Bölge Adliye Mahkemesi bozma kararına uyularak verilen nitelikli hırsızlık mahkumiyetinin temyiz yolu ve usule ilişkin eksik inceleme nedenleri.
Özet: İlk derece mahkemesinin nitelikli hırsızlık suçundan verdiği mahkumiyet hükmüne karşı istinaf başvurusu üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince eksik inceleme ve usul hataları gerekçesiyle bozma kararı verilerek dosyanın ilk derece mahkemesine gönderildiği; bozma kararına uyularak ilk derece mahkemesince yeniden kurulan mahkumiyet hükmünün, esasen Bölge Adliye Mahkemesince verilmiş gibi kabul edilerek tarafların temyiz haklarının korunması amacıyla doğrudan temyiz edilebilir nitelikte olduğu ve temyiz isteminin incelenmesi gerektiği tespit edilmiştir.
6. Ceza Dairesi         2024/4361 E.  ,  2026/4364 K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI : 2024/2403 E., 2024/2193 K.
SUÇ : Nitelikli yağma
HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddine
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama, düzelterek onama
1. Sanık ... hakkında kurulan hükmün yapılan ön inceleme neticesinde temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle,
2.Sanık ... hakkında her ne kadar ilk derece mahkemesince verilen 14.04.2022 tarihli kararın, katılan vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 04.11.2022 tarihli kararında özetle "sanıklar ... ile ...'ın ve ayrıca sanık ...'un eski eşi tanık ...'nın usulünce dinlenerek, telefonun hırsızlandığı gün katılanın ikametine birlikte gidip gitmedikleri yönündeki beyanlar arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, sanık ...'ın suça konu telefonu kendisinin hırsızlamadığı, diğer sanık ...'un olaydan iki gün sonra 14/09/2012 tarihinde satması için kendisine getirdiği ve birlikte giderek tanık ...'a telefonu sattıklarını ve parasını da sanık ...'un aldığını beyan etmesi, imei numarası tespit edilen suça konu telefonun olay tarihi olan 12/09/2012 tarihinden itibaren kimin adına kayıtla hangi hatlarda kullanıldığının, sanık ...'un kullandığı hatlarda kullanılıp kullanılmadığının tespiti gerekmesine karşın anılan kayıtların 14/09/2012 tarihinden itibaren istenerek eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması, katılan ... 'a yönelik cinsel saldırı suçuna ilişkin Bakırköy 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.05.2014 tarih, 2013/99 Esas, 2014/158 Karar sayılı dosyasının da hırsızlık eylemi ile aynı gün işlendiğinin iddia edilmesi karşısında dosya arasına alınarak , bu dosyadaki beyan ve diğer delillerinde değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi" gerekçeleriyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-e maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilerek dosyanın ilk derece mahkemesine gönderildiği, anılan karara direnme yetkisi bulunmayan ve kanunen uyma zorunluluğu bulunan ilk derece mahkemesince verilen nitelikli hırsızlık suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün aslında Bölge Adliye Mahkemesince verilmiş bir karar olarak kabulünde zorunluluk bulunduğu, esas olarak Bölge Adliye Mahkemesince belirtilen gerekçelerle bozma kararı verilemeyeceği, bu tür kararların istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilmesi gereken kararlardan olduğu, bu şekilde verilen kararların ilk derece mahkemesi kararı niteliğinde bulunduğunun kabulü halinde esasen tarafların var olan temyiz haklarının ellerinden alınmış olacağının anlaşılması karşısında, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, nitelikli hırsızlık suçundan ilk defa kurulan ve bölge adliye mahkemesince kurulacak olsaydı temyiz yolu açık olacak olan mahkûmiyet hükmünün de temyizi kabil olduğu belirlenerek temyiz kapsamının sanık ... hakkında nitelikli hırsızlık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik olduğu belirlenerek yapılan incelemede: sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I.HUKUKİ SÜREÇ
