında uzun ya da kısa vadede kamu yararı olan alanlardan olması"
... hususlarının gözününde bulundurulacağı düzenlemesine yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen düzenlemeler ile birlikte dosyada bulunan bilgi ve belgelerin birlikte değerlendirilmesi sonucunda; dava konusu işlemde davacıya ait taşınmazda bulunduğu belirtilen tarihsel kalıntıların, kültür varlığı olarak tescil edildiğine ilişkin açık bir bilginin bulunmadığı, ancak kültür varlığı veya kalıntısı olma olasılığı olan alanlardan olduğu, en yakın antik kente 20 km uzaklık mesafesinde ve onunla etkileşim halindeki alanlardan olduğu ve korunmasında kamu yararı bulunduğu gerekçesiyle 3.derece Arkeolojik Sit özellikleri gösterdiğinden, ayrıca dosyada bulunan bilirkişi raporu ile davacı tarafından sunulan uzman raporunun birbiriyle çeliştiği görüldüğünden İdare Dava Dairesince gerekirse yeniden keşif ve bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme neticesinde verilen temyize konu kararda hukuki isabet bulunmadığından bozulması gerektiği görüşüyle aksi yönde verilen çoğunluk kararına katılmıyorum.