Yargıtay 5. Ceza Dairesi, görevi kötüye kullanma suçundan verilen mahkumiyet kararını, kamu zararı tespit edilememesi ve aleyhe bozma yasağına aykırılık nedeniyle bozdu.
Özet: Bir avukatın icra dosyalarını usulsüz tevzi ederek görevi kötüye kullandığı ve kamu zararına yol açtığı gerekçesiyle verilen mahkumiyet kararı, yapılan araştırmalarda kamu zararı tespit edilememesi, zararın sanığın eylemine atfedilememesi ve önceki bozma kararının sadece sanık lehine temyiz edilmesi nedeniyle son hükümde aleyhe bozma yasağına aykırı olarak hak yoksunlukları uygulanması gerekçeleriyle bozulmuştur.
5. Ceza Dairesi         2025/7843 E.  ,  2026/6182 K.
"İçtihat Metni"

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2024/168 Esas, 2024/486 Karar
SUÇ : Görevi kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 59. maddesinin 7249 sayılı Kanun'un 10. maddesiyle eklenen son fıkrası ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 307/3. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ
A. Bozma
Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 13.10.2020 tarihli mahkumiyet Kararının istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesi tarafından verilen istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararın sanık tarafından temyizi sonrası Dairemizin 10.01.2024 tarihli ilamı ile bozulmasına ve dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
B. Bozmadan Sonraki Yargılama Süreci
Bozma üzerine Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.11.2024 tarihli ve 2024/168 Esas, 2024/486 sayılı Kararı ile sanığın görevi kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 257/1, 43/1 ve 62. maddeleri gereğince 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, aynı Kanun'un 53/1-2-3-5. maddeleri gereğince hak yoksunlukları uygulanmasına hükmolunmuştur.
II. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Sanık ve Müdafiinin Temyiz İstemleri
Atılı suçun zamanaşımına uğradığına, icra takibinde eksik harç bulunup bulunmadığını tespit etmenin icra personelinin sorumluluğu olduğuna, zarar bulunmadığına, kararın bozulması gerektiğine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Ankara Barosuna kayıtlı avukat olan sanığın, icra dairelerinde avukatlara getirilen sayı sınırlaması nedeniyle Ankara Adliyesindeki bazı icra müdürlüğü görevlileri ile iş birliği yaparak, kotası başka icra müdürlüğünde bulunması veya hiç kotası olmamasına rağmen bu görevlilere, dosyalarda vekil olarak kotası bulunan diğer avukatların ismi girildikten sonra bu avukatların ismi silinerek kendi ismini kaydettirmek suretiyle 2015 yılında Ankara 16. İcra Müdürlüğü uhdesinde 243 adet ve Ankara 5. İcra Müdürlüğü uhdesinde 545 adet olmak üzere toplam 788 dosya ile ilgili usulüne uygun olmayan şekilde tevzi yaptırdığı iddiası ile açılan kamu davasında, sanığın Ankara 5. İcra Müdürlüğünde iddiaya konu başlattığı 545 adet icra takibi dosyasında alınması gereken peşin harcın alınmayarak 35.249,70 TL kamu zararı oluşturduğu gerekçesi ile mahkumiyet hükmü kurulmuş ise de Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının 16.04.2024 tarihli ve Ankara Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Başkanlığının 10.06.2024 tarihli cevabi yazılarında yapılan araştırmalar neticesinde kamu zararına ilişkin tespit yapılamadığının belirtilmiş olması ayrıca Ankara 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/2136 Esas sayılı dava dosyasında ilgili icra dairesinin personelleri hakkında peşin harç alınmadan işlemlerin yapılmaması gerekirken işlemlere devam edilerek 35.294,70 TL'lik alınmayan harçlar nedeniyle kamunun zararına sebebiyet verme şeklindeki eylemleri açısından yargılama yapılması karşısında, meydana gelen zararın sanığa isnat edilen eylem sonucu oluşmadığı gözetilerek sanık hakkında atılı suçtan beraat kararı verilmesi yerine yanılgılı değerlendirmeyle mahkumiyet hükmü kurulması,
Kabule göre de;
Dairemizin 10.01.2024 tarihli ve 2023/6547 Esas, 2024/227 Karar sayılı bozma ilamına konu hükmün sadece sanık tarafından temyiz edildiği nazara alındığında, Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 20.09.2011 tarihli ve 2011/5-104 Esas, 2011/183 sayılı Kararında belirtildiği üzere 5237 sayılı Kanun'un 53/5. maddesinin uygulanmamasının ya da sınırlı uygulama yapılmasının kazanılmış hak niteliğinde olup aleyhe bozma yasağına konu olacağı gözetilmeden, ilk hükümde uygulanmadığı halde sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 53/5. maddesinin tatbikine karar verilmesi ayrıca yüklenen suçu aynı Kanun'un 53/1-e maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işlediği kabul edilen sanığın 53/1. maddedeki tüm hak ve yetkileri kullanmaktan yasaklanmasına karar verilerek hatalı uygulama yapılması,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR
Değerlendirme ve gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık ve müdafiinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, hükmün 5271 sayılı Kanun'un 302/2 ve 307/5. maddeleri uyarınca Tebliğname'ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/4. maddesi gereği Ankara 8. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.04.2026 tarihinde karar verildi.