A. İlk Derece
Bakırköy 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.04.2022 tarihli ve 2015/404 Esas, 2022/199 Karar sayılı kararıyla; sanık ... hakkında; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223/2-e maddesi uyarınca beraatine, sanık ... hakkında; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun'un) 142/1-b, 168/2, 62. maddeleri uyarınca10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
B. İstinaf
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi'nin 04.11.2022 tarihli, 2022/2019 Esas, 2022/3214 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurusu üzerine, 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca; "sanıklar... ile ...'ın ve ayrıca sanık ...'un eski eşi tanık ...'nın usulünce dinlenerek, telefonun hırsızlandığı gün katılanın ikametine birlikte gidip gitmedikleri yönündeki beyanlar arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, sanık ...'ın suça konu telefonu kendisinin hırsızlamadığı, diğer sanık ...'un olaydan iki gün sonra 14/09/2012 tarihinde satması için kendisine getirdiği ve birlikte giderek tanık ...'a telefonu sattıklarını ve parasını da sanık ...'un aldığını beyan etmesi, imei numarası tespit edilen suça konu telefonun olay tarihi olan 12/09/2012 tarihinden itibaren kimin adına kayıtla hangi hatlarda kullanıldığının, sanık ...'un kullandığı hatlarda kullanılıp kullanılmadığının tespiti gerekmesine karşın anılan kayıtların 14/09/2012 tarihinden itibaren istenerek eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması, katılan ... Kayhan'a yönelik cinsel saldırı suçuna ilişkin Bakırköy 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.05.2014 tarih, 2013/99 Esas, 2014/158 Karar sayılı dosyasının da hırsızlık eylemi ile aynı gün işlendiğinin iddia edilmesi karşısında dosya arasına alınarak , bu dosyadaki beyan ve diğer delillerinde değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi" gerekçeleri ile bozulmasına karar verilmiştir.
C.Bozma Üzerine İlk Derece
Bakırköy 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 12.03.2024 tarihli ve 2022/798 Esas, 2024/222 Karar sayılı kararıyla; sanık ... hakkında; 5271 sayılı Kanun'un 223/2-e maddesi uyarınca beraatine, sanık ... hakkında; 5237 sayılı Kanun'un 142/1-b, 62 maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
D. İstinaf
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin 06.06.2024 tarihli ve 2024/2403 Esas, 2024/2193 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf başvurusu üzerine, 5271 sayılı Kanun'un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
II.TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
1. Sanık ... Müdafii Temyiz Talebi;
Vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğine ilişkindir.
2.Sanık ... ve Müdafii Temyiz Talebi:
Şüpheden sanığın yararlanarak beraat kararı verilmesi gerektiği, lehe hükümlerin uygulanması gerektiği, somut delil bulunmadığı, çelişkili hükümlere dayanılarak karar verildiğine ilişkindir.
3.Katılan Vekili Temyiz Talebi
Suç vasfının hatalı değerlendirildiği, dosyadaki tüm deliller göz önüne alındığında sanıklar hakkında yağma suçundan mahkumiyet hükmü kurulması gerektiğine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1. 21.09.2023 tarihinde 32316 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 14. maddesinde düzenlendiği şekliyle 04.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Kanun'un gereğince görevlendirilen vekile bu tarife uyarınca vekalet ücreti ödenip ödenmeyeceğine yönelik istemle ilgili olarak Avukatlık Kanunu’nun ‘‘Avukatlık ücret tarifesinin hazırlanması’’ başlıklı 168. maddesi, 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un ‘‘müdafii ve vekil ücreti’’ başlıklı 13. maddesi ve ilgili mevzuat birlikte değerlendirildiğinde şu sonuca varılmaktadır.
Avukatlık Kanunu’nun 168. maddesinin verdiği yetkiye göre Avukatlık Ücret Tarifesi serbest avukatlık sırasında yargı yerlerindeki işlemlerle diğer işlemlerden alınacak asgari ücreti belirleyen tavsiye niteliğindeki idari bir işlemdir. Ceza ve güvenlik tedbirleri ile ceza usül kuralları anayasa ile teminat altına alınmış hak ve özgürlüklere müdahale teşkil ettiğinden ancak kanunlarla düzenlenebilirler. İdare bu hak ve özgürlüklere müdahale teşkil edecek hususlarda kanuna dayanmayan hiçbir düzenlemede bulunamaz. Baro tarafından görevlendirilmek suretiyle müdafilik ve vekillik ceza usül mevzuatımızda yer alan bir müessese olup Avukatlık Kanunu’nun 168. maddesinin düzenleme ya da müdahale yetkisi verdiği serbest avukatlığa ilişkin bir müessese değildir. 5271 sayılı Kanun’un 150/1, 3, 4 ve 333. maddeleri ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 13... . maddelerinin verdiği yetkiye göre Adalet Bakanlığının düzenleme yapabilmesine yönetmelik çıkarabilmesine müsaade edilmiştir.
Ceza Muhakemesi Kanun'u gereğince, soruşturma ve kovuşturma makamlarının istemi üzerine Baro tarafından görevlendirilen müdafi ve vekile, görevin ifasından doğan masraflar hariç avukatlık ücret tarifesinden ayrık olarak Türkiye Barolar Birliğinin görüşü alınarak Maliye ve Adalet bakanlığı tarafından birlikte tespit edilip Adalet bakanlığı bütçesinden ödenecektir.
Sonuç olarak baroca görevlendirilen müdafii ve vekillerin ücretlerini belirleme hak ve yetkisi Avukatlık Kanunu’nun 168. maddesinin idareye verdiği yetkiye dayanılarak düzenlenecek bir husus olmayıp 2023-2024 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesindeki baroca atanan müdafii ve vekillerin ücretlerine müdahale teşkil eden düzenlemenin yasal dayanağı bulunmamaktadır. Ayrıca yargılama giderleri kapsamında bulunan son tarifeye göre belirlenen bu vekalet ücreti sanığın beraati halinde hazineye, sanığın mahkûmiyeti veya hükmün açıklamasının geri bırakılması kararı verilmesi halinde ise katılan lehine sanığa yasal dayanağı olmayan bir vekalet ücretinin yükletilmesine neden olacaktır. Bu hususun kanuni zemini bulunmadığından idarenin işlemi ile de yani Adalet Bakanlığı genelgesi ile de düzeltilmesi mümkün değildir.
Açıklanan nedenlerle 5271 sayılı Kanun gereğince, soruşturma ve kovuşturma aşamasında görevlendirilen müdafilere 21.09.2023 tarihinde 32316 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nin 14. maddesinde düzenlendiği şekliyle vekalet ücreti takdir edilmesi mümkün bulunmadığından Mahkemece kurulan hükümde bir isabetsizlik görülmeyip sanık ... müdafiinin bu husustaki temyiz istemi yerinde kabul edilmemiştir.
2.Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre sanıkların üzerine atılı suçları işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından şüphe sanık ... lehine değerlendirilerek atılı suçtan beraat kararı verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği anlaşılarak, katılan vekilinin temyiz sebeplerinin incelenmesinde, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Sanık ...'in yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 142/1-b, maddesi uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan dava zamanaşımı, 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca ise 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
Zamanaşımı süresinin 12.09.2012 olan suç tarihinden inceleme tarihine kadar, 12 yıllık olağanüstü dava zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
III. KARAR
1. Sanık ... Hakkında Kurulan Hükme Yönelik İncelemede,
Gerekçe bölümünün (1) ve (2) numaralı paragraflarında açıklanan nedenlerle, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin kararında, sanık müdafileri, katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve re’sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun’un 288 inci ve 289 uncu maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
2. Sanık ... Hakkında Kurulan Hükme Yönelik İncelemede;
Gerekçe bölümünün (3) numaralı paragrafında açıklanan nedenle; katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden, hükmün, 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, aynı Kanun’un 303/1-a. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık ... hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223/8. maddesi uyarınca gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak DÜŞMESİNE,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Bakırköy 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,14.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